# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Suat Kılıç (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya

> Suat Kılıç (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.004 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 441 sıra sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Çok değerli milletvekilleri, sözlerimin başında, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz'un AK Parti sıralarına yönelik bir sataşmasına ilişkin kanaatimi sizlerle paylaşarak ilk planda bu cümleye yer vermek istiyorum. Sayın Topuz, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili olarak, AK Parti sıralarına yönelmek suretiyle "sizler, burada tesadüfen bulunan 387 milletvekilisiniz" demek gibi hatalı bir beyanda bulunmuştur. Sayın Topuz'un her şeyden evvel bilmesini istediğim hakikat şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelli ettiği bir mercidir ve bu Parlamento çatısı altında bulunan 550 milletvekili, demokratik parlamenter rejimin Türkiye'de harfiyen işleyen kuralları ve prensipleri çerçevesinde seçilmiş milletvekilleridir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yine, bir şeyin daha bilinmesini isterim. Hayat, bir programdır; bu program içerisinde tesadüflerin çok fazla yeri yoktur. 550 milletvekili gibi, Sayın Topuz'un da bu çatı altındaki varlığı bir tesadüfün değil, millet iradesinin neticesidir ve yine bilinmesi gereken bir şey, Sayın Topuz, konuşması sırasında çok yoğun bir vurguyla demokrasi dersi vermeye kalkmıştır; ama, ulusal egemenliği tesadüflere bağlamak gibi hatalı beyanıyla bu demokrasi dersini almak durumunda kalmıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversiteler, özgür ve demokratik ortamlarda bilginin üretildiği, yayıldığı, gerçeğe ulaşmayı amaçlayan yöntemlerin araştırıldığı, ulusun ve ülkenin güçlü geleceğinin inşa edilmesine yönelik akademik çalışmaların yapıldığı kurumlardır. Üniversitelerimiz, anılan bu misyon tanımlamasıyla, ulusun ve ülkenin geleceği için vazgeçilmez, gözardı edilemez önemdeki kurumlardır.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Gerekçeyi okuma Suat, başka şey söyle.

SUAT KILIÇ (Devamla) - Toplumun ve ülkenin ihtiyaçlarını karşılama konusunda üniversitelerimizin üzerine düşen görevi etkin ve verimli bir şekilde yerine getirebilmesinin bazı temel kuralları ve olmazsa olmazları vardır. Olmazsa olmazların ilki, çağın gereklerine uygun, yenileşme ve gelişme sürecinin, arayışının aksatılmaksızın sürdürülmesi, devam ettirilmesidir; ancak, Türkiye'deki yükseköğretim uygulamasında, 1981 yılında kurulan YÖK sisteminin aşırı merkeziyetçi yapısı nedeniyle, üniversitelerimizin, yenileşme ve gelişme süreçlerine uzak kaldığı, Türkiye'nin demokratikleşmesine paralel adımları atamadığı gözlemlenmektedir. Avrupa Birliğinin son ilerleme raporunda da kayıt altına alındığı gibi, merkeziyetçi ve yetkilerin dar bir zümrede toplanmasına dayalı bir anlayışla kurulmuş olan YÖK, çağdaş üniversitenin gereği olan yönetim anlayışını yakalayamamış ve zaman içinde, yükseköğretim kurumlarını yönetmekte, gereken planlamaları yapmakta, üniversitelerarası koordinasyonu sağlamakta yetersiz kalmıştır.

Aşırı merkeziyetçi ve giderek hantallaşan YÖK sisteminin ülkemiz açısından telafisi imkânsız kayıplara yol açtığı en önemli başlıklardan biri de, üniversitelerimizin, bugünkü yönetim anlayışının yarattığı kalıplar nedeniyle, geniş toplum kesimleri ve yatırım, üretim, sanayi sektörleriyle bütünleşememiş olmasıdır.

Üzülerek belirtmeliyim ki, pek çok üniversitemizin kurulu oldukları illere tek katkıları, öğrencilerinin o il içinde yaptıkları harcamalardan ibarettir. Oysa üniversitelerimizin, merkeziyetçi yapı ve akademisyenleri yerleşkelere mahkûm eden kalıpçı anlayışlardan sıyrılarak, kurulu bulundukları illere sanayi ve üretim araçlarıyla toplumsal imkânlarını buluşturmaya yönelik öncülük etmeleri beklenirdi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eskiyen ve aksayan yapısıyla YÖK sisteminin ve imkânsızlıklarıyla üniversitelerimizin yapamadıklarının ülkemize ve ulusumuza telafisi mümkün olmayan faturasını çok daha çarpıcı örneklerle gündemde tutmak mümkündür; ancak, bugün ve bundan sonra odağında YÖK'ün bulunacağı çalışmaların amacı, ayakta kalma, kalkınma ve çağı yakalama çabamızın vazgeçilmez aracı olan üniversitelerimizi hırpalamak değil olumsuzlukları ortadan kaldırmaktır. Bu çalışmaların amacı, bilimselliğin önüne çekilen merkeziyetçi perdelemeyi aralamak ve üniversitelerin özerkliğiyle bilimsel özgürlüğün önünü açmaktır...

Sistemin aksayan yönlerine ilişkin tespitler, bu tasarıya en çok karşı koyanların bir bölümünün de katıldığı ortak tespitlerdir. Bugün, bütün siyasî partilerin yanında, sivil toplum örgütleri ve toplumsal katmanlar, Türk yükseköğretim sisteminin bir an önce yeniden düzenlenmesi gerektiği konusunda hemfikirdir.

Buradan hareketle, yükseköğretim sistemimize yeni bir soluk ve heyecan kazandırmak, bilimsel yayınların niteliğini yükseltmek ve bilimsel yayın sayısını artırmak, üniversitelerimizde akademik çalışma barışına zemin hazırlamak üzere, bazı değişiklikleri yapmak kaçınılmaz olmuştur.

Değerli milletvekilleri, görüşmelerine başladığımız tasarıya yönelik sert eleştirilerin sahipleri, ne yazık ki, bu tasarıyı bir anlam ve amaç bütünlüğü içinde değerlendirmeye alma zahmetine katlanmamıştır. Tasarıyı her ele alan, kendi bakış açısıyla, bir başka tarafını tutup değerlendirdi. Biz, tasarının temel amaçlarını tutanaklara geçirmek istiyoruz. Zira, kanun, lafzıyla ve ruhuyla bir bütündür. Yorum için gerekli olması halinde, kanun koyucunun, yani, Yüce Meclisin iradesine başvurulur.

Bu tasarıyla hedeflenen temel amaçlar şunlardır: Üniversitelerimizde eğitim ve öğretim kalitesinin artırılması, akademik denetime ve bilimsel özgürlüğe imkân sağlanması...

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Ar-ge ödeneklerini Maliye Bakanlığına devrederek mi bilimsel araştırmalara destek veriyorsunuz!

SUAT KILIÇ (Devamla) - ...üniversite yönetimlerinde demokratikleşmeye yönelik kaçınılmaz adımların hızla atılması, üniversite öğrenci temsilcilerinin üniversite yönetim süreçlerine katılması, yöneticilerin yasalardan kaynaklanan sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerine ve performans değerlendirmelerine imkân sağlanması, akademik yükselmelerde ve yükseköğretime girişte karşılaşılan güçlüklerin azaltılması, ortaöğretimden yükseköğretime geçişte bütünlüğün sağlanması; üniversite bilim, eğitim, üretim ve istihdam imkânlarının geliştirilmesi ve Avrupa Birliği yükseköğretim alanının gereklerinin yerine getirilmesi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının özü ve amacı bu olmakla birlikte, başta da ifade ettiğim gibi, her kesim, bu tasarıyı, kendince, farklı bir boyutuyla eleştiri oklarının hedefi haline getiriyor.

Kayıtsız ve koşulsuz bilmek ve bilgimizin gereğini yerine getirmek zorunda olduğumuz gerçek şudur: Değerli milletvekilleri, hayatın merkezi insandır. Devlet, hukuk ve din de dahil olmak üzere tüm araçların var oluş amacı, hayatın merkezi olan insanın huzuruna ve mutluluğuna katkı sağlamaktır. Hiç şüphe yok ki, amacı, insandan hareketle, toplumların huzurunu, mutluluğunu, asayiş ve istikrarını sağlamak olan bu çatı organizasyonların kavram, kurum ve kurallarıyla güçlü ve etkin kılınması, yine, sivil demokratik toplumsal süreçlerin işidir.

Gündemimizi oluşturan bu kanun tasarısı gerekçe kılınarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin laik niteliğinin tartışılıyor olması da, doğrusu, bu yüce çatı altında hüzün verici bir durumdur. Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının vazgeçilmez önceliklerini Genel Kurulda bir kez daha hatırlamakta fayda görüyorum.

Değerli milletvekilleri, 1982 Anayasasının 1 inci maddesinde "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" denilmektedir. 1982 Anayasasının 2 nci maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir" denilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel nitelikleri ve cumhuriyetin temel kazanımlarının korunmasına ilişkin anayasal prensipler, Anayasamızın 1 inci ve 2 nci maddelerinde bu kadar katı ve net hatlarla kayıt altına alınmış olduğu halde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, demokratik niteliğine, laik niteliğine, parlamenter rejimine ve Türkiye'nin rotasını Atatürk milliyetçiliğine bağlı bir çizgi üzerine oturtmuş olmasına; Türk insanının, sadece laikliği özümsemiş değil, laik sistemi Türkiye'de hayata geçirmiş bir toplum yapısı olduğuna...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
