# 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur Görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Suat Özcan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2020
- **Gündem:** 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur Görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=93393
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suat-ozcan-27-2020-12-13-2021-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2019-yili-merkezi-y

> Suat Özcan (CHP), 13 Aralık 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 497 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA SUAT ÖZCAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kalite Kurulu bütçesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

1 trilyon 346 milyar 100 milyon lira olan merkezî yönetim bütçesinden 211,4 milyar lira Millî Eğitim bütçesine, 45,4 milyar lira da Yükseköğretim bütçesine ayrılmıştır. Her yıl azalan bir şekilde enflasyona ezdirilen öğretim üyelerinin, öğretmenlerin ve personel maaşları ile temel hizmetler karşılanabilir bu bütçeyle. Yükseköğretim Kalite Kurulunun görevi olarak yükseköğretim kurumlarının dış denetimlerini yapmak, akreditasyon kuruluşlarının yetkilendirilmesi ve tanınması süreçlerini yürütmek ve yükseköğretim kurumlarında kalite güvencesi kültürünün içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlamak olan işlevinin ne kadarını yerine getirdiği tartışılır. Devlet üniversiteleri arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin giderilmesi, kalitelerinin artırılması için kurula daha çok önem verilmeli, işlevi artırılmalıdır.

“Üniversitelerin eğitime katkısı nedir? Eğitimin üniversitelerden beklentisi nedir?” sorularına karşılık beklerken, geçtiğimiz yıllarda Sayın Cumhurbaşkanı rektörleri doğrudan ve liyakatsiz atayarak yükseköğretim kurumlarının bilimsel ve akademik özgürlüğünü sarsmış, üniversite kadrolarına sadakat, siyaset ve “bizim adamımız” anlayışını yerleştirmiştir. En köklü üniversiteler nefret söylemlerinin hedefi olmuş, binaları ve yerleşkeleri işgal edilmiş, üniversite yönetimleri üzerinde baskı kurulmuştur. On sekiz yılda 7 Millî Eğitim Bakanı toplam 16 kez sistemde köklü değişiklikler yapmış, buna rağmen bu değişiklikler temel eğitim yasasının amaçlarına ve ilkelerine hizmet etmekten uzak kalmıştır. Eğitimde seksen yılda büyük mücadelelerle elde edilen cumhuriyetin birikimlerini değersizleştirdiniz; kendi dilinde okuduğunu anlayamayan, yazı yazamayan bir nesil yetiştirdiniz; 4+4+4 yapılanmasıyla da ülkeyi yönetenler olarak dinin ve kinin sahibi bireyler yetiştirmeyi hedeflediniz.

Bu bütçe bölgeler arası eşitliği, bireysel eğitimi, bireyin ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayan anlayıştan uzaktır. TIMSS sonuçlarıyla, her ne kadar bir iyileşme görülse de başarısızlığı teyit edecek olan PISA sonuçlarındaki katılımcı ülkeler arasında son sırada yer aldık. Millî Eğitim Bakanlığı “ABİDE” adını verdiği araştırmada ise, 4’üncü ve 8’inci sınıflarda uygulanan ölçümlerde 10 öğrenciden 4’ünün okuduğunu anlamadığı, fen bilimlerde yüzde 86’sının orta ve alt düzeyde olduğu görülmektedir. TEDMEM’in 2020 raporunda, ilköğretim çağındaki yaklaşık 156 bin, ortaöğretim çağında ise yaklaşık 316 bin çocuğun ve özellikle kız çocuklarının okul dışında kaldığı görülmektedir. Bu sonuçlara rağmen, üniversitelerle iş birliği yerine, gençlerimizin gelişimi ve yetiştirilmesi Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “TÜGVA, TÜRGEV” gibi cemaat ve vakıflara teslim edilmiş, okullar imam-hatipleştirilmiştir.

Covid-19 salgını nedeniyle yüz yüze eğitim yerine, teknolojik altyapı eksiklikleriyle mağduriyetleri de yaşatan uzaktan eğitim yapılmıştır. Sayın Bakana sorum şudur: Salgın süresi bittiğinde yüz yüze eğitim yapılamaması nedeniyle akademik, psikolojik, sosyal, kültürel ve sportif eksiklikleri, öğrencilerin mağduriyetlerini giderecek program ve takviminiz var mıdır?

Sayın Cumhurbaşkanı 2002 yılında Gaziantep, Samsun, İstanbul ve İzmir’de yaptığı konuşmalarda “Birçok gencimiz, özellikle öğretmen adaylarımız işsiz kaldı. Ülkede eğitim çökmüş, köy okulları kapanmış, merkezdeki okullar bile ‘öğretmen’ diye can çekişiyor. Sen, sınavla öğretmen almaya çalışıyorsun. Bıraksana genç öğretmenlerimiz gitsin, çalışsın. O kadar sene beklet, sonra al. O adamda artık heves mi kalır? Öğretmenlik mesleği yapılabilir mi? Ama inşallah biz iktidar olunca öğretmenler okulun bittiği gün hazırlıklarını yapacak, ertesi gün görev aşkıyla okula gidecek. Hiç merak etmeyin.” (CHP sıralarından alkışlar) Peki, öğretmenler okulu bitirdiği günün ertesi günü sınavsız olarak görevine başladı mı? Yanıtını verebilirsiniz sizler de: Tabii ki hayır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Suat Özcan (CHP, Muğla). “2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-ozcan-27-2020-12-13-2021-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2019-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=93393

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
