# Aile hekimliği pilot uygulaması hak.kan.tas.(ss : 680 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şükrü Ayalan (AK Parti, Tokat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2004
- **Gündem:** AİLE HEKİMLİĞİ PİLOT UYGULAMASI HAK.KAN.TAS.(SS : 680 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sukru-ayalan-22-2004-11-10-aile-hekimligi-pilot-uygulamasi-hak-kan-tas-ss-680

> Şükrü Ayalan (AK Parti), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE HEKİMLİĞİ PİLOT UYGULAMASI HAK.KAN.TAS.(SS : 680 )); konuşma 1.872 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞÜKRÜ AYALAN (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubumuzun görüşlerini bildirmek amacıyla huzurunuzda bulunmaktayım; öncelikle, tüm Genel Kurul mensuplarını saygıyla selamlıyorum.

Pilot uygulamasını başlatmak istediğimiz aile hekimliğini sizlere tanıtmadan önce, ülkemizin sağlık hizmetlerinin tarihçesini sizlere çok kısa özetlemek istiyorum.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren, sağlık hizmetlerinin sunumu ve sağlık verilerinin iyileştirilmesi için hükümetlerce birçok çalışma yapılmıştır. 1923 ve 1937 yılları arasında Refik Saydam, sonrasında Behçet Uz, tıp tarihimizin önemli isimlerinden sayılabilmektedir. Nusret Fişek dönemi, tıp tarihimizde, sosyalizasyon açısından önemle vurgulamamız gereken bir dönemi kapsamaktadır. 1980'li yıllara kadar geçen dönem, hizmetin iyileştirilmesi, sağlık altyapısı ve örgütlenmenin düzenlenmesiyle ilgili uygulamalara tanık olmuştur. 1983 sonrası yıllar, sağlık politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı yıllardır. Bu yıllarda, mevcut durumun sorun olduğu anlayışına dayanan reform çalışmaları hız kazanmıştır.

Sağlıkta reform arayışlarının hedefi sadece hasta memnuniyetini artırmaya yönelik olmamalıdır. Günümüzün modern yönetim anlayışı içinde, daha kaliteli hizmeti daha uygun maliyetle sunmak ya da satın almak, temel ilkelerden biri olmalıdır. Ülkelerin sağlık alanında reform kapsamında yaptıkları çalışmalar incelendiğinde, bütün ülkelerde görülen ortak özelliğin, uzun yıllara yayılmış, sabrı, ısrarı ve mücadeleyi gerektiren bir program olduğu görülmektedir. Günün şartları içinde ortaya çıkan ihtiyaçların giderilmesi ve sorunların sınırlı kaynaklarla çözülmesi gerekmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde sağlık reformlarının başarısını etkileyen en temel faktörler, hükümetlerin istikrarı, görev başındaki insanların reform ihtiyacına inanmaları, çalışmaların ve elde edilecek sonuçların sosyal pazarlaması ve buna ilişkin sosyal destektir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'de sağlık alanında yapılan çalışmalar, 1920 yılında gerçekleştirilmiş olan Sağlık Bakanlığının kuruluşuyla başlamakta, 1938 yılına kadar, savaş sonrası problemleri çözmek, sağlık personelinin nicelik ve nitelik bakımından desteklenmesi ve köylere kadar ulaşmaya çalışılan bir örgütlenme yapısına çalışılmış, 1938 ile 1960 yılları arasında ise, daha çok merkezî yapıyı kuvvetlendirici ve sosyal içerikli politikalar geliştirilmeye çalışılmıştır.

1961 - 1980 döneminde değişik sağlık politikaları tartışılmaya başlanmış olmakla birlikte, sağlık hizmetlerinin sosyalizasyon görüşü benimsenmiştir. Bu dönemde dikey örgütlenmeler kısmen azaltılıp, farklı nitelikte sağlık hizmeti veren yapılar sağlıkocağı bünyesinde entegre hale getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bugünkü haliyle, ülkemiz nüfusunun sağlık durumunun, hem mutlak olarak hem de aynı gelir düzeyine sahip ülkelerle karşılaştırıldığında iyi düzeyde olmadığı bir gerçekliktir. Sağlık sektörümüzdeki sorunlar çok büyüktür. Ülkemiz, ekonomik güç olarak dünya ölçeğinde 17 nci sırada yer almakla birlikte, sağlık ve eğitimin içinde olduğu sosyal göstergelere göre hazırlanan insanî gelişim endeksinde 86 ncı sırada yer almaktadır. Tabiî, bunun pek çok nedeni vardır. Özellikle Sağlık Bakanlığının koordinasyon ve yönetimde daha çok kendi kurumlarına hizmet vermeye yoğunlaştığından yetersiz kalması, Bakanlık, SSK, üniversite hastaneleri ve özel hastaneler arasında etkili bir koordinasyon olmadığından, hizmet ve yatırım planlamaları toplumsal ihtiyaçlarımıza paralel olarak yapılamamaktadır. Sağlık yatırım ve planlamalarında demografik ve epidemiyolojik özellikler gözardı edilmektedir. Hizmetlerin yapılandırılması yönündeki birinci basamak yeterince güçlü olmadığından, temel sağlık hizmetlerinin verilmesinde arzu edilen düzeye ulaşılamamıştır. Hekimlerin bu alanda hizmet vermek üzere yetiştirilmemiş ve yönlendirilmemiş olması, ayrıca sağlıkocağı işletmesinin kurumsallaşmamış olması, etkili bir hizmet sunumuna engel oluşturmaktadır.

Kentsel alanlarda, özellikle de büyük şehirlerde sağlıkocağı altyapısı yetersizdir. Daha önce verem savaş dispanseri, aile planlaması ve ana ve çocuk sağlığı merkezi gibi özel amaçla kurulmuş birçok birinci basamak kuruluşları ya görevlerini tamamlamış ya da gereken önemi korumada yetersiz kaldıkları için atıl duruma düşmüşlerdir.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev alan pratisyen hekimlerimiz, içinde bulundukları çalışma koşulları, sosyoekonomik ve uzmanlık beklentileri nedeniyle, kendi hizmetlerine yeterince odaklanamamışlardır.

Diğer yandan, vatandaşlarımızda da, sağlık hizmetlerini bu seviyede alma konusunda büyük bir isteksizlik görülmektedir. Sonuçta, insanlarımız çok büyük bir oranda doğrudan hastaneye gitme eğilimindedirler.

Birinci basamaktaki yetersizlikler ve sevk zincirinin yeterince çalıştırılamaması sonucunda hastanelerimizde çok büyük yığılmalar olmakta, hem hizmet maliyetleri çok yükselmekte hem de hizmet kalitesi çok ciddî oranda düşmektedir.

Yine, insan kaynaklarımızın sayısal yetersizliği dışında, özellikle personelin ülke geneline yayılmasındaki dengesizlikler, sağlık sektöründeki önemli problemlerimizden bir tanesini oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yine, özellikle sağlık kayıtlarımızın birçok yerde poliklinik defteri düzeyinde kalması, hastanelerde tutulan düzensiz dosyaların da arşivlerde kaybolması sonucunda, ayrıca, bulunan dosyaların da içeriğini anlamanın çok mümkün olmaması sonucunda, sağlık kayıtlarının bütüncül bir durum arz etmediği ortadadır.

Değerli milletvekilleri, özetle, bugünkü haline baktığımızda, ülkemizde sağlık sektörünün, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin son derece dağınık olduğunu, sağlıkocaklarımızın, ana ve çocuk sağlığı merkezlerimizin, verem savaş dispanserleri, kurum hekimlikleri, SSK dispanserleri, SSK'nın sağlık istasyonları ve benzeri şekillerde sağlık hizmetleri vermeye çalıştıklarını görmekteyiz.

Bu dağınıklık içinde mevcut duruma bakıldığında ise altyapının, personel motivasyon ve kayıt sistemlerinin, yine, yetersizliği gözümüze çarpmaktadır.

Sağlıkocaklarımız, âdeta bir sevk ya da reçete yazdırma kurumu haline dönüşmüş, ne yazık ki, tüm iyileştirme çalışmalarına rağmen, halkımız tarafından tercih edilmeyen kurumlar haline düşmüştür. Elimizdeki istatistikler, hastaların yüzde 50'den fazlasının doğrudan hastanelere gitmekte olduğunu bize göstermektedir.

Yine, önemli bir nokta da, ülkemizdeki bireyler, koruyucu sağlık alanında kendilerine rehberlik edecek ve tedavilerini üstlenecek hekimleri seçme özgürlüğüne sahip değillerdir. Halbuki, gelişmiş ülkelerin tamamında, hastalar, kendi iradeleriyle, özgürce hekimlerini seçebilmektedirler.

Özetle, ortaya çıkan bu tablonun, aile hekimliğiyle birlikte, kısmen nasıl düzelebileceğini ve aile hekimliğinin bu konuda bize nasıl yardımcı olabileceğini size tekrar anlatmak istiyorum.

Avrupa Birliğinin tamamına yakınında ve bunun dışında da pek çok gelişmiş ülkede var olan aile hekimliğinin temel amacı, birinci basamakta tedavi edilebilecek olan büyük bir hasta grubunun, ikinci basamak ve kurumlarına gitmeden tanı ve tedavilerinin daha hızlı ve süratli yapılması, zaman ve işgücü kaybının önlenmesi ve eğitim hastanelerinin birinci basamak tedavi yükünün azaltılarak asıl işlevlerine dönmesini temin etmektir.

Değerli arkadaşlar, son derece önemli ve gerekli olduğunu düşündüğümüz ve uygulandığı ülkelerdeki büyük başarılarla, aile hekimliğinin dünyadaki gelişmesine baktığımız zaman, özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İngiltere, Almanya, Batı Avrupa ülkeleri gibi bütün gelişmiş ülkelerde, Amerika Birleşik Devletlerinde, Kanada'da ve Japonya'da, hatta gelişmekte olan bazı ülkelerde birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu hekim tipiyle yürütüldüğünü görmekteyiz.

Yine, Dünya Sağlık Örgütüne göre, önümüzdeki yıllarda, aile hekimliğinin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde ve kaynakların optimum bir şekilde kullanılmasında çok önemli rol oynayacağı özellikle vurgulanmaktadır.

Ülkemiz de, aile hekimliğine çok yabancı değildir aslında. 1983 yılında aile hekimliği, Tababet Uzmanlık Tüzüğünde yer almıştır. 1994 yılında, ilk olarak, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı kurulmuştur. 1985 yılından itibaren de Ankara, İstanbul ve İzmir'de eğitim veren hastanelerimizde aile hekimliği uzmanları yetiştirilmeye başlanmıştır. Halen, ülkemizde, üniversite tıp fakültelerimizin 30 kadarında, aile hekimliği uzmanlık eğitimi verilmektedir. Şu anda, ülkemizde, 1 200 civarında aile hekimi uzmanı bulunmakta ve acilen ihtiyacımız olabilecek aile hekimliğine geçişte ise bu rakam ihtiyacı karşılamakta, belki pratisyen hekimler kısa süreli uyum ve eğitim sistemine alınarak, daha sonra part-time eğitimlerle, bu arkadaşların aile hekimliği uzmanlığına doğru geçmesi de temin edilmeye çalışılacaktır.

Sayın milletvekilleri, getirmiş olduğumuz Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısının kanunlaşmasıyla, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de aile hekimliği uygulaması başlayacaktır.

Aile hekimi, hastalık ve sağlık hakkındaki düşüncelerine, fiziksel, psikolojik ve sosyal faktörleri de dahil eden, kendisine getirilen tüm sağlık problemleri için bir ilk değerlendirme yapan, kronik, tekrarlayıcı ya da terminal dönem hastalığı olan hastanın devamlı tedavisini üstlenen, hastasıyla uzun süreli bağlantı kurarak hastalığı hakkında meslekî açıdan kullanabileceği verileri toplayan, diğer medikal ve medikal olmayan branşlarla ortak çalışan hekimdir.

Aile hekimi, anne karnındaki fetustan en yaşlı bireyine kadar bütün aile fertlerinin sağlığından, ailenin sağlıkla ilgili sorunlarından ve hastalıklarından sorumludur. Sağlıklı bir toplumu oluşturacak en küçük toplumsal birimi, yani, aile fertlerini koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmeti sunar. Bireyin sağlıkla ilgili tüm sorunlarını ele alırken, fiziksel, psikolojik ve sosyal faktörleri bir bütün halinde değerlendirerek çözüme ulaştırır. Kişinin yaşadığı ortamı, aile ilişkilerini ve mevcut sorunlarının geçmişini bilir. Hizmet sunduğu toplumu her yönüyle tanır, aile, çevre ve iş ilişkilerini değerlendirir.

Aile hekimliği sistemini kurmuş olan Batı ülkelerinin tamamında, bir aile hekiminin hastayla olan ilişkisinin ortalama süresi on oniki yıl arasında değişmektedir. Bu da, aile hekimi ile aile arasındaki ilişkilerin, hangi ölçüde sıcak, yakın ve sağlıklı kurulabildiğine bağlıdır, ayrıca göstergesidir.

Aile hekimliği, ilk basamak tedavi hizmetlerini sürekli, etkin ve kaliteli biçimde vererek, gerek toplumun sağlıkla ilgili problemlerinin ve gerekse sağlık sektörünün içinde bulunduğu ikinci ve üçüncü basamak tedavi hizmeti veren kuruluşlara aşırı yüklenme ve benzeri problemlerin çözümünde büyük faydalar sağlayacaktır.

Gelişmiş bütün ülkelerde birinci basamak sağlık hizmetlerini sunan aile hekimleri, toplam hasta yükünün, yaklaşık yüzde 85'ini çekmektedirler. Böylece, hastalar her konuda hastaneye gitmediğinden, hastane kuyrukları ve aşırı yığılma engellenmekte ve hastaneler gerçek işlevlerini yerine getirebilmektedirler.

Ayrıca, yine aile hekimi, hastayı, daha ileri bir merkeze ya da başka bir dal uzmanına sevk etmesi gerektiğinde, onun, en doğru bilgilerle en doğru merkeze gitmesini sağlayarak, yüksek maliyetli ikinci basamak sağlık hizmetlerinin daha etkin biçimde kullanılmasını sağlamaktadır.

Aile hekimi kayıtları, sağlıkla ilgili araştırmalarda çok değerli bir veri kaynağıdır. Kişinin sağlık kayıtlarının bulunması, eksiksiz bir koruyucu hekimlik uygulaması için zorunludur. Bu kayıtlar, toplumun sağlığının değerlendirilmesi için gerekli olan istatistikî bilgilerin elde edilebileceği en önemli kaynaktır.

Özetle, aile hekimliği, hizmeti, toplumun belirli kesimleriyle sınırlı olmadan, yaş, cins, sosyal sınıf, ırk ve din farkı gözetmeksizin herkes için uygulayan bir kurumdur. Aile hekimliği hizmetine kolay ulaşılabilir -bu ulaşılabilirlik, hem bölgesel hem kültürel anlamdadır- aile hekimliği bütünleştiricidir; aile hekimliği süreklidir; aile hekimliği bir ekip çalışmasını gerektirir; aile hekimliği, toplumun, hem fiziksel hem psikolojik hem sosyal yönleriyle danışmanlığı görevini üstlenir; aile hekimliği insan merkezlidir. Aile hekimi ile hastası arkasında yakın, sıcak ve güvene dayalı bir ilişki kurulur.Aile hekimi, hastanın, diğer sağlık hizmeti sunan birimlerle arasında hem bir köprüdür, hem hastanın savunucusudur hem de danışmanıdır.

Değerli milletvekilleri, dünyada ve Türkiye'de, aile hekimliğinin gelişimini ve görevlerini çok kısa bir şekilde özetledikten sonra, pek çok Avrupa Birliği ülkesinde -neredeyse tamamında- aile hekimliği sistemi uygulamalarının ve sağlık politikalarının büyük başarılarla yürütüldüğünü bilmekteyiz; bu, dünyanın bir gerçeğidir. Bugüne kadar çeşitli girişimler olsa da, ülkemizde aile hekimliği uygulaması başlayamamıştır. "Neden başlatılamadı" sorusunun cevabını sizlere bırakıyorum.

Hepinizin bildiği gibi, iktidarımız, sağlıkta yaşanan büyük problemlerin giderilmesi amacıyla cesur bir adım atmış ve büyük bir değişim süreci başlatarak, sağlıkta dönüşüm kapsamında, aile hekimliğiyle, birinci basamak sağlık hizmetlerine çağdaş bir yaklaşım getirmeyi planlamıştır. Aile hekimliği pilot uygulamasının başlaması, aslında, sağlıkta dönüşümün sadece bir ayağını oluşturmaktadır. Bu proje çerçevesinde güçlendirilmiş temel sağlık hizmetleri, herkesi tek çatı altında toplayan genel sağlık sigortası, sağlıklı bilgi sistemi, tanı ve tedavi kurumlarının tek elden yönetimi ve teşkilat yapısının yenilenmesi şeklinde genel politikalarla, sağlık hizmetlerinde büyük bir yapısal değişim ve çağdaş anlayışın benimsenmesini amaçlıyoruz.

Aile hekimliği sisteminin yürümesinde sıkıntılar olmaması için, çevresinde oluşturulacak politikalar da son derece önem taşımaktadır. Hükümetimiz bu projeye bir bütün olarak bakmakta ve her bir ayağının en kısa zamanda realize edilebilmesi için gerekli çalışmaları yapmaktadır.

Sayın milletvekilleri, özetle, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına yakınının uygulayarak sağlıkla ilgili problemlerin büyük ölçüde ortadan kalktığı bu çağdaş yaklaşımla, ülkemizin sağlık sorunlarının çözümü konusunda çok önemli adımlar atacağımıza inancım tamdır. İlgili çalışmalarımız konusunda maruz kaldığımız eleştirilerden rahatsız olmuyoruz. Tam tersine, bunlardan istifade ederek, varsa yanlışlarımızı düzeltme noktasında işbirliğine açık olduğumuzu da buradan ifade etmek istiyoruz. Biz, hata yapmayalım diye, var olan, ama, iflas etmiş, maliyeti yüksek, halkı canından bezdiren uygulamalara devam edemeyiz. Sağlık politikalarında köklü bir değişim gereklidir ve her alanda olduğu gibi bu alanda da değişimi gerçekleştirecek parti AK Partidir. Biz bir başlangıç yapıyoruz. Hedefimiz, başlatılacak pilot uygulamayla aile hekimliğinin uygulamasında çıkabilecek aksaklık ve sorunları gidermektir. Aksaklıklar yaşanacağı konusunda duyulan endişelere verilecek cevap, pilot bölge uygulamasının bir laboratuvar olduğudur. Unutulmamalıdır ki, tüm yeni adımlar belirli endişelerle karşılanır. Oysa, değişimler, risk alabilmeyi ve kararlı olmayı gerektirir. Bizim partimiz, risk almayı bilen, ülkesini seven insanlardan oluşan, hizmet etmekten başka bir amacı olmayan ve yeniliklere, gelecek eleştirilere karşı da açık olan bir partidir. Aile hekimliği çerçevesinde bir geçiş dönemi yaşayacağımız açıktır; ancak, bu geçiş döneminin çabuk aşılması ve aksaklıkların giderilmesi için başlatılacak pilot uygulama önemli bir adımdır.

Bir hekim olarak, gelecek yıllarda ülkemizdeki sağlık sisteminin başarısı ve sağlıklı nesiller adına bu projenin çok büyük bir önem taşıdığına olan inancımla, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Şükrü Ayalan (AK Parti, Tokat). “Aile hekimliği pilot uygulaması hak.kan.tas.(ss : 680 )”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sukru-ayalan-22-2004-11-10-aile-hekimligi-pilot-uygulamasi-hak-kan-tas-ss-680 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
