# H.hüsametten özkan ve recep önal haklarında 9/3 meclis soruşturması raporu üzerinde görüşmeler (ss : 463 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Şükrü Önder (AK Parti, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 15 Haziran 2004
- **Gündem:** H.HÜSAMETTEN ÖZKAN VE RECEP ÖNAL HAKLARINDA 9/3 MECLİS SORUŞTURMASI RAPORU ÜZERİNDE GÖRÜŞMELER (SS : 463 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/sukru-onder-22-2004-06-15-h-husametten-ozkan-ve-recep-onal-haklarinda-9-3-meclis-sorusturmasi-ra

> Şükrü Önder (AK Parti), 15 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: H.HÜSAMETTEN ÖZKAN VE RECEP ÖNAL HAKLARINDA 9/3 MECLİS SORUŞTURMASI RAPORU ÜZERİNDE GÖRÜŞMELER (SS : 463 )); konuşma 998 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ŞÜKRÜ ÖNDER (Yalova) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sunuşuma başlamadan önce, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Piriştina'nın ve eski belediye başkanlarımızdan Abdurrahman Oğultürk'ün kaybı, gerçekten, bizleri son derece üzmüştür. Her iki siyasetçimizin ailesine başsağlığı diliyorum, sizlere başsağlığı diliyorum ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli milletvekilleri, az evvelki konuşmacı arkadaşımız, (9/3) esas sayılı Soruşturma Komisyonunun nasıl toplandığını ve ne şekilde göreve başladığını kısaca izah ettiler. Ben, onun haricinde, değinmediği, özellik arz eden bazı konulara girmek istiyorum; ki, bizim görevimiz, komisyonun görevi, Devlet eski Bakanlarımızdan Sayın Hüsamettin Özkan ile Recep Önal'ın olaylardaki sorumluluğu konusundaydı; ben, bunlara değinmekle yetineceğim. Ancak, bunlara değinmeden önce, Halk Bankasının anastatüsünü, çok kısa ve öz olarak izah etmek suretiyle bilgilerinizi tazelemek istiyorum.

Halk Bankası A.Ş.'nin anastatüsünün 4 üncü maddesinde, diğer bazı görevlerinin yanı sıra, esnaf, sanatkâr, küçük ve orta ölçekli sanayi ve diğer sanayi kuruluşlarını kredilendirmek, aynı zamanda küçük ve orta ölçekli sanayi sektörünün Kalkınma Bankası görevini de yürütmek üzere kurulduğu ifade edilmiştir.

Banka, bu temel amacı gerçekleştirmek için, ticarî krediler dışında kullandırdığı ihtisas kredilerini, kooperatif kredileri, sanayi kredileri ve fon kredileri şeklinde üç grupta toplayıp kullandırmaktadır.

Özellikle, 1996 yılından itibaren Banka Yönetim Kurulunca yapılan çalışmalarda, Yönetim Kurulu üyelerinden ticarî kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Yönetim Kuruluna şöyle bir teklif götürüyor: Kredi tahsis işlemlerinde, banka menfaatları doğrultusunda, banka içmevzuatında belirtilen kriterler dışında, Yönetim Kurulunca istisnaî kararlar alınması talebine dair önergesi okunup inceleniyor ve 4.12.1996 tarihinde bu talep uygun görülerek karar altına alınıyor. Alınan kararın özelliği nedir -zaten, 1996 yılından sonra, Banka, tabiri caizse, tökezlemeye başlamıştır- kararın özelliği şudur: İçtüzük hükümlerinin dışında, Yönetim Kurulunca yapılan kredi tahsis işlemlerinde bilanço ve diğer malî tablolar üzerinde hazırlanmış kriterlerin yetersiz kalması durumunda, somut olayın niteliğine uygun olarak, Banka menfaatlarının gerektirdiği şekilde, işletmenin teknolojisi, istihdam yaratma gücü ve ihracata dönük faaliyetleri ile işletme sahiplerinin işletmedış yatırımları, mal varlıkları ve gelirlerinin de değerlendirmede dikkate alınması öneriliyor. Bunun gibi "Bankamız menfaatları açısından bankaiçi mevcut düzenlemelerle belirlenen kriterlerin dışında değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu; istisnaî hallerde, somut olaya özgü, banka içmevzuatında belirtilen hükümlerden farklı olarak, Yönetim Kurulumuzca, istisnaî kararlar alınabilmesi uygun görülmüştür" deniliyor ve bu kararlar uygulamaya konulmaya başlanıyor. Ancak, 1996 yılında, Yüksek Denetleme Kurulunca yapılan teftişte, bu uygulamanın yanlış olduğu gündeme getiriliyor ve şöyle deniliyor: "Yönetim Kurulunun bu kararından sonra, firmaların bilanço, gelir tablosu ve diğer malî tablolara göre hazırlanan rasyolara ve verilere bakılmaksızın, sübjektif değerlendirmelerle, her firmaya kredi verilebilecektir. Bunun en somut örnekleri, firma bazında incelemeler bölümünde tek tek incelendiği gibi, 1997 yılında ödeme güçlüğü çeken ve kanunî takibe geçen firmaların malî tabloları incelendiğinde, firmanın brüt satış tutarı tek başına Bankaca verilen kredileri karşılamaktan uzakken, istihbarat raporunda firmanın onbeş yirmi bankadan kredi kullandığı görülmektedir. Ayrıca, istihbarat raporlarında, firmanın ve ortaklarının çok sayıda protestosu ve karşılıksız çeklerine rastlanması normal bir olay gibi değerlendirilmekte ve firmalar, bu karar doğrultusunda kredi alabilmektedir." Bu karar uygulamaya geçince, Bankada neler oluyor; firmaların, Banka usul ve mevzuatlarına aykırı olarak, çok kısa sürede, bir iki gün içerisinde kredilendirme imkânı çıkıyor. Bugün, hangi bankaya giderseniz gidin, bir kredi kartı isteyin, bunun size intikali, kefili mefili de dahil olmak üzere, bir hafta, on günden evvel dönmeyecektir; ancak, milyon dolarlarla ifade edilen krediler, bir iki gün içerisinde -az evvel Ankara Milletvekilimizin de izah ettiği gibi- şahıslara tevdi edilebilmektedir; nakit kredilerin vadelerinde ödenmemesi üzerine kredilerin gayri nakdî krediye çevrilmesi ve firmaların yurtdışından sağladığı kredilerle nakdî kredinin kapatılmasıyla artan kurlar ve tahakkuk eden faizler sonucu kredinin artması; firmaların yurtdışından sağladıkları kredilerin garantisi olarak talep edilen dövize natık teminat mektupları ve aval kredilerin çok kolay bir şekilde kullandırılması; grubun tüm firmalarına kredi kullandırılması nedeniyle, bir firmanın ödeme güçlüğü içine düşmesinin tüm grubu etkilemesi; kullandığı kredileri vadelerinde ödemeyen firma ortaklarının kurduğu başka firmalara yeniden kredi verilmesi; kredilerini vadesinde ödemeyen firmanın borçlarını devralan şirketlere yeniden kredi verilmesi; kredi alacaklarının zamanında tahsil ve tasfiyesi için gerekli rasyonel tedbirlerin alınmaması; takipteki alacakların tahsil ve tasfiyesi için usul ve mevzuatdışı yollara başvurulması -ki, yine, Ankara Milletvekilimizin dediği gibi, devletin valisi, mahkemesi, hâkimi, savcısı varken, Halk Bankası Genel Müdürlüğü yetkililerinin, özel uçak tutmak suretiyle, özel kişiler tarafından, bazı kişilerin sorguya alınması konusu; bu yollara tevessül edilmesi- Bankanın bünyesini sarsmıştır.

Tabiî, bunun sonucunda, özellikle 1996 yılından itibaren, takipteki kredilerin oranı yüzde 4,3 iken, 2000 yılında yüzde 10'a ulaşmıştır. Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankasının 1996 yılı faaliyetleri hakkında düzenlediği raporunda, Banka yöneticilerinin mevzuata aykırı uygulamaları eleştirilerek, 14 konuda temennide bulunulmuştur. Hazine Müsteşarlığı, almış olduğu bu temennileri, bağlı olduğu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner'e göndermek suretiyle, Bankanın ilgili olduğu Devlet Bakanı Sayın Hüsamettin Özkan'a göndermiştir.

Aziz milletvekilleri, ihtilaf burada başlamıştır. Sayın Özkan'a bu raporlar geldikten sonra -ki, bankalar yeminli murakıplarının göndermiş olduğu raporlar direkt savcılığa gönderiliyor- Sayın Özkan burada konuya itiraz ediyor "bu konuda yetkili biziz, benim Bakanlığımdır, direkt savcılığa gönderilmemesi gerekir, hukuken geçerliliği yoktur" diyor. Aslında, Türk Ceza Kanununun 235 inci maddesine göre, aynı zamanda cumhuriyet savcılığına göndermekle, ihbarcılık görevini de yerine getirmiş oluyor.

Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanı ile Genel Müdür Sayın Yenal Ansen arasında geçmişten kaynaklanan birtakım husumetler yavaş yavaş gündeme gelmeye başlıyor. Çünkü, Bankalar Yeminli Murakıplar Kurul Başkanı ve Sayın Ansen, ikisi birlikte, Halk Bankasında görev yapan kişiler; ancak aradan zaman geçtikten sonra birisi Kurul Başkanı, birisi Genel Müdür olarak karşı karşıya geldiğinde birtakım hesaplaşmalar olduğu iddia ediliyor ve gerek Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulunun hazırlamış olduğu raporlar gerekse Yüksek Denetleme Kurulunun hazırlamış olduğu raporlar, Sayın Hüsamettin Özkan tarafından "tarafsızlık ilkesine uygun değildir" gerekçesiyle, Başbakandan onay alınmak suretiyle, iki kez ayrı ayrı zamanlarda incelettiriliyor ve kendi almış olduğu onaylarda dahi, inceleyen heyetler, Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulunun ve Başbakanlık müfettişlerinin yapmış olduğu işlemlerin doğru olduğunu, objektif olduğunu, tarafsız ve ilkeli olduğunu savunuyorlar. Ancak, bununla da yetinmiyor Sayın Özkan, başka bir gerekçe sunuyor, sunduğu gerekçe şu: Kendi Danışmanı Sayın Bedri Eşsiz, Bankalar Yeminli Murakıbı Vedat Aksu ve Merkez Bankası İdare Meclisi Üyesi Aytekin Tece tarafından yazılıp, Sayın Bakana iletilen 3 tane şikâyet mektubu var. Bu şikâyet mektubunda da, bankalar yeminli murakıplarının tarafsız olmadığını ve kasıtlı davranıldığını iddia ediyorlar ve özellikle Halk Bankasını denetleyen Mustafa Ekim ile Zafer Dedemen'in -ki, Halk Bankasının yeminli murakıplarıdır- baskı altına alındığını ve bu baskı sonucunda bu şekilde rapor verdiklerini ifade ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Şükrü Önder (AK Parti, Yalova). “H.hüsametten özkan ve recep önal haklarında 9/3 meclis soruşturması raporu üzerinde görüşmeler (ss : 463 )”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sukru-onder-22-2004-06-15-h-husametten-ozkan-ve-recep-onal-haklarinda-9-3-meclis-sorusturmasi-ra (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
