# Avrasya posta birliği kuruluş yasasının onaylanl.uygun bulunduğuna dai. (ss.258)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 13 Ocak 2004
- **Gündem:** AVRASYA POSTA BİRLİĞİ KURULUŞ YASASININ ONAYLANL.UYGUN BULUNDUĞUNA DAİ. (SS.258)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2004-01-13-avrasya-posta-birligi-kurulus-yasasinin-onaylanl-uygun-bulunduguna-dai

> Süleyman Gündüz (AK Parti), 13 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRASYA POSTA BİRLİĞİ KURULUŞ YASASININ ONAYLANL.UYGUN BULUNDUĞUNA DAİ. (SS.258)); konuşma 1.217 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrasya Posta Birliği Kuruluş Yasasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında konuşmak üzere, Grubum adına söz almış bulunmaktayım; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrasya, batıda Lizbon'dan, doğuda Vladivostok'a kadar uzanan muazzam kara parçası; dünya nüfusunun yüzde 75'i, yeryüzünün bilinen enerji kaynaklarının dörtte 3'ünü bulunduran bir bölgedir.

"Asya'ya egemen olan dünyaya egemen olur" sözü Batılı jeopolitikçilerin çok iyi bildiği bir deyimdir.

Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Carter'ın ulusal güvenlik danışmanı, ünlü siyasetbilimci Zbigniew Brzezinski, geniş yankılar uyandıran "Büyük Satranç Tahtası" adlı kitabında, 21 inci Yüzyılda en büyük mücadelenin Avrasya'da yapılacağını belirterek "Avrasya, dünya egemenliği için mücadelenin yapıldığı satranç tahtasıdır" demiştir.

Avrasya, soğuksavaş sonrası yeni küresel sistem arayışının ağırlık merkezini oluşturmaktadır. Yeni yüzyılda ülkelerin gücü, Avrasya üzerindeki etkinliğine bağlı olacaktır. Bu nedenle, soğuksavaşın bittiği, Sovyetlerin dağıldığı dönemde ve yeni bir uluslararası siyasî ve ekonomik düzen inşa edilmeye çalışılırken, Avrasya bu çalışmaların merkezinde yer almaktadır.

Çin ile Avrupa Birliği arasında uzanan bu bölge üzerindeki hâkimiyet mücadelesi, 21 inci Yüzyılın şeklini belirleyecektir. Avrasya, sadece askerî ve ekonomik alanda değil, siyasî ve kültürel değerler alanında da farklılıkların hem çatışabildiği hem de işbirliği imkânı bulduğu bir coğrafyadır. Amerika, Avrupa Birliği, Rusya, Çin, İran ve Hindistan'ın etkin biçimde yer aldığı, Türkiye'nin tam merkezinde bulunduğu bölgeye yönelik etkinlik mücadelesinin seyri, Türkiye'nin bölgesel rolünü de ileriye dönük olarak tamamlayacak derecede ciddiyet arz etmektedir. Türkiye'nin etkinlik alanları olan Balkanlar ve Kafkaslardaki, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya rekabetinin tam ortasında bulunan Türkiye, bölgesel gücünü kullanarak, bu rekabet içinde aktif biçimde yer almak zorundadır. Doğal kaynaklar, güvenlik stratejileri, ulaşım ve ticaret yolları açısından kritik önem taşıyan bölge, kültürel ve toplumsal açılardan yükselen bir değere sahiptir. Asya'dan Avrupa'ya uzanan köprü olan Türkiye'ye önemli bir rol düşmektedir. Avrasya'da yaşayan halklarımız, köklü bir tarihin mirasını paylaşmakta ve bin yıldan beri süren bir birikimden güç almaktadır.

21 inci Yüzyılda Avrasya'nın barış, istikrar ve refahı, sadece Türkiye açısından değil, aynı zamanda dünya barışı bakımından da belirleyici rol oynayacaktır; hızla gelişen, değişen ve güçlenen Avrasya, bugün hayal edemeyeceğimiz bir noktaya gelecektir.

Avrasya bölgesi, soğuksavaşın sona ermesinin ardından, daha önce birbirleriyle çatışma halinde olan sistemlerin iç içe geçtiği ve ekonomik yapılanmalara geçişin belirgin oranda yaşandığı bir alandır. Türkiye'nin stratejik önemi, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortaasya ile Ortadoğu'daki varlığı kadardır. 1990'lardan sonra Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafyada yaşanan mücadele, 11 Eylül saldırılarından sonra daha da netleşmiş, ABD ve İngiltere ile merkezî Avrupa, Rusya ve Çin arasında kıyasıya bir rekabete dönüşmüştür. Bu rekabet ve gerilim, işbirliği imkânlarını tehdit ederken, bölgede sadece ekonomik, enerji ve askerî açıdan öne çıkmaya başlamış, kültürel ve siyasî işbirliği potansiyeli geri plana itilmiştir.

Gürcistan'dan Afganistan'a, Irak'tan Balkanlara kadar Türkiye'nin çevresinde yaşanan hareketlilik, bölgeye yönelik küresel hâkimiyet mücadelesinin ürünüdür. Türkiye, ekonomik, siyasî, askerî ve kültürel olarak bölgede en fazla rol oynayabilecek ülkeler arasındadır ve bu potansiyelini gerektiği kadar kullanamamaktadır.

Enerji kaynaklarını ve bu kaynakları dünya pazarlarına ulaştıracak ulaşım koridorlarını denetim altına almaya çalışan güçler, Afganistan'dan Irak'a ve Ege Denizine kadar geniş coğrafyayı birleştiren dev projeler üretmekte, bu projelere göre siyasî ve askerî planlar uygulamaktadır.

Hazar Havzası ve Ortadoğu enerji kaynakları ekseninde yürütülen çalışmalara bağlı olarak, önümüzdeki yıllarda, Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Akdeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu, bütün güçlerin yer aldığı ciddî çatışma noktaları olarak öne çıkabilir. Avrasya üzerindeki bu çatışma potansiyelini işbirliğine dönüştürme fırsatlarının aranması yolunda, Türkiye, hiçbir ülkenin sahip olmadığı imkânlara sahiptir; bu açıdan, hem Amerika hem de Avrupa Birliği, Türkiye'ye daha fazla muhtaç duruma gelmişlerdir.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler'in, Avrasya ülkeleriyle yaptığı görüşmeler ve ikili anlaşmalar sonucunda, Avrasya enerji koridoru açısından ülkemiz önemli hale getirilmiştir. Bu bağlamda, Sayın Güler, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına Kazakistan'ı dahil ederek, hattı, Bakü-Tiflis-Aktau-Ceyhan hattı haline dönüştürmüştür.

Ayrıca, Türkmenistan'dan ucuz elektrik alımına başlanmıştır. Türkmenistan, elektrik enerjisini doğalgazdan üretmektedir. Dolayısıyla, ülkemiz, Türkmenistan doğalgazını taşımış olmaktadır. Özellikle Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletlerinin, Balkanlardan Ortadoğu'ya, Kafkaslar ve Ortaasya'dan Güney Asya'ya uzanan bu stratejik hat üzerinde yerleşmesi karşısında, Türkiye'nin üyeliğini bir var oluş meselesi haline getirmiş, birleşik Avrupa vizyonunun gerçeğe dönüşmesi ve Avrupa Birliğinin bu bölgelere açılması için Türkiye'yi vazgeçilmez ülke statüsüne yükseltmiştir. Aynı şekilde, Amerika Birleşik Devletleri de, ortak bağları nedeniyle, Türkiye'ye, benzer bir misyon yüklemektedir.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliğinin Türkiye'ye bakışını şekillendiren Avrasya üzerinde Türkiye'nin rolü bu misyonlarla sınırlanacak mı? Türkiye bölgesel bir güç olarak kendi geleceğiyle ilgili neler yapmalı? Giderek daha da derinleşen çatışmaların ortasında, Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği dışında bölgeye yönelik ne tür projeler üretebilir?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, yeni yüzyıla, iki büyük güç merkeziyle işbirliği halinde, ancak, kendi geleceğini de güvence altına alıp öne çıkacak projelerle girmektedir; Balkanlardan Karadeniz çevresinde, Kafkaslarda, Ortaasya'da, Doğu Akdeniz'de etkinliğini artırmakta, bölgesel işbirliği projelerini hayata geçirmeye gayret göstermektedir. Karadeniz işbirliğinin yanında, Irak merkezli krizin etkisini hafifletecek şekilde güney komşularıyla işbirliğini güçlendirmekte, Balkanlardaki etnik sorunların çözümü, Kafkaslardaki enerji kaynaklarına bağlı olarak gelişen karışıklıklara son verilmesi, Orta asya'da hak ettiği yeri bulması için projeler üretmekte, var olan projeleri güçlendirmekte, bu bölgelerde kendi gücüyle var olmanın yollarını aramaktadır. Hem enerji ve ticaret alanının hem de demokratik, siyasî ve sosyal yapıların güçlendirilmesi ve refahın geliştirilmesi için ortak çalışma alanları oluşturulmaktadır. Türkiye, tarih ve kültür bağlarını en etkin şekilde kullanmalı; bu değerleri, siyasî, ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesinde seferber etmelidir. Avrasya üzerinde kendi geleceğini inşa edemeyen Türkiye'nin yeni uluslararası düzende ağırlığı olmayacaktır. Türkiye, Avrupa Birliği üyelik kartını, Amerika Birleşik Devletleriyle yakınlığını, Balkanlar, Ortadoğu ve Ortaasya'yla ortak bağlarını hak ettiği biçimde harekete geçirmekte; Bosna'dan Azerbaycan'a, Türk cumhuriyetlerinden Pakistan'a ve Malezya'ya, Ortadoğu'dan Rusya'ya ve Çin'e kadar, bölgedeki güçlerle çatışma değil, işbirliği yollarını aramaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliğinin yanında, Rusya, Çin ve Hindistan, Kafkasya ve Ortaasya'daki hareket alanını her geçen gün daha da artırmakta, Moskova ve Pekin, kurdukları Şangay Paktıyla, bölgede, ABD'ye karşı bir direnç oluşturmaktadır. Bu güçler, bölgenin ekonomik ve ticarî hayatındaki ağırlığını gittikçe artırmakta, güvenlik anlamında da etkinliklerini geliştirmektedir.

Türkiye'nin bölgeye yönelik politikaları, şimdiye değin, daha ziyade başka güçlerin inisiyatifi altında yürümekteydi. Türkiye, bu bağımlılığı kırarak, bölgesel ekonomik ve siyasî yakınlaşma projeleri geliştirmektedir. Bu anlamda, İran, Suriye, Irak ve Körfez ülkeleri; Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Türk cumhuriyetleri; Pakistan, Malezya ekseninde Güneyasya ülkeleri gibi bölgesel işbirliği projeleri geliştirmekte ve artık bu projelerin koordinasyonunu yürütmektedir. Irak kriziyle derin güvenlik sarsıntıları geçiren Türkiye, önümüzdeki yıllarda, Ortadoğu, Kafkaslar, Ortaasya ile Güneyasya'da ortaya çıkabilecek ciddî krizlere hazırlanmakta, bu krizlerin yol açacağı sarsıntıları en az zararla atlatabilmek için, söz konusu bölgelerde, şimdiden ciddî ve kalıcı ortak çalışma alanları oluşturarak, 21 inci Yüzyılın kendine sağladığı avantajı, bir sıçramaya dönüştürmektedir. AK Parti iktidar olduğu andan itibaren, Sayın Başbakanımız ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcımız, öncelikle komşu ülkelerden başlayarak, bölgesel ülkelerle bozulan ilişkileri, barışçıl, uzlaşmacı ve dostane bir rekabet içinde geliştirmektedirler. Artık, ülkemiz, üzerine düşen tarihî sorumluluğu yerine getirmektedir. Yerel, bölgesel ve küresel bağlamda edilgen siyaset sona erdirilmiş, etken bir siyaset uygulamasına başlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buna paralel olarak, posta hizmetlerinde de yoğunluk görülmesi nedenleriyle, Türk PTT İdaresi öncülüğünde, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya ve Pakistan arasında bir Avrasya Posta Birliği kurulması hedeflenmiştir. Birliğin oluşturulması amacına yönelik ilk adım, 2000 yılının haziran ayında, Antalya'da, bu amaca yönelik olarak düzenlenen bir seminerde atılmıştır; daha sonraları, 2001 yılında, İstanbul'da düzenlenen bir toplantı sonucu, Avrasya Posta Birliğine yasal bir statü kazandırılmıştır.

Bugün, burada, Avrasya Posta Birliği Kuruluş Yasasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısını oylayacağız. Bu, Türkiye'nin Avrasya'yla ilgili düşündüğü ve tasarladığı politikalardan bir tanesidir; dolayısıyla, bunun, ülkemize ve Avrasya'ya hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya). “Avrasya posta birliği kuruluş yasasının onaylanl.uygun bulunduğuna dai. (ss.258)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2004-01-13-avrasya-posta-birligi-kurulus-yasasinin-onaylanl-uygun-bulunduguna-dai (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
