# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-latif-yunusoglu-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488

> Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP), 3 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 909 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 488 sıra sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Anayasa Mahkemesinin “İlköğretim müfettişlerinin ve yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usulü, nitelikleri, yetişme şekli ve atanmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.” maddesinin iptal edildiği tarih üzerinden tam bir yıl geçti. Resmî Gazete’de 5 Haziran 2009 yılında yayımlanan bu kararın 5 Haziran 2010 tarihine iki gün kala -bugün- Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesini olumlu ancak gecikmiş bir karar olarak görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısının ilköğretim müfettişlerinin sorunlarının çözümü için yetersiz kalacağı açıktır. İlköğretim müfettişleri diğer kamu denetim elemanlarından hizmet sınıfı, statü, aylık ve diğer haklar açısından çok geride kalmıştır. Mevcut yasa tasarısı sadece ilköğretim müfettişlerinin adını değiştirip “eğitim müfettişi” hâline dönüştürmekten öteye gitmemektedir. AKP Hükûmeti bu tür göz boyamalardan kaçınmalı, eğitim çalışanları ve halkımız durumu çok net olarak gördüğünden, insanları oyalamak yerine gerçek icraat yapmalıdır.

Bütün yasal metinlerde, çalışmalarda, özlük haklarıyla ilgili düzenlemelerde “ilköğretim müfettişleri hariç” kavramıyla başlayan mesleğe bakış açısı bu kesimi oldukça rahatsız etmektedir. İlköğretim müfettişlerinin özlük hakları ve statüleri yeniden düzenlenmelidir.

Bu müfettişlerimiz,

1) Kendi teftiş ettikleri personelden daha az maaş almaktadırlar.

2) Yolluk ve yevmiyeleri gelir olarak görülmektedir.

3) Görev alanları sürekli olarak daraltılmakta, yeni gelişme ve

değişmelerden haberdar olmalarını sağlayan hizmet içi eğitim seminerleri iptal edilmektedir.

4) Atama ve yer değiştirme iş ve işlemleri sürekli sorun hâline gelmektedir.

5) Mevzuatı gereği amirinin uygulamalarını denetleyen ve amirine rapor vermesi gereken ancak verdiği teftiş notlarının hiçbiri geçerli olmamakta, sadece mahkemelerce önemli bir delil olarak görülmektedir.

İlköğretim müfettişliği mesleği, Bakanlıkça sistem dışına itilerek bitirilmek mi istenilmektedir? Bu durum, Adalet ve Kalkınma Partisinin eğitim çalışanlarını gözden çıkardığının da açık bir delilidir.

Değerli milletvekilleri, yüz elli yıllık geçmişi olan ilköğretim müfettişliği mesleğinin sorunlarını giderecek olan düzenleme, yetkilerinin artırılması olmalıdır. Görüşülmekte olan kanun tasarısı sorunların çözümünden uzaktır çünkü sistemdeki diğer müfettişlere tanınan makam, temsil gibi tazminatlar ödenmemekte, özel hizmet, denetim, iş güçlüğü, iş riski zam ve tazminatları da aynı oranda olmadığı gibi ilköğretim müfettişlerine daha az ödenmektedir. En azından yasa tasarısına makam tazminatının da eklenmesi, özlük hakları bakımından bir denge sağlamış olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Bakanlıkta bir yandan eğitim müfettişliği yasa tasarısı ile ilköğretim müfettişliğinin etki ve yetkilerinin artırılmasına yönelik çalışma yapılırken diğer yandan müfettişlerinin yetkilerini törpülemeye yönelik çalışmalar da yürütülmektedir. Bakanlığın ne yapmaya çalıştığını anlamak da mümkün değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi sorun çözmek değil, sorun yaratmak için mi iktidar olmuştur? Yaşananlardan Bakanlığın bir denetim politikası olmadığı, birbiriyle çelişen çalışmalar yapıldığı görülmektedir ve görülüyor ki Millî Eğitim Bakanlığını eğitimden anlayan ve eğitimin içinden gelen insanlara terk etmek gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, on yıl önce il millî eğitim müdürü statüsünde olduğu ve bu göreve geçebileceği açıkça yönetmelikle ifade edilen ilköğretim müfettişlerinin mevcut iktidarın daha ikinci yılında yani 2003 yılında durumlarının belirsizliğe itildiği, bugün ise yönetmelikte yer alan “Durumlarına uygun göreve atanırlar.” şeklindeki bir ifadeyle tamamen ne olduğu belirsiz bir statüye sokuldukları açıktır.

Yüce Türk milletinin devletine duyduğu güvenin başlıca sebeplerinden birisi de devletin adalet kapısı olmasıdır. İktidarın tüm kesimlere yaptığı zulmün bir örneği günümüzde ilköğretim müfettişleri üzerinde de görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu kanun eğer yürürlüğe girerse ilköğretim müfettişi unvanını kazanmış, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında başka bir görevde bulunanları, talepleri hâlinde Millî Eğitim Bakanlığında değerlendireceğinizi söylüyorsunuz. Bu insanlar müfettiş unvanını aldıktan sonra neden Millî Eğitim Bakanlığını terk etmiştir? Bu sorunun cevabı iyi verilmelidir. Memnun olmadıkları için ayrıldıkları ortadadır. Neden geri almak istiyorsunuz? Millî Eğitim Bakanlığında yeterince kadrolaşamadınız mı? Millî Eğitim Bakanlığında müfettişlik yapacak yeterli sayıda ve derecede öğretmen yok mudur? Türk öğretmenine güvenin, yetki verin, yüce milletine şekil verecek, öğrencilerimizi yüce Türk milletinin millî ve manevi değerleriyle yoğuracak yüz binlerce öğretmenimiz vardır. Türk öğretmenini küçümsemeyin, özlük haklarını iyileştirin yeter.

Değerli milletvekilleri, mevzuatımız şöyle diyor: İlköğretim kurumlarının her yıl denetimi esastır. Bütün kurumlara ve personele her yıl rehberlik yapılması zorunludur. Öğretmen her yıl denetlenmek zorundadır. Hiçbir öğretmen iki yıldan daha fazla denetimsiz bırakılamaz. İlköğretim müfettişleri bunları yapmak zorundadır ancak sayısal olarak yetersiz oldukları hâlde, etki ve yetki sınırları olduğu hâlde, özlük hakları yetersiz olduğu hâlde biz onlardan çok fazlasıyla karşılık bekliyoruz. Bu sorunun çözümü için Bakanlığın birtakım düzenlemeler yapması faydalı olacaktır. Bu düzenlemeleri sırasıyla tavsiyeler niteliğinde söylemek istiyorum:

İlköğretim müfettişleri, Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlanabilir. Seksen bir ilin ilköğretim müfettişleri arasında koordinasyonu sağlayacak Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde bir daire başkanlığı oluşturulabilir. Okul ve kurumlar tarafından yapılan işlemlerin sanal ortamda kontrolü ve uzaktan denetimlerinin yapılabilmesi için gerekli e-denetim sistemi oluşturulabilir, e-rehberlik uygulamasıyla teftiş grubundaki müfettişlerin kendi branşlarındaki öğretmenlere sanal ortamda sürekli rehberlik yapmalarına yönelik uygulamalar başlatılabilir. Her bölgede bütün branşlardan müfettiş bulunacak şekilde sirkülasyonu sağlayacak bir rotasyon sistemi getirilebilir. İlköğretim müfettişlerinin bu sorunları acilen çözülmeli ve ilköğretim müfettişleri bu sorunları çözülmüş bir şekilde görevlerini daha güzel bir şekilde ifa edecek duruma getirilebilirler.

Sayın Bakanlığımızdan şu tavsiyeleri göz önünde bulundurmasını özellikle istirham ediyorum: Bakanlık içindeki birimler bir araya gelerek öncelikle bir denetim politikası oluşturmalıdırlar. Bu politika oluşturulurken kamu yararı gözetilmeli, ülkemizdeki yönetici, öğretmen, öğrenci ve veli nitelikleri dikkate alınmalı, Anayasa Mahkemesinin ilköğretim müfettişlerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usulü, nitelikleri, yetişme şekli ve atamalarına ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle düzenlenemeyeceğine ilişkin verdiği karar göz önünde bulundurulmalıdır. Yapılacak bütün çalışmalar bu politikaya uygun olmalı, sadece ilköğretim müfettişleri değil, tüm eğitim çalışanlarının ekonomik, sosyal ve kültürel hakları iyileştirilmeli, insanca yaşanacak bir seviyeye getirilmelidir. Bununla birlikte, denetim elemanları arasındaki ayırım mutlaka ortadan kaldırılmalı, ilköğretim müfettişleri ile Bakanlık müfettişi arasındaki ayrımcılık mutlaka kaldırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP, Trabzon). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-latif-yunusoglu-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
