# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-latif-yunusoglu-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta

> Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 520 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 39’uncu maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Madde metninden çıkartılmasını istediğimiz bu maddenin altıncı fıkrasıyla, RTÜK üyelerine, Başkanın tabiriyle, bir dokunulmazlık zırhı getirilmektedir. Bu fıkra 2001 yılından bugüne AKP’nin nasıl değişim gösterdiğinin, nasıl milleti aldattığının en açık göstergesidir, son günlerin moda tabiriyle çark etmenin, tornistanın bir örneğidir.

Bir siyasi partinin ideolojisini, dünya görüşünü, ilkesini ortaya koyan en temel unsur o siyasi partinin programıdır. Adalet ve Kalkınma Partisinin programının “Siyasi İlkeler” başlıklı bölümünde “Milletvekilleri ve bakanların yargılanmaları önündeki anayasal engeller kaldırılacak. Dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir.” deniliyor. Milletvekili dokunulmazlıkları gündeme getirildiğinde Sayın Başbakan “Programımıza bakın.” diyor. Biz de baktık. Doğru, sadece milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması yok, “Kamu görevlilerinin yargılanmasının önündeki engeller de kaldırılacak.” deniliyor. Peki o hâlde bu madde neyin nesidir? Bu ne ilkesizliktir, bu ne tornistandır, bu ne çarktır! Değerli milletvekilleri, RTÜK üyelerinin görevleriyle ilgili işledikleri suçlarda yargılanmaları Başbakan veya Başbakan Yardımcısının iznine tabi olacak, Başbakan izin vermezse mahkeme kapıları gözükmeyecek.

Bir diğer nokta, bu kanun tasarısını hazırlayanlar biraz mahcup bir tavırla, buraya açıkça yazmak yerine Bankacılık Kanunu’ndaki bir düzenlemeye atıf yapmışlar. Bu utanç, bu mahcubiyet iyi de esas ilkesizlik fıkranın kendisinde. Bu fıkra ile atıf yapılan Bankacılık Kanunu’nun 104’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Kurul başkan ve üyeleri ile kurum personeli hakkında görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı soruşturma izni verilmesi için bu kişilerin kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamak veya kuruma ya da üçüncü kişilere zarar vermek kastıyla hareket ederek bu işlemler sonucunda kendilerine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamış olmaları hususunda açık ve yeterli emarelerin olması gerekir.” deniliyor yani açık ve yeterli emare şartı getiriliyor, yargılanmanın önüne âdeta engel getiriliyor.

Sayın milletvekilleri, yine Bankacılık Kanunu’nun 104’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Kurul başkan ve üyeleri ile kurum personelinin görevden almış olsalar dahi görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar, ilgili üye veya personelin talebi hâlinde, bunlara vekâlet akdi yapmak suretiyle görevlendirilecek avukatların ücretleri kurum bütçesinden karşılanır.” deniliyor. Yani hukuksuzluğu Üst Kurul ve üyeleri yapacak, ceremesini millet çekecek, fakirin fukaranın hakkı, hukuksuzluk yapanın yargılanması için harcanacak. Dolayısıyla bu utanç verici durumu ortadan kaldırmak gerekmiyor mu? Bu utanç verici durumu ortadan kaldırmak biz milletvekillerinin görevi değil mi?

Somut bir olaydan yola çıkalım. Şu anda görevde olan bazı Üst Kurul üyeleri mahkeme kararlarını keyfî bir şekilde uygulamamaktan ceza aldılar. Yani keyfîlik yapmak serbest çünkü avukat parasını kurum, yani millet ödeyecek. Bu kanun maddesiyle kamu görevlileri arasında ayrımcılık yapılmakta, RTÜK’e devletin diğer kurumları yanında ayrıcalık tanınmakta, hukuk ve adalet kavramları ayaklar altına alınmaktadır. Çatışma ortamı mı yaratılmak istenmektedir?

Bir diğer tornistan ise yerel medyayla ilgili konudur. Bu konuyla ilgili, Sayın Başbakanın 21/10/2003 tarihinde Ankara Dedeman Oteli’nde Yerel Televizyon Birliği üyelerine yapmış olduğu konuşmaya tezat bir şekil oluşmaktadır. Milyonlarca liralık reklam alan kanallar ile zor koşullarda yayın yapan, personel maaşını ödemekte zorlanan yerel kanallar aynı kefeye konuluyor.

Adil olmayan bu durumun düzeltilmesi dileğiyle, önergemize destek vermenizin kendi programınıza sahip çıkmak anlamına geleceğini sizlere hatırlatıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Latif Yunusoğlu (MHP, Trabzon). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-latif-yunusoglu-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
