# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP, Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-nevzat-korkmaz-23-2007-12-13-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam

> Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP), 13 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)); konuşma 1.265 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu yönetiminin elindeki sosyal tesislerle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Kamu yönetiminin görmezden gelinemez aktörlerinden biri kamu personelidir. Etkin ve verimli bir kamu hizmetinin gerçekleştirilmesi, maddi ve manevi anlamda yorgun olmayan, dinlenmiş ve hizmete motive olmuş, hizmet içi eğitimler almış personelle mümkündür. Bu yüzden, idareler, sosyal amaçlı tesisler kurma ve özel mekânlar yaratma mecburiyetini hissetmektedirler. Bunun, aynı zamanda kamu personelinin aidiyet duygusunu geliştirme amacıyla yapıldığı da bilinmektedir.

Ülkemizde, kamu yönetimi içerisinde sosyal tesisler ve kamu konutlarının mevcudiyeti yeni karşılaşılan bir uygulama değildir. Bu, zaman zaman ülkemizin bölgeler arası ekonomik gelişmişlik farklarından kaynaklanmış, bazen de kurumsal taassup ve siyasi güç gösterilerinden ortaya çıkmıştır. Özellikle kendi bölgeleri için istihdam amaçlı, üretken, ekonomik projeler ortaya koyamayan siyasiler, yürütmeye “Hiç olmazsa bir sosyal tesis de mi yapamazsınız?” şeklinde siyasi baskılar kurması ve yöneticilerin de bu baskılara boyun eğmesi neticesinde, âdeta ülke genelinde sosyal tesis enflasyonu yaşanmış, ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın kamu kaynakları israf edilmiş, bu tesislerde doğrudan kamu hizmetiyle ilgisi olmayan, şişirilmiş personel istihdamıyla karşılaşılmıştır. Doğrusu, insanlarımız da kendi vergileri ve kamu kaynaklarıyla yapılan bu yatırımları sorgulamamış, bu popülist tavırları âdeta ödüllendirmiştir. Anadolu’da, öyle yerlerde öyle lojmanlarla karşılaşırsınız ki bomboş, öyle sosyal tesislerle karşılaşırsınız ki çalışmaz, diğer taraftan öyle yerler görürsünüz ki ihtiyaç olduğu hâlde lojman yok, sosyal tesis yok. Siyasi manada kim kuvvetliyse, sırf gösteriş amacıyla devletin ve milletin parasını kendi bölgesine akıtmış, sokaklar çamur içerisinde, evler dökülüyor. Öte yandan, âdeta komünist sistemi hatırlatan kocaman saray gibi binalar, sosyal tesisler. İnsanlarımızın devletimize bakışı ve adalet duygularını paramparça eden bir görüntü. Bu tesislere giriş, oradaki insanlara da eğer kapatılmışsa, müspet katkılarından ziyade menfi tesirleri daha fazla.

Lojman ve sosyal tesislerin amacı dışında kullanılması da kurum mensuplarının sabrını taşıran bir başka husus. Büyük şehirlerde, turistik merkezlerde amacı dışında sosyal tesislerin kullanılması, lojmanların hakkı olmayanlarca işgali, bakanlık ve kurum mensuplarını üzmektedir. Başkent Öğretmenevinde kalamayan öğretmenlerden mi bahsedelim, Ankara Polisevinde ne zaman giderse gitsin yer bulamayan polislerden mi bahsedelim? Tüm bunlar özellikle kurumların ücret açısından da düşük maaş alan alt düzeydeki personelinde büyük bir öfke ve kızgınlığa sebep olmaktadır. Onları dinledikten sonra, sosyal tesis ya da lojman inşaatından beklenen faydanın gerçekleşmediğini, yani, attığınız taşın ürküttüğünüz kurbağaya değmediğini görüyorsunuz. Ne diye sosyal tesisler yapılmıştı? Bu yüzden birçoklarının ismi moral ve eğitim tesisleri idi. Çalışanlar mesai içinde ya da dışında nezih ve kendi mesleki grup üyeleri ve iklimiyle bir ortamda buluşsunlar ve mesleki deneyimlerini paylaşsınlar istenmişti.

Değerli milletvekilleri, illerimizdeki kaç tesisin doğrusu bu amaca hizmet ettiğini takdirlerinize arz ediyorum.

Ülke insanımızın özellikle deniz kenarındaki tatil yörelerindeki kamu sosyal tesislerine, yaz aylarında ve özellikle tatil aylarında ağırlıklı olmak üzere rağbet ettiği görülmekte. Ben inanıyorum ki, hemen hemen hiç kimse dinlenmek ve tatil yapmak üzere çalıştığı kurumsal iklimi ve çevreyi isteyerek seçmez. Buradaki belirleyici unsur, ülkemizdeki ucuz tatil imkânlarının yeterince gelişmemiş olması ve personelin ailesiyle birlikte tatil için ayırdığı paranın son derece sınırlı olmasıdır, yani, ücret düşüklüğüdür. Ücret düşüklüğü nedeniyle, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler, Antalya gibi turistik merkezler görev yapılmak istenmeyen şehirler hâline gelmiş, âdeta bu merkezlere atamalar sürgün gibi görülmeye başlanmıştır.

AKP, millî gelirin 180 milyardan 500 milyar dolara çıktığıyla övünürken, beş yıl içerisinde ücretli kesime vermiş olduğu ücret zammı hayat pahalılığı ve özellikle yüksek kira giderleri karşısında devede kulak kalmış ve onların ezilmesine yol açmıştır. Enflasyonu kendi yöntemlerinize göre hesaplamanız “İşçi ve memurumuzu enflasyon karşısında ezdirmedik.” demeniz de hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. İşaret buyurduğunuz, ama, bir türlü milletçe hissedilmeyen refah insanlarımıza yaygınlaşamamıştır.

Sosyal tesisler ve kamu konutları deyince, bir diğer önemli husus da -belirtilmesi gereken- bölgeler arasındaki ekonomik gelişmişlik farklarıdır. İl ve ilçelerin, kasabaların giderek boşalması, özel girişimin sosyal tesisler yapmaması, hijyen ve güvenlik gibi saikler az gelişmiş yörelerdeki sosyal tesis ve lojmanları korumak, iyileştirmek zaruretini ortaya koymaktadır. Bu bölgelere atanan kamu görevlilerine dişe dokunur tazminat ve teşvikler verilmediğine göre, buralarda asgari hayat standardını temin etmek ve onların insanca yaşamasını sağlamak gerekmektedir. Terörle mücadele veren güvenlik güçlerimizi, cehalete karşı savaş veren öğretmenlerimizi, halkın sağlığı için küçük küçük kasabalarda görev yapan doktorlarımızı, ebe, hemşirelerimizi, ayrıca bir de barınma problemiyle yüz yüze bırakmamamız gerekmektedir.

Yine öyle il ve ilçeler vardır ki, lojmanların kirası piyasa şartlarından daha yüksek olabilmekte ve insanlar çalıştıkları yerlerde kiracı-ev sahibi ilişkisine girmemek ve kendisinin, eşinin ve çocuklarının güvenliği saikiyle bu yüksek kirayı kabullenmek zorunda kalmaktadırlar.

AKP’nin Hükûmete gelirken hazırlayıp, kamuoyuna ilan ettiği “Acil Eylem Planı’nda “Lojmanları, sosyal tesisleri satacağız” iddiasının üzerinden neredeyse altı sene geçmiştir. Gelinen noktada bu konuda bir arpa boyu yol alınamamış ve bu düşünceden, anlaşılacağı üzere, vazgeçilmiştir. Burada sormak gerekiyor: İktidarın sağladığı siyasi güç ve bu sosyal tesis ve lojmanlardan hem kendiniz hem de yandaşlarınızın yararlanmasını da beraber getirdiği için, acaba, hafızanız verilen sözleri unutturacak kadar bir azizlik mi yapmıştır sizlere? Yoksa Sayın Maliye Bakanının sıkça dillendirdiği “Babalar gibi satarım” iddiası katma değeri yüksek tesislerin yabancılara satılması ile mi sınırlıdır? Bu konuda ayağınız yeni yeni mi yere basmaktadır? Yönetimi, ülke gerçeklerini yeni yeni mi keşfediyorsunuz? Bu soruları çoğaltmak mümkün.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak meseleye bakışımızı kısa kısa şu başlıklarla vermek istiyorum:

Devlet, gelişmiş ve özel teşebbüsün sosyal tesis ve işletmeler yaptığı yörelere lojman ve sosyal tesis yapmaktan vazgeçmelidir. Ancak, az gelişmiş yörelerimizde, hele hele güvenlik kaygıları duyulan yerleşim yerlerinde lojman ve kamu görevlilerinin boş zamanlarını değerlendirdiği ve aileleriyle birlikte gittikleri sosyal tesislerin yapımına ve bu yerlerin eksiklerinin tamamlanmasına devam edilmelidir.

Kamu konutlarının bakım ve onarımı ile sosyal tesislerin işletilmesi ilke olarak, bunlardan elde edilen işletme ve kira gelirlerinden karşılanmalıdır. Genel bütçeden sübvanse edilmesini uygun bulmuyoruz, çünkü böyle yapıldığı takdirde, bu tesislere sahip olmayan kurum personelleri açısından adaletsizliklere yol açılmaktadır.

Yine, bu tesisler, bulunduğu yerde yaşayan insanların günlük hayat standartları ve kültürleri ile çatışma doğurmayacak şekilde, mümkün olduğunca mütevazı olmalıdır. Devlet açısından bakıldığında bu alana ayrılan kaynaklar kalkınmamızı, gelişmemizi engeller nitelikte olmamalıdır.

Lojmanlar ve sosyal tesisler öncelikle kurum mensuplarının istifadesine sunulmalıdır, eğer boşluk kalıyor ise diğer kamu personelinin istifadesine sunulabilir. Tesisler, kamu görevlilerinin taleplerini karşıladıktan sonra eğer hâlâ atıl bir kapasite barındırıyorlarsa o yöredeki insanlarımızın istifadesi de düşünülmelidir, yani tesislerin halka açılması değerlendirilmelidir.

Sadece, memurların günlük ihtiyaçlarını karşılamak değil, ama, aynı zamanda sağlıklı ve eğitimli nesiller yetiştirmek amacıyla kreş, öğrenci yurtları gibi tesislerin yapımına öncelik verilmelidir.

Piyasa şartları da dikkate alınarak kira ve diğer ücret tarifeleri, personelin ücretleri ve işletme maliyeti dengelenerek yapılmalıdır.

Sosyal tesislerin işletmesinde görevlendirilen kamu personelinin, kurumların teşkilat kanunlarında belirtilen asli görevlerini aksatır şekilde bu tesislerde aşırı istihdamına imkân verilmemelidir.

Sosyal tesislerin en geçerli tercih nedenleri tesis fiyatlarının, tesisteki hizmet fiyatlarının ekonomik, personel ücretlerinin de düşük olmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.

SÜLEYMAN NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Özellikle, gelişmiş yörelerde sosyal tesislerin elden çıkarılarak elde edilecek kaynağın kamu personeline, il dışı konaklama ve tatil ödeneği şeklinde aktarılması düşünülmelidir. Kamu konutları, sosyal tesisler, araziler elden çıkarılırken yahut işletmeler devredilirken, yandaşların kayırılması, onlara avantaj sağlanması gibi uygulamalardan uzak durulmalıdır.

Hemen bu aşamada, siz değerli milletvekillerine şu soruyu yöneltmek istiyorum: “Meclis lojmanlarını satacağız.” diye, popülist bir yaklaşımla ortaya çıkıldı ve Meclis lojmanları satıldı. Değerli arkadaşlar, AKP’nin bence en büyük hatası, o ana kadar imbikten süzülerek gelmiş, yılların, belki asırların birikimini yok sayıp “Bizden önce yapılan her şey yanlıştı, biz en doğrusunu yaparız.” yaklaşımı, mantığıyla hareket edip, daha sonra da yanlıştan dönme erdemini, maalesef gösterememesidir. Yani, bu Meclis lojmanlarını zamanında yapanlar bu işe hiç kafa yormamış ve sanki bunun hiçbir altyapısı yokmuş gibi satıldı. Satılsın, ama şu aşamada, tüm milletvekilleri olarak, sormak gerekmez mi: Ne geçti elimize? Kamunun bundan menfaati nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Beklenen amaç gerçekleşti mi? Yoksa, sadece, bu Meclis lojmanları ve Ankara’nın en değerli yerindeki arazisi miydi hedeflenen? Tüm bunları takdirlerinize sunuyorum.

Yaklaşan Kurban Bayramı’nızı tebrik ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP, Isparta). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-nevzat-korkmaz-23-2007-12-13-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
