# Anayasa değişikliği

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Sarıbaş (AK Parti, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 1 Nisan 2003
- **Gündem:** ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi

> Süleyman Sarıbaş (AK Parti), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 1.363 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Anayasamızın 76 ncı maddesindeki seçilme yaş sınırını ve yine, ormanlarımızın korunmasını düzenleyen 169 uncu maddesiyle 170 inci maddelerindeki değişiklikleri içeren anayasa değişikliği paketi üzerine AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, İnönü Zaferinin kutlandığı bu yıldönümünde, bu zaferin kahramanı, değerli hemşerim, Cumhuriyet Halk Partisinin ikinci Genel Başkanı, büyük insan İsmet İnönü'nün aziz hatırasını saygıyla anıyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlar, önümüze gelen anayasa değişikliği paketi iki ayrı sosyal olguyu içermektedir. Bunlardan birisi Anayasamızın 76 ncı maddesinde hüküm bulan seçilme yaşının 30'dan 25'e düşürülmesi hadisesidir. Gençlerimiz, uzun yıllardan beri, demokrasiye katılım noktasındaki taleplerini dillendirmişler, geçmişte bu Mecliste bulunan birçok siyasî parti de gençlerin bu taleplerini parti programlarına almasına rağmen, maalesef, şimdiye kadar gerçekleştirememişler, gençlerin bu talebini gerçekleştirmek AK Partiye nasip olmuştur. Herkes bilmelidir ki, AK Parti dönemiyle; yani, 3 Kasım 2002 tarihinde başlayan AK Parti dönemiyle bir dönem de kapanmıştır. O dönem, ak saçlılar dönemidir. Artık, bu ülkede, iki katlı binalara asansörler yapılmayacak; artık, bu ülkede, çeşitli televizyon kanallarında gerdan kıranlar demokrasiye hiçbir şey sağlayamayacaklardır.

(1) 106 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Tabiî, gençleri politikaya katma düşüncesi, her ne kadar başka partilerin programlarında da olsa da, bu, AK Partiye nasip olmuştur; gençlerimiz bunu çok iyi algılayacak, çok iyi değerlendireceklerdir.

Bir atasözünde belirtildiği gibi, bizler, bu dünyayı atalarımızdan miras almadık, gençlerimizden ödünç aldık. O halde, geleceğimiz olan gençlerin bu sıralarda oturmalarının ve kendi duygularını, kendi heyecanlarını bu kürsüde dile getirmelerinin en tabiî hakları olduğu kanaatindeyim. Kimse, gençlerimizi, siyasî partilerin payandası, seçim meydanlarının aksesuarı, hele hele üniversite kampuslarının devrim bekçileri olarak görmesin. Bugünün gençleri, artık, katılmaya, ülke sorunlarına çözüm üretmeye ve geleceği bizlerle birlikte yeniden hazırlamaya aday gençlerimizdir.

Türk gençliği çok bedel ödedi. Bildiğiniz gibi, tabiri caizse, 68 kuşağı denilen, 78 kuşağı denilen Türk gençleri, tarihte hiçbir milletin ödemediği kadar bedel ödedi; hepsi zindanlarda yattı, hepsi fişlendi; gençliklerini, geleceklerini kaybettiler. Bu gençliğin en tabiî hakkı olduğunu düşünüyorum bu Meclise girmenin ve bu konuda, değerli Burhan Hocam gibi, 25 yaşın henüz duygularla hareket edilen bir yaş olduğunu düşünenleri ikna etmek bakımından şunu söylüyorum ki, cumhuriyetimizi ve istiklalimizi emanet ettiğimiz bu gençler, hiç tereddüt etmeyin, muhtaç oldukları kudreti damarlarındaki asil kanda bulacaklardır. Hiç korkmaya gerek kalmadan, bu gençlerimizi bu Parlamentoya taşıma noktasında, Anayasamızın 76 ncı maddesinde yapılan değişikliği önemli bir değişiklik olarak düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, değişiklik paketinin ikinci bölümünü oluşturan Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerindeki değişiklik, teknik bir değişikliktir. 169 uncu maddesinde "...devletçe ormanlar işletilir" tabirinin yanına "ve işlettirilir" tabiri eklenmiştir. Yani, geçmişte, hepimizin bildiği gibi, devletin iyi bir işletmeci olmadığı, hantal yapısıyla kendi işletmelerini zarara soktuğu ve bu zararın, milletin alınterinden alınan vergilerle karşılandığı hepimizin malumudur. Hür teşebbüsün ve özel sektörümüzün, işletmecilik alanındaki katkılarını, orman sahalarımızdaki işletmelere de yansıtmasından en tabiî bir şey olamaz; hele hele serbest piyasa ekonomisini benimsemiş ülkemizde, hür teşebbüsün her alandaki tecrübelerini, performanslarını değerlendirmek en tabiî olaydır.

170 inci maddedeki değişiklik, ormanlarımızı daraltan, ormanlarımızı talan ettiren ve iddia edildiği gibi, orman alanlarımızı bazılarına peşkeş çeken bir değişiklik değildir. 170 nci maddedeki değişiklik, 31.12.1981 tarihinden önce Bilim ve Fen Kurulu tarafından orman sahası dışına çıkarılmış; yani, artık ormanla ilgisi kalmamış, üzerlerinde zeytin, fındık bahçelerinin, köylerin, mahallelerin ve hatta, Ümraniye gibi, Sultanbeyli gibi nüfusu yüzbinleri aşan ilçelerin oluştuğu ve ormanla hiçbir ilgisi olmayan, devletin, kenarına dahi varamadığı, millete ait, kamuya ait bu sahalar, bazılarının hiçbir bedel ödemeden kullandığı sahalardır.

Bu hususun değerlendirilmesi, müteaddit defalar bu Parlamentonun önüne gelmiş, yasalaşmış; ancak, Anayasamızın 170 inci maddesi, bu düzenlemelerin, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptaline vesile olmuştur. Orman köylülerimiz, kırk elli yıllık zeytinliklerinin, fındık bahçelerinin mülkiyetine bir türlü kavuşamamışlardır.

Bu yerleri orman alanı dışına biz çıkarmadık; bu yerler, orman alanı dışına 1981 yılından önce çıkarılmış alanlardır; yani, AK Partinin ormanları daraltma, ormanları küçültme gibi bir niyeti yoktur; ama, AK Parti, bizden önce orman alanı dışına çıkarılmış yerleri değerlendirmek suretiyle milletine hizmet edecek, tahsil ettiği paraları da, yine, bu milletinin hizmetine tahsis edecektir.

İşin bana göre iki çözümü var; birincisi -sizin dediğiniz gibi- Amerika'nın Bağdat'ı bombaladığı gibi, bu kasabaları, bu belediyeleri topa tutup bombalamak -bizim akıllı füzelerimiz yok- ikincisi, bu yerleri, kullanan insanlara değerinden satmak ve bu insanların hukuksal sorunlarını bir an önce halletmektir.

Değerli arkadaşlarım, hukuk, realiteyle ve sosyaliteyle -sosyal durumla- beslendiği takdirde geçerlidir. Eğer, reel gerçeklerden, sosyal gerçeklerden, salt, kenara itilmiş hukuk kaidelerine sarılırsanız, bu kaideler metrukiyete uğrar, uygulanamaz. Bir çizgi olarak kabul ettiğiniz hukuk kaidelerinin çok ilerisine giden realite; yani, bugün, kasabaların, köylerin, ilçelerin oluşması ve sosyal olarak bu alanlarda yaşayan 1 000 000'dan fazla insanımızın -elektrik götürmüşüz, yol götürmüşüz, telefon götürmüşüz- sosyal gerçeklerine aykırı bir düzenleme. İşte, o günden beri uygulanamadığı ve metrukiyete uğradığı ortadadır. AK Partinin yaptığı, metrukiyete uğramış bu düzenlemeyi yeni baştan düzenleyerek sosyal realiteyle birleştirmekten ibarettir.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Paralar nereye gidecek?

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Değerli arkadaşım, laf atmak hatibe top atmaktır; gol yersin, bana laf atma!

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Ben, sana laf atmıyorum.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Deniyor ki: "AK Parti bu dönemde sıkıştı, millete, kamuya ait bu alanları satmak suretiyle kendisine gelir mi temin ediyor?" Bunda ayıplanacak hiçbir şey yok arkadaşlar. Bu devlet bizim, bu devletin gelire ihtiyacı var, hele hele milletimizin çok hassas olduğu bu dönemlerde; yani, ülkemizin yabancılara borç karşılığı mahcup olduğu bu dönemlerde, milletimizin hassasiyetini dikkati alan AK Parti iktidarının bu yabancılara boyun eğmemek manasında gelir temin etmesinin yadırganacak hiçbir tarafı yok. Evet, bu yerleri satacağız ve elde edeceğimiz geliri de bu ülkemizin insanlarına hizmet olarak tekrar sunacağız.

Değerli arkadaşlarım, AK Partinin millete hizmete yönelik bu tür davranışlarına sizlerin destek vermeniz gerekir; zira, çok iyi hatırlıyorum, 1999 seçimlerine giderken, o günün iktidarına bu manada vermediğiniz destek, sizi bir dönem bu Parlamento sıralarına hasret bıraktı. Ben istiyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sen kendine bak, kendine!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Evet, evet...

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sen kendin top atıyorsun be!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - ...AK Partinin sol tarafındaki sıraları hiçbir zaman terk etmesin. Bu bakımdan, ülkemizin sıkışık durumda olduğu bu dönemlerde, ülkemize hizmet noktasında, kaynak ihtiyacı varsa buna sizin de katkı sağlamanız, milletin önünde bu katkıyı açıktan vermeniz gerektiği kanaatindeyim.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - 92 milyar dolar ne oldu?!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım orman alanlarını daralttığımız tamamıyla bir yalandır; zira, bu arazilerin, 1981'den önce orman alanları dışına çıkarıldığı, mevcut Anayasamızda ve değişiklik teklifimizde, gerekçelerinde açıklanmıştır. Hem zaten, biz "kıyametin koptuğunu haber alsanız bile, elinizde bir fide varsa, dikiniz" diyen anlayıştan ve hem "dünyada en birinci borç değil mi her kula, bir fideyi tohum yapmak, tohumu da bir orman" diyen bir anlayıştan ve dahası "yaş kesen baş keser" diyen anlayıştan gelen bir partiyiz. Bu bakımdan, realiteyi ve sosyal gerçekleri göz ardı ederek, AK Partinin ormanlarımızı daraltacağı iddiasına asla inanmıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir başkası; bu alanlar birilerine, mafyaya, mafya kuruluşlarına peşkeş mi çekilir diye düşünülüyorsa; mafya, hukukun olmadığı yerde vardır, hukukun boşluğu dolduramadığı yerde vardır. Eğer, bu alanlar, bugün, sosyal olgu haline gelmişse, sosyal sorun haline gelmişse, işte, hukukun -170 inci madde anlamındaki- dolduramadığı boşluğu bazıları doldurmuştur. Biz, diyoruz ki, bu maddeyi değiştirmek suretiyle bu boşluğu dolduralım ve bu boşluğu doldurma manasında Anayasada yapacağımız değişikliğe paralel yasal düzenlemeyle de, hiç kimsenin bu alanlardan gayri hukukî yararlanmasına fırsat vermeyelim.

Değerli arkadaşlarım, ikide bir hep "dokunulmazlık" dediniz, dokunulmazlık paketiyle önümüze çıktınız "bu paket olmadan Anayasada diğer değişikliklere katılmayız" dediniz.

TUNCAY ERCENK (Antalya)- Ormanlara dokunmayın!..

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)- Ben, inanıyorum ki, AK Partili hiçbir milletvekili arkadaşımın dokunulmazlıktan kaçacak hiçbir şeyi yoktur. (CHP sıralarından gürültüler) Bize dokunmak isteyenler dokunabildikleri yere kadar dokundular ve elleri boş kaldı. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, elleri havada, mahcup mahcup dolaşıyorlar.Bakınız, dokunulmazlıkları kaldıracağımızı meydanlarda söyledik, yine de söylüyorum; ama, dokunulmazlıkları kaldırırken, düşünce özgürlüğünün önündeki engelleri de, inanç özgürlüğünün önündeki engelleri de, üniversite kapısında, sırf, kılık kıyafetinden dolayı mağdur olan gençlerimizin önündeki engelleri de beraber kaldıralım diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ona gelince sustunuz değil mi?!

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Ormana gel, ormana...

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Hani düşünceyi, hani özgür inanç hürriyetini savunuyordunuz?! Hiç korkmayın, bunlar, çok yakında, o dokunulmazlık dediğiniz şey, Anayasanın 130 ve 131 inci maddeleri, YÖK Kanunuyla birlikte bir paket olarak gelirse, belki de oy vermeyecek, mahcup olacaksınız; bu millet bunu görecek inşallah.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Niye ayrı ayrı değil de beraber geliyor?!

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Dersine iyi çalış da gel!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Olur canım, olur.

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Sarıbaş (AK Parti, Malatya). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
