# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Sarıbaş (Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901

> Süleyman Sarıbaş, 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 738 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; bugün, burada, toplumumuzun sosyal hayatında, yaşama özgürlüğü alanında çok temel bir kanun olan Türk Ceza Kanunu üzerinde yapılması gereken değişikliklerin kanun teklifini tartışıyoruz.

Ben, kamuoyunda bu yasanın yeteri kadar tartışılmadan aceleye getirildiği fikrine katılanlardan değilim. Zira, bu tasarı, bildiğiniz gibi, 1984'ten beri, rahmetli hocamız Sulhi Dönmezer'in, kurulan bir komisyonda, Adalet Bakanlığımızın bürokratlarıyla beraber uzun süredir tartıştıkları ve hakikaten, 1926'dan beri yürürlükte olan eski Türk Ceza Yasamızın 65 defa değişikliğe uğramak suretiyle, maddeler arasındaki kopukluk ve toplumda, artık, 2005 yılındaki sosyal yaşantıya, çağdaş yaşantıya cevap veremez durumda olduğu kanaatiyle, böyle bir yasanın, temel bir ceza yasası yapılması fikrinin demokratik bir fikir olduğuna inanıyorum. Bu noktada, hizmeti geçen, başta Sayın Adalet Bakanım olmak üzere, Adalet Bakanlığı bürokratlarına ve komisyonumuzun değerli üyelerine de teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, mesele, Ceza Kanunumuzun sistematiği değil; mesele, 1 Haziranda yürürlüğe girecek kanunumuz üzerinde, toplumun değişik kesimlerinde ortaya çıkan itirazların, sosyal barış içerisinde, tevazu içerisinde, hoşgörü içerisinde yeniden ele alınıp, bu yasa yürürlüğe girmeden, aksaklık meydana getirecek durumların gözden geçirilmesidir.

Sayın Bakanım Anavatan Partisi kökeninden gelir, Sayın Turgut Özal'ın rahlesinde ders görmüştür; o, mütevazılığın, hoşgörünün ne olduğunu gayet iyi bilir. Toplumun değişik kesimlerinden gelen itirazlara en iyi cevap verecek noktada yapılması gereken değişikliklerin de yapılacağı fikrinin, inşallah, ileride, uygulamada çıkacak aksaklıkları da dikkate alarak, çok daha geniş kapsamlı, özgürlük alanlarını genişleten değişiklikler yapılacağına da inanıyorum.

Ben, verilen teklifin yeterli olmadığı kanaatiyle söz aldım. Zira, basın özgürlüğüyle ilgili birçok maddede, özellikle de Türk Ceza Kanununun genel hükümlerini düzenleyen 5 inci maddede bir aksaklık olduğu fikrindeyim; çünkü, 5187 sayılı Basın Yasamızda, basın mensuplarının para cezalarının hapse çevrilmeyeceği hükmü olduğu halde, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesindeki genel ilkede "bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, o kanundaki suçlar hakkında da uygulanır" şeklinde bir ifadeyle, özel hükümdeki "para cezası hapse çevrilemez" hükmünün ilga edildiği, genel hükmün o kavramı ortadan kaldırdığı kanaatindeyim; bunun, kesinlikle -Basın Yasasıyla ilgili bölümün- yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyim. Keza, Türk Ceza Kanununun 132 nci maddesinde kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yoluyla açıklanması halinde cezanın artırılarak uygulanacağına dair hükmün, 130 uncu maddedeki diğer kişilerin rızası olmadan kayda alanların cezalandırılmasına ilişkin hükmün; keza, 134 üncü maddedeki özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa edenlerin cezalandırılması, bunun basın ve yayın yoluyla yapılması durumunda cezanın artırılmasına dair hükmün ve buna benzer, Türk basınının basın özgürlüğü alanında ifade etmesini daraltan ve basın yoluyla işlenmesi durumunda cezayı artırıcı hükümlerin çok çağdaş olmadığı kanaatini taşıyorum.

Yeni tasarının 30 uncu maddesiyle getirilen etkili pişmanlık durumu da, aynı yöntemle yayınlanması şartına bağlanmıştır; ki, bu, Anadolu basınını çok sıkıntıya sokacak bir durum. Zira, Anadolu'da basın, maddî koşulları çok dar bir ortamda bu özgürlüğünü kullanabilmektedir. Çıkan gazetenin bir sene sonra sahibinin değiştiği, çıkan gazetenin bir sene sonra iflas ettiği durumlar vardır. Eğer, yayın yoluyla bu pişmanlığı kullanma şartını koyduğumuz takdirde, bir yıl sonra kapanan bir gazetenin muhabirinin, tekrar yayınlama imkânı, olanağı olmadığı için bu pişmanlığı nasıl gidereceği belirlenmemiştir. Bu konuda da bir önergemiz var. Eğer, basın mensubumuz hâkim huzuruna gider, pişman olduğunu açıkça beyan eder ise, basın mensubumuzun bu beyanının yeterli görülmesi gerekir. Ayrıca, yayınlanma imkânı olmayan durumlarda bu pişmanlıktan yararlanma imkânının önünün kapatılmasın da doğru olmadığını düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, çağdaş cezalandırma, bildiğiniz gibi, toplumun sosyal hayatına uyum sağlayamayan kişilerin tekrar uyum sağlama noktasında uslandırılması mantığından hareketledir. Cezaların üst niteliklerinin, alt niteliklerinin belirtilmiş olması, hakikaten, hâkimin takdir alanının daraltılmış olması, önemli bir yeniliktir; fakat, birkaç maddede var. Özellikle, iftira maddesindeki "olgu isnadı" kavramı çok geniş bir kavramdır. Türk Halkı "olgu isnadı" kavramının çok boyutlu... Örnek vereyim; mesela "çirkinsiniz" demek bile, bir olgu isnadıdır ve hakaret suçunu oluşturur ki, böyle geniş bir kavramın yargıcın elinde yorumlanmasının ve özellikle, Yargıtayımızda unsurları itibariyle içtihat haline gelmesi uzunca zaman alacağını ve birçok basın mensubunun bu geniş kavram kapsamında hapis tehdidiyle karşı karşıya kalacağını düşünüyorum.

Türk Ceza Kanunundaki ifadelerin çok net olması, unsurların çok belirgin olması gerekir. Mutlaka, yaptığımız yasa ilahî bir yasa değil. Yaptığımız yasa, insanların yaptığı bir yasadır, Meclisin yaptığı bir yasadır ve uygulamada aksaklıklar olduğu takdirde, mutlaka, yeniden düzenlemeler, uygulamada çıkacak aksaklıkları dikkate alan yeniden düzenlemeler yapılması gerekir. Ancak, hakikaten itiraf etmeliyiz ki, 2005 yılında Türkiye Cumhuriyetinin yeni bir ceza yasasına ihtiyacı var idi. Bu ihtiyaç bir nebze karşılanmıştır; ancak, eksik olan taraflarının da, Sayın Bakanımın tevazuyla, hoşgörüyle, hiçbir siyasî argüman olmadan, bürokratlarıyla oturarak, uygulamada çıkacak aksaklıkları da dikkate alarak, yeniden şekillendirip, bu Meclisin önüne getireceğine inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, bu yasaya emeği geçen herkese teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
