# Çalışma saatleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Sarıbaş (Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 29 Kasım 2005
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-11-29-calisma-saatleri-hakkinda

> Süleyman Sarıbaş, 29 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 1.156 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisi lehine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, Danışma Kurulumuzda bir uzlaşıyla gelmişti, lehine söz almak da istememiştim; ama, biraz önce konuşan milletvekili arkadaşımın hassasiyeti için kendisine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, hakikaten son iki aydır benim de seçim bölgem olan Malatya'da bir şeyler oluyor.

Öncelikle, sözlerime başlarken, cumartesi günü Pötürge İlçemizde meydana gelen depremde zarar gören hemşerilerime geçmiş olsun diyorum. Umuyorum ki, belediye başkanlarımızla, iki ilçemizin belediye başkanlarıyla da görüştüm, hükümetten acil yardım istiyorlar; yani, deprem, maalesef, altyapıyı bozuyor; deprem, maalesef, içmesuyu şebekelerini, altyapı hizmetlerini bozuyor; gerek Pötürge İlçemiz gerekse Doğanyol İlçemiz bu depremden büyük hasar görmüşlerdir; şu ana kadar Afet Fonundan herhangi bir yardım almadıklarını, sadece Kızılayımızın birkaç çadır göndermekle ihtiva ettiğini söylediler; bu yeterli değil. Hükümetimizin, gerekli hassasiyeti göstereceğini ve depreme uğrayan vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için, belediyelerimize, Afet Fonundan, altyapı parası göndereceğini tahmin ediyorum; bir an önce çabuklaşmasını talep ediyorum.

Bundan bir ay evvel, Malatya, yine, Türkiye'nin gündemindeydi; Çocuk Esirgeme Yuvamızdaki, o vahim, herkesi üzen olay, Malatya'nın ismini bir defa daha gündeme getirmişti. Umuyorum ve tahmin ediyorum ki, o konuda da bir araştırma önergemiz var; bu Meclisin, Yüce Meclisin gündemine gelir ve neler olduğunu, nelerin olup bittiğini, bu Meclis, enine boyuna araştırır ve çözüm yollarını da bir an önce ortaya koyar diye düşünüyorum.

Bunun yanında, biraz önce milletvekili arkadaşımın, meslektaşımın dile getirdiği, hakikaten, Malatya'da, son bir ay içerisinde 35 000 kişi, günlük 10 000 kişi -dün televizyonlarda izledim- eczanelerden ishal ilacı alıyor. Geçen hafta belediye başkanımızla telefonla görüştüm; sudan olmadığını söylüyor. Ancak, Malatya'da bir ishal vakası var. İshal, muhtemelen, mikroptan olan bir şey; ben tıp doktoru falan değilim; ama, muhtemelen, mikroptan olan bir şey ve Malatya'nın değişik mahallelerinde husule geldiğine göre, şehir şebekesinden, muhtemelen, ki son duyumumuza göre de Hıfzıssıhha Kurumumuzun raporu da menfi çıkmıştır. Vatandaş iddia ediyor, diyor ki: "Bu suya kanalizasyon artığı karışmakta ve hastanelerimize, şu ana kadar, dün akşam itibariyle 7 000 kişi müracaat etmişti; ama, hastaneye müracaat etmeden, eczaneden ilaç almak suretiyle kendi tedavisine, tedarikine düşen vatandaşımızın sayısı da 30 000.

Malatya, bunları hak etmedi arkadaşlar. Malatya, Türkiye'nin güzide şehirlerinden biri; insanları, hakikaten çalışkan. Malatyalı, bu devlet ne istediyse onu yaptı; vergi istedi, vergisini verdi; askerlik dedi, askerliğine gitti. Devletine sadakatinde hiçbir şüphesi olmayan insanların yaşadığı bir şehir. Şimdi, reva mıdır, bir şehirde otuz gündür bir ishal vakası oluşacak, hükümetten tek çıt çıkmayacak? Reva mıdır, devletin yetkilileri, kanalizasyon şebekesi karışıp karışmadığını suya bir haftadır öğrenemeyecek ve belediye başkanı akşam televizyondaydı, diyor ki:"Vebali bana, suyumuzu için."

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Suda çıktı…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Şimdi, bu, vebal almayla, sağlık konusu, vebal almayla çözülecek bir iş midir arkadaşlar?!

EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Ulemaya sorun…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Yani "vebaliniz bana, ölün" de; insanları öldürmemek, bizim asıl görevimiz bu, insanları yaşatmak.

Şimdi, bir sorun var Malatya'da, 35 000 kişi ishal olmuşsa bir sağlık problemi var. Malatya'da da Sağlık İl Müdürlüğümüz var, Türkiye'de Hıfzıssıhha Kurumumuz var. Bir gün de bunun tedbirlerini almak, hakikaten, suya karışan bir kanalizasyon artığı var ise bunu kesmek, önlemek bu çağda mümkün; ama, bir vurdumduymazlık var, bir aymazlık var. Canım, ne yapalım, işte havale ettik Hıfzıssıhha'ya, suları da gönderdik, bakalım ne çıkacak…

Peki, çıkacak da, 35 000 kişinin ishal olmasına vesile olan bir idare, bir yönetim -bu, ister mahallî idare olsun ister merkezî idare olsun- hiç mi suçlanmayacak, hiç mi hesap sorulmayacak?! Yani, bu vatandaş hesabını kime soracak?

Değerli arkadaşlar, duble yol Türkiye'nin her tarafında, gitti. Malatya'da şu ana kadar yapılan duble yol sayısı 5 kilometre falan. Malatya'nın hiçbir ilçesine… 13 tane ilçesi var. 1 tanesi geçmiş hükümet döneminde başlamıştı; Eski Malatya Battalgazi İlçemizin, 10 kilometrelik bir yolun 5 kilometresi yapılmıştı, öyle duruyor. Tahmin ediyorum, senede 3 trilyon ödenek ayrılıyor, yolun bitmesi için tam 100 trilyona daha ihtiyaç var.

Şimdi, hiçbir ilçesinin yoluna bırakın yeni yol yapmayı, çukurları doldurulmamış. Kuluncak İlçemizin istimlaki tamam, yol istimlaki tamam, dört senedir tamam, güzergâhı belli, henüz bir greyder vurulmadı.

Hekimhan-Sivas yolu, yani, Malatya-Sivas yolunun hiçbir kilometresinde -arabayla bir geçerseniz görürsünüz- arabanızla sağlam seyahat etmeniz mümkün değil.

Muhtarlar arıyor her gün, Malatya'nın değişik köylerinden muhtarlar arıyor, diyor ki:"Vekilim, stabilize namına bir şey dökülmedi bu sene Malatya'nın hiçbir köyünün yoluna, stabilize namına bir şey dökülmedi." 50 tane kamyonu var Malatya Köy Hizmetlerinin; Allah için, bir köyün bir çukuruna bir stabilize dökün; asfalt yapmayacaksınız, biliyorum, böyle bir beklentimiz yok; ama, bari stabilizelerini dökün, bari köylü vatandaşımız ulaşımını rahat sağlasın, çukura batmasın.

Kayısısı perişan… Sayın Bakanım burada; 2001 yılında kayısıyı 3 000 000 liraya vermişiz, Malatyalı 3 000 000 liraya satmış, 4 000 000 liraya satmış; bugün, kayısı 700-800 bin lira -benim de var- 1 800 000 lira maliyeti var, işçilik maliyeti var. Haa, serbest piyasa merbest piyasa da, fındık da serbest piyasa Sayın Bakanım; fındığa birsürü teşvik verildi, birsürü para verildi. Ne var, bir 10 trilyon, 20 trilyon da Malatyalı üreticiyi destekleyecek bir yöntem yok muydu?! Yani, Malatya 161 000 oy verdi bu iktidara, yüzde 56 oy verdi; yani, bunun karşılığını isteme, hakkı değil mi?! Ben de onlardan biriyim, bana da oy verdi…

AHMET YENİ (Samsun) - Siz de o oylarla geldiniz.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Ben, o oyların karşılığını istiyorum.

Yani, Malatya'nın kayısısından başka da bir geçimi yok. Malatya'nın bütün köylüsü, arazisi olmayan da kayısıda çalışarak geçinir, bütün köylüsü kayısıyla yaşar. Şimdi, kayısısı para etmedi; ne yapacak Malatyalı?! Kayısı olmayınca, köylü esnafa gitmeyince, esnafı ne yapacak; esnafı kirasını ödeyemeyecek, vergisini veremeyecek, Bağ-Kurunu yatıramayacak; çünkü, köylüde para yok; köylünün parası işçiye yetmedi, mevcut tarlasının bir kısmını veya evindeki hayvanını satarak işçi parasını ödüyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, 5 000 kişi hastanelere müracaat etmiş bu ishal vesilesiyle; ama, İnönü Üniversitemizin memur kadroları yok, kadro kanunu yok; 1 000 memur kadrosuna ihtiyacı var. İşte 15 tane üniversite kuruyoruz; onların kadroları o kanun tasarısında var. Hassasiyetle rica ediyorum, Sayın Kapusuz'dan da rica ediyorum; o üniversitelerin kadro kanunları çıkarken İnönü Üniversitemizin kadro kanununu da ona dahil edelim. Yani, bu insanlar hasta olduğu zaman, işte üniversite hastanesine koşmak zorunda; eğer, üniversite, bu hastalara, kadro eksikliği nedeniyle cevap veremiyorsa, sonuçta o üniversitenin rektörünün (A) veya (B) olması beni çok ilgilendirmiyor; ama, üniversite Malatya'nın üniversitesi, o hastane Malatyalılara hizmet eden bir hastane. Onun da -üniversitemizin, hastanemizin kadro kanununun da- gelecek, 15 üniversite kuruluşu hakkındaki kanuna ilavesini, Malatyalılar, bu hükümetten bekliyor.

Değerli arkadaşlar, Malatya'da, yatırımlar da, maalesef, içler açısı. Evet, Malatya teşvik kapsamına alındı; bu bağlamda, 49 tane fabrikanın temeli de atıldı. Aslında, fabrika falan yok arkadaşlar. Teşvikle 40'ar dönüm arazi alınıyor; Malatyalı esnaf, çarşıda bir dükkânı var, oraya bir depo yapıyor 1 000 metrekarelik, 49 dönümüne kayısı dikiyor. 49 dönümü kayısı bahçesi; orada, fabrika diye kurduğu 1 000 metrekare kapalı alanı da dükkânının büyük ana deposu yapıyor; çalışan falan kimse yok. Malatya'da, son üç senede istihdam... 50 000 işsizi var. Hırsızlık almış başını gitmiş, yankesicilik almış başını gitmiş; ki, Malatya güvenli bir şehirdir, insanların evlerini açık bırakarak yattığı bir şehirdir, böyle şeylerin olmadığı bir şehirdir; ama, şu an, Malatya'da insanlar, artık, bunları konuşur hale geldiler. Gündüz gözü, Kuluncak İlçemizde, bir köyde, kamyonu dayamış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 29 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-11-29-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
