# Anavatan partisi grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mayıs 2006
- **Gündem:** ANAVATAN PARTİSİ GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-05-09-anavatan-partisi-grup-onerisinde

> Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAVATAN PARTİSİ GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.151 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlar, Anavatan Partisi Grubunun, gündeme ilişkin, genel görüşme açılma talebi lehinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, terör, Türkiye'de en çok tartışılan konulardan bir tanesi ve biraz önce konuşan arkadaşım, sanki "her şey sütliman, Hükümet her türlü tedbiri aldı, terör yok; dolayısıyla, bu görüşmelere filan da gerek yok" şeklinde bir açılım yaptı. Bu doğru değil. Türkiye'de terör var, Türkiye'de, insanlar, gelecek kaygısıyla, bu ülke nereye gidiyor diye endişe altındalar.

Türkiye'de, Hükümetin dahi, terörün nerede biteceği, nasıl olacağı, nasıl tedbirler alması gerektiği noktasında -Hükümetin dahi- kafası karışık. Bunun en bariz örneği, getirmiş olduğu Terörle Mücadele Yasasıdır.

Sizin telefonlarınıza hiç mesaj gelmiyor mu "bu yasayı getirmeyin" diye? "Bu yasa özgürlükleri ortadan kaldırıyor" diye hiç mesaj gelmiyor mu? Sizin telefonlarınıza "bitirin şu terörü" diye hiç mesaj gelmiyor mu veya sizin telefonlarınıza "bu yasayla, terörist başını affediyorsunuz, onun affolma, cezaevinden çıkma yolunu açıyorsunuz, yapmayın bunu" diye hiç mesaj gelmiyor mu? Bize geliyor. Eğer size gelmiyorsa, sizin milletle bir ilginiz kalmadı demektir ki, ben ona inanmıyorum, hepinize bu mesajlar geliyor.

Değerli arkadaşlar, tartışılan bir yasa var. Yarın, yukarıda, komisyonda da tartışılacak, tartışılan bir yasa var. Biz, Anavatan Partisi olarak şunu söylüyoruz: Bakın, bu yasa konusunda, yani terörün önlenmesi konusunda, terörle mücadele eden güvenlik kuvvetlerimizin ellerinin güçlendirilmesi konusunda, özgürlükler konusunda, güvenlik konusunda, bu milletin kafası karışık, siyasîlerin kafası karışık. Şimdi, şuradan sorsam, desem ki, bu Terörle Mücadele Yasasının 6 ncı maddesi, bölücü başını affediyor mu affetmiyor mu desem, birçok insan "affediyor" diyecek, birçok insan da "affetmiyor" diyecek. Bu yasa, bu Terörle Mücadele Yasası -sorsam size- özgürlükleri sınırlıyor mu sınırlamıyor mu? Geçmişte Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümleri yeniden ihtiva ediyor mu etmiyor mu desem "ediyor" diyenleriniz olacak "etmiyor" diyenleriniz olacak.

Şimdi, insanların, ülkenin, bu kadar kafasının karışık olduğu bir yasayı, bu Genel Kurulda, bir genel görüşmenin konusu yapıp, bunu bir siyasî parti rantı da yapmadan, bütün siyasî partilerimizin, muhalefetin, iktidarın -belki devletin elinde bizim bilmediğimiz bilgiler de olabilir- gerektiğinde bunu kapalı bir oturumun konusu yaparak, enine boyuna tartışsak, şu Meclis bir liderlik yapsa bu olaya ve millî bir strateji etrafında ne yapacağımızı, teröre karşı nasıl önlem alacağımızı, bir strateji olarak belirlesek fena mı olur. Yarın, o yasayı komisyonda tartışacağız. Muhtemelen alt komisyonlara gidecek, tartışılacak; Genel Kurula gelecek, tartışılacak. Niye… Bu tartışma keskinleşip, tamamen, ne dediğimizi kimse anlamadığı bir ortamda çıkacak bir yasanın, ilerideki uygulamasından bu millet sıkıntı çeker ise, bunun liderliğini yapamayan, bunu tartışmayan, bunu gündeme getirmeyen Parlamento üyeleri olarak, milletvekilleri olarak bizler sorumluluk sahibi değil miyiz?!

Bakın, terör konusunda, Hükümetin hangi önlemleri olduğunu İktidar milletvekilleri dahi… Şimdiye kadar tartışılmadı, onlara dahi bilgi verilmedi.

Çözümün yeri… Eğer, ülkede terör varsa, bunun sebepleri, çözüm yöntemleri neyse, millî iradenin, yani, temsil makamı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurumunun bu işe liderlik etmesi, bunu tartışması, bunun yöntemlerini, usullerini elbirliğiyle millî bir strateji haline getirmesinden daha tabiî ne olabilir.

Bakın "terör öldü, terör bitti, efendim, aldığımız ekonomik tedbirlerle terör sona erdi…" Daha cuma günü, terör, 19 tane, 20 tane çocuğumuzun yaralanmasına vesile oldu ve bir servis aracını bombaladılar. Nerede bu?!. Daha Türkiye, Türkiye Devleti, 35 000-40 000 askerini sınıra yeni yığdı terörü önlemek adına. Elbette, güvenlik kuvvetlerimizin terörle mücadelelerini gönülden destekliyoruz, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz; ama, bunun tedbirlerini alacak siyasî irade bu Meclis, bunun liderliğini yapacak siyasî irade de bu Meclis.

Ne yaptık arkadaşlar, şöyle bir bakın. Bundan on yıl evvel, beş yıl evvel kırmızı çizgilerimiz vardı, askerlerimiz Kuzey Irak'taydı, Kerkük, Musul konusunda dediğimiz oluyordu… Bugün neredeyiz allahaşkına?!. Ya, var mı böyle bir şeyimiz, adım atabiliyor musunuz sınırdan ileriye?! Barzani'nin tehditlerinden yılmadınız mı daha?!. Yani, dün, Türkiye'ye gelmek için, aracılar, ricacılar koyan adamın, bugün tehditlerinden yılmadınız mı?! Adam, Diyarbakır'ı tehdit ediyor. Yani, bunlar niye oldu, bu dış gelişmeler nereye gidiyor?! Bu Hükümet, gelip, bir kapalı oturumda, bu ülkenin milletvekillerine, bu ülkenin temsilcilerine bir bilgi vermeyecek mi? Niye girmiyoruz Kuzey Irak'a?! 35 000 asker yığdık. Niye girmiyoruz, Kandil Dağını niye yerle bir etmiyoruz; yok mu gücünüz?! O güç, bu Parlamento arkadaşlar. Gelin, tartışalım ve o gücü size verelim; ama, buna cesaretiniz yok; çünkü, çizginiz mizginiz kalmadı sizin. Sizin hiçbir şeyiniz yok. Yani, çizgisi olmayan bir ülke haline getirdiniz; başkalarına yalvaran, başkalarına "ne olur şu Kandil'de PKK'ya operasyon yap" diye başkalarından icazet bekleyen bir ülke durumuna getirdiniz koskocaman Türkiye Cumhuriyetini. Buna hakkınız yoktu.

Gelin diyoruz, biz, Anavatan Partisi olarak bu grup önerimizle, gelin, kamuoyunun haklı endişelerinin olduğu ve her kurum ile her kesimin üzerinde büyük tartışmalara girdiği ve hükümet tasarısı olarak görüşülen, adı geçen terörle mücadele yasası taslağını kanunlaşmadan, bahse konu taslağın, bu ülke halkına getirdiklerini, özgürlüklere getirdiği kısıtlamaları, güvenlik kuvvetlerimize ne verip ne vermediğini, terörist başını affedip etmediğini, ona cezaevinden çıkma yolunu açıp açmadığını şurada enine boyuna bir tartışalım. Herkes düşüncelerini söylesin, ortak bir nokta bulalım; ama, milletin kafasını karıştıracak tasarıların geçmesine fırsat vermeyelim.

Şimdi, bu tasarının, Sayın Adalet Bakanının birçok konuşmasından anlıyorum ki, 6 ncı maddesini, yani, muhalefet liderinin "bu, Abdullah Öcalan'ı, terörist başını affeder, cezaevinden çıkarır" diye direndiği bir maddeyi "biz, tasarıdan çıkarmayacağız" diyor. Bundan ne anlıyorsunuz: "Demek ki, biz, Abdullah Öcalanı'ı affedeceğiz kardeşim, uzun vadede affedeceğiz; böyle bir planımız var, böyle bir stratejimiz var" demektir. O zaman, gelin bunu tartışalım burada. Ediyor mu etmiyor mu; bu millet bir görsün. Belki, bizim bilmediğimiz bilgiler vardır, hakikaten vardır. Hükümetin bildiği; ama, milletvekillerinin bilmediği bilgiler vardır. Gelin onu da kapalı oturumda bu milletin vekillerine izah edin, biz de tatmin olalım; ama, ben, inanıyorum ki, bu Terörle Mücadele Yasası, bu milletin kafasını karıştıran bir yasadır. O yasa komisyonlardan geçmeden, o yasa, bu Genel Kurulun gündemine gelmeden, enine boyuna tartışacağımız bir genel görüşmeyle milletvekillerinin bilgilendirilmesi, milletvekillerinin, bu konuda herkesin düşüncesini ortaya koyması ve Meclisin bu konuya liderlik yaparak, kurum olarak liderlik yaparak ortak bir stratejinin, millî bir stratejinin belirlenmesi ve Hükümetin de, artık, yani, Kuzey Irak'ta ne yapacaksa, güneydoğuda ne yapacaksa, uluslararası güçlerle hangi pazarlığın içindeyse, bunları bu milletin vekillerine en azından anlatması, en azından hangi noktada olduğumuzu, endişeye kapılıp kapılmamamız gerektiğini, bize de millete de izah etmesi gerekir.

Bu önerimizin asıl amacı bir siyasî rant, siyasî söylem falan değil, terörün siyaseti olmaz arkadaşlar. Terör, bu ülkenin millî bir meselesidir, bu ülkenin hassas bir meselesidir. Dalga geçmeye de gelmez, görmemezliğe de gelmez, onun üzerinden rant sağlamaya da gelmez. Terör, üzerinde, hepimizin, oturup, bu ülkemiz adına, bu milletimiz adına en ince ayrıntısına kadar düşüneceğimiz bir konudur, hata yapmamamız gereken bir konudur; çünkü, terör örgütü de, artık, bildiğiniz gibi, bundan üç yıl, beş yıl öncenin terör örgütü değil; dünya değişti, o da değişti. Ne yaptı; dağdaki eşkiyayla, dağdaki çeteyle, güvenlik kuvvetlerimiz elbette mücadele ediyor; ama, terörü siyasallaştırdılar; çocukların, kadınların üzerine yığdılar ve şehirlerde yapmak suretiyle, yeni bir faza getirdiler. O halde, bunun önlemleri ne olacak? Tamam, elbette ki, dağdaki teröristi, güvenlik kuvvetlerimiz takip edecek, kovalayacak, imha edecek, yok edecek; bu, en tabiî hakkıdır güvenlik kuvvetlerinin; ama, şehirdekilerine ne yapacak? Bakın, sivil itaatsizliğe karşı önlemlerimiz ne? Hükümet, sivil itaatsizliğe karşı neler düşünüyor? Bütün bunları tartışmadan, bütün bunların sebeplerini, bütün bunların kaynaklarını bu Genel Kurulda tartışmadan çıkacak bir terör yasasının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “Anavatan partisi grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-05-09-anavatan-partisi-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
