# 193 sayılı gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s1215)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 27 Haziran 2006
- **Gündem:** 193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (S.S1215)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b120/tbmm221251200039.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-06-27-193-sayili-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanu

> Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 27 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (S.S1215)); konuşma 1.292 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; AK Parti grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, Sayın Başbakanın acısını gönülden paylaştığımı ve merhuma Allah'tan rahmet dilediğimi bütün milletin huzurunda... Allah mekânını cennet eylesin diyorum.

Değerli arkadaşlar, geçen hafta çok yoğun bir tartışmayla Meclisi geçirdik. Kamuoyuna yansıyan şey, sanki, Anavatan Partisi, efendim, Meclis siyasî partiler yardımını almıyor da muhalefet ediyormuş şeklinde yansıtmaya çalıştı İktidar tarafı. Aslında, bu, doğru değil. Burada da söyledim, kürsüde de söyledim. Bizim parayla pulla ilgimiz yok. Bizim esas istediğimiz şey, yargı kararlarına uyacak mı uymayacak mı, bir siyasî iktidar hukukun üstünlüğüne inanacak mı inanmayacak mı; bizim verdiğimiz mücadele bu nefis mücadelesidir. Netice itibariyle, geçen hafta 24 kanun tasarısını üç günde, altı günde geçireceklerini iddia etti Hükümet. Bugün gördüğümüz kadarıyla geçen hafta 5 tasarı geçti, bu hafta da 9 tasarı var. Aslında, bu tasarıların özüne de bir itirazımız yok. Hakikaten, önemli tasanlar var. Mesela, bir tanesi şehit ailelerimizin silah ruhsatları; yani, buna bir şey söylemiyoruz. Stopaja ciddî itirazlarımız var; çünkü, bu ülkeye gelip bu ülkenin kanını emenlerin, giderken, kazandıklarının bir kısmını bu millete vergi olarak ödemek zorunda olduklarını, artık, bu milletin iliğini emmekten vazgeçmeleri gerektiği noktasında ciddî itirazlarımız var. Ha, ayınma itirazlarımız var. Yerli yatınmcımızın, yani, millî yatırımcımızın vergi verirken, yabancı yatırımcının vergi vermeden, stopaj ödemeden çekip gitmesine, ona bir paye, bir ulufe verilmesine de karşıyız; ciddî itirazlarımız var; ama, tasarı Hükümetin tasansıdır, görüşülecektir; ona da bir şey demiyoruz.

Askerî Ceza Muhakemeleri Kanunumuz var, 64 maddelik... Hakikaten, Avrupa Birliği ilerleme sürecinde artık sivillerin askerî mahkemelerde yargılanmaması gerektiğini -ki, biz Anavatan Partisi olarak yargının ta baştan itibaren birliğine taraftarız; yani, askerî yargı, idarî yargı, adlî yargı şeklinde bölünmüş bir yargıya karşıyız- yargının tek çatı altında, bir bütünlük içerisinde, kendi içerisinde ihtisaslaşarak tek çatı altında ve yargı birliği taraftarıyız. Dolayısıyla, ama, bugünkü sistem içerisinde askerî yargılama usulünün değişmesine de bir diyeceğimiz yok.

Bunun yanında, Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı, kanunen zaten çıkması lazım; ona bir şey demiyoruz. Dediğimiz bir şey var: Bu kanunları doğru yapalım diyoruz, bu kanunlar doğru yapılsın, bir daha gelmesin. Niye ben Bütçe Uygulama Kanununu tartışıyorum arkadaşlar?! Temmuz ayında Bütçe Uygulama Kanununun tartışıldığı dünyada başka bir meclis var mı; yok; sadece bizim Meclis var, ikinci defa tartışıyor. Niye; asıl Bütçe Kanunu çıkarken yanlışlar yapıla yapıla Anayasa Mahkemesinden dönüyor veyahut da uygulamada aksaklıklar çıkıyor, tekrar Meclise deniyor ki: Bu yanlış olmuş, bir daha yapalım... Bu kaçıncı defa yanlışlan düzelten bir Meclis oldu?! Şimdi, baktığınız zaman, 400 küsur kanun çıkardık bir senede veyahut da AK Parti İktidarından itibaren 800 küsur kanun çıkardık; ama, bunların en az yanya yakınını birer defa daha tartışmak, birer defa değiştirmek zorunda kaldık. Bizim itirazımız bu.

Başka bir itirazımız var arkadaşlar: Hâkimler ve Savcılar Kanunu buraya kondu; ama, ben İktidarın çok taraf olduğu kanaatinde değilim, inşallah çıkar diye düşünüyorum; bunun mutlaka çıkması lazım. Ha, bu çıkarken, ta baştan beri söylüyorum, kamu görevlilerinde yatay ve dikey skalayı mutlaka yapmamız lazım; yani, bir gruba maaş verelim... Hâkimlerimizin hakkı mıdır; evet, hakkıdır, yaptıkları görev itibariyle bundan çok daha fazlası, Avrupa'yla kıyasladığınız zaman, hak ve hukuktandır. Yaptıkları işin ehemmiyeti, yaptıkları işin önemi, onlara verdiğimiz ücretlerin yanında çok az kalmaktadır; ama, diğer yandan, 700 000 000 alan öğretmenimizi, 1 milyar alan polisimizi ve 8 000 000 insanımızın asgarî ücretle çalıştığını düşündüğümüz zaman, artık, bunun kendi içinde bir bütünlük olarak, bütün olarak, bütün kamu görevlilerini bulundukları konum itibariyle en azından insanca yaşayacaktan bir düzeye getirmek için... Kamu personel rejimini bu Hükümet de üç- buçuk senedir getireceğini söylüyor; ama, maalesef, getiremedi, bunu yapamadı. Kaldı ki, Acil Eylem Planında da bu vardı. Maalesef, bunu beceremediğimiz için, işte, bugün, hâkimlerimize bu düzenlemeyi yapacağız. Ha, buraya söylüyorum: Ekim veya kasım ayında da askere yapacağız; çünkü, kendi içinde bir tutarlılığı olmayınca ücret skalalannm, baskı gruplanna, sosyal gruplara, haliyle, iyileştirme yapmak zorundayız. Arkasından...

Peki, nüfusçunun ne günahı var, tapucunun ne günahı var veya özel idaredeki genel idarî kadrolarda çalışan insanlann ne günahı var, ya adliyede sabah 8'de daktilo başına geçip akşam 6'ya kadar daktilo başında tak tak yazıp da 750 000 000 lirayla ev geçindiren, kira veren, çocuğunu okutan insanlann ne günahı var?! Efendim, onların da yok; ama, işte bütçemiz bu kadar. Tamam, bütçemiz bu kadar; ama, işte, yabancıya stopajı sıfırlıyoruz; rantta kazanana, al götür parayı, senden vergi almayacağım diyoruz ama! Elin yabancısına mahkûm oluyoruz! Kendi insanlanmızın insanca yaşama standardını yükseltmek için bir gayret, maalesef, göstermiyoruz. Ne oldu; yüzde 2,5 verdik memura. Bugünkü gazetelerde de var; temmuz ayında da emekliler yüzde 2,5 alacak.

Arkadaşlar, 8 000 000 emeklisi var, Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığı, 8 000 000 emeklisi var. Bırakın çocuklannı, eşiyle birlikte 16 000 000 insan, yüzde 2,5 zam alacak temmuzda; yani, 30'ar bin lira veya 20'şer bin lira zam alacaklar. Ee, peki, bir aydır enflasyon ne?! Pardon, enflasyon demiyorum, enflasyon demek cahillik. Peki, yüzde 30 fiyat alım gücünün düşmesi, dolar karşısında, euro karşısında alım gücü insanlann düşerken, yani, yüzde 2,5'in lafını etmek veya telaffuz etmek... Ben utanıyorum, ben zül duyuyorum. Yani, yüzde 2,5 verdim... Bunun adı yok. Bunun adı yok. Yüzde 30 enflasyon. Enflasyon fiyat farkını ödeyin. Nisan ayından bugüne kadar paramızın alım gücündeki kaybı bu insanlara ödeyin, yüzde 25 verin. Niye yabancıya veriyoruz; yabancı alıp götürüyor. 1 300'le dolar getirdi, bozdurdular, yüzde 20'lerle faize verdiler, üç sene sonra 200 000 000 dolar götürüyorlar. Götürmesinler.

Merkez Bankasının dolar satmasına da karşıyım, açık söylüyorum; yani, onlar gidiyor diye ucuz ucuz niye satayım?! 2 500'e alsın dolan. Geldi, Türk Lirasına çevirdi, kazandı madem, giderken de Merkez Bankamın dolannı alıyorsa, 2 500 liradan alsın, bedelini ödesinler biraz. Bu tiyatro hep görüldü arkadaşlar. 89'da başladı, biriktirdi biriktirdi 94'te kriz, 95'te başladı 2001'de kriz, 2001'de başladı 2006'da kriz. Senaryo aynı, oynayanlar aynı, oyuncular aynı; ama, bunun bedelini ödeyen yetmişiki milyon, milletimiz. Onun için, Hükümetin yapacağı şey yasa çıkarmak falan değil. Hükümetin yapacağı şey, temel sorunlan şu Mecliste müzakereye açmak. Bu ülkenin temel sorunlan müzakereye açılmıyor. Bu ülkenin Büyük Millet Meclisi temel sorunlanm tartışamıyor.

Şimdi, şu stopaj... Ne zaman tartıştık arkadaşlar?! 550 kişiyiz. Ne getiriyor ne götürüyor. Gelir Vergisi kalemleri içerisinde yabancıdan aldığım stopajın miktan ne kadardı? Bunu affetmekle ne kadan affetmiş, hibe etmiş, ulufe olarak onlara vermiş oluyoruz?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 3 milyar dolar... 3 milyar dolar...

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Bunlan biliyor muyuz arkadaşlar; bilmiyoruz. Peki, neyi tartıştık da yapıyoruz?! Birileri baskı yapıyor dışandan; diyor ki: Kaldınn şu stopajı. Biz de ne yapıyoruz... Oyunun kurallannı onlar koyuyor çünkü. Biz sadece onlann koyduğu kurallara Meclis olarak uymak zorunda kalıyoruz, hiçbir katkımız yok, müdahalemiz yok, ondan sonra da milletin temsilcisi olmak... Milletin temsilcisi olmak demek, milletin menfaatlarını sonuna kadar tartışmak ve milletin haynna olan işleri yapmak demek. Şimdi, yabancının giderken stopaj vergisini kaldırmak bu milletin hayrına diyecek bir tane adam el kaldırsın; asla milletin hayrına değil. Milletin kasasından adama bağışta bulunuyorsun, devlete millete vereceği... Ama, diğer taraftan milletin aldığı ekmekten KDV alıyorsun, ÖTV alıyorsun; milletin aldığı tuzdan KDV alıyorsun, ÖTV alıyorsun; milletin şekerinden KDV alıyorsun, ÖTV alıyorsun. Kendi yatırımcılarımızın da stopajını kaldıralım, müteahhitlerin stopaj vergilerini kaldıralım madem ki stopajı kaldırıyoruz. Kaldıralım, bu ülkede taşın altına elini koymuş insanlara, babasından, anasından, biriktirdiği parayla bu ülkeye fabrika yapmış, bu ülkede müteahhitlik yapan, eser meydana getiren insanlardan da almayalım stopajı. Yok, onlardan alalım. Niye; onların sahibi yok, yabancının sahibi var; kuralları onlar koyuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sanbaş, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.

Buyurun.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, her hafta, Meclisin bu işleri müzakereci demokrasiyle tartışmadan, âdeta yabancıların programladığı veya baskı gruplarının programladığı bir programa uyarak ve bu sanki bizim kendi meselemizmiş gibi el kaldırıp indirerek, Türkiye'nin yönetilmesi mümkün değil. Zaten bugün yönetilmeyen bir Türkiye var, yönetilen Türkiye olsaydı... İşte yaşadıklarımız, hiçbiri, ne Türk Hükümetinin ne de Meclisin kontrolünde olmayan hadiseler oluyor ekonomide. Bu, şu demektir; demek ki, bizi başkaları yönetiyor. Onlar, emrediyor biz yapıyoruz. Stopaj da onların emridir. Hay hay; hayırlı olsun, AK Partinin millete armağanı olsun.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “193 sayılı gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s1215)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-06-27-193-sayili-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanu (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b120/tbmm221251200039.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
