# Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mayıs 2003
- **Gündem:** BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi

> Tacidar Seyhan (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 1.542 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, bir yerden başlamak istiyorum; çünkü, enstitünün amaç ve politikalarının, ülkenin yeraltı zenginliklerinden veya maden politikalarından, bor ve ürünleri araştırma enstitüsünün bor politikalarından ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, izninizle, ben, biraz maden politikaları üzerine birkaç kelime söyleyip, bu konu hakkındaki düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Bu arada, komisyonda birlikte çalıştığım ve çoğu zaman Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dikkate alan komisyon mensubu değerli arkadaşlarıma ve Sayın Bakanıma da çok teşekkür ediyorum; ancak, bu, bizim kamu yararı taşımadığına inandığımız maddeler konusunda farklı bir düşünce içerisinde olup, sessiz kalmamız anlamına da gelmiyor. Şimdi, farklı düşündüğümüz alanları açmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, Maden Kanunu, dün, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşüldü ve bizim komisyonumuzdan geçti. Buradaki anlayışımız, ülkenin sanayi, ticaret politikası ile bugünkü ekonomik durumumuzu özdeşleştirip, gelecekte çocuklarımızın yaşayacağı bir ülkeyi var etmeye yönelik stratejik önem arz eden yaşama koşullarını hazırlamaktır. Bunun maddî koşulları var, manevî koşulları var, çevresel koşulları var. Hiçbir arkadaşım, inanıyorum, benden farklı düşünmüyor; ama, biz, ne yaptık? Biraz endişe taşıyorum. Şundan endişe taşıyorum: Dünkü görüşmelerimizde, ben, baktım, Sayın Bakanım, birçok düşüncede bana "haklısınız" diyor, Sayın Genel Müdüre "haklısınız" diyor, daire başkanına "haklısınız" diyor, ki, makul şeyler; evet; ama, düşüncede kalıyor; sonuca bakıyorum, buradaki anlayışımızı sonuçlandıracak bir şey göremiyorum.

Tarım Bakanlığı yetkilisi konuşuyor, önlerine getirdiğimiz kanun tasarısının önceki kanuna ne şekilde sekte vurduğunu anlatıyor.

Orman Bakanlığı yetkilisi -orada tutanaklar var- konuştu "yapmayın bu kanunu; çevreyi, ormanı, doğayı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı emrinde hazırlanacak yönetmeliklere bırakmayın; bu kanunları düzenlerken, daha sonraki gelişmelerle, uygulamalarla çelişkiye düşecek bir şey yapmayalım; hukuksal düzenleme açısından çelişki taşımayalım" dedi; fakat, her şey, tasarıdaki olduğu haliyle geçti.

İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Ama, orada...

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - 22 nci maddeden sonra söylüyorum efendim; siz de konuşacaksınız. Ben izah ediyorum.

Bakın, dünyanın hiçbir yerinde -17 ülkenin maden kanunları orada- Kıyı Kanununu, Mera Kanununu, çevreyi, doğayı, Orman Kanununu hiçe sayarak, bir kenara koyarak, o bakanlıkların yetkilerini bir başka bakanlıkta oluşturacağınız kurulun eline bırakarak bir maden kanunu düzenlenmemiştir, yoktur böyle bir şey; bir örneği yok, dünyanın hiçbir yerinde yok; tıpkı bu enstitü gibi. Birazdan anlatacağım.

Şimdi, biz ne yaptık? Bakın, çok önemli bir ibareyi okuyorum burada; deniz ürünleri yetiştiriciliğinden kastedilen kıyı yetiştiriciliğinin yanına, hak olarak, maden arama faaliyetlerini ekledik. Değerli arkadaşlarım, ne alakası var?! Biz, uluslararası arenadaki görüşmelerde ne diyeceğiz? Yani, biz, deniz ürünleri yetiştiriciliği ile maden arama faaliyetlerinin çevresel etkilerini eşdeğer gördük mü diyeceğiz, ne diyeceğiz biz; bana söyler misiniz? Yani, bir ÇED'dir tutturuldu. 1993'ten bu yana ÇED'le engel olunmuş sadece 10 tane çalışma var, başka yok; Çevre Bakanlığı yetkilileri açıklıyor. Bizim yapacağımız şeyin çevreye duyarlı olarak tahsis edilmesi şart.

Bir de şu anlayışı yıkmamız lazım: Sanki, bu ülkenin çok değerli kaynakları var ve biz, elimizden geldiğince, bu kaynakların çıkarılmasını sağlarsak ülke kurtulacak. Yok böyle bir şey! Borda da yok böyle bir şey. Siz, bu kaynakları, ülke dinamikleriyle beraber sanayie, üretime, uç ürüne aktarmadığınız sürece, hammaddenin ülke ekonomisine en küçük bir etkisi olmaz. Böyle yaparak gelişmiş bir tek ülke yok.

Tabiî, burada şunu da ifade etmek istiyorum: Madenlerimiz orada kalmasın, değerlendirelim; ama, bir stratejik rezerv anlayışımız olsun. Stratejik madenlerimizi gruplayalım, bunlara dokundurtmayalım, birilerinin bunlarla oynamasına izin vermeyelim.

Bakın, ben, size bir şey ifade edeceğim: Özel sektör başarılı olmuyor mu; oluyor. Bir tek Rio Tinto denilen firmanın dünyadaki maden arama sahalarının boyutu Türkiye'nin yüzölçümünün birkaç katı. Bu, özel bir firma, büyük bir tröst. Eti Holding dahil, dünyadaki bor ürünlerinin fiyat politikasını belirleyen temel kuruluş da Rio Tintonun kendisidir; yani, US Boraxtır. Bunları, hep beraber, tasarının görüşmeleri sırasında tartışacağız.

Bakın, burada Bakanım varken -bitiriyorum bu konuyu, maddeyle ilgili görüşüme geçeceğim- iki şeye dikkat çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, dün geçen bölümüyle, maddenin bu hali, çevreye, doğaya ciddî tahribat verdiği gibi, maalesef, bor ürünlerinde tekelin kırılmasına da neden olmaktadır. Sayın Bakanım, bir aksaklık varsa düzeltileceği konusunda söz verdi; çok teşekkür ediyorum; ama, ben, sizlerin, kamuoyunun dikkatini çekmek istiyorum. Birincisi; 10 uncu maddede "bor, toryum, uranyum sahaları, arama ruhsatları açısından alan sınırlamasına tabi değildir" denildi. Eğer, bunu bu şekilde geçirirseniz, yarın, herhangi bir özel teşebbüs, Türkiye'deki arama alanlarının büyük bir bölümünü kapatırsa, siz, bu alanda, daha, maden arayamazsınız. Bir yandan bunu koyarken, bir yandan da, Eti Holdingin elinde bulunan ve Türkiye'deki maden arama sahalarının sadece yüzde 10'unu teşkil eden bölgeye gözünüzü dikip "madencilik gelişmiyor; bakın, bu adamlar engel oluyor; aman, Eti Holding burayı taksir etsin, biz de bu alanı aramalara açalım, oradan da maden bulalım, getirelim; Türkiye'nin önü açılsın" diyemezsiniz; bu çelişkiyi kimseye anlatamazsınız. Arama alanlarının sadece yüzde 9'u -yüzde 10'u da değil- Eti Holdinge ait. Genel Müdürüm de bunu böyle ifade ediyor ve diyorlar ki "biz, bu alanları aramalara açacağız, acele etmeyin. Bu rezervleri belirleyeceğiz ve bor, toryum, trona rezervleri bulamadığımız alanların hepsini aramalara açacağız. Biz, devlet kurumuyuz." Biz, devlet kurumlarımıza güvenmeyeceğiz de, kime güveneceğiz? İşlemiyor mu, yapılmıyor mu; yapın o zaman; erksiniz, hükümetsiniz, yaptırın o zaman. Kurum orada, siz buradasınız. Sizin göreviniz yaptırmak, işletmek. Siz, Tarım Bakanlığında, Çevre Bakanlığında, Orman Bakanlığında evrak bekliyor şikâyetini yapamazsınız. Siz, oraları işletmek için iktidara geldiniz; siz, oralardaki aksaklıkları, bürokratik engelleri ortadan kaldırmak için iktidara geldiniz. Siz, doğru düzenlemeyi yapmakla ve bizim önümüze getirmekle yükümlüsünüz. Bizim görevimiz de, buradan, kanun ve yönetmeliklerdeki aksaklıkları belirterek, ulusal menfaatlar çerçevesinde, kanunlar üzerinde değişiklik yaptırmak için, sizi zorlamak, teşvik etmek, iyi niyet çerçevesinde birleşmektir. Bu bütünlüğü beraber sağlayalım. Getirin bütün kanunları, bakanlıkların yetkileri çerçevesinde çözelim, hiçbir bakanlığımızı yok saymayalım.

Kanun tasarısına gelmek istiyorum. Bir kere borlarımızı nasıl koruruz, bir sonraki maddede anlatacağım; ciddî çelişkiler var, samimiyetle anlatmak ve paylaşmak istiyorum; ama, madde üzerinde konuşuyorum, burada da, maddeyle ilgili hiçbir şey söylemeden geçmek istemiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir kere, bu enstitü kavramı, dünyadaki enstitü kavramlarından hiçbirine uymuyor. Nerede uymuyor, başlangıçta uyuyor; ama, ileride konuşacağımız, tartışacağımız yerlerde, bu işte ipin ucu kaçıyor. Belki, tanımlamalarda çelişki olarak algılayabilirsiniz; ama, düzeltelim diye söylüyorum -Sayın Bakanım da buradayken- pek söylenildiği gibi de olmuyor.

Bakın, Sayın Bakanım, sodyum bor hidrürlerden bahsetti; doğrudur, böyle bir çalışma vardır; ama, zaten dünyada oluşmuş bir otomobil teknolojisi var. Birdenbire petrolü yok sayıp, bu teknolojileri Türkiye'ye getirip, biz, borla her şeyi halletmeyeceğiz. O var, araştıracağız, duracak; patent hakkı duracak, lisans hakkı duracak, dünya pazarını dengede tutacağız. Bizim amacımız, borlardaki pazarı dengede tutmak. Enstitünün amacı da, bu pazar dengesini elimize geçirebilmek için uç ürün üretimini teşvik etmek, bunun sanayide kullanılmasını sağlamak, sanayi ve ticaret politikasıyla, buradaki üretimlerinin eşdeğer düzeyde yürümesini sağlamaktır. Bütün kitapları açın, üniversitelerde bize böyle okuturlar.

Enstitü nedir; bakın, bunu kitaplar yazıyor: "Çokludisiplinlerin, disiplinlerarası bir yapıda fonksiyonel (işlevsellik) açıdan kompleks özellikler gösteren, birçok kaynağı belli amaç için kullanılabilen ar-ge organizasyonları ve bilimsel çalışmalar" diyor. Bakın, kavram bu. Birazdan, kavramın nerede koptuğunu konuşacağız.

Biz de bir merkez önerdik; bor araştırma merkezini önerdik. Merkezde de tanım belli: "Genellikle bir konuya odaklanmış ya da temel bir misyonu olan çoklukta akademik bir bölümde yapılanmış ar-ge organizasyonları çerçeveleri" diyor. Amacı da akademik olacak. Siz, orada araştıracaksınız, geliştireceksiniz; sadece ürünü bulmayacaksınız, teknolojisinin yapılmasını ve geliştirilmesini teşvik edeceksiniz. Dünyada, sizin söylediğiniz gibi, öyle, çok çeşitli yöntemler yok. Olan yöntemlerimiz belli; temel araştırma vardır, uygulamalı araştırma vardır, deneysel geliştirme vardır, ürün ve proses geliştirme vardır; bunun dışında bir yöntem yok. Teknoloji transferlerini düşünürsek; yatay teknoloji transferleri var, dikey teknoloji transferleri var. Endüstriyel alanda çalışan arkadaşlarımızın hepsi bilir bunu. Dikey teknoloji transferlerinden patent ve lisans... Bilginin gömülü olduğu teknoloji transferlerine karşı çıkmak zorundasınız, orada bilgi gömülüdür. Siz alır uygularsınız ve mahkûm olursunuz. Oradaki ortaklıkların önüne geçemezsiniz. Sizin göreviniz, kendi bilginizi gömecek teknolojik çalışmaların önünü açmaktır, görev ve sorumlulukların alanlarını buraya gömmektir.

Ha, know how uçuşuyor... Tabiî, know how, yöntemlerden biri. Bunu yapın; ama, bilimin bir gruptan diğer bir gruba aktarılmasını sağlamadıktan sonra, bilimin, bilgiye, bilince ve teknolojiye dönüşmesini sağlamadıktan sonra, bu enstitü ölü doğar. Hani "geçti Bor'un pazarı" derler ya; biz, oradaki Bor'u burada uygularız; borun pazarı geçer, biz de önümüze bakamayız.

Değerli arkadaşlarım, danışmanlık, alet, teçhizat almak başka bir şey; ama, şuna dikkat edelim: Lisans diye başvurduğumuz ülkeler, bize, daha çok, kurulu tesis teslim ederler, yani, anahtar teslimi. Eğer, enstitüyü, bu tür bir ticarî yaklaşımla bir başka kanala, siyasî iradenin kontrolüne teslim ederseniz, biz burada araştırma yapmayız, geliştirme yapmayız; sadece, bize verilecek anahtarı ve bize gösterilecek kapıyı bekleriz.

Böyle araştırma geliştirme, böyle enstitü anlayışı olmaz; yapıyı, bilimsel kurmak zorundasınız. Akademik disiplinleri, kurduğunuz üniversitede... Üniversitede mi kuracaksınız; kurun. O üniversitede kim varsa, onu buraya dahil etmeye çalışın; ama, yok. Ne olacak? Biz az tuttuk burayı, uzman sayımız da az; biz, zaten, personel açısından, böyle bir arpalık düşünmüyoruz; burada bilimsel araştırma yapacağız diyorsunuz; yapın tabiî... Ee, diğer tarafta da var, az önce milletvekilim söyledi; zaten, ar-ge Eti Holding içerisinde yapılıyordu, başka yere ihale ediliyordu; orayı da geliştirin. Başkası kurulmasın demiyorum, buna da ihtiyaç var. Yapın; ama, geliştirin!..

Fakat, burada, başka bir şey çıktı ortaya. Değerli arkadaşlarım, bakın, personel konusunda Sayın Bakanımın söylediği de çok haklı değil. Benim tasarıdaki endişem bu; bunu bildirip sözlerimi tamamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakın, personel konusu nerelerde gizli: 9 uncu maddede "Enstitünün bünyesinde hangi konularda araştırma ve geliştirme yapılması hususuyla kurulması gerekli ar-ge grupları ve personel, finans teçhizatına ilişkin önerileri başkana sunar. Araştırma ve geliştirme gruplarının üye sayısı, bu gruplarda çalışacakların nitelikleri ile çalışma usul ve esasları başkanın teklifi üzerine yönetim kurulu tarafından kararlaştırılır" denilmektedir; yani, araştırma geliştirme gruplarının artırılması, teklifle mümkün; bu bir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
