# Doğal gaz piyasası kanununa bir geçici madde eklenmesi (s.sayı:178)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2003
- **Gündem:** DOĞAL GAZ PİYASASI KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.SAYI:178)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-07-08-dogal-gaz-piyasasi-kanununa-bir-gecici-madde-eklenmesi-s-sayi-178

> Tacidar Seyhan (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞAL GAZ PİYASASI KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.SAYI:178)); konuşma 1.483 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğal Gaz Piyasası Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi iletmek için söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarı, hepinizin dikkatini çektiği gibi, kanunun bir maddesinde sürenin uzatılmasıyla ilgili. Tabiî, ben, burada, bu sürenin uzatılmasının gerekliliğiyle ilgili bir konuşma yapmak istemiyorum; çünkü, açıktır; daha önce, değerli komisyonda görevli arkadaşlarımızın bize bildirdiğine göre, bir yetkiyle görevlendirilmiş, özelleştirilmeye açılmıştı; bu tasarıyla, adece geniş bir süre verilerek, bu özelleştirmenin, daha sistemli, daha planlı bir biçimde yapılması için uzatma istemişlerdir. Biz de bunu komisyonumuzda görüştük; bu uzatmayı da uygun bulduk. Ancak, ben, burada, tasarıyla ilgili olmasa da, Doğal Gaz Piyasası Kanunuyla ve doğalgazın ülkedeki kullanımıyla ilgili bazı endişelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

(1) 178 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, maalesef, doğalgaz konusunda yıllardır izlenen politikalar, Türkiye'nin, gerçekten, arz-talep dengesini ilgilendiren; ama, doğru tespit yapılmayan politikaları halinde gelişmiştir. Türkiye, doğalgaz doğalgaz diyerek, maalesef, gaza getirilmiş, bir doğalgaz curcunası içerisine sokulmuş, işin içinden çıkılamaz, planlamadan, devlet yönetiminden, kamu menfaatından uzak bir hale getirilmiş; tüketiciye, sanayiciye ve üreticinin tamamına çok pahalı doğalgaz veren ve bu gazı Avrupa'nın en pahalı kullanan ülkesi haline sokulmuştur.

Şimdi, arz-talep dengesinin kurulmasına bakıyoruz: Değerli arkadaşlarım, Türkiye, arz-talep dengesini kurarken, bir kere, çok ciddî hatalar yapmıştır. Örneğin, sadece 2002 yılında arz-talep dengesi arasındaki açık 5 milyar metreküp olmuştur. Yani, bu ülke, 1 milyar dolara yakın parayı havaya atmıştır; birinci endişem budur.

İkinci endişem de şudur: Değerli arkadaşlarım, özellikle, bu tasarıda da öngördüğümüz gibi, bir özelleştirme yapıyoruz. Doğalgazı dağıtacağız; üretilir, iletilir ve dağıtılır, elektrikte olduğu gibi. Biz, eğer, doğalgazın üretimini, iletimini ve dağıtımını tek elden yapmazsak, şirketlerimizi tek elden yapmaya uyarlayamazsak, buna yönlendiremezsek, böyle planlayamazsak ülkeyi ve tüketiciyi ciddî kayba sokmaya devam ederiz. En büyük yanlışımız, en büyük planlama eksikliğimiz bu noktada değerli arkadaşlarım. Neden; çünkü, her kurumsal nitelik ortadan kalktığında ve görevler, sorumluluklar paylaştırıldığında tüketicinin üzerine bir maliyet daha biniyor, güvenlikten yoksun oluyor, denetlemeden yoksun oluyor ve şimdi de kamu denetiminden tamamıyla yoksun ve denetlenemez bir hale getiriliyor; sigorta ve sorumluluklar çerçevesi çizilemiyor. Bu endişelerin ışığı altında birkaç örnek vermek istiyorum.

Bir de şuna değinmek lazım: Yahu, gerçekten, bu ülkenin, bu kadar doğalgaz ihtiyacı var mı? Mantıklı bir doğalgaz anlaşması mı yapılmıştır? Şu ana kadar yapılan anlaşmaların toplamı... Bir tek Türkmenistan'la yapılan anlaşmalar ortada; 10 milyar metreküp. Diğerleri; sözleşmesi yapılmış ve uygulamaya konulmak üzere 67 milyar metreküplük bir anlaşma yapılmış. Bunun dışında, sırada bekleyen, EPDK'dan onay bekleyen 14 milyar metreküplük bir doğalgaz var. 2020 yılındaki tahminlere bakıyoruz; deniliyor ki, 80 milyar metreküp, 2020'de, ihtiyacımız var. Peki, değerli arkadaşlarım, biz, bu doğalgazı nerede kullanacağız?! Bir kere, planlama eksiği burada işte. Önce, bir ülke, bir şeye yatırım yaparken, bunu hangi alanda, nerede kullanacağına karar vermek zorunda. Biz, aldığımız doğalgazın yüzde 63'ünü elektrik üretiminde kullanıyoruz; bu, birinci temel yanlış. Avrupa'ya bakın, yüzde 17'lerde, yüzde 18'lerde; yüzde 30'u konutta kullanılıyor, yüzde 30'u sanayide kullanıyor -daha yukarısı, biraz daha yukarısı- yüzde 17, yüzde 18'i elektrik üretiminde kullanılıyor; bir kere, birinci yanlış buradaki planlamada.

En büyük hata da stratejik yönden yapılmış; doğalgaz bağlantımızın yüzde 67'si bir tek ülkeden, Rusya'dan yapılmış. Bu, çok stratejik önemi haiz bir yanlış ve hatadır. Avrupa Birliği diyoruz ve düzenlemeler yapıyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinin hepsini inceledim, özellikle, aralarında bir belirteç koymuşlar, kanun koymuşlar, diyorlar ki: Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerden yapılan doğalgaz bağlantıları, bir tek ülkeden yüzde 30'u geçemez. Bu husus, stratejik önemi haizdir deniyor. Avrupa ülkeleri, yüzde 30'dan fazlası stratejik açıdan sakıncalıdır diyor; Türkiye, yüzde 60'ın üzerinde, bir tek ülkeyle doğalgaz bağlantısı yapıyor.

Değerli arkadaşlar, hem ekonomik tedbirlerimizi hem stratejik tedbirlerimizi hem de ulusun tüketim tedbirlerini birlikte almak zorundayız.

Bakın, ben, burada bir şeye daha dikkat çekmek istiyorum; pahalılığına... Gerçekten çok pahalı almışız. Nedir pahalılığı; daha önce Devlet Bakanına sormuşlar, ticarî sır gereği "vallahi ben bilmiyorum, doğalgazın fiyatını Maliye Bakanlığı temsilcileri bilir" demiş; ama, 2001 yılında, BOTAŞ'ın sitesine giriyorsunuz, ne kadar gaz alındığını buluyorsunuz; Dış Ticaret Müsteşarlığının sitesine giriyorsunuz, Rusya'ya ne kadar para ödendiğini buluyorsunuz; gidiyorsunuz, Rakım Çalapala ve Nimet Çalapala'nın ilkokullar için matematik kitabını alıyorsunuz, basit bölme işlemiyle 133 doları buluyorsunuz, bu kadar basit. Üstüne de koyun dış maliyetlerini... Hatta, iktidar milletvekillerinden 160 doları bulduğunu söyleyen de var. Şimdi, bu nedir?!

Bir Avrupa ülkesindeki firma, İtalyan firması Eni'nin temsilcisi, çıkmış "yahu, biz bunu daha pahalı alıyoruz" diyor. O kim, biliyor musunuz; Mavi Akımın Türkiye'de dağıtımının yüzde 50'sini yapmak üzere Türkiye'yle sözleşme yapmaya çalışan firma. Öyle diyecek tabiî; siz bileceksiniz gerçeğin ne olduğunu. Bu ulus, bu millet, bize umut bağladı, Türkiye'de kazanılan, alınteri dökülen paraların dışarıya verilmemesi, onun sistemli kullanılması, bu ülkede yaşayan çocuklarımızın üretimle ve tüketimle ilişkilendirilmesi konusunda sağlıklı kararlar verebilmek için bu yetkiyi bize verdi. Hepimiz, el ele, Doğal Gaz Piyasası Kanununu yeniden gözden geçirmek zorundayız, hem ekonomik yönünü hem stratejik yönünü hem de sosyal yönünü. Bize ne yarar getiriyor...

Sosyal yönünü dedim; sosyal yönü mü var kardeşim bu doğalgazın iletiminin; var tabiî değerli arkadaşlarım; o kadar kötü planlama yapıyoruz ki... Bakın, Adana'da birkaç köy gezisinde bir şeye rastladım: Köylü tedirgin. Orada ölçüm yapıyorlar. "Ne yapacaklar burada, niye tedirginsiniz" dedim "buradan doğalgaz boru hattı geçecek" dediler. Boru hattı nasıl bir yerden geçiyor biliyor musunuz; Adana'nın en verimli portakal bahçelerinin ortasından. Uçaktan keşif yapılmış ve proje çıkarılmış, çoğu "U" şeklinde, çoğu "Y" şeklinde bu bahçelerin.

Bu, doğalgaz boru hattının geçtiği koridoru, işte, sadece 1 metrelik kazı diye düşünmeyin; 8 metre sağını, 8 metre solunu hesaplarsanız 16 metrelik bir koridoru tutarsınız. İnsanların en verimli topraklarını bölerseniz, ihtiyacı olmayan yere, yok yere doğalgaz götürürseniz, bunun dağıtımını da stratejik konumdan çıkarır ve özel sektörün denetimini sağlayamadan özel sektöre her şeyi bırakırsanız, biz, hiçbirimiz, bu ülke menfaatlarını koruyamayız değerli arkadaşlarım. Sizden ricam; her şeyi beraber düşünmek, beraber yapmak zorundayız; bunların hepsine de birlikte göz atmak zorundayız.

Bakın, burada, birkaç endişemi daha dile getirmek istiyorum. Doğalgaz doğalgaz dedik gaza boğulduk, siz de boğuluyorsunuz; ama, kamuoyunun bilmesi lazım.

Bir de kötü tercih yapılmış. Nasıl yaptılar bu kötü tercihi; kötü tercihi şurada yaptılar: Örneğin, Rusya'yla doğalgaz anlaşması yapıldı, Mavi Akım anlaşması yapıldı. Mavi Akım anlaşması yapılırken bir şeye de engel olundu; Bakü-Ceyhan, Azerbaycan üzerinden gelecek daha ucuz gaz alımına engel olundu; o projenin gelişmesine, o projenin acilen tamamlanmasına engel olundu. Oysa, en hayatî alım projesiydi, hat üzerinden getirilecek gazdı; iki şey bir arada yapılıyordu; birincisi, bu.

İkincisi; bir iş yapılırken, her şeyi öğrendiğimiz gibi teknik boyutunu öğrenmiyoruz. Mühendislik firmalarının uluslararası düzeyde bir araştırmasını, endişelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın "Mavi Akım teknik yönden incelendiğinde, yamaçlar ve deniz dibi, jeolojik yapı bakımından tehlikeli olarak tanımlanmaktadır" deniliyor. Yani, teknik adamlar, Karadeniz'in deniz dibinin tehlikeli olarak tanımlandığını söylüyorlar. "2 150 metre derinlikteki çok yüksek basınç, dönme ve kırılma gibi kuvvetlerle birleşince boru kırılma riski artıyor. Tarihsel veriler, Karadeniz tabanı ve yamaçlarında sismik aktivitenin yoğun olduğunu gösteriyor. Deniz tabanında aktif çamur volkanlarının olduğu biliniyor. Özellikle, Karadeniz'de korozyon riski var" deniliyor ve buna bağlı 17 madde...

Değerli arkadaşlar, bir şey daha eklemek istiyorum; 2 150 metre derinlikte bir doğalgaz tesisatında meydana gelebilecek bir arızanın giderilmesi birkaç ay sürüyor. Eğer, siz, tek ülkeye bağlanırsanız, çıkacak aksilikte, sanayinizi, konutunuzu, enerji üretiminizi, diğer alanlardan getirdiğiniz doğalgazla besleyemezseniz, üç ay, bu ülkenin sanayiini, üretimini, konutuna gaz gelmesini durdurursunuz. Yapılacak şey, bunlarla ilgili ciddî tedbirleri alıp, bağlantı noktalarında planlama yapmaktır ve bunu bütünleştirmektir değerli arkadaşlarım. Ha, bu kadar şey var mı?..

Sizi çok yormayacağım, doğalgazla ilgili çok fazla başınızı ağrıtmayacağım -rahatsızlığım nedeniyle, ses tonumdan dolayı beni bağışlayın, bir problemim var- fakat, bir düşüncemi, bir endişemi, sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlarım, özellikle, hodgkin ve HIV pozitif diye -hekim arkadaşlarım beni bağışlasın- rahatsızlıklar var. Bu rahatsızlıklar, insanı direkt öldürmüyor, sadece, vücudun doğal bağışıklık sistemini bozuyor; vücut, bir gribe yenik düşüyor ve yaşayan bireyi kaybediyorsunuz. Dolayısıyla, bir elden, kamuya güven, Yüce Meclisin saygınlığı konularında, yapılan doğalgaz anlaşmaları veya diğer anlaşmalarda dikkatsizlik, vurdumduymazlık, savurgan yönetim, yavaş yavaş, kamunun o doğal savunma hücrelerini, bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

Bizim ulusumuzun birkaç yönden bağışıklık sistemi var; ekonomik yönden var; bu, dürüst, namuslu devlet yönetimini, dürüst, namuslu ticaret erbabını hâkim kılar. Bu, bizim, ekonomik yönden vücut savunmamızdır, kamu refleksimizdir; aynı zamanda, toplum refleksimizdir, toplum ahlakı bunu gerektirir; bunun yavaş yavaş zayıfladığını görüyoruz, bir.

Değerli arkadaşlarım, ikincisi, bir gün çevreyi, bir gün doğayı, bir gün çocuklarımızın korunmasını sağlayan sağlığı tartıştırıyoruz; buradaki duyarlılığımız veya duyarsızlığımız tartıştırılıyor ve dolayısıyla, savunma hücrelerimiz gittikçe zayıflıyor. Var mı, yok mu?.. Canım, bunlar daha önceden yapılmıştı, bunları da atlayalım, bunları da görmezden gelelim dersek kamunun güvenilirliğini de sarsarız, ciddî devlet adamı kimliğine de gölge düşürürüz. Hepimizin yapması gereken, bu Meclisten çıkardığımız her kanunda duyarlılığımızı göstermek, Yüce Meclisin saygınlığına düşen gölgeyi ortadan kaldırmak, onurlu Türkiye Büyük Millet Meclisini, yeniden, Türkiye'nin yegâne temsilcisi ve onuru haline getirmektir.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir şey var mıdır, yok mudur diye dışarıda çok tartışılabilir; ama, ben geçen günlerde bir Çin atasözü okudum "şeytanın en büyük hüneri, kötülüğü, yokmuş gibi göstermektir" diyor. Böyle bir şey var ve hiçbirimiz yokmuş gibi görmeyelim. Ulusumuza, cumhuriyetimize, laik demokratik cumhuriyete ve onun temsilcilerinin oluşturduğu Türkiye Büyük Millet Meclisine hep birlikte dayanışma içerisinde sahip çıkalım.

Bu dileklerimle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor; bugün görüşeceğimiz tasarıların ulusumuza hayırlı olmasını temenni ediyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Doğal gaz piyasası kanununa bir geçici madde eklenmesi (s.sayı:178)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-07-08-dogal-gaz-piyasasi-kanununa-bir-gecici-madde-eklenmesi-s-sayi-178 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
