# Entegra devre topoğrafyalarının korunması hk.(s.s.416)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2004
- **Gündem:** ENTEGRA DEVRE TOPOĞRAFYALARININ KORUNMASI HK.(S.S.416)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-04-22-entegra-devre-topografyalarinin-korunmasi-hk-s-s-416

> Tacidar Seyhan (CHP), 22 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENTEGRA DEVRE TOPOĞRAFYALARININ KORUNMASI HK.(S.S.416)); konuşma 1.773 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bizi izleyen arkadaşlarımızın da aydınlanması açısından kısa bir bilgi vermek istiyorum. Aslında hepimizin çok yakından ilgilendiği bir konu; entegre devreler günlük yaşamımızda var. Entegre devre topoğrafyaları ülkemizde de işlem görüyor. Özellikle yoğun olarak ASELSAN'ın çalışmalarında bu topoğrafyalardan yararlanılıyor, topografik haritaların düzenlenmesi konusunda ciddî şekilde planlama yapılıyor, üretim yapılmaya çalışılıyor; fakat, daha çok, bunun hangi amaçla hazırlandığını, burada, paylaşmak istiyorum sizlerle.

Değerli arkadaşlarım, 1999 yılından beri bu kanun hazırlanmaya çalışılıyor. Bu tasarı, bugün, değerli bakanlık temsilcileri, Adalet ve Kalkınma Partisinin komisyon üyeleri ve bizler tarafından düzenlenip sizin huzurlarınıza getirildi.

Değerli arkadaşlar, zaten olması gereken bir konuydu. Avrupa'da ve yurt dışındaki birçok ülkede bu var. Biz, sadece, Türkiye'deki çağdaş teknolojiyi, yurt dışındaki sermayeyi biraz daha güvence içine alacak bir düzenlemeyi, bir enstitümüzün kontrolü altında sağlamaya çalıştık.

(X) 416 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Entegre devre nedir? Hepimizin yaşamında var, hepimiz bilgisayar kullanıyoruz. Oradaki ana hafıza dediğimiz CPU'nun içerisine yerleştirilmiş olan transistorlar üç boyutludur, katmanları vardır; bunların hepsi, bir entegre devreyi oluşturur veya bilgisayarınızda kullandığınız hafızaların hepsi, bir entegre devreyi temsil eder. Bunların üç boyutlu, sabitleşmiş olarak görüntülenmesi, entegre devre topoğrafyasını oluşturur. İşte, biz, bunun için hukukî düzenlemeyi yapmaya çalıştık.

Değerli arkadaşlarım, bunu yaparken, teknolojik çözüm üretmek, ulusumuzu teknolojik yatırımların birer kaynağı haline getirmek, onları buluş ve yeniden kullanabilecekleri teknolojik kaynaklar olarak işleme almak için böyle bir tasarıyı yasalaştırmaya çalıştık. Tabiî, hep beraber, arkadaşlarımızla, gerekli önlemleri de almaya çalıştık.

Kanun, hizmet ilişkisinde üniversite görevlilerinin de, üniversite mensuplarının da hak sahipliğini düzenlemektedir. Eğer yurt içinde böyle bir hak elde edilirse bunun da korunmasını sağlamaktadır. Yurt dışından yurt içine yatırım yapan yabancı işletmecinin de korunmasını sağlamaktadır; bu nedenle, zorunlu lisansın kaldırılması durumu, sadece, Bakanlar Kurulunun kararına bırakılmıştır. Kamu yararı, ulusal güvenlik veya hayatî sektörler bakımından önem arz etmediği sürece bu korumanın devam etmesi hukuken sağlanmıştır.

Ben, öncelikle, bu konuda emeği geçen bütün arkadaşlarıma çok teşekkür etmek istiyorum. Ancak, hepimizin bildiği gibi, bir kanunun niteliğinden çok uygulaması çok önemlidir değerli arkadaşlarım. Ben, burada, bakanlıklar bünyesinde veya diğer kurumlarda yürütmede önümüze çıkabilecek aksaklıkları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunu, büyük bir ihtimalle, Bakanlık, sanıyorum "Endüstriyel Tasarımlar Daire Başkanlığı" altında faaliyete sokmak isteyecektir. Enstitü Başkanımız da burada. Daha önce, biz, bu daire başkanlığını kurduk. Başkanlık düzeyinde ve yönetim kurulu düzeyinde belli çözümlemeler yapıldı; ama, henüz, Endüstriyel Tasarımlar Daire Başkanlığı faaliyete geçmedi.

Şimdi, biliyorsunuz, değerli arkadaşlar, eğer kanun çıkarsa, yeterli uzmanı, yeterli ehliyet sahibi insanı görevlendirmezseniz bu kanun işlemez. Yönetmeliklere atıfta bulunarak, diyelim ki, korumasını sağlıyorsunuz ve size bir itiraz geldi, bir başvuru geldi; bunu kiminle yapacaksınız; bir, bilirkişiyle yapabilirsiniz; ikincisi, kendi bünyenizde çalıştırdığınız teknik adamla yapabilirsiniz. En kolay kontrolü sağlamak istiyoruz biz. Biz diyoruz ki, Enstitüde yapılacak bu tür denetimlere, Enstitünün yapısı şu anda uygun değildir. Bu uygunsuzluğu bir eleştiri noktası olarak aktarmıyorum; eğer, yapılması gereken bir şeyler varsa, lütfen, Enstitü Başkanımız, ilgili bakanlığımız tedbirlerini alarak, Yüce Meclisin önüne getirsinler ve biz de, birlikte bu sorunları çözmeye çalışalım diye aktarıyorum.

Bakın, Enstitü, bugünlerde binasını değiştiriyor, daha ferah bir ortamda çalışmaya başlıyor. Belki, burada, diğer daire başkanlıklarını da, o geniş alan içerisinde, araç gereç, yetkin, eğitilmiş insanlarla donatarak faaliyete geçirmeye çalışacaktır; amenna; üstümüze ne düşerse biz de yapmaya hazırız. Ancak, bir an önce, bu Enstitünün raflarındaki dosyaların, sıraları geldikçe oradan indirilerek işleme alınması lazım. Marka, patent, endüstriyel tasarımlarda, her bölümde sorunun çözülmesi lazım; ama, bunu yaparken, sadece işleri çözerek yapamazsınız değerli arkadaşlar; eğitilmiş işgücü, oradaki çalışmanın rehabilitasyonu ve personel verimliliği esastır. Eğer yöneticilik yapacaksanız, yönetişime de biraz ağırlık vereceksiniz.

Buradaki 160 arkadaşımızdan 35-40'ı henüz sözleşmesiz çalışıyor. Enstitü Başkanımızın ve Bakanımızın da dikkatini çekiyorum. Bu arkadaşlarımızı, teknik elemanlarımızı, lütfen, yapabiliyorsak, birlikte, bir sözleşmeye kavuşturalım. Birinci aksaklık bu.

Uzman statüsünde çalışan -daha önce de dile getirdiğimiz- uzmanlık görevi verilen; ama, çalışırken, devletin önünde, yasa önünde uzman olmayan arkadaşlarımız var. Uzman alacaksak uzman alalım; almayacak, bunları uzman olarak görevlendireceksek, bu arkadaşlarımızı uzman statüsüne kavuşturalım. Enstitünün önceliği budur, bunun yapılmasını hassaten rica ediyorum arkadaşlarımdan.

Bakın, bir yöneticinin görevi, öncelik sırasını iyi belirlemektir değerli arkadaşlarım. Şimdi, Enstitü taşınıyor; ben, bugün, baktım, araştırdım; daha demirbaşlar doğru dürüst yerleşmemiş, zamanla yerleşir, amenna; bugün, Enstitünün eski binasında yemek çıkmamaya başladı, yeni yerde de yemek verilemiyor, birkaç gün insanlar mağdur olabilir; bu da anlaşılabilir bir şey; ama, bizim, pratikte, personel ihtiyacından fazla, personelin üreteceği işe ihtiyacımız var, orada kaliteye ihtiyacımız var. Elbette onların sosyal ihtiyaçlarını da giderelim, elbette düzenleyelim; ama, bunun yanında, onların rahat çalışabilmesinin de imkânlarını sağlayalım; bizim talebimiz budur.

Bakın, beni çok üzen bir şey olmuştur. Enstitünün bunca sorunu varken, Enstitüye -3 tane Ford Escord makam aracı vardı, 1 de minibüsü vardı- arkadaşlarımız, geldiler, 6 tane Fiat Siena kiraladılar, 1 tane daha minibüs kiraladılar, 80 kilometreyle de kontrata bağladılar, bunu aşarsa şu kadar ödeyeceğiz dediler; bu araçlar, daire başkanlarını, eski binadan yeni binaya taşıyıp duruyor; yani, yönetimde öncelik sırası neyse, onu tespit edeceksiniz; ihtiyaçtır, işleri görülmüştür; ama, Enstitü taşınmıştır, artık, iş bitti. Lütfen, önceliklerimizi birlikte belirleyelim, neye yarıyorsa, birlikte bakalım. Burası, bir bilim yuvası; burada, biz, markayı, buluşu, endüstriyel tasarımları değerlendireceğiz, insanların önünü açacağız, insanlarımızı koruyacağız; burası sefahat yeri değildir ki. Bakın, yeni açılan bina, Türkiye Kömür İşletmelerinin orada; oradaki personelin canı çıkıyor; aracıyla gidemeyen otobüsle gidiyor; 5 tane araç, 6 tane araç tahsis ediliyor; bunlardan koruyalım kendimizi. Buraya vereceğimiz parayı, uzman personelin, ehliyet sahibi insanların yetiştirilmesine kullanalım; yapacağımız iş budur değerli arkadaşlar.

Bu çerçevede, birkaç şeyi daha dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bizim, yönetimde en büyük sorunumuz -dikkatle, bunu paylaşalım; lütfen, ne olursunuz- birsürü gencimiz okuyor, okuduktan sonra da birsürü hayal kırıklığıyla evine geri dönüyor ve bir çıkmazın eşiğine giriyor. Eğitim sistemimiz, sadece fazla diploma üzerine kurulmuş. Ne olursa olsun, hangi konuda olursa olsun, diploma almak hedef haline gelmiş. Böyle bir eğitim sistemi!.. Bu nedenle, biz, az eğitilmiş, istemediği işi yapan ve hatta, yanlış eğitilmiş gençler yetiştiriyoruz. Sonuçta, ortaya şu çıkıyor: Tekrar eğitim söz konusu oluyor. Tekrar eğitimde arz-talep dengesi oluşuyor ve biz, bu dengeyi, yeni kurslar açarak kurmaya çalışıyoruz değerli arkadaşlarım. Millî Eğitimden başlayarak, meslekî eğitime yönlendiren aşamada, hepimize, tüm kurumlarımıza, tüm bakanlıklarımıza çok ciddî görevler düşüyor.

Birkaç öneride bulunmak istiyorum. Çağdaş devletin en etkin silahı, yetişmiş eleman çalıştırmaktır; birinci kural budur. Gelişen ülkelerin en büyük silahı da budur değerli arkadaşlar. Özellikle, sürekli eğitim merkezlerinin kurulmasına -Millî Eğitim Bakanımız da buradaydı; ama, gitmiş- mutlaka öncelik verilmesi lazım. Sürekli eğitim merkezleri dışında, kamunun da sürekli eğitim merkezi kurmasının, bu merkezleri işletmesinin önünü açmak lazım. Eğer, bunu yaparsak, sürekli değişim, sürekli eğitim ve sürekli gelişim, Türkiye'nin vazgeçilmez bir unsuru olur. Türkiye'ye de Türkiyeliliğe de bu yakışır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, biz, bunun arkasında durmalıyız, çağdaş, laik Türkiye'nin de önünü bu şekilde açmalıyız diye düşünüyorum.

İşgücünde çok ciddî sıkıntılarımız var. Yeterlilikleri belirlemek, meslekî ilerlemeye öncelik vermek, yönlendirme yapmak, uluslararası belgeleri üretebilecek eğitim merkezleri kurmak zorundayız değerli arkadaşlarım. Halk eğitim merkezlerimizi ve hizmetiçi eğitim merkezlerimizi geliştirip, çağdaş donatımlarla, çağdaş işgücüyle ve bilgi sahibi insanlarla daha etkin hale getirmeliyiz ve bunun dışında, nitelikli insangücünü yerinde kullanmak zorundayız ve onları korumak zorundayız. Eğer, teknik anlam içeren bir konuda, siz, daire başkanlarınızı her yıl değiştirirseniz, Türkiye'de hiçbir sorunu çözemezsiniz. Bakın, Enstitüde daire başkanları sürekli değişiyor. Bir yılda, adam geliyor, patent, marka, endüstriyel tasarım nedir, entegre devre topografyası nedir öğreniyor, ondan sonra "sen oraya git" diyorsun, yeni adam getiriyorsun. Durun bakalım, şu işi bir öğreneyim diyor; hizmet süresi geçmeden yeniden değişiyor. Bunun önüne geçmek zorundayız. Umuyorum, hep birlikte, kurumların siyasallaşmasının önüne geçeceğiz, ehil gençlerimizi devlet yönetiminde, devlet kademelerinde etkin hale getirerek Türkiye'nin sorunlarını birlikte çözeceğiz. Bu sorun hepimizin.

Sonuçta, bizim tek hedefimiz olmalı. Her alanda kaliteli mal, kaliteli hizmet, işsizliğin önlenmesi ve uzun süreli istihdamın sağlanması bizim görevimiz olmalıdır. Eğer, çalıştırdığınız personeller arasında sosyal adaleti sağlayamazsanız, onların iç dengesini, iç huzurunu koruyamazsanız verimli iş üretemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, bu hafta -biraz da, tabiî, bu işler hep Sanayi Bakanlığının bünyesinde geliştiği için- internet haftası, ona da değinmek istiyorum. Türkiye, eskiden bilgisayar çöplüğüydü, şimdi de bir veri çöplüğü haline geliyor. İnternet sayfalarımız gelişsin diyoruz. O kadar gereksiz veriyi internet sayfalarına yüklüyor ki değerli arkadaşlarımız, biz, bilgiyi verimli kullanabilme hakkımızdan yararlanamıyoruz. Hep birlikte bunun önüne geçmemiz lazım. Türkiye'yi bir bilgi çöplüğünden kurtarmamız lazım. Bilgiyi alıp işleyeceksiniz, iyi, nitelikli bilgi haline getirip, insana yeniden sunacaksınız; çünkü, bilgi işlemek gelişmektir; çünkü, bilgiye yönelmek, bilgiyi beslemek çağdaş toplum yaratmanın temel unsurudur. Hepimizin görevi budur. Etkin ve verimli kullanımını da sağlamak zorundayız. Nasıl sağlayacaksınız; bilgiye etkin ulaşmanın yolu neyse, ona başvuracaksınız, hepimiz başvuracağız. Bizim görevimiz, sadece, onun bilgi yanını değil, onun teknolojik yanını da düşünmektir. Bakın, yasa tasarısı geri çekildi; ama, bir maddesinde -kurumlarımızda düzenleme yaparken- bakanlıkların bilgi işlem daire başkanlığı kaldırılıyor. Böyle etkin bir başkanlığı kaldırarak, bilime, bilgiye hizmet veremeyiz. Bu başkanlıklarımızı da koruyalım; onların, bilgiyi denetleyen, teknoloji ile kurumların arasında dengeyi kurabilen etkin gücünü kamuoyuna yansıtmaya çalışalım.

Arkadaşlar, devletin öncelikleri vardır -tabiî ki öncelikleri vardır- ama, çağdaş devlet, gelişen devlet, kendisini bilgi temeline oturtmak zorundadır. Bakın, e-devlet diyoruz, kullanamadık.

Ben, internet haftası nedeniyle, tüm insanlarımızı, bilgiye kolay erişebilecek alanlara yatırım yapmaya davet ediyorum. İnsanların karnı doymazken, 400-500 dolara bilgisayar alıp, bilgiye ulaşabilecek bir pozisyon hazırlayabileceklerini hiçbirimiz düşünemiyoruz; ama, bu görev, biraz da devletindir. Eğer, siz, okullarınızda -vakıfların yardımıyla- sürekli eğitim merkezleri kurarsanız, insanları bilgiyle buluşturursanız, yönlendirirseniz, hizmetiçi eğitimde sürekli eğitimle kendi kadrolarınızı zenginleştirirseniz -bilginin anakaynağı halktır- halkı da bilgiyle buluşturursanız, gelişirsiniz.

Bilgiyi kullanmayan bir toplumda, e-devletin bütün unsurlarını yerine getirseniz, bu insanlarımızın tamamını e-devletten yararlandırmaya çalışsanız, hiçbir işe yaramaz. Önce, bilgiyi etkin kullanmanın yolunu onlara öğreteceksiniz, köyünde de olsa öğrenecek, işyerinde de olsa öğrenecek, okulunda da olsa öğrenecek; bu, hepimiz sorumluluğu içindedir. Ben, şimdiden, bu olaya, arkadaşlarımın sıcak bakacağını düşünüyorum; bilgi toplumuna geçişte, bilgi biriktirme, bilgiyi kullanma, bilgi üretme, yeni teknoloji üretme, bilgiyi yeniden değerlendirme, araştırma geliştirme çalışmaları yapma, daha çok gelişme ve daha çok zenginlik üretme yolunda görevlerini yerine getireceklerine inanıyorum.

Bilgilendirme açısından mevzuatla ilgili bilgilendirmeler, şeffaf devlet anlayışının gereği olarak bilgi edinme hakkı çerçevesinin genişletilmesi, insanların, yasaklar çerçevesinde değil, şeffaf devlet anlayışından yararlanmasının sağlanması, hem enstitülerimizin hem bakanlıklarımızın hem de devlet kuruluşlarımızın temel görevleridir.

Değerli arkadaşlarım, konuyu, son günlerde edindiğim iki izlenimle bağlamak istiyorum. Bunun sanayiyle ilgili yanı şu: Hep, ülkemizde refah, malî açıdan disiplin sağlandı diyoruz; ama, ben, özellikle Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bir hususta dikkatini çekmek istiyorum. Organize sanayi bölgelerinde 100 işyerini aradım, en az 300 işçi çalıştırıyorlar. Arkadaşlar, son iki ay içerisinde bu 100 işyerinden çıkarılan işçi sayısı, maalesef, 11 200. 12 işletme akşam vardiyasını kapatmış, tek vardiyalı üretime geçiyor. İşsizliğin bu kadar yaygınlaştığı dönemde, ben, bunu bir sinyal olarak görüyorum. Eğer doğru algılayıp, gerekli tedbirleri almazsak, bizim ülkemizde de bu sinyallerin ciddî bir bunalıma dönüşeceği tehdidinin olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Beni dinlediğiniz için hepinize, tekrar, saygı ve sevgiler sunuyor, tasarıda emeği geçen bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyor; bu tasarının ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Sağ olun. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Entegra devre topoğrafyalarının korunması hk.(s.s.416)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-04-22-entegra-devre-topografyalarinin-korunmasi-hk-s-s-416 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
