# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2004
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-12-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Tacidar Seyhan (CHP), 9 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.912 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yasa, önemli bir yasa, Sayın Bakan bilgi verdi; ama, dikkatlerinizi verirseniz, biz, tasarıyla ilgili görüşlerimizi bildirirken, uygulamada doğabilecek aksaklıkları da beraberinde dile getirmek istiyoruz.

Öncelikle, konuyla alakalı değil; ama, Başkanlık Divanına da bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, 2 gün önce, mükerrer oy tartışması yaşandı. Bugün de, yeniden, pusulalarla, sisteme giremeyen arkadaşlar oylamaya katıldı. Arkadaşlar, bu işin çözümü basit. Başkanlık Divanımız bulundukları yere, ana sisteme bağlı bir terminal bağlarlarsa, kişinin burada olup olmadığını kontrol ederken, o kodlama sistemiyle terminalden veri girişi yaparlarsa, zaten oturduğumuz yerden veri girişi yaptığımızda, oylama yaptığımızda, en son kullandığımız oy geçerli kabul ediliyor. Pusulada verilen oy mükerrer oy haline dönüşmez, sistem onu bulunduğu yere yeniden yazar. Bu iş bu kadar kolay. Maliyeti çok yüksek değil. Yapılacak şey, Başkanlık Divanındaki Kâtip Üyelerden herhangi birinin önüne bir sistem kurulması ve kodlama sistemiyle bu oyların okunma sırasında oraya girilmesidir. Bundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde de böyle sıkıntılar yaşanmaz. Bu bir öneridir. Dikkate alacaklarını umuyor, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi üzerinde konuştuğumuz, Sayın Bakanın anlattığı, bir mağazacılık sistemi. "Public warehouse" dediğimiz sistem, umumî mağazacılık olarak adlandırılıyor. Sayın Bakanımızın söylediği gibi, Amerika'da bu sistem uygulanıyor. Zaten bu sistem, Dünya Bankasıyla bir program çerçevesinde yürütülüyor idi bugüne kadar ve bu tasarı ondan sonra görüşüldü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna getirildi. Mevcut durum tespit edildi; ama, bir miktar da ben tespit edeyim ki, konunun ve yasanın aksayacağı yerleri anlatabilmemiz açısından bu çok önemli.

Hasat dönemindeki arz nedeniyle piyasada bir fiyat düşüşü var; çiftçi bundan mustarip. Bunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Zaten bizim tabanfiyatlarımız da hiçbir zaman vaktinde açıklanmadığı için çiftçi çok ciddî sıkıntı çekiyor. Bunu bir kenara koyalım. Birincisi bu.

Değerli arkadaşlarım, ikincisi; çiftçinin acil finansman gereksinimi var, desteklemeler -ne kadar yerine ulaştığını birazdan konuşacağız- bunu karşılayamıyor ve malını tüccara kaptırıyor, çoğunlukla normal tabanfiyatın daha altında kaptırıyor. Bu iki.

Üçüncüsü; sonbahar aylarında, özellikle hasat döneminde bir spekülasyon yaşanıyor. Bu spekülasyondan, hem piyasa hem çiftçi olumsuz etkileniyor. Bu da, çok temel bir sorundur; bu kanun tasarısına temel teşkil ettiği için söylüyorum.

Dördüncüsü; işleyen bir sektörümüz var; öyle veya böyle işliyor; ama, bu sektörün, zamanında uygun kalitede ürün verme sorunu da var. Birincisi, zamanında veremiyor, ikincisi, uygun bir standartta veremiyor. Bunun için de bir düzenleme ihtiyacı var; çünkü, bu kanun, bir piyasa düzenlemesidir; piyasayı serbestleştirmek değil -az önce bir yerde konuştuk arkadaşlarımızla- o piyasayı, belli bir sisteme bağlamak, piyasayı düzenlemektir; onun için yapıyoruz bu kanunu.

Beşincisi; en önemli nokta da, kamu finansman güçlüklerinin, zorluklarının önüne geçmek. Bakın, bu beş temel konu var; bunu aklımızdan çıkarmayalım.

Bir de, Türkiye'de bir borsa sistemi var. Yaklaşık 100 borsamız var; 90 borsa, tescil ofisi gibi -borsadaki arkadaşlarımız alınmasın; bu böyle, gerçek- sadece tescil ofisi görevini yapıyor ve sadece 10 borsamız da spot piyasa işlemleri yapıyor. Dolayısıyla, bu sorunları gidermek bir hedef olduğu gibi, bizim için ikinci hedef de, borsayı hareketlendirmek, canlandırmak, vadeli piyasa sistemine uygun hale getirmek; temel hedef budur.

Peki, burada ne yapılacak; şimdi, ona geliyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanım dedi ki: "Amerika Birleşik Devletlerinde bu uygulanmaktadır." Doğru; uygulanmakta ve en iyi uygulandığı yer orası; ama, farklılıklar var -eksik tanımladığı için- bire bir, bu yasamız ona uyumlu değil.

Bir kere, Amerika Birleşik Devletlerinde, Tarım Bakanlığı ayrı, tarımsal depoculuğun uygulandığı bakanlık ayrı değil; aynı bakanlığın içerisinde "Çiftlik Ürünleri Ajansı" diye bir ajans var. Orada da, "Ürün Operasyonları" bölümü var. Bu bölüm, lisanslı depoculuk işlemlerini yapıyor; birinci farklılık bu. Bizde tarım politikasının yürütüldüğü yer ayrı, tarımsal depoculuğun yürütüldüğü yer ayrı; birinci sorunumuz bu. Bu yasa kurgulanırken de, tarım politikasının bir uygulama aracı olarak görülmemiş, uygulama aracı gibi kurgulanmamış. Şimdi, anlatacağım eksikliklerden dolayı bu kanıya varıyorum. Haa, yasaya karşı mısınız?.. Hayır, değiliz. Cumhuriyet Halk Partisinin Programında var. Biz de bir lisanslı depoculuk sistemini savunuyoruz; ama, tarım politikasıyla ilintili, ona göre kurgulanmış bir tarımsal depolama mantığını savunuyoruz.

Şimdi, devam ediyorum. Avrupa Birliği istiyor... Dünya Bankasıyla birlikte yapılıyor gerçekten. Bir tarımsal depoculuk sistemi, Avrupa'nın birçok ülkesinde var; ama, her yerde yok. İtalya'da borsa yok ki! İşleyiş biçimi de, birçok yerde böyle değil. Avrupa'ya da bir göz atarsak, bir müdahale kurumu var Avrupa'da. "Intervention Agency" dediğimiz müdahale kurumu, piyasalara müdahale ediyor, kamu stokunu kontrol ediyor, spekülasyonlara meydan vermeden, ürünün dengeli olarak, belli bir fiyattan pazarlanmasını sağlıyor.

Bunun dışında, bir sistem daha var Avrupa'da; "paying agencies" denilen sistem de, ödeme kurumlarını temsil ediyor. Bu da finansman konusunda doğabilecek güçlükleri ortadan kaldırıyor.

Şimdi, buradaki kurgulamada benim iddiam şu: Siz, tutacaksınız, tarım politikasını, lisanslı depoculuk sistemini Amerika'dan alacaksınız, kurgulayacaksınız, yönetsel biçimini, uygulama biçiminin bir kısmını da Avrupa'dan alacaksınız, bu sistemin olmadığı yerden. Böyle bir şey var mı yok mu, maddelerde arkadaşlarımız açacak.

Şimdi, daha açık bir anlatıma geçmek istiyorum değerli arkadaşlar. Bu tasarı -amaçlarını da Sayın Bakanımız söyledi, buna hiçbir itirazımız yok- gündeme getirildiğinde her yerde aynı şey amaçlanmıştı; birincisi, ticareti kolaylaştırmak. Eğer, böyle bir tasarı yoksa, piyasada ticaret kolay değil, satışın ve alışın garantisi olmadığı için, denge olmadığı için bu iş zor. Depolanma için yaygın bir sistem oluşturacağız bu tasarıyla, doğru ve bununla kalmayacağız, malların emniyetini sağlayacağız bir sigorta sistemiyle ve fonla. Ürünleri sınıf ve derecelerine ayıracağız. Bunları da özellikle sayıyorum, birazdan zorlukları anlatacağım diye sayıyorum. Mülkiyeti temsil eden finansmanı da, teslimi sağlayan bir ürün senedine dönüştüreceğiz, ürünün kalitesi olacak, miktarı olacak üstünde ve piyasaya sunacağız bunu. O da doğru. Yapılması gereken budur. Standartları belirlenmiş olan ürünlerin de ticaretini geliştireceğiz. Buraya kadar kabulümüz değerli arkadaşlar.

Birincisi, kuruluş. Kuruluşta yaklaşık 1 trilyon lira sermaye arıyoruz bu kanunda. Küçük yerlere gidilip depo kurulamayacak. Belki taşımada bir güçlük çekilecek. Burada Toprak Mahsulleri Ofisi devreye girecek. Ürününü uzak yere götüremeyecek çiftçinin oraya götürmesi lazım. Kuruluş aşamasındaki birinci sıkıntı bu. Arkadaşlarım değineceği için ana başlıklarla geçiyorum.

İkincisi, teminat ve sigorta. Ürünleri bir sigorta sistemine bağlıyoruz; ama, bununla kalmıyoruz, bir de çiftçi ürününü depoya teslim edecek.

Dilerseniz, ben onu yapmak istiyorum; bu lisanslı depoculuk nedir, önce onu anlatayım, sonra bunları anlatayım.

Lisanslı depocuya çiftçi malını götürecek, burada ürünler sınıflandırılacak. Sınıflandırıldıktan sonra alınan ürünün kalitesine bakılarak, getiren çiftçimize bir ürün senedi verilecek. Bu ürün senedi makbuz niteliğinde olacak. Bu ürün senedini götürüp bir finans kurumuna verdiğinde belli oranında oradan kısa vadeli ve düşük faizli kredi alabilecek. Sistemimiz bu. Buraya da bir fon getiriyoruz. Depocuyla veya malın durumuyla çiftçi arasında bir ihtilaf yaşanırsa bu fon, çiftçiye bu bedeli ödeyecek. Teminatlar arasında bir nakit teminat var, bir de gayrimenkul teminatı var; ama, fondan ödeme nakden yapılacak çiftçi mağdur olmasın diye, bilahara, buradaki gayrimenkuller satılarak, o para yeniden kasaya nakit olarak aktarılacak. Bu sistemde, işleyiş açısından farklılık yok ve bir sıkıntı yok. Yalnız, bu fon, şimdiki durumuna göre -dikkatini çekiyorum Sayın Bakanımın- Borçlar Yasasına göre bir çelişki teşkil ediyor; buna dikkat etmek lazım. Fonun olması lazım; ama, Borçlar Yasasıyla -hukukî altyapı açısından- mutlak surette uyumun sağlanması lazım.

İkincisi, sınıflandırma değerli arkadaşlar. Sınıflandırmayı iki türlü yapmamız lazım Türkiye'de. Yetkili sınıflandırıcılar bu sınıflandırmayı yapacak. Her ürünü boyutuna göre sınıflandıramazsınız. Ürünün fiziksel sınıflandırması ayrıdır, kimyasal sınıflandırması ayrıdır. Şimdi, Sanayi Bakanlığı bu işi üstleneceği için -bu konuda teknik yapılanma Tarım Bakanlığındadır- ayrı bir teknik yapılanma oluşturmak oldukça güç olacaktır, oluşturulmayacaktır demiyorum; ayrılığın yaratacağı sorunlar... Sınıflandırma, öyle, bildiğiniz gibi kolay değil. Ürünü karıştıracak, tek ürün haline getireceksiniz. Özellikleri bakımından, tohumları aynı tarlaya da atsanız, kimyasal açıdan farklı ürün alabilirsiniz. Onun için, çok önemli bir sınıflandırma mekanizması kurmak lazım.

Diğeri, depolama sistemi. Ürünler, aynı ürün dahi olsa, Egedeki pamuk ile Akdenizdeki pamuğu karşılaştıracaksınız; çok ciddî sıkıntılar var bu konuda, biliyorsunuz. Balyalı depolama ile diğer tür depolamayı ayıracak sistemi de kurmak zorundasınız. Öyle, her şey güllük gülistanlık değil. Gerek bazı ürünlerdeki soğutma tertibatından dolayı gerek yalıtımdan dolayı gerek konumdan dolayı, elimizde elverişli sayıda depomuz yok. Belli sayıda depomuz var; ama, yeterli sayıda depomuz yok. Ürünlere göre, depolara ayrı ayrı özellikler getirmek lazım. Depolar için standartlar ayarlanırken, Bakanlığın, ürüne göre depoları belirleyip, farklı standartlara depoları mutlaka bağlaması lazım.

Borsa da önemli; borsada ne olacak bu ürünler?

Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Bakan söyledi; ama, Amerika'da bu paranın belli bir kısmını çevirmiyorlar, hepsini çeviriyorlar; CCC gidiyor, gerektiğinde bu ürünleri alıyor ve çiftçinin finansman açığını kapatıyor.

Şimdi, bakın, tarım politikasından ayrı yürütüldüğü için, bizim çiftçimiz bu konuda çok ciddî sıkıntılar çekecek. Bir çiftçi, malını götürüp yok fiyatına tüccara satmış; bununla elindeki makbuzu, yani, ürün senedini satmış ne fark eder; hiçbir şey fark etmez. Peki, ürün senedini yok pahasına satmasının önüne nasıl geçeceğiz; tarım politikasıyla. O nedenle, bu sistemi, tarım politikasından bağımsız gibi düşünüp, hemen işleme alındığında istikrar sağlayacakmış gibi görmek son derece sakıncalıdır. Bu, onun ürünüdür. Gerekli altyapıyı, kamu desteğini sağlamadan bu sistemi işler hale getiremeyiz; bu, hepinizin takdiridir. Olabilecek aksaklıkları söylüyorum, zamanında önlem alabilelim diye söylüyorum; buna karşı değilim değerli arkadaşlarım.

Tabiî, Türkiye uygun zemine sahip mi, Türkiye'de bu yapıda ne gibi bozukluklar var; ona da bir bakalım.

Bizde, ülke çapında bir ürün standardizasyon sistemi yok arkadaşlar, şu anda yok; bunun oluşturulması lazım; bu, bir.

İkincisi; çeşit sayısı indirgenmemiştir; yani, Türkiye'de, ürün homojenize bir yapıda değil. Bu, ikinci önemli tespit, altyapı açısından söylüyorum.

Üçüncüsü; az önce söylediğim gibi, sağlıklı depolamaya uygun tesis varlığımız yok bizim, yeterli değil.

Dördüncüsü; hukukî altyapımız sağlam ve sağlıklı değil, depolamayı karşılamıyor.

Bilişim vasıtasıyla ürün senetlerinin kullanılmasını öngörüyorduk; ülkemizde bunu sağlayacak yeterli bilgiişlem altyapısı da yok. Bu da önemli sorunlarımızdan biri.

Finans sistemini sisteme katabilecek miyiz; sanıyorum, katabileceğiz; çünkü, anonim şirket bazında bu işler yapılacak ve borsalarımızda vadeli alımlar borsaları devreye giriyor; bunlar devreye girdiğinde bu sistem işleyebilir; yani, altyapı şimdi yok; ama, yakın bir zamanda bu altyapı oluşacak; bunu, bir engel olarak söylemek istemiyorum; yalnız, bunun olması lazım. En önemlisi de, ülke ekonomisinin düşük faizle seyretmesi ve stabil bir altyapıya oturmasıdır; bu, bizim ülkemizde yok. Onun için bu yapılanma da, Türkiye'de, bu şekliyle oturmaz; bir istikrarı teminen ortaya çıkar.

Değerli arkadaşlar, az önce söylemiştim, kimyasal analiz olmaksızın bazı ürünlerin sınıflandırması mümkün değildir. Önemli bir laboratuvar ve bilgi desteğine ihtiyacımız var. Bu nedenle, Tarım Bakanlığıyla entegre bir yapının mutlaka kurulması lazım. Nasıl bir entegrasyon sağlanır bilmiyorum; ama, bunu sağlayacak, değerli, bilgili arkadaşlarımız var. Bir altyapıyı, mutlaka, hem pazarlama hem finansman hem de tarımsal yapılanma tekniği açısından sağlamamız lazım; aksi takdirde, ayrı ayrı yerlerde bu işi yürütmemiz mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemeler yapılırsa, piyasada kurgulanmış lisanslı depoculuk sistemi, bu sistem, hedeflenen amaçları yerine getirebilir mi şöyle bakalım: Özellikle hububat sistemi için bir tespit yapmak istiyorum. Bize, kamu finansmanının zamana yayılmasında bir olanak sağlayabilir; bunu, bir kenara koyuyorum. Üreticinin ivedi nakit gereksinimini sağlayabilir mi? Eğer, siz, üreticiyi, tarlada sorununu çözmeden depoya getirirseniz, üreticinin nakit sorununu çözmemiş olursunuz. Yapılması gereken, üreticinin, ürünü depoya getirmeden önce sorunlarını asgarîye indirmiş olmaktır.

Değerli arkadaşım Sayın Acar bana bir bilgi verdi; dedi ki: "Biz, çiftçiye, destekleme, 3,7 katrilyon lira dağıttık."

Şimdi, arkadaşlar, standardizasyon, ürün kalitesi açısından ve finansman açısından çiftçiye ekerken yardımcı olmazsanız, bu sorunların hepsini pazarlama anında çözmek mümkün mü?! Bu sistem onu kaldırmaz. Keşke Tarım Bakanı da burada olsa. Şimdiki tarım politikasında ortaya atılan -yağlı tohumlardan tutun, hububattan tutun- sistem pazarlama tekniği açısından bir uyumu dengeli olarak götürmeye yeterli değil. Siz, tarlada ekerken, ürüne dayalı bir teşvik sistemi, bir planlama sistemi, orada standardizasyonu belirlemezseniz, orada çiftçiyi rahatlatmazsanız, ekerken fazla borçlanmasının önüne geçmezseniz, elindeki ürün senedine verdiğiniz küçük miktardaki teşviklerle çiftçiyi sorunsuz olarak pazarlama sistemi içerisinde rahatlatamazsınız, sorununu çözemezsiniz, bu büyük bir engel.

Piyasa spekülasyonlarını önler mi; doğru işlerse bu sistem, önler; çünkü çiftçinin ihtiyacı yoksa, uygun tarihte satabileceği günü beklerse ve yeterli krediyi alabilirse bu çiftçi, spekülasyonlardan etkilenmez; ama spekülasyonlardan etkilenmemesini -sürem çok azaldı, sanıyorum şahsım adına konuşmaya kalacak- sağlayabilmeniz için değerli arkadaşlarım, piyasada, mutlaka kamu desteğini sağlamanız lazım; yani devletin -ki, bizim getirdiğimiz sistemde bu çok zayıf, şahsım adına konuşmada bizzat onu anlatacağım, bu sistem çok zayıf- kamu stoku yaratmasını mutlaka sağlamak zorundasınız.

Amerika'da o söylediğimiz sistem...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-12-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
