# Tobb kanununda değişiklik yapılması hak.kan.tekl.(s.s.724)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2005
- **Gündem:** TOBB KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TEKL.(S.S.724)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-02-02-tobb-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tekl-s-s-724

> Tacidar Seyhan (CHP), 2 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOBB KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TEKL.(S.S.724)); konuşma 2.146 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifi üzerinde, tabiî, bir övgü bir de eleştiri kısmı vardı; kanunu anlatırken biraz olumlu yanından bahsetmek istiyordum; fakat, Sayın Komisyon Başkanımız o kadar güzel anlattı ki, kanunun övgü kısmını benden aldı, geriye eleştiri kısmı kaldı; tabiî, bu kanunla değil, genellikle sanayi çalışmalarıyla ilgili. Eğer Sayın Bakanım biraz bu eleştirilerde alınganlık gösterirse, Sayın Soner Aksoy'un da payı var diye düşünüyorum; benden, çünkü, o kısmını aldı. Burası, tabiî, genel bir deyim oldu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz, bu kanunu, özetle, birlikte hazırladık. Sayın Müsteşarımız bize geldi, Sayın Bakanımız bize geldi, Odalar Birliğimiz geldi -makul bir kanun, bunun üzerinde tartışacak herhangi bir şey yok- bunu yapalım dedi. Biz, bu kanunu daha önce çıkarmıştık, mükerrer bir kanun -Odalar ve Borsalar Birliğiyle ilgili bölümünü söylüyorum- orada, bir ahzükabz yetkisi verdik; ama, görüldü ki, bu seçimler yapıldığında, ahzükabz yetkisi verilen o kadar özel insan var ki, bu insanları, seçimlerde sandığa taşımak pek mümkün değil. O zaman, daha demokratik olmasını sağlamak, katılımcılığı artırmak için, bu seçime mahsuben, ahzükabz yetkisini kaldırdık. Peki, diğer seçimde bu yetki bağlayıcı olmayacak mı? Bence, yine, olacak; ama, o zaman deniliyor ki, bir başka görüş var, o zaman da, şirketler kendilerini iyi hazırlasınlar, seçime katılacak kişiye ahzükabz yetkisi versinler, önüne her gelen kişiye bir katılma belgesi vererek, herkesle, her şirket temsil edilmesin diyorlar. Doğru, seçim ciddî bir iş, böyle bir talep de yerinde; ama, ben, yine, bu ahzükabz yetkisinin kullanılabileceği konusunda ciddî endişeler taşıyorum. Bugünkü engel, bir sonraki seçimde de engel olacaktır; ama, o süreye gelinceye kadar, bunu, bu seçimde bir görmek lazım. Anlaşılmaz bir durum olursa veya uygulanamaz bir şekilde ortaya çıkarsa bu, yine, hep birlikte, bunun karşısında, bizler veya o dönemde Mecliste olan arkadaşlarımız yeni bir düzenleme yapacaktır; onun için çok olumludur.

İkincisi, burada, 1 inci maddede bir husus vardı -seçme seçilme hakkıyla ilgili bir husus- orada, biz, öyle büyük sınırlamalar getirmiştik ki, devlet memurunun haklarından daha az bir hakkı oda temsilcisine veriyorduk. Biz, orada bir düzenlemeyle, şimdi, devlet memurunun hakkı neyse, yasal hakkı, aynısını, seçme seçilme hakkı olarak oda temsilcilerine veriyoruz. Kanunda bir eşitlik, bir karşılaştırma söz konusu, onu yapmaya çalıştık.

Bunun dışında bir şey daha var. Tarım kooperatif birlikleriyle ilgili şeyi Sayın Aksoy çok güzel anlattı. Biliyorsunuz, biz, elli yıl sonra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin Yasasını yeniden çıkardık, devrim niteliğindeydi. Şimdi, aynı şey TESK için söz konusu; ama biz, Odalar ve Borsalar Birliğinin Yasasını yeni çıkardığımız için, yeni yasaya odaların uyum sağlaması için, onların seçimlerini bir yıl ertelemiştik. Uygulamada farklılık olmasın diye, demokratikleşme süreci içerisinde yapılacak yeni seçimler, Odalar ve Borsalar Birliğinin seçimlerine eşdeğer bir anlam kazansın diye aynı statüyü TESK'e de verdik; çok doğaldır, elli yıldır beklenen devrimi onların kanunlarında da gerçekleştireceğiz çünkü, kısa bir dönem sonra bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek, tartışacağız ve en uygun bir şekilde sizin önünüze getireceğiz. Bu nedenle, bugün görüşmekte olduğumuz kanunda emeği olan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, sonuna kadar katılıyorum; fakat kanun üzerinde bir şey tam olmadı, o da benim haklı bir eleştirim.

Bakın, kanunun veriliş tarihinde 8.12.2004 yazıyor. Değerli arkadaşlarım, biz bu kanunu 1 saatte şu arkada imzaladık ve verdik, hemen çıkaralım diye yaptık bunu, yılbaşından önce çıksın ve biz diğer kanunu konuşabilelim; ama ne oldu, iki ay geçti aradan... Peki, olumsuzluğu nedir; olumsuzluğu şu: Bu süre içerisinde birkaç kongre yapıldı. Yazık! Şimdi o yapılan kongreler müktesep hak haline geldi, ne yapacağız biz değerli arkadaşlarım? Niye bizim iki ayağımızı bir pabuca soktunuz?! İki günde ben bu kanunun altına muhalefet partisi milletvekili olarak niye imza attım?

Ben rica ediyorum, arkasında duramayacağınız kanunu bizim komisyonumuza getirmeyin. Ne Adalet ve Kalkınma Partili ne Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerini orada meşgul etmeyin. Aynı şey, Enerji Bakanlığının... Sayın Grup Başkanvekiliyle de konuşuyoruz... İki kanunu biz Meclise indirdik, Sayın Enerji Bakanı her kürsüye çıktığında -o gün söylediğim gibi, ağzından bal damlıyor- Meclistedir, geliyoruz, görüşeceğiz, çıkaracağız diyor, bir sonraki kanunları otomatikman geçiriyoruz, bizim kanunlar ortada yok. Ee, yazık değil mi, bu Meclisin, bu komisyonun çalıştığı sürelerin, saatlerin millete, vatana ne kadara mal olduğunun farkında değil mi bu arkadaşlarımız?! Eğer doğru değilse, bize getirmeyin. Komisyonumuzun bir bilgi birikimi, bir saygınlığı var. Olumlu görmediğiniz, arkasında duramadığınız kanunla karşımıza gelmeyin. Bu konuda duyarlılık gösterebileceğinize inanıyorum. Bütün bakanlarıma sesleniyorum, sadece diğer bakana değil. Gerçi, Sanayi Bakanımız şu ana kadar böyle bir problemi yaşatmadı bize. Ben, genel söylüyorum. Bir tek bu kanunda biraz aksama oldu, bekleme oldu, onun da sıkıntılarını birlikte aşacağız.

Değerli arkadaşlarım, ancak, biraz dikkat buyurursanız, sizinle farklı bir şey paylaşmak istiyorum, yine bu Bakanlıkla ilgili; çünkü, önümüze o yasa da geliyor. Yasa geldiğinde, bizim haberimiz yoktu diye -Türkiye'nin her tarafını ilgilendiriyor- diğer milletvekilleri kürsüye çıkıp, bir dolu sitemde bulunuyorlar. Bunların arasında İktidar Partisi milletvekilleri de var. herkes ilini kurtarmaya çalışıyor, siyasî yatırım yapmaya çalışıyor.

Bakın, biz bir Teşvik Yasası geçirdik Türkiye Büyük Millet Meclisinden, 36 ili kapsadı. Sorunlarını anlatmayacağım; ama, bu geçen Teşvik Yasası ve getirilecek olan teşvik yasası, toplamı sıfır olan bir oyuna benziyor. Aynen böyle. Öneriniz var mı; var tabiî. Bir kent çökertilirken, diğer bir kentin kalkınması, sanayileşmesi canlandırılmaya çalışılıyor. Böyle ciddî bir dengesizlik var. Getirilecek olan yeni yasada -şimdi Bakanlar Kurulundan zannediyorum geçti- deniliyor ki, bu 36 ilin üstüne... Ne olduysa o 36 ilde belli, Türkiye'nin teşvikten yararlanması gereken en geri kalmış bölgelerini, araştırma yapmış, çıkarmışız. Şu siyahla görülen, çizilen yerler, Türkiye'de en geri kalmış bölgeler. Bu bölgelere, şimdiye kadar, Teşvik Yasasıyla ilgili yapılmış hiçbir yatırım yok. Doğuda, o siyahla gösterilen bölgeler 5 inci bölge, 4 üncü bölgede var; ama, 5 inci bölgede yok, sonuç bu; 36 ilin teşvikinin sonucu bu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 4.

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Burada Planlamanın ayırdığı 5, öbür bölgesel kalkınma ajanslarıyla ilgili bir ayrım yapmışlar, o ayrım farklı. Ben, başka bir çalışmadan söz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bakın, Adana var, Kahramanmaraş var; siz şimdi Kahramanmaraş'a teşvik verdiğiniz zaman, üretim teşviki verdiğiniz zaman, maliyetlere yansıdığı zaman, üretim maliyetini yüzde 30 etkiliyor; ancak, örneğin tekstil sektöründe kâr yüzde 10, yüzde 30'luk bir maliyete teşvik yansıtırsanız, bu insan Adana pazarına girdiğinde, Adana'daki tekstil sanayicilerinin Maraş'la rekabet etme şansı kalmaz. Onun için, teşviki ne yapacaksınız; değerli arkadaşlar, teşvikin nasıl olacağı belli. Güney ve güneydoğu illerine teşvik vermek istiyorsanız, çok kolay, yapacağınız şu:

Bir, sektörel planlama yapın, hatta bu sektörlerde konularına göre de teşvik verin, arkasında duralım, amenna. Devlet Planlama Teşkilatının ithalat listesini lütfen bir önünüze alın -bu işi yapan arkadaşlarımız hiç araştırmamış demiyorum- ithalat kalemlerine bir bakın, neye ihtiyacımız varsa, bu ülkede ne üretilmiyorsa, istihdam yaratmak için, gerekirse adını üretim teşviki koyun, ona üretim teşviki verelim; ama, iller arasında huzursuzluk sağlayacak, piyasa dengesini bozacak bir rekabet yaşatmayın.

Şu olur: İthalat kalemlerine ilişkin bir teşvik yaratabilirsiniz ya da ihracat politikanıza uygun bir teşvik de yaratabilirsiniz, bu çok doğru, makul olan bu zaten; ama, bu Teşvik Yasası hiçbir şey yapmıyor, bizim, yurtiçi pazarımızı etkiliyor, kendi üreticimiz birbirini yiyor. Oysa, teşvikin ana amacı, uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmaktır. Bu ise, biz bunda varız.

Değerli arkadaşlarım, Teşvik Yasası ortaya konulurken birçok gösterge söz konusudur. Bakın, o ilin toplam nüfusu, nüfus yoğunluğunu içeren demografik değişkenler ele alınmıştır, eğitim göstergeleri, sağlık göstergeleri, sanayi göstergeleri, istihdam göstergeleri... Bir il analiz edilirken, o il tanımlanırken bunların hepsi ölçü alınır. Sayın ki, alındı, tarım göstergeleri de alındı, inşaat göstergeleri de alındı; ama, ortaya çıkan sonuç bölgesel teşvik değil, üretim teşviki değil, konularla ilgili teşvik değil; ortaya çıkan sonuç, illerin adı yazılarak verilen teşvik. 36 tane verdik, şimdi de verdiniz bir o kadar, etti mi 50 küsur. Neresi kaldı teşvik edilmeyen; nasıl böldünüz? Her bölgede 1 500 doların altında olanlara göre verdik; ama, o işlemedi, görüyorsunuz. İstihdam sayılarına bakarsanız, çok küçük bir rakam. Bunun sıkıntısını hepiniz çekiyorsunuz.

Sayın Sanayi Bakanım buradaki konuşmasında dedi ki, özel endüstri bölgelerini ve endüstri bölgelerini çıkarırken teşvikteki var olan olumsuzluklara, doğru çözüm getirebilmek için, o olumsuzlukları silebilmek için bu yasayla destekliyoruz.

Arkadaşlar, şimdi, ne yapacağız biz; her altı ayda bir, bir önceki yasanın olumsuzluğunu silmek için bir yeni teşvik yasası çıkarıp onu mu düşüneceğiz?! Neden yapamıyoruz?

Değerli arkadaşlar, bakın, bölgesel teşvik... bölgesel teşvikten yanayız; yapılmış yerler var. İspanya, bunda, Galiçya'da başarılı olmuş; kent gelişmiş, şehir gelişmiş. Almanya, Bavyera'da yaptı bunu; orası gelişmiş. Altyapısı kurulmuş yerlere teşvik verilerek rekabet şansını artıracak özel yapılar oluşturulabiliyor, kentler geliştirilebiliyor, bölge geliştirilebiliyor. Bunlar hep uluslararası hedefler gözetilerek konulmuş yasalardır. Arjantin'de Buenos Aires'te öyle oldu; bölgesel teşvik yapıldı, kalkındı gitti, teknolojide en üst noktaya geldiler; ama, biz, bu örneklerle birlikte...

Bakın, örneğin, Kore'de de bir teşvik yasası var. Kore'deki teşvik yasası uluslararası rekabet gücünü geliştirmeyi hedef almış. Böyle bir hedefi var. Kalkınma stratejisi geliştirilmiş, onun üzerine teşvik politikalarında üretimde önceliğe göre, mamule göre bir teşvik verilmiş. Elimizde ölçü var ve çok gelişmiş bu ülkeler, istihdama da dönüşmüş; ama, bizim Türkiye'de yapmamız gereken -Avrupa Birliği ülkelerinde de öyle- innovation bir teşviktir, ar-ge bir teşviktir, teknoloji bir teşviktir, istihdam bir teşviktir; ama, en önemlisi, teşvikte denge unsurudur değerli arkadaşlarım.

Bakın, teşvikte devlet yardımı kategorileri var. Devlet nakdî yardım yapar mı; olabilir, düşünülebilir; ama, bizim teşvikimiz buna uymuyor. Sermaye katılımı yapar mı, özkaynak katılımı yapar mı; yapar; bizim teşvikimiz buna da uymuyor. Bakın, bunlar uluslararası teşvik stratejileri değerli arkadaşlarım. İhracat desteği yapar mı; bu çıkardığımız yasa bunu da desteklemiyor. Ar-ge, KOBİ; o da yok. Yeniden yapılanma, çevre teşviki; o da yok.

Değerli arkadaşlarım, bizim yapacağımız altyapı teşviki. Araziye teşvik verin, binaya teşvik verin, makinelerini alacağı zaman kredilerine teşvik verin, uzun vadeye yayın, yatırım teşviki olsun bunun adı; ama, üretimde maliyet teşvikine girerseniz, siz, devlet eliyle rekabet şansını kaybettirmiş olursunuz diğer sanayicinize. Bunu yapmamalıyız, çok tehlikelidir, kanun üzerine yeniden kanun çıkarmak zorunda kalırız. Ne olursunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisine indirmeden, komisyonda görüşülmeden, şu teşvik yasasını bir daha gözden geçirin. Kazanılmış hak haline dönüştüğü zaman, bunun önünü alamayız değerli arkadaşlarım, onun için önceden dile getirdim bunu.

Elbette ki, biz de ülkenin kalkınmasını, istihdam yaratılmasını istiyoruz; ama, bir yerde istihdam yaratırken, bir başka ilde şirketlerimizin kapanmasına neden olacaksak, oradaki istihdamın bir başka yere kaymasına, farklı bir göç yapısı oluşturmasına neden olacaksak, biz bu işi niye yapalım? Yani, biz, teşvik yasasında, gelip, çıkan illere göre, her ilin milletvekili çıkıp, o illere siyasî mesaj mı verecek? Bu mudur ülkeye hizmet? 51 ile teşvik verdik diye, 51 ilin insanının yüreğinin bizde olduğunu mu söyleyeceğiz? Biz, onlara ekmek verelim, iş verelim. İşi olan arkadaşımızın elinden de işini almayalım değerli arkadaşlarım. Bizim sıkıntımız, bizim tedirginliğimiz budur.

Şimdi çok kısa -az bir zamanım kaldı- Esnaf ve Sanatkârlar Yasasıyla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum.

Esnafın durumu, öyle güllük gülistanlık değil. Teşvikle ilgili söyleyeceğim çok şey var; ama, sanıyorum konu anlaşıldı. Zamanı, biraz da oraya kullanmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, esnaf-sanatkârın durumu çok iyi değil. Biz, hatırlıyorsanız -Sayın Bakanım da, Müsteşarım da hatırlayacaklar- bir sicil affı getirdik; Merkez Bankasından çek-senet affı getirdik; oradan silinsin, esnaf-sanatkâr kredi alabilsin dedik. Arkadaşlar, bu uygulanmıyor. Uygulanması için elimizden geleni yapalım. Hâlâ sicilden silinmedi; birçok banka, bunu, vatandaşın önüne engel olarak getiriyor. Ne olursunuz, esnaf-sanatkârın buna ihtiyacı var. Biz, 2001 yılı krizinin faturasını hükümetlere yüklemek yerine, şu anda vatandaşa yüklüyoruz, esnafa, sanatkâra yüklüyoruz. Yazıktır; bunu ortadan kaldıralım. Sayın Bakanım ne yapar, getirirse, onun arkasına imza atarız.

İkincisi; bu basit usulde vergi kaldırılıyor, Gelir Vergisine dönüştürülüyor. Bazı kesimler çok rahatsız; yani, bir köşker, Gelir Vergisine geçiyor, adam zaten bir ayda 150 000 000 lira kazanıyor, 100 000 000 lira muhasebeci istiyor! Peki, ne yapacağız? Gelişen ekonomilerde gelir vergisi söz konusudur. Hayır, matraha göre bir vergi sistemi geliştirilebilir. Esnaf-sanatkâra, Gelir Vergisi yükü çok ağır geliyor. Bunu kaldıracak bir yöntem bulun, kaldırın; belli kesimler için -sektörleri tanımlayın, esnafın boyutunu tanımlayın, ama- getirin. Esnaf rahat etsin.

Gelir Vergisiyle, Türkiye'de, küçük esnaf bırakmayız, daha doğrusu çok küçük esnaf bırakmayız. Haa "kalmasın, onlar da birleşsinler, birlikte çalışsınlar" başka düşünce; ama, emeğe yönelik çalışmayı korumak devletin görevidir değerli arkadaşlarım.

507 sayılı Yasa da geliyor; onunla ilgili de, gelmeden, birkaç şey söylemek istiyorum. "Sicile kayıtlı 500 kişi" diyor. Sicile kayıtlı 500 kişiyi bulmak çok zor arkadaşlar. Hem Maliyeye kaydolacak, bir esnaf-sanatkârlar odası kurulmuş, bir araya getirecek ve odasını koruyacak. Bu çok zor. Bir kere, Anayasamızın 173 üncü maddesi: "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır." O zaman, şimdiye kadar olan bütün kurulmuş odalara müktesep hak verelim. Bundan sonrasına belli bir rakam koyalım; amenna... Sayın Bakanım ve Müsteşarım bu konuda da çalışma yaparlarsa, komisyon öncesinde çok isabet olur.

Bir de, yönetimlerle ilgili gelen yasada bir sıkıntım var benim: Sıfır ile 2 000 kişi arasındaki esnaf sanatkârlar kaydının yönetimdeki kişi sayısı 5. Şimdi, düşünün; bir odanın 100 üyesi var, 5 kişiyle temsil ediliyor; 2 000 üyesi var, yine 5 kişiyle temsil ediliyor. Nasıl yetişecek?! Burada, temsilde adalet söz konusu mu?! Hayır. Ne yapalım peki; o zaman, araya bir kriter yerleştirelim; sıfır ile 500'de 5 olsun, 500 ile 2 000'de 7 olsun. Yani, temsilde adaleti de sağlamak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârların beklediği bu yasa, çok önemli bir yasa; ancak, esnaf ve sanatkârın ayakta durabilmesi için, AB sürecinde... Bakın, kamyoncularla ilgili bir şirket yönetmeliği getirildi, sıkıntıyı hepiniz görüyorsunuz. Biz, esnafın birleşerek, büyük bir işletme kurmasını beklersek, devlet olarak koruyucu önlemleri almazsak, esnaf da sıkıntıya girecek, yok olacak. Avrupa Birliği sürecinde, hipermarketlerin yanında, büyük pazarların yanında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Tobb kanununda değişiklik yapılması hak.kan.tekl.(s.s.724)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-02-02-tobb-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tekl-s-s-724 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
