# Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim
- **Tarih:** 24 Şubat 2005
- **Gündem:** SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI ( LPG ) PİYASASI KAN.TAS. ( SS. 723 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-02-24-sivilastirilmis-petrol-gazi-lpg-piyasasi-kan-tas-ss-723-2

> Tacidar Seyhan (CHP), 24 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI ( LPG ) PİYASASI KAN.TAS. ( SS. 723 )); konuşma 1.476 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada, sizinle paylaşmak istediğim ikinci konu, çok önemli bir yasa kabul ediyoruz, bir düzenleme yasası; ama, bu denetimlerin başında gelen şey, eğitilmiş insangücüdür. Birincisi bu. Eğer biz, piyasada sağlıklı denetim koşullarını yaratacaksak, kurumlarımızda eğitilmiş insangücüne öncelik vermemiz lazım. Eğer, siz, gıda konusunda denetim yetkisi olan birine pompayı denetlettirirseniz, ona ölçtürürseniz vay gele başımıza! Ona da gıdayı ölçtürürseniz -tüketici nasıl korunur diye- ya da ehil olmayan insanı bu işin başına koyarsanız, teknik olarak böyle bir şey yapması mümkün değil. Bunu şu amaçla söylemiyorum: Bu işi yapanların hiçbiri yaptığı işten anlamıyor demiyorum; ama, Türkiye'de teknik bir yetersizlik var. Eğer liyakat sahibi arkadaşlarımızı bu işin başında tutmazsak, bunlarla ilgili kamu niteliğindeki kuruluşları bu işin bir parçası haline getirmezsek, onları dinlemezsek, Türkiye ciddî sıkıntıya girer.

Bakın, kazalar oluyor. Makine Mühendisleri Odası, daha önceki dönemde, bu LPG dönüşümlü otoların denetiminden 2001 yılına kadar sorumlu idi. Şimdi, sorumlulukları, sadece gaz sızdırmazlık koşuluna indirildi; başka hiçbir şeyle ilgilenemiyorlar. Bir etken daha var; bu montajı yapan atölyelerde çalışanların Makine Mühendisleri Odasına kayıtlı olması, ehil kişiler olması yönetmelikle oraya konulmuş. Şimdi, Odanın, meslekî olarak haklı bir talebi var. Deniliyor ki: "Yönetmelik bağlamıyor; bunu kanunlaştırın. Orada çalışacak kişilerin, Makine Mühendisleri Odasından belgeli kişiler olması, orada üye olması bir zorunluluk haline gelsin." Ve bir teklifleri daha var. Böyle olur mu olmaz mı; onu tartışacağız; diyorlar ki, bunu bir sertifikaya bağlayın, eğitime bağlayın. Bu eğitimin müfredatını da biz bakanlıkla birlikte yapalım; burada çalışanlar, kontrolörler, bu eğitimi almış olsunlar, sertifikalandıralım bunu.

Şimdi, bu eğitim çok önemli bir şey; ama, bir odayı, bir meslekî kuruluşu, bir kitle örgütünü denetim mekanizmasının içine almak daha önemli bir şey. Demokrasinin geliştiği ülkelerde bu durum böyle olmalı. Mümkün olduğu kadar, bu kuruluşlarımızı, biz, devlet denetleme erkinin içerisinde yer vererek, kamu yararına çalışmak için özendirmeliyiz. Bunlar da bir kuruluş.

Bakın, neden istiyorum biliyor musunuz; tankerlerde bunlar taşınıyor. İnanın bana, birçok tanker şoförü, gaz sızdırdığı zaman ona karşı ne yapması gerektiğini bilmiyor ya da yangın çıktığı zaman nasıl söndüreceğini bilmiyor, nasıl kontrol altına alınacağını bilmiyor, nasıl tedbir alınır bunu bilmiyor. Eğitimsiz, biz, bu işe nasıl engel olacağız?!

Allahaşkına, ben, onları bırakıyorum, sizlere soruyorum, kendime soruyorum; yolda gaz kaçıran bir arabaya veya yolda gaz kaçağından dolayı yanmaya başlayan bir arabaya müdahale edebilecek, bilgisini aktarabilecek aramızda kaç milletvekili var; yok. Bu bilgisizliği bir kere kabul edeceğiz. Bizler de toplumla birlikte öğreneceğiz, eğitileceğiz; ama, her şeyden önce, bu kurumlarda eğitilmiş insan çalıştıracağız. Bu, insanın doğasındadır; bu, siyasetin doğasındadır değerli arkadaşlarım.

Şimdi, ikmalde özen gösterme, aktarmada özen gösterme; bununla bitmiyor, bununla bitmiyor. İkmalden sonra koruma da söz konusu. Şimdi, hep münferit istasyonları konuşuyoruz; ama, bana sorarsanız, daha önce çıkan yönetmelikte -Sanayi Bakanlığı yetkilisi değerli bürokrat arkadaşım hatırlar- deniliyordu ki: "Şehir içinde LPG istasyonları münferit olarak kurulurlar." Yani, petrol istasyonunda bunların kurulmasına izin verilmiyor idi; sonra ne olduysa, bir yasa çıktı, petrol istasyonlarının içine de yerleştirildi. Önce mesafeler daraltıldı. Petrol istasyonunun içinde, kardeşim, güvenlik tedbirini aldıktan sonra, mesafeler uygun olduktan sonra bu iş olur, niye olmasın; önemli olan güvenliği almak... Güzel; ama, olumsuz bir şey çıktığında felaket haline dönüşüyor. İnsan sirkülesi fazla. Bu nedenle, güvenlik tedbirlerinin yeniden gözden geçirilmesi lazım, mesafelerle ilgili yönetmeliğin yeniden gözden geçirilmesi lazım, Karayolları Kanununda da bu araçların güvenli çalışmasına, güvenli seyrine meydan verecek düzenlemeleri yapmak lazım.

Şimdi, deniliyordu ki, hiç mi... Peki, yapılmıyor mu; yapılan var. Vatandaş da uymuyor. Aslında, LPG, bir projeyle dönüştürülüyor araçta. Gidiyorsunuz, onun projesi çizdiriliyor -benzin deposuna da dokunmamak lazım, o projeyi hiç bozmuyor- TSE standartlarına uygun malzeme belirlenmiş, nasıl montaj yapılacağı belirlenmiş, projesi çiziliyor, dönüştürülüyor. Bu dönüşümü sağlayan araçlar, trafiğe gidip ruhsatına bu dönüşümü işletiyor; ama, yasal olarak yönetmeliklerde şu zaten sınırlanmış; denilmiş ki: "İşletmekle yükümlüdür." Aslında otogaz istasyonu da, ruhsatta o işlemeyi gördükten sonra, o araca, LPG vermek zorundadır; ama, şimdi, bu koşulda, bunu böyle denetlemek mümkün değil.

Geliyor, gaz satabilmek için, ver yavrum diyor, parayı almanın dışındakilere istasyon bakmıyor. Bu şekilde denetlemek mümkün mü?! Belki bir barkoda bağlanabilir, belki bir pula bağlanabilir; ama, onun sağlıklı dönüşüm yaptırdığını, standartlara uygun dönüşüm yaptırdığını belli eden bir şey koymalıyız. Bunu nasıl yaparız, biliyor musunuz; ruhsatla bu işin içinden çıkamayız. Benim bir önerim var; düzenlemeleri yapın plaka üzerinde, ben bile o aracın arkasında seyrediyorsam LPG dönüşümü yaptırıp yaptırmadığını bilmek istiyorum. Plakaya küçük bir ibare değişikliği yapın, petrolcü de bilir, seyir halindeki araç da bilir. Sadece dönüşümünü belli eden bir simge yeter plakada. Trafik tescil bürolarına da güvenin. Standartlara uygun dönüşüm yapmış olanın plakasına işareti koyun, ne petrolcü gaz versin ne de ben trafiğimde, çocuğumla birlikte bu tehdide, bu teröre maruz kalayım. Bunun çözümü gayet basit. Ben yönetmelikte yaptım deyip köşeye çekilirseniz, biz bunlardan kurtulamayacağız. Belki ben seyir mesafemi ayarlayacağım. Ben vatandaş olarak kendimi nasıl koruyacağım?.. Bir öngörünün mutlaka ortaya çıkması lazım değerli arkadaşlarım.

İleriki dönemde değişiklik yapıyoruz birlikte, ona devam edeceğim; ama, çok önemli bir şey var, Sayın Bakanımın da affına sığınarak paylaşmak istiyorum sizinle. Tabiî, bu yasayla ilgili değil; fakat, söylemek istiyorum, çok bekledi çünkü. Daha önceki Meclis konuşmamda, Sayın Bakandan, komisyonumuzda uygun görülen yasaların buradaki prosedür gereği bir an önce çıkarılmasından yana olmamız gerektiğini ve bu durumda, bu şekilde davranılmasını, acilen çıkarılmasını rica etmiştik. Sayın Bakan da bir nezaket göstererek, bu yasaların arkasında olduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu yasanın sırada olduğunu, bir an önce çıkarılacağını söyledi. Söz konusu yasa, yenilenebilir enerji yasası.

Bakın, çok uzun bir dönemdir bekliyor Sayın Bakanım bu yasa. Siz, her konuşma yaptığınızda ben sizi dikkatle izliyorum. Her konferansa, her açılışa gittiğinizde konuşma metinlerinizi alıyorum. Hepsinde, yenilenebilir enerjiye Türkiye'nin duyduğu ihtiyacı, dünyada gelinmesi gereken noktayı o kadar güzel anlatıyorsunuz ki, ben mest oluyorum. İyi o zaman, yapalım. Bakın, sonradan gelen kanunları ha bire öne getiriyoruz; ama, o yasa burada bekliyor aylardır. Dünya bir standart koymuş. 2020 yılına kadar yenilenebilir enerjideki üretilen elektrik miktarını yüzde 25'e çıkarmayı hedefleyen ülkeler var. Ben, böyle bir hedefte yüzde 10'a razıyım. Bir hedef koyalım. Bunu benim için değil, yenilenebilir enerjiye yatırım yapacak esnaf için değil, benim çocuklarımın, sizin çocuklarınızın geleceği için istiyorum. Önünde bir engel yok ki. Temiz enerji için ben burada feryat ediyorum. Altında kuzuları yayabileceğiniz rüzgârgüllerini koymanın bu ülkeye hiçbir zararı yok.

Bu meseleye sadece Hazineye getirdiği yükten bakamazsınız. Ben biliyorum ki, Hazineden sorumlu Bakanımızla bu mesele konusunda bir anlaşmazlık var; ama, Türkiye bir yerden başlamak zorunda. Bunu böyle yapmamalıyız. Eğer bir aksaklık varsa, biz hazırız. O kanunu - ondan önce Mecliste bekleyen piyasa düzenleme kanunumuz da var- biz imza verirsek komisyona geri çekebiliriz, bize bir şey öneriyorsanız. Kanunu burada tutup bir sonraki döneme kadar kadük hale getirmeyi, ben, komisyondaki arkadaşlarımıza ve bu sektöre saygısızlık ve haksızlık sayarım. Çekin komisyonumuza, asgarî müştereklerde anlaşalım, geçirelim gitsin. Niye Mecliste "Komisyon burada mı? Yok. Bakan burada mı? Yok. Kanunun görüşmesini erteliyorum. İkinci sıraya" diye geçiyoruz. Niye bunu geriye atayım; niye bunu yaşayalım; görüşelim, gitsin. Öyle ya, her şeyde gerekliliğini bize anlatmaya çalışıyorsunuz, ülke için faydasını anlatmaya çalışıyorsunuz "gelin, o faydalı şeyi çıkaralım" diyorsunuz; ama, hareket kabiliyeti olmuyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Nükleer ne olacak, nükleer?..

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Nükleer lobisi bizi konuşturuyor, oraya belki diğer maddelerde gireceğiz.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir örnek vereceğim. Eğer, siz devlet erki iseniz -bu, duygusal bir münasebete benzemez- sizin hareket kabiliyetiniz olacak. Gideceksiniz, mesele neredeyse, onu alıp getirip çözeceksiniz; ama, ben yolda durayım, bu işi zamana yayayım, bekleyeyim, belki gelir; gelirse çözerim diyemezsiniz. Eğer öyle beklerseniz, zaman geçiyor, çağ değişiyor, bir bakarsınız ki, gelir, ama, o gelen, istediğiniz olma özelliğini kaybetmiş ya da döner bir aynaya bakarsınız, siz artık eski siz değilsiniz, anlayışınız değişmiş, fikriniz değişmiş. Yasayı, siz, günün ve ülkenin koşullarına uygun bir şekilde çıkarmak zorundasınız; bu, siyasetin gereğidir, doğasıdır. Bir yıl bekletirseniz, ülkenin ihtiyaçları değiştiğinde onu da içerisine katarız canım derseniz, bu işin gideceği hiçbir nokta yok. Yapmayalım, yazık etmeyelim; çok bir şey değil, bizim için bir hareket noktası, şu yenilenebilir enerjiyle ilgili kanunu bir çıkaralım, bir bakalım; birincisi bu.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Çıkacak, çıkacak!..

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - İkincisi -çok kısa ona da değinmek istiyorum- yahu, şu komisyonlara, ne olur, ehliyet sahibi arkadaşlarımıza bir değer verin dedik. Teşvik Yasasında da, Hazine, sanki, bu iş sadece bütçeyle alakalıymış gibi, Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderdi. Allahaşkına, teşvikin bu ülkeye yararı, zararı, bir tek malî konuyla mı ölçülür; sanayideki denge, sektörel planlama, diğer sektörlerin göreceği zarar, ürün planlaması hiç mi bizim için geçerli bir kriter değil?.. Buradaki yetişmiş sanayicilerin fikirleri bizim için hiç mi önemli değil?.. 3 istihdam yaratılırken 300 istihdam kaybediliyorsa, buna kim engel olacak?.. Devlet eliyle haksız rekabet yaratmış olmayı, ben, Sanayi Komisyonunun bir üyesi olarak, sokakta gezerken vatandaşa nasıl izah edeceğim?.. Siz o komisyonda değil miydiniz, bunu parayla sınırlayıp, sadece parayla ölçüp, bu yasanın çıkmasına nasıl izin verdiniz derse nasıl izah edeceğim?.. İki yıl sonra, hiçbir işe yaramadı, hani istihdam, doğuda 70 kişi çalışıyor, batıya fabrika yığıldı, biz rekabet edemiyoruz diye işveren sokağa dökülürse nasıl izah edeceğim?.. İşte, bir ölçümü, parayı kriter alarak yaparsanız, ne sizler işin içinden çıkabilirsiniz, ne bizler işin içinden çıkabiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-02-24-sivilastirilmis-petrol-gazi-lpg-piyasasi-kan-tas-ss-723-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
