# Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2005
- **Gündem:** SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI ( LPG ) PİYASASI KAN.TAS. ( SS. 723 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-03-02-sivilastirilmis-petrol-gazi-lpg-piyasasi-kan-tas-ss-723

> Tacidar Seyhan (CHP), 2 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI ( LPG ) PİYASASI KAN.TAS. ( SS. 723 )); konuşma 1.472 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, kanun tasarısı üzerinde bir konuşma yapacağım; ama, öncelikle, çok yakın bir geçmişte Sayın Bakan açıklama yaptığı için, teşvikle ilgili iki üç kelime söylememe izin verirseniz, daha sonra, tasarıyla bir ilişki kuracağım; onun için, bunu şimdi belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz burada istikrarın peşindeyiz. Türkiye'de istikrarın temel kuralı, dengeyi korumaktır; bunun başka bir yolu yok ve dünya literatürlerine bakarsanız, ekonomideki gelişmeyi hepsi bir şekilde tanımlar. Bu literatürden taradım, Türkiye için en önemli, en yerinde formül, sanayileşme, büyüme ve gelişmedir, yani, SBG formülü; bu formülü yok saymayacaksınız.

Bunu daha açık tekrarlamamız gerekirse, eğer, siz, teşvik veya bir başka nedenle rehabilitasyon sağlamak istiyorsanız, S'de, sanayileşme ve yatırım dengesini korumak zorundasınız; buna, kimsenin itirazı olamaz. B'de, büyüme ve uygun rekabet koşulları söz konusudur, onu sağlamak zorundasınız. G'de de, gelişmişlik ve gönenci sağlamak zorundasınız. Bunun üçünü yapmadığınız veya birini eksik yaptığınız sürece, ülkenizde, hem istikrarı bozarsınız hem de sektörel bir mutsuzluğu gündeme taşırsınız.

Peki, bu teşvik ne yapıyor; arkadaşlar, teşvik, devlet eliyle haksız rekabet sağlıyor.

Sayın Bakan "dünyanın her yerinde değişik teşvik koşulları vardır" dedi. Doğru, var; ama, değerli arkadaşlarım, yatırım maliyetine teşvik var; fakat, dünyanın hiçbir yerinde, üretim maliyetine yansıyacak bir teşvik yok. Eğer, üretim maliyetlerinde bir dengesizlik yaratırsanız, birkısım sanayicinin, diğer sanayici karşısında pazar koşullarını kaybetmesini sağlarsanız, bunun adına teşvik diyemezsiniz. Şimdi, aynı şekilde, daha önce bir teşvik yasası çıkmıştı, "bunda eksikler var" denildi. Bir yasayı bir başka eksikle kapatamazsınız. Yeni çıkan yasa da eksik; göreceksiniz, ileriki günlerde o yasanın da dengesizliğini ortadan kaldırabilmek için yeni bir yasa arayışına gireceğiz.

Şimdi, kanuna geliyorum. Az önce, değerli arkadaşlarım dedi ki, "ya, bazen makul şeyler söyleniyor. Gerçekten bize makul şeyler söyleyin, biz de size yardımcı olalım." Olur; lütfen, ben, şimdi bu kanunda yapılanı bir ortaya koyayım, makul olmayan şeyi bana söyleyin, ben, söylediğim adına özür dileyeyim; ama, eğer benim önerilerim makulse, lütfen, bana katılın ve gereğini yapın.

Bakın, önümüze bir yasa getirdiniz. Bu yasa, LPG yasası. Ne kadar güzel; konuştuk, birtakım değişiklikler yaptık; ama, sonra, komisyona danışmadan, bu yasayla alakası olmayan 2 maddeyi -6 ncı ve 7 nci geçici maddeleri- aradan hemen Meclis gündemine taşıyıp Meclisten geçirdiniz. O geçtiği süre içerisinde ne buradaki muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarım ne yapılmak istendiğini kısa sürede algılayabildi, ne de iktidar milletvekili arkadaşlarım, kendi yerlerinden neyi onayladığını, neyi kabul ettiğini anlayabildi. İkisi de olmadı. Böyle bir yasa olmaz. Siz, Millet Meclisini, bir kişi istiyor diye, kanun yapar hale taşıyamazsınız. Bu, yanlış olmuştur. Bu, şunun gibi bir şey: Yasa güzel, piyasa düzenleniyor, siz güzel bir yüze kezzap döküyorsunuz. Bir kenardan bozuyorsunuz. O çıkmaz, böyle bir şey olmaz.

Değerli arkadaşlarım, bakın, birincisi şu: Seramikçilere sübvansiyon verilecek. Biz, bunu daha önce de verdik; lütfen, dikkatle dinleyin; çünkü, Sayın Komisyon Başkanım orada, biz milletvekili olarak, madde üzerinde bir tekriri müzakere isteyemiyoruz; ya komisyon isteyecek ya hükümet. Ben haklıysam lütfen isteyin, buradaki eksikliği düzeltelim.

Seramikçilere sübvansiyon verilecek... Daha önce de verdik. LPG ile doğalgaz arasındaki farkın yüzde 70'ini verdik. Komisyon üyesi arkadaşlarım bu sıralardalar. Ama, şimdi gelen kanun tasarısında LPG ile doğalgaz arasındaki farkın yüzde l00'ü veriliyor. Birinci dengesizlik bu.

Bir de bunun üzerine yeni şeyler eklenmiş. Bu teşvik verilmekle kalmıyor, bu önergenin son paragrafında, değerli arkadaşlarım, döneme tekabül eden SSK primlerinin vergi borçlarına ait gecikme borçlarının silinmesi öneriliyor. Yani, hem sübvanse ediyorsunuz hem de ödeyemediği için o borçların faizlerini silelim, rahatlatalım diyorsunuz. Peki, ben size bir şey soruyorum: Bu elimdeki belge Seramik Federasyonu; teşvik verdiğimiz kurumların federasyonu. Sayın Komisyon Başkanına da bunu yolladı. Burada "bu teşvik yanlış oldu" diyor. Bir, yüzde 70'i yüzde 100 yaptınız; iki, SSK, elektrik ve vergi borçlarını sübvanse etmek böyle olmaz. "Siz orada birkaç şirkete ayrıcalık sağladınız, namuslu, dürüst yatırımcının hakkını elinden aldınız" diyor. Bence doğru.

Değerli arkadaşlar, bir de şu listeye bakar mısınız; lütfen, dikkatinizi çekmek istiyorum: Şimdi, 11 şirket yararlanıyor görülüyor. O şirketler içerisinden sadece 2 tanesi doğalgaza geçmemiş. Değişik dönemlerde hepsi doğalgaza geçmiş. Doğalgaza geçmişler; 2003'te üç aylık yararlanıyor; 2003'ün sonuna kadar beş aylık yararlananlar var; fakat, bugüne kadar doğalgaza geçmeyen 2 şirket var. Şimdi ne yapıyoruz biz biliyor musunuz; doğalgaza geçmek için kapısının önüne 30 kilometre doğalgaz borusu çekmiş namuslu vatandaşı cezalandırıyoruz, kapısının önünde doğalgaz var; fakat, şirketine almamış insanı da mükâfatlandırıyoruz, üstüne bir de ödemediği paranın faizlerini affediyoruz!

Arkadaşlar, hiç almamış insanı anladım; bugünden geriye dönük iki yıl sübvanse ediyorsunuz. Peki, 2003 yılının ikinci ayında, üçüncü ayında doğalgaz almış insanlara geriye dönük iki üç aylık sübvansiyonu niye veriyoruz, o dönemlerdeki borcu niye affediyoruz? Böyle bir yasa olmaz!

Şimdi, siz, onayladığınız bir önceki yasanın arkasında mı duracaksınız doğru diye -siz onayladınız yine bizimle birlikte- o sübvansiyon mu doğruydu bu mu doğru; birine karar vereceksiniz.

Arkadaşlar, hem getiriliş biçimi yanlış hem de kanunun bu yöntemi yanlış. Değerli arkadaşlar, bu konuda duyarlılık rica ediyorum.

Şimdi, biz ne yapacağız?.. Bir madde daha var; enerji ihracatıyla ilgili bir madde. Bu maddeyi de anlatacağım; ama, öyle bir yerde kaldık ki biz. LPG Kanunu makul; bu piyasa düzenlenmeli. İki eksik üç fazla, biz bu kanunun onaylanmasından yanayız; ama, iki madde ilave ettiniz, biz vicdanen rahatsız olduk. Şimdi, kanunu reddetsek, son derece çağdaş bir yasayı reddetmiş olacağız; kabul etsek, dengeyi bozan iki maddeden dolayı vicdanımız rahatsız olacak.

Ben küçükken bazen babama öneride bulunurdum; çok mantıksız geldiği zamanlarda bana derdi ki: "Oğlum, ya camiyi yık ya Peygamberi öldür diyorsun. Ne yaparsam yapayım kâfir olacağım." Şimdi, ben bu yasayı reddedersem olmaz; çağdaş bir yasa. Kabul edersem, öbür iki maddenin benim vicdanımda yarattığı rahatsızlığı kamuoyuna nasıl açıklayacağım; ama, yine burada şunu yapacağız: Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak buna kabul oyu vereceğiz; fakat, eğer tekriri müzakere yapar bizi vicdanen rahatlatırsanız, biz gönül rahatlığıyla gezeceğiz; yapmazsanız öbür iki maddeden kaynaklanan bütün siyasî, sosyal sorumluluğu siz yükleniyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisinin, rekabet dengesini bozmakla, Türkiye'de haksız rekabet yaratmakla -devlet eliyle- hiçbir alakası olamaz.

Geliyorum ikinci maddeye. Bakın, ikinci maddede diyor ki... Devletin enerji ihracatını sağlıyor bu. Burada "TEÜAŞ, isterse, şirketlere, ikili anlaşma yoluyla, döviz karşılığı elektrik enerjisi satabilir; Türkiye'deki şirketlere; ihraç edilmek koşuluyla" diyor.

Şimdi, bu Millet Meclisinin çatısı altında, Türkiye'nin enerjisinin bir kısmını denize boşaltması varken, o enerjiyi değerlendirip, gelire dönüştürmeyi reddedecek bir tek milletvekili yoktur. Ben de isterim satılmasını, siz de istersiniz. Fazla enerji varsa, bu enerjiyi satalım.

Şimdi, şirket yöneticileri benim odama geldi. Bana dediler ki: "Karşı çıkıyorsunuz -aniden geldi, orada haklısınız- fakat, yasada da biz haklıyız; çünkü, bu EPDK'yla, bu Bakan, bu Müsteşar, zamanında, bizim açılışımızı yaptı; 75 megavattan 200 megavata çıkardı bizim tesisimizi Silopi'de ve biz de, Irak Geçici Hükümetiyle anlaşma yaptık; bu enerjiyi Irak Geçici Hükümetine sattık, Amerikalıların garantörlüğünde paramızı aldık" diyorlar. Amenna, bir şey yok. "Sonra, aynı yetkililer bize bir öneride bulundu -ben onların söylediklerini anlatıyorum- bizim elimizde fazla enerji var, bu enerjiyi de satın lütfen. Türkiye'nin paçal ortalama maliyeti 4 senttir; biz 4,8 sentten size verebiliriz dediler" diyor. Bu konuda, biz, yetkililerden, devletten bir şey istedik, bir genelge istedik yayınlansın diye; ama, bu arada aldık ve verdik bir kısmını" diyorlar. "Sonra, bu hükümet, böyle bir mutabakat olmasına rağmen, önce, bize, elektriği 13 sentten fatura etti, ilgili yasal düzenleme yok diye. Daha sonra da, biz, geçmişe dönük sorun çıkıyor diye, 11 sentten bir fatura edilme daha yaşadık; fakat, bize söylenen 4,8 sentti"diyorlar. Değerli arkadaşlar, bunlardan dolayı, bu şirket, mahkemedeyiz diyor. Bunu söyleyin dedikleri için söylüyorum.

Biz, burada, bir yetki çıkarıyoruz. Devletin böyle bir yetkisi yoksa, siz, bu enerjiyi niye verdiniz?.. Önce yasayı çıkarın, sonra bunlara yol verin. Burada, EÜAŞ'a, enerji maliyeti konusunda herhangi bir fiyat belirleme yetkisi de veriliyor, EPDK'nın iznine bağlı verilen yetki de var. Şimdi, siz, kanunen, fiyat belirleme yetkisini EÜAŞ'a vermemişsiniz, kanununuzu çıkarmamışsınız, döviz karşılığı ikili anlaşmalarla şirketlere mal verilir dememişsiniz, iki yıl boyunca bunu seyretmişsiniz; bir kanun görüşülürken, 3'e 5 kala gelip diyorsunuz ki, arkadaşlar, şu kanunu da şöyle geçiriverelim... Ne oldu; bunun aciliyeti var. Neymiş aciliyeti arkadaşlar?.. Yani, geriye dönük yaptığımız eksiği mi biz burada kapatacağız?.. Kurumların yaptığı eksik işlemi burada aklamak benim görevim mi?! Kurumlar niye görevini yapmıyor?! Böyle bir yetkisi zaten vardır... Varsa, niye kanun çıkarıyorsunuz?! Ne gerek var bu kanuna; eğer, yetkiniz varsa...

Sayın Bakana o gün söyledik -Sayın Bakan burada yok- "geçmişe dönük bu kanunun işlemeyeceğini, ben, kürsüde söyleyeceğim" dedi. Arkadaşlar, kürsüde beyan ne zamandır kanun yerine geçiyor, kanun hükmüne geçiyor?! Mahkemelerde bu dosyalar...

Şimdi, hem burada bir vazife ve salahiyet vererek geçmişe dönük yapılan şeyleri aklayacağım, üstüne de geçmişe dönük hak vereceğim; böyle bir şey olur mu!

Değerli arkadaşlar "geçmişe dönük bu yasa işlemez" diye buraya bir ibare konulması lazım; bu bir.

Enerji satışında fiyat belirlenecekse belirlensin, ihracat teşviki verilecekse verilsin. Teşvik de var. Deniliyor ki "bu şirketlerin enerji üretiminde sağlayacakları akaryakıtları direkt ithal etme yetkisi vardır." Bu konuda sadece bilgi vermek zorunda bırakılıyor.

Güzel, teşvik ediyorsunuz, edin; enerji üretilsin ve satılsın; ama, bizi eksiklerinize ortak etmeyin. Geçmişte yapılan hataların veya görevde yapılan ihmallerin sorumlusu olmak istemiyorum. Bir şirket yararlanacaksa... Ben, burada şirketleri değil toplumu temsil etmek istiyorum. Toplum menfaatına bir yararsa, arkasındayım; ama, siz, saat başı, niyete göre kanun çıkarma hakkına sahip değilsiniz!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Sıvılaştırılmış petrol gazı ( lpg ) piyasası kan.tas. ( ss. 723 )”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-03-02-sivilastirilmis-petrol-gazi-lpg-piyasasi-kan-tas-ss-723 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
