# Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2006
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-4

> Tacidar Seyhan (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 989 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

5 inci madde, kamulaştırmayı, irtifak hakkını, kullanım iznini ve kiralamayı içeriyor, bununla ilgili bir düzenleme. Tabiî ki, kanunun gereği bunların nasıl yapılacağını ve yöntemlerini de bu maddelerde sıralamış.

Bu iş yapılacaksa bu düzenlemelere ihtiyaç var. Ancak, bir şey dikkatimi çekti; bu genel gerekçe ve 5 inci maddenin gerekçesine bakınca, arkadaşlar bunu hangi anlayışla yazdılar, bunu pek bilmiyorum.

Birincisi, madde 5'te… Maddeyi aynen okuyorum: "Elektrik dağıtım hizmetlerinde verimliliğin artırılması için yabancı yatırımcıların bilgi, teknoloji ve becerilerinden yararlanılması amacıyla, yabancı yatırımcıların dağıtım bölgelerinde çoğunluk hissesi sahibi olması yönündeki engellerin kaldırılması hükmü getirilmiştir."

Hüküm ne; yabancıların yüzde 50'nin üzerinde hisse sahibi olmasının önündeki engellerin kaldırılması. Hangi amaçla kaldırılıyor bu; bilgi, teknolojileri ve becerilerinden yararlanılması amacıyla. Yani, bu, şunun itirafıdır: Türkiye'de yüzde 50'nin üzerinde bir yatırım ortaklığı yoksa yabancıların, Türkiye, yabancıların araştırma, geliştirme, yüksek teknolojisinden yararlanamıyor.

Değerli arkadaşlar, yok böyle bir şey. Biz, ulusal sanayimizin geliştirilmesinde, yüzde yüz yerli yatırımda dahi, dünyanın her yerindeki ar-ge'yi ve gelişmeyi bu ülkeye getirip yatırıma dönüştürmek zorundayız. Siz bu işi yapabilirsiniz, yabancılara yüzde 50'nin üzerinden hak sahibi olma hakkını verebilirsiniz, onu ayrı tartışırım; ama, ar-ge'nin, gelişmenin, yüksek teknolojinin kullanılmasının gereği olarak siz bunu yaparsanız, karşı çıkarım. Bu Türkiye bu kadar aciz mi?! Dünyadaki gelişmeleri izleyemeyecek, teknolojik yapılanmaları Türkiye'de, tüm donanımlarıyla Türkiye'ye intikal ettirmeyecek kadar teknik elemanı yok mu?! Yeterli düzenlememiz yok mu?! Bu gerekçe yazılırken, orayı doldurmak için yazmışlar; eminim. Bunun haklı, mantıklı hiçbir açıklaması yoktur.

Bir de şuna karşı çıkmak lazım: Kanunun bir geçiş süreci yok. Değerli arkadaşlar, mademki kanunun geçiş süreci yok, neden, siz, geçiş süreci olmayan bir kanunda yüzde 50'den fazla yabancı ortaklığın önünü açıyorsunuz? Açmayın. Türkiye'ye bunun ne getireceğini bir görelim. Yüzde 51 yerli deyin. Ulusal sanayici, özel sektörümüz bundan sebeplensin. Buradaki dengeyi onların üstüne kurun. Yine, ulusal sanayici gitsin, bu işi yapacağı zaman, yüzde 49'unu yabancıya verdiniz mi; onun ar-ge'sini, teknolojisini, yapısal araç gereçlerinin hepsini Türkiye'ye getirsin. Böyle bir şey olur mu?! Biz, şimdi, dağıtım bölgelerinde, aslında, yüzde yüzünü yabancıların alabileceği bir yöntemi, bir kanunu burada oylamaya sunuyoruz. Türkiye, planlama yapacağız derken bir plansızlığın önünü açıyor değerli arkadaşlarım.

Elbette, kamu, liberal ekonomide, kamu kuruluşları ile özel sektör arasında ayırım yapmaz. Küreselleşme de, sizin tanımınızla, yerli sanayici ile yabancı sermaye arasında da ayırım yapmamalı diyorsunuz; ama, siz, Avrupa ülkelerine bakın. Dağıtımı özelleştiren Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu dağıtımda dahi sıkıntıya girdi. Kendi ülkelerinden özelleştirmeyi alan firmalar olmasına rağmen, kamu bu alanda yeniden yerini almalıdır ya da almamalıdır diye tartışmaya başladılar. Onlar bu tartışmaya başlamışken, Türkiye, hem dağıtım özelleştirmesini yapıyor hem de o özelleştirmenin hemen hemen tamamını yabancıların yapmasının önündeki bütün engelleri kaldırıyor. Böyle şey olur mu değerli arkadaşlar?! Böyle plansızlık, böyle bir serbestlik, böyle bir liberalleşme anlayışını nereye anlatabileceğiz?! Bu mümkün değildir, ciddî bir plansızlık vardır.

Bir şeye daha geliyorum değerli arkadaşlarım… TEDAŞ'la ilgili olduğu için bu konu, önce onu söyleyeyim. Sayın Bakana da soruyorum: Bu sokaklarımız karanlık. Belediye diyor ki: "Yetki TEDAŞ'tadır." Sokaklarımızın büyük bir bölümü karanlık. Yetki TEDAŞ'tadır. TEDAŞ diyor ki: "Yetki belediyelerdedir." Burada yetkinin kime ait olduğunu bir çıkarın, Türkiye'yi karanlıktan kurtarın; gerekirse bir genelge yayınlayın, buralarda düzenli bir hizmet verilmesini sağlayın. Bunu yapmazsanız, bu sıkıntıların önüne geçemeyeceğiz. Hizmet gitmeyen yerlerin çoğu yoksul bölgeler. Sadece, siz, protokolün gittiği yolları, caddeleri ışıklandırıp diğer taraflara bakmazsanız, sosyal devlet olarak görevinizi yerine getirmemiş sayılırsınız. Böyle bir anlayış olmaz. Böyle bir anlayışın arkasında hiçbirimiz duramayız; altında eziliriz değerli arkadaşlarım.

Yine -TEDAŞ Genel Müdürü dinliyorsa- değerli arkadaşlar, yıllardır tedbir alınmıyor. Yine Bingöl'den bir örnek vereceğim: Karlıova'ya gittim, günde üç defa elektrik kesildi. "Nedir bu" diyorum… Tek hat üzerinden dağıtım şebekesini vermişler, tek hat üzerinden. Bir evde bir arıza olsa, en baştan kesiyorlar, 2-3 saat Karlıova elektriksiz kalıyor. Araya iki üç tane bölme atacaksınız; bu kadar basit. Yapın görevinizi, üç kuruş harcayın.

Siz, size gönderilen paraları dahi, ihale edemiyoruz diyerek, çoğunlukla, bölgelerde, müesseseler, geri, hazineye devrediyor yıl sonunda. Ama, görev yapmıyorlar. Bu, plansızlıktan kaynaklanıyor. Rica ediyorum, en azından, gittiğim, bildiğim yerleri karanlıkta bırakmayın. Bu, kamu yararıdır. O insanlara yazık. İnsanları buna mahkûm etmeyin. Sadece, bölgelerinde, tek eğlenceleri ve tek sığındıkları şey, buzdolapları, televizyonları, çamaşır makineleri. Ondan da edersek bu insanları, sosyal olarak, ciddî bir sıkıntının önünü açmış oluruz.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Gitmeden, gideceğiniz yeri bildirirseniz, onlar önceden yaparlar; vardığınızda, elektrikler yapılmış olur!..

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Sayın Ünal bir öneride bulundu da… Ben, kendisinin, zaten, bu öneride bulunmasına rağmen, duyarlılığını biliyorum; bunu latife olsun diye söyledi. Bizim görevimiz, bizim gideceğimiz yerleri yaptırmak değil; devlet sorumluluğu, Türkiye'nin her tarafında, en ücra köşesinde, nerede hizmet eksikliği varsa onu yapmaktır. Bizim görevimiz, yoksulun yanıdır; yapacağımız budur.

Bir konuya daha değineceğim; ama, onu bir sonraki konuşmaya bırakıyorum; yine, geliyorum, basın önünde, Sayın Enerji Bakanının görevini yapmadığına. Bunu da tekrarlamak istiyorum bu 2 dakikalık süre içerisinde.

Basına ihbar ediyorum: Sayın Bakan, görev aldığı dönemde, dört önemli tedbiri almamıştır sözleşmeleri yaparken. Mavi Akımla ilgili: Bir, postmajor'e, yani, mücbir sebeplere dikkat edilir. İki; penaltı ve cezalandırma kuralı vardır. Bu kurala da dikkat edilmemiştir. Üç; formül... Formüle dikkat edilmemiştir. Dört; fiyat ve ödeme şekli... Fiyat ve ödeme şekline dikkat edilmemiştir.

Sayın Bakan, Mavi Akımda, formül değişikliğiyle, bu ülkeyi ciddî zarara uğratmıştır. Bunun açık örneği şudur; tekrar okuyorum: 7 nci maddede "bu sözleşmenin imzalanmasından sonra bu formülle hesaplanacak fiyat ile ülkenin ödemiş olduğu para arasındaki farklılık fatura edilir ve bir hafta içinde bu ödenir" ibaresi konulmuştur. Bu ibareye göre, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ilgili kuruluşları tarafından bu ödemeyi yapmıştır. Bu, Sayın Bakanın formülde değişiklik yaptığının ispatıdır ve bu değişikliğin Türkiye'nin zararına olduğunun ispatıdır. Sayın Bakan, bu sözleşmedeki 7 nci maddenin gereği olarak, ödediği fazla parayı kamuoyuna açıklamak zorundadır. Sayın Bakan, kendi eliyle yaptığı formül değişikliğiyle, gaz-oil'in fiyatını iki katına çıkarıp, az kükürtlü fuel-oil'in ve çok kükürtlü fuel-oil'in miktarını düşürmüştür. Çok hareketli olan gaz-oil fiyatı yukarı çıktıkça, Türkiye zarara uğramaya devam etmiştir.

Kamuoyu önünde, sizlerin önünde, Sayın Bakanla bu formül değişikliğini tartışmak istiyorum. Eğer, burada bir açıklaması varsa, Türkiye'ye açıklamak zorundadır. Bu, sorumluluğunun gereğidir; bu, sorumlu devlet anlayışının gereğidir. Biz, bunu bekliyoruz. Kendisini koruyan kurumların arkasına sığınmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
