# Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 23 Ekim 2008
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da

> Tacidar Seyhan (CHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.060 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, çok uzun bir dönemdir kanun yapma açısından ciddi bir sıkıntımız var, bir türlü bütünsellik sağlayamıyoruz. Bu yaptığımız kanunda da önemli bir görev yerine getiriliyor. Bu bölgelerimizin 5084 sayılı, yani bir önce yapılan Kanun’la içine düştüğü sıkıntılardan, özellikle serbest üretim bölgelerinin sıkıntılarından arındırılmasını sağlayamaya çalışıyoruz. İlk bakıldığında, ivedi ve yapılması gereken bir husus olarak görünüyor. Doğal tabii ki. Ancak, kanunu şöyle bir düşünün: Görüşme yapıyoruz, kanun bizi bir yere sevk etmiyor. Yani, eğer siz serbest ticaret bölgesi veya serbest üretim bölgelerini birbirine entegre olarak çalıştıracaksanız, kanunun sizi bir yere yönlendirmesi lazım. Temel amaçlarınız içerisinde daha fazla ihracat olabilir, ama, bu ihracatın nüveleri de kanun içerisinde olur. Nedir bu nüveler? Fazla üretim, kaliteli üretim, iç ve dış piyasada rekabet şartının korunması, patent, yeni teknoloji üretimi ve merkezden getirilen teknolojinin yurt içine transferi. Bunları yapmadığınız zaman, ortaya koyduğunuz kanun eksik kalmış olur.

Şimdi, arkadaşlar, Serbest Bölgeler Kanunu ayrı, Teşvik Kanunu ayrı, Özel Endüstri Bölgeleri Kanunu ayrı değerlendirilirse biz bu işin içinden çıkamayız. Temel eksikliğimiz, bakanlıklar arasında ortak bir koordinasyon kurulunun kurulması. Özellikle, nihai amacı teşvik olan ve nihai amacı sektörel gelişim olan konularda bu kurulların ortak kararlarıyla kanun belirlenmesi lazım. Türkiye’nin en büyük eksiği budur.

Peki, şimdi bu kanunu yapmaya neden gerek duyduk? Bu kanunu yapmaya işte bu anlattığım sıkıntılar Türkiye’de çıktığı için gerek duyduk. 5084’ü yaptık, ondan sonra kırk dokuz ile teşvik çıkardık. Kırk dokuz ildeki teşvik kanunu ile 5084 birbiriyle çelişen kanun, birbirinin aksi, birbirini körelten kanun. Bunu göremeyecek kadar, hiçbir şekilde plansız, programsız hareket etmek mümkün mü? Aynı şekilde 5084, özel üretim serbest bölgelerinin de üretimini kısıtlayan bir kanun hâline dönüştü. Buralar da kendi içerisinde bir daralmaya doğru gittiler. Elbette, ciddi sorunları vardı. O nedenle, bölgelere doğru bakmak lazımdı.

Bakın şimdi, anlatacağım serbest bölgelerle ilgili, ama araya şunu da sokmak istiyorum: Bazen durumu kurtarmak için genel politikada öyle şeyler söylüyoruz ki altından kalkamıyoruz. Çıkaracağımız kanun bir başka yerde yolumuzu yine kesiyor. Sayın Sanayi Bakanımız -keşke burada olsaydı- geçen çıktı, bir açıklama yaptı, dedi ki: “Tekstil sektöründe bir sektörel gelişim için desteğe ihtiyaç var. Biz, bölgesel ve sektörel teşvik için bunları bir yerde toplayacağız ve bunlara özel teşvik vereceğiz.” Amenna. Sektörel teşvike hiç kimse gibi ben de karşı değilim. Ama Türkiye, Sayın Bakanın da içinde olduğu o toplantıda, ilk defa istihdamın taşınmasını teklif eden bir bakan gördü ve dikkat ederseniz yatırımcılara çağrı yapıldı, “İstihdamınızı üç ay içerisinde yaparsınız, biz size ek teşvik vereceğiz.” denildi. Böyle bir şey olabilir mi? Dünyada bir tane örneği yok. Bizim görevimiz arkadaşlar, iç rekabet koşullarıyla da uğraşmak, sadece dış rekabet koşullarını yerine getirmek değil.

Bizim işimiz ne burada? Biz kanun yapıyoruz. Bakanların görevi ne? Kendi ülkende bölgeler arasındaki rekabet koşullarını sağlayamayacaksan orada niye duruyorsun? İstihdam koşulları arasında denge sağlayamayacaksan bizim burada işimiz ne? Bu dengeyi kurmak bizim görevimiz. İstihdam taşınarak bir yerdeki dengesizlik önlenebilir mi? Taşıdın fabrikanı, 500 kişi buradan işten çıktı, öbür tarafta 500 kişi aldın. Ara eleman ihtiyacı karşılanmadı, deneyimli eleman ihtiyacı karşılanmadı. Taşınması, göçü… Sanayinin göç ettiği bir ülke düşünülebilir mi? Yeni bölgelerini kurarsın, teşvik edersin, bölgeler arası dengeyi kurabilmek için özel teşvikler ve tedbirler yerine getirirsin. Değerli arkadaşlarım, bu işler yanlış, bu işlerden vazgeçmek lazım.

Bakın, serbest bölgelere de bir göz atarsak neler olmuş arkadaşlar? ARGE ve patentlerde buluşların büyük bir çoğunluğu dışarıdan. Bol miktarda patent satın almışız. İçeride ne var? Üretim var sadece. Patent nerede? Dışarıda, para oraya gidiyor. Merkezde? İçeriye teknoloji gelmiş mi? Hayır. Bunu gözlemleyerek hareket etmek lazım. Yerli üretimin deposu olarak serbest bölgeler kullanılamamalı. Üretim yapılacaksa ihracat nihai hedef hâline gelmeli yoksa bizim içerideki üretimimizle serbest bölge üretimi arasında bir fark kalmaz değerli arkadaşlarım.

Bunun dışında, şu kaliteye de birkaç kelime etmek istiyorum. Arkadaşlar, bakın, kalitede bir ürün markalaşır, bir de ülke markalaşır. Dünyanın hiçbir yerinde kalite standardının sağlanması firma talebine bağlanmaz. Kalite dışı üretimler talebe bağlanır ve izne bağlanır. Bu bir çelişki. Biz kaliteli üretimi, kalite standardını talebe bağlıyoruz bu kanunla. Elbette, standartlardan serbest bölgedekiler çok çekti ama siz her sektörde ayrı ayrı standartlaşmaya gitmezseniz Türkiye'nin başına çok iş gelir ve biz ARGE üretemeyiz ve biz patent üretemeyiz değerli arkadaşlarım.

Bir önemli konuya daha değinmek istiyorum. Serbest bölge kanunu yapacaksanız şu soruları sormak lazım: Teşvikler teknoloji alanında kullanıldı mı kullanılmadı mı şimdiye kadar? Maalesef teşvikler teknoloji yaratmak ve geliştirmek için kullanılmamış, çok az. İkincisi: Kullanıldıysa belli bir alanda, hangi alanda kullanıldı bunu bir tespit edelim ya. Hangi sektörde, hangi alanda, hangi üretimde, hangi bölgede kullanıldı? Biz, tedbirimizi ve yeni kanunumuzu ona göre yapalım. Burada bunun bir ayrıntısı da yok değerli arkadaşlar. Merkez firmayla Türkiye’deki üretici firma arasında teknoloji transferi sağlandı ve Türkiye bundan bir verim aldı mı, yarar aldı mı buna da bakmak lazım. Bu da yok. Yüksek teknoloji üretimi sağlandı mı? Bu da yok değerli arkadaşlar. Buralarda bir üretimimiz var elbette, insanlar üretim yapıyor ama öncelikli olarak bu bölgelerde görmek istediğimiz standartlar ve teşvikler budur.

Peki, bu arkadaşlarımızın sorunları var mı? Elbette var; bu arkadaşlarımız için ekonomik risk vardır, mevzuat sorunları vardır, organizasyon yapısı arasında dengesel bozukluklar vardır -bütün bu bölgedeki üreticiler bu sıkıntıyı çekiyor- teknolojik faaliyetlerde iş birliği eksikliği vardır -özellikle bizim, teknolojik faaliyetlerin artırılması yönünde özel bir desteğimiz yoktur- finans kaynağı eksikliği vardır. Bunu da değerlendirecek bir temel yapıyı mutlaka oluşturmamız lazım.

Yeniliğin finansal dönüşümü çok uzundur arkadaşlar. Bu nedenle, “inovasyon” dediğimiz yenilik Türkiye’de farklı anlaşılıyor. Eğer bir devlet yenilik istiyorsa, inovasyonun bedelini teşvik sistemi içerisinde üstüne almıyorsa o ülkede yenilik bekleyemezsiniz. Yeniliğin bir bedeli, inovasyonun bir bedeli vardır. Kısa sürede kamu sübvansiyonu, uzun sürede yüksek gelir ve teknolojik gelişim. Bunu yapmadığınız, temel almadığınız sürece Türkiye bir adım ileri gitmez. “İşaretli firma” diyerek, işaret ederek Sayın Bakanım, onları çalıştırmayarak, biz Türkiye’de iyi üretim yapan insanları tek başına sahiplenmeyiz, sahiplenemeyiz. Biz onların çalışma koşullarını, ARGE potansiyellerini, duruşlarını, pazarlama yeteneklerini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Seyhan, konuşmanızı tamamlayınız.

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - …ve pazarlama yetenekleri dışında onların kendi özgün gelişimlerini kendimize problem etmek zorundayız.

Son olarak değerli arkadaşlar, bizi yeniliğe iten yoğun rekabet koşullarından ders almalıyız. Teknolojik değişimin dünyadaki varlığından ders almalıyız. İnsanların gelişen ihtiyaçlarından ders almalıyız. Sosyal güdülerimizi temel kılmalıyız. Yeni pazarların varlığını kabul edip o pazarlara yönelik rekabet gücü yaratmalıyız. Yeniliğin kaynağı olacak yeni teknolojilerin merkezi olmalıyız. Sizin söylediğiniz gibi lekeli firmaların sancı çekmesini sağlayabilecek önlemler aldığımız kadar, cesaretli, yürekli olup Türkiye’de lekeli siyasetçilerin de o bulundukları makamlarda sancılı oturmasını sağlayacak yürekli siyasal tedbirler almak zorundayız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
