# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Tacidar Seyhan (CHP), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 491 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Her ne kadar “özel hayatın gizliliği” ibaresi kanunla tanımlanmış olsa da, değerli arkadaşlar, burada ciddi bir hata yapılıyor. Anayasa’ya çok ciddi bir detay getiriliyor ancak bu detay içerisinde kamunun gözetilmesi zorunlu hâlleri var; vatandaş istemese de gözetim altında tutması gereken, bazı tutulması gereken hakları var. Tapu kadastrodan, bireysel bilgilerden, nüfus bilgilerinden tutun -bunlar zorunlu hâllerdir- ve bunun dışında birçok konuda, Maliye kayıtları, belediyeler, özlük hakları, sosyal güvenlik, bunlar kamunun özel durumlarıdır, zorunlu hâlleridir.

Bir de kamunun hiçbir zaman kayıt altına alamayacağı hâller vardır. Her ikisinde de Anayasa’ya bir ölçüt konulmamış arkadaşlar. Kamunun zorunlu hâllerinin ölçütü yok; kamunun kayıt altına alabileceği bilgilerin bir ölçütü, bir sınırlaması yok. Nereye bırakılmış? Kanuna.

Peki, bizim haklarımız, yani kendi isteğimize göre kayıt altına alınacak bilgiler hangileri? Kanunun tanımladığı bilgilerin dışındakiler. Bu şu demektir: Benim bireysel hak ve özgürlüklerim kanundan arta kalan kısımda, kısıtlanıyor. Peki, burada bir ölçüt var mı? Hayır, Anayasa’da yok. Peki, nereye güveneceksiniz? Siyasi iradeye.

Bakın, siyasi iradeye -hep arkadaşlarımın soruları cevaplandı- şimdi, nasıl güveneceğimizi bir iki örnekte göreceğiz. Özel hayatın gizliliğinde Sayın Adalet Bakanı dedi ki: “Beş bine yakın soruşturma var elimizde.” Şimdi, iki bakan da burada. Ulaştırma Bakanlığına bağlı TİB diyor ki: “Biz 70 bin kişiyi dinledik.” Yasal olarak da “Dinlenen kişide suç unsuruna rastlanmazsa on beş gün içerisinde kişiye dinlendiği bildirilir ve suç unsuruna rastlanmadığı bildirilir.” diyor. Aynı yıl içerisinde Adalet Bakanı açıklama yapıyor, diyor ki: “Biz 13 bin kişiye dinlendiğini bildirdik.”

Değerli arkadaşlar, 57 bin kişinin bireysel hak ve özgürlüğünü elinden alan bir bakana ben nasıl güveneceğim? İşte, kendisi burada, neden bildirmediğini açıklasın bakalım. Sen çiğnemişsin, sen ihlal etmişsin bu hakları.

Yine, devam ediyorum. Ergenokon kapsamında bilgilerine el koyulan insanların… Hani, bilgilerin saklanması da bireysel hak ve özgürlüktü ya. Bilgilerine el konulmuş, CD’lerine el konulmuş ama tam 20 kişi tutuklanmıyor, serbest bırakılıyor. Kendisi tutuklu değil, CD’si, bilgisayarı tutuklu. Bunların 17 tanesine arıza nedeniyle iade edilmiyor, 3 tane de kayıp var. Hani bu kişisel hakların korunmasıydı? Nasıl koruyorsunuz değerli arkadaşlar? Kendi tutuklu olmaz da bir adamın CD’si, bilgisayarı, kitapları nasıl tutuklu hâle getirilebilir? Böyle bir adalet anlayışına biz nasıl güveneceğiz? Dolayısıyla, arkadaşlar, bu istismar zinciri gider.

Bakın, bundan sonra -özgürlükten yanayız diyorsunuz- hakikaten, kanunlardaki bu esneklik yarın bir gün etnik konuda bizi nüfusta kodlarsa, nüfusta şablonlaşırsa, Afrika’daki Tutular ile Tutsilere döneriz. Böyle bir şey olamaz. Buna anayasal çerçeve getirmek zorundasınız, kanunla çizemezsiniz. Nelerin ölçüt altına alınacağını, ölçütün ne olacağını mutlaka belirtmek zorundasınız. Avrupa’da var mı? Var ama temel ölçütler ve kriterler de doğru dürüst tanımlanmış ve Avrupa’nın örnek aldığı bir dolu sözleşme var, kabul ettiği bir dolu sözleşme var. Biz daha yolun yarısında, kanunlaştırma döneminde sancılar taşıdığımız bir yasayı sınırsız bir özgürlük kapsamı içerisinde siyasetin iradesine teslim ediyoruz. Niye? Siyasetçi doğru yapacak, siyaset egemen olsun. Bunun gideceği yer ciddi bir istismar değerli arkadaşlarım. Bunun dışında bir şey daha ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, burada dijital kayıtlar alınacak, modern gelişmeler olacak, dünya değişti diyen arkadaşlarımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
