# Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Talat Dinçer (Yeni Parti, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim
- **Tarih:** 3 Kasım 2026
- **Gündem:** KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149463
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/talat-dincer-2026-11-03-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler

> Talat Dinçer (Yeni Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 529 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TALAT DİNÇER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yeni Parti Grubu adına 4'üncü madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün Kızılayı konuşuyoruz ama Kızılayı konuşurken 6 Şubat 2023'ü unutamayız çünkü 6 Şubat, yalnızca Türkiye'nin yaşadığı büyük bir deprem felaketi değildir, aynı zamanda ülkemizin afet yönetiminin, kurumlarının hazırlığının ve insani yardım mekanizmalarının sınandığı tarihî bir gündür. O gün milyonlarca insan evsiz kaldı, insanlar soğukta, yağmurda, kar altında bir çadır bekledi. Anneler çocuklarını korumak için bir barınak aradı. Yaşlılar, hastalar, engelliler yardım bekledi. Milletimiz elindeki avucundaki her şeyi depremzedelerle paylaştı. Vatandaşlarımız battaniyesini, giysisini, yiyeceğini gönderdi. Türkiye'nin dört bir yanından yardım tırları yola çıktı.

Peki, milletin yardım beklediği o günlerde Kızılay ne yaptı? Burada tartıştığımız mesele yalnızca bir ticari sözleşme değildir. Burada tartıştığımız mesele bir insani yardım kuruluşunun afet anındaki önceliğidir. Depremzede çadır beklerken Kızılay iştirakinin çadır satması toplumun hafızasında cevaplanması gereken çok ciddi bir güven sorunu yaratmıştır. Kızılayın varlık nedeni şirketlerin cirosu değildir, Kızılayın varlık nedeni insan hayatıdır. Kızılayın bilançosundan önce depremzedeye uzanan elini konuşmalıyız. Depremde çadır satışlarının yarattığı güven kaybı ortadayken, 2017 yılında BAŞKENTGAZ'ın Kızılaya yaptığı 8 milyon dolarlık şartlı bağışın Ensar Vakfına aktarılmasına ilişkin sorular hâlâ yanıt beklerken Meclisin görevi yeni ayrıcalıklar, yetkiler tanımak olamaz.

Şimdi, önümüze bir kanun teklifi getiriyorsunuz. Kızılayın şirketlerine, kamu kurumlarına ihalesiz mal ve hizmet satma imkânı tanıyorsunuz. Kamu kurumlarının taşınır mallarını bedelsiz devretmesinin önünü açıyorsunuz. Sosyal yardım verilerinin Kızılayla paylaşılmasına imkân tanıyorsunuz. Bütün bunları düzenlerken şu soruya cevap vermek zorundasınız: 6 Şubatta yaşananlardan hangi dersleri çıkardınız? Çadır ihtiyacı yaşanan bir afette çadır tedarikçilerinin nasıl yönetildiğini, stokların nasıl planlandığını, şirketler ile dernek arasında ilişkinin nasıl denetlendiğini ve yardım faaliyetlerinin nasıl önceliklendirildiğini açığa kavuşturdunuz mu? Kızılayın şirketlerine yeni ekonomik imkânlar tanımadan önce bu şirketlerin hesap verme yükümlülüklerini açıkça belirttiniz mi? İhale yapılmadan kamuya mal satılacaksa fiyatı kim denetleyecek? Kamu kaynağının verimli kullanıldığını kim güvence altına alacak? Sosyal yardım verileri paylaşılacaksa vatandaşın mahremiyetini kim koruyacak? Yetki veriyorsunuz, peki denetimi nerede? Ayrıcalık tanıyorsunuz, peki hesap verme sorumluluğu nerede? Bir de kişisel veriler meselesi var. Yoksulluk içindeki vatandaşın sosyal yardım bilgileri korunması gereken en hassas veriler arasındadır. Yardım almak isteyen vatandaşın mahremiyeti güvence altına alınmalıdır. Kızılayın uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki görevleri elbette korunmalıdır ancak bu görevler ticari faaliyetlerin ve kamu kaynaklarının denetimsiz bırakılması anlamına gelmemelidir. Bizim tartışmamız, Kızılayın varlığı değil nasıl yönetileceğidir; Kızılayın büyümesi değil hangi ilkelerle büyüyeceğidir çünkü Kızılay bir ticari marka değildir, toplumun güvenine emanet edilmiş bir insani yardım kuruluşudur.

6 Şubatın hafızamızda bıraktığı sorulara cevap verilmeden, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmaları kurulmadan, yeni yetki ve ayrıcalıkların kapsamı ve sınırları açıkça belirlenmeden bu düzenlemelerin sonuçları yeterince değerlendirilemez.

Kızılayın en büyük sermayesi şirketleri değil milletin güvenidir; en büyük başarısı kazancı değil kurtardığı hayatlardır; en büyük gücü aldığı ayrıcalıklar değil ihtiyaç sahibinin kapısına zamanında ulaşabilmesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

TALAT DİNÇER (Devamla) - Kızılayın tarihine, kuruluş amacına ve milletimizin ona yüklediği anlama uygun bir kurumsal yapı için şeffaflık, bağımsız denetim, hesap verebilirlik ve insan onurunu koruma ilkeleri esas alınmalıdır.

6 Şubatın hesabı verilmeden Kızılaya yeni ayrıcalıklar tanınamaz. Kızılaya yetki verilecekse denetimi de aynı kanunda güvence altına alınmalıdır. Bir kurumun itibarı kanun maddeleriyle değil zor günlerde ortaya koyduğu hizmetle ölçülür. Kızılayın hilali ticaretin tabelası olamaz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Talat Dinçer (Yeni Parti, Mersin). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/talat-dincer-2026-11-03-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 4 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149463

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
