# Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2008
- **Gündem:** BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2008-05-07-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti

> Taner Yıldız (AK Parti), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)); konuşma 1.026 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, öncelikle belirtmemiz lazım ki niçin böyle bir kanun tasarısına ihtiyaç hissedildi? Türkiye büyümeye karar verdi. 3 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye'nin bütçesine baktığınızda, büyümeye karar verdiği nokta ile Türkiye'nin bütçesi arasında çok ciddi bir makas vardı, çok ciddi bir açık vardı.

Şimdi, burada ne yapmak lazım? Cebinize bakıyorsunuz, yatırım yapmaya niyetlisiniz, kararlısınız ancak -özellikle 2003 yılının başındaki rakamlarla söylüyorum- 40 milyar dolar civarında faiz ödemeniz var, 4 milyar dolar civarında yatırıma ayırdığınız para var. Yani, toplam 11 birimin 1 tanesini yatırıma ayırıyorsunuz, 10 tanesini faize ayırıyorsunuz. Aradan dört yıl geçti, yatırıma 16 milyar YTL ayırıyorsunuz, faize -bugünkü rakamlarla- 56 milyar YTL ayırıyorsunuz. Oranda çok ciddi bir şekilde düşme var ama istediğimiz rakamlar hâlâ yakalanabilmiş değil, yani istediğimiz normalleşme tam sağlanabilmiş değil. Ama bu yatırımları da yapmak zorundasınız. O zaman, aslında bir kredilendirme modeli olan “yap-işlet-devret”in, katkı payıyla beraber de güçlendirilerek, yeniden özel sektörle beraber bir yatırım imkânının sağlanması işidir bu yaptığımız iş.

Şimdi, kamu ile özel sektörü yan yana gördüğünüz anda dikkat etmeniz gereken, uygulamayla alakalı özellikle dikkatli olmanız gereken yerler var. Çünkü bu sistem, özellikle kamunun arz edeceği imkânlarla özel sektörün plase edilmesini beklediği paraların makul bir kâr oranında paylaşılması, bölüşülmesiyle alakalı bir konudur. Dikkat ederseniz, özellikle 3996 sayılı Kanun uygulamaya girdikten sonra, aslında iyi bir model olmasına rağmen uygulamaya yönelik bazı aksaklıklar doğdu, ya fahiş oranda özel sektörün kâr etmesi sağlandı ya da kamu kendini kastı. Her ikisinin de olması normal değil, doğru değil. Çünkü, bu işin tarafları arasında bir sağlık problemi var. Yani size, özel sektörün canlısı, dinamiği lazım, ölüsü ve hastalıklısı değil. Çünkü bunu uygulayacak olan özel sektördür.

Bugün, Norveç gibi, özellikle bütçesinde fazla veren ülkeler -gerek doğal gaz kaynaklarından dolayı gerekse petrol kaynaklarının fazlalığından dolayı bütçe fazlası veren ülkeler- plase edilmeyi bekleyen yaklaşık 400 milyar dolarlar civarında bir parayı yüzdürüyorlar, gezdiriyorlar. Üç tane bölge üzerinde karar kıldılar; bir tanesi Körfez ülkeleri, bir tanesi Rusya ve bir tanesi de Türkiye. Türkiye'nin bu imkânları iyi kullanması lazım. Bunun için de, bu modelleri geliştirip, özel sektörün, özellikle uluslararası sermayenin gelebileceği bir şekilde yatırım yapmak lazım.

Bir temel gerçek de şu: Hepinizin de bildiği gibi -bir milletvekili arkadaşımız da bahsettiler- özellikle enerji sektöründeki sabit sermaye yatırımları Türkiye'nin büyüme hızından daha az büyüdüler. Bu ne demektir? Özellikle, enerji sektörü gibi, ulaştırma sektörü gibi, bizim, yatırımları hızlandırmamız gereken ve Türkiye büyüme hızının en az 1,5 katı civarında büyümesini istediğimiz sektörlerin sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamamız lazım. Gerek kamu sahibi sermaye özel yatırımlarında gerekse özel sektör sahibi sermaye yatırımlarında istediğimiz oranlar, zaman zaman sektörlere göre yeterli oranlar oluşmadı. O yüzden, geliştirdiğimiz bu modelle, inşallah, Sayın Bakanımızın da bahsettiği miktarları rahatlıkla yakalamış olacağız.

Değerli arkadaşlar, şu anda, yaklaşık 40 bin megavat kurulu güç, 28-30 bin megavatlar civarında da puant gücü dikkate alırsak, aktif gücü dikkate alırsak, şu anda 16 bin megavatlar civarındaki gerçekleştirilecek olan sırf hidro kaynakların, gerek su kullanım anlaşmaları yoluyla gerekse bu model yoluyla yapılacak hidro kaynakların önemli bir güç olduğunun farkına varırız. Yani neredeyse üçte 1’leri civarında bir gücü tekrar sisteme katmış olacağız. Bu son derece önemli.

Biz, önceki tecrübelerden de yararlanarak, bu sistemin, iyi konmuş, iyi akıl edilmiş bu sistemin uygulanmasının da üstesinden geleceğimize inanıyorum. Çünkü, özellikle su kullanım anlaşmalarıyla beraber, ister tekli başvurularda isterse çoklu başvurularda elde edilen ve gelinen nokta son derece sevindiricidir.

Aynı şekilde, yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgâr için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Yarın alt komisyonda, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek ve inşallah, önümüzdeki iki hafta içerisinde Genel Kurula indirilmesi planlanıyor. Orada da aynı şekliyle, rüzgâr güçlerinin kazandırılması yöntemi var.

Şimdi, geldiğimiz bu modelde, özellikle, tamamen fizibıl olan projelerin uygulanmasında özel sektör tarafından da bir problem yok ama sosyal fayda dediğimiz, dolaylı yollardan gelen ve direkt belki de algılayamadığımız, fizibilitede algılayamadığımız faydaların bu projeyle beraber uygulanma imkânı var. Yani, sırf mali akış diyagramı açısından o projeyi değerlendirdiğinizde, geri dönen miktarların ve iç kârlılığın o projeyi karşılamadığı görülebilir ama o projeyi yapmaktan vazgeçmenizi gerektirmez. Bu çok önemli bir şeydir. Yani özellikle kamunun karar vereceği bir yol düşünün, o yolun üzerinden geçen trafik yeterli değildir, bu projeye de çok uygun görülmeyebilir ama siz o yolu yapmak zorundasınız. Cebinize bakıyorsunuz, kamu kaynakları sınırlı. O açıdan, yine özel sektör kanalıyla bunları yapma imkânınız var.

Bizim, özellikle Kayseri’de bir hidro kaynakta, Yamula HES’te yaptığımız bir uygulamada, yüzde 91 enerji, yüzde 9 da sulama paylı olan bir projede bunu özellikle gördük. Şu anda geldiğimiz rakamlar… Bizim 1,8 katrilyon lira civarında, o yüzde 9’luk sulama payına yaklaşık 112 bin hektarlık bir yeri sulama imkânımız var. Ama buna devlet kaynaklarından pay ayırmaya kalktığınızda, yıllık 15-20 trilyon lirayı geçmeyen, 15-20 milyon YTL’yi geçmeyen rakamlar bu projenin belki de kırk yıl, belki elli yılda gerçekleşmesini sağlayacak. Bu da son derece kötü bir şey. Yani bizim zihnî büyüme hızımızı fiilî büyüme hızımızdan daha küçük tutmamamız lazım. Bunun ancak bu modelle uyarlanabileceğini biliyoruz. İşte yap-işlet-devret projesini oraya getirdiğinizde hem oradan elde edilecek gelirlerin bu projeye kanalize edilmesi açısından hem de katkı payının konulması açısından bu projelerin bütçe disiplini içerisinde uygulanma imkânları olabilecek.

Özellikle bir konuyu daha belirtmek istiyorum: Havaalanlarında, Türkiye’de özellikle sivil havacılığın gelişmesiyle beraber, talepte müthiş bir patlama oldu. Yüzde 400’ler, 500’ler civarında bir büyüme oldu. Yüzde 400-500’lerdeki büyümeyi karşılayabilecek sektör büyümesinin şu anda devlet imkânlarıyla olmadığı açık, hatta, ölçemediğiniz yolcu sayısının büyümesini bile projede bulundurmak zorundasınız. Ölçemediğiniz diyorum. Siz, oraya inemeyen bir yolcunun, gerek apron genişlemesinden dolayı gerekse havaalanının darlığından dolayı gerekse oradaki yer hizmetlerinden dolayı inemeyen yolcunun sayısının ölçülmesi mümkün değildir. Biz bunu yine Kayseri Havaalanı’nda yaşadık. Şu anda yüzde 480’ler civarında bir büyüme var. Bunda hem sivil havacılığımızın gelişmesinin hem de sektör büyümesinin önemli bir katkısının olduğunu söylemek durumundayım. O yüzden, bu modelin, katkı payıyla yap-işlet-devret modelinin prensipte dünyada birçok ülkede uygulanan ve sıhhatli sonuçlar alınan, özellikle plase edilmeyi bekleyen paraların sıhhatli bir şekilde ülkelerde kanalize edilmesini sağlayan önemli bir modeldir. Bu modelin Türkiye’nin özellikle bundan sonraki, şimdiye kadar gördüğümüz yirmi dört çeyreklik büyümesini tekrar hızlandıracak, yavaşlatmayacak bir katkısının olduğunu açıklıkla söylemeliyiz ve bu modelin geliştirilmesiyle alakalı da katkı koyanları tebrik ediyorum ve saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2008-05-07-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
