# Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2008
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2008-07-08-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai-2

> Taner Yıldız (AK Parti), 8 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)); konuşma 1.042 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; özellikle kamuyla özel sektörün beraber, makul oranda paylaşacağı bu piyasada tabii ki kamuya düşen pay sıkça tartışılıyor. Hükûmetimizin şunları şunları şunları yapması lazım, makro büyüklükleri dengelemesi lazım, kabul; Bakanlığımızın şu şu şu görevleri zamanında yapması lazım, kabul; ama özel sektöre de düşen şeyler var. Mesela ne için, biz yerli kaynaklar konusunda kamu olarak zemini düzelttiğimiz ve bunları hazırladığımız, bu şartları yerine getirdiğimiz hâlde özel sektör… Mesela ithal kaynaklardan yapar.

Bir: İthal kaynakları tercih etmesinin tabii ki son derece reel bir gerekçesi var, fizibl olduğu için, çabuk olduğu için. Ama aynı zamanda bunlardan yerli kaynaklara da özel sektörün özellikle hassasiyet göstermesini beklemek herhâlde kamu olarak bizim de hakkımız olsa gerek. Çünkü, öncelikle yerli kaynakların harekete geçirilebilmesi ve bunların daha hızlı yapılabilmesi, özellikle artan petrol fiyatları ve değişen dengelerin, doğal gaz lehine değişen dengelerin ülke lehine çevrilmesi açısından son derece önemli.

Bildiğiniz gibi, hem doğal gazla kaynak çeşitlendirilmesine, ülke çeşitlendirilmesine gitmek istiyoruz hem güzergâh çeşitlendirilmesine gitmek istiyoruz, çünkü bunların aynı zamanda işletmesinin sürekli ve sürdürülebilir hâlde olmasını teminen. O açıdan, petrol girdili kaynakların, özellikle fueloil ve motorin gibi, işletilen santrallerin ÖTV indirimi bu açıdan da mantıklı. Yani, bunların teşviki açısından değil, bütün kapasitelerin kullanılabilmesi açısından son derece mantıklı. Bu kanun tasarısında bu tür düzenlemeler de zaten yapılmış olacak. Bunlar kapasite olarak zaten kullanılamıyor idi ve atıl kapasitelerin de olabildiğince harekete geçirilebilmesi açısından bu son derece önemli. Tabii ki değişen şartların, hem ülke dışı hem de ülke içi şartların sektörü etkilediği muhakkak. Çünkü bu tanıma çok fazla vurgu yapıyoruz. Eğer, aynı politikaları, aynı strateji eğer AK PARTİ Hükûmetleri zamanından daha önce uygulanmış olsaydı şu anda arz güvenliğiyle alakalı bir konudan bahsetmeyecektik. Çünkü, son yirmi beş çeyrekten beri ortalama yüzde 6,7 civarında büyüyen ekonominin sığlıktan kurtulması ve son derece ekonomiyi stabil hâle getirmesi açısından önemli. Ama ondan önceki on yıla baktığımızda, yani 3 Kasım 2002’den önce baktığımızda büyüme hızı yüzde 3’ler civarında. Yani, şu anda enerji sektöründeki büyüme minimum yüzde 2,7’ler civarında olduğunu düşünürsek şu anda enerji arz güvenliğiyle alakalı bir konudan bahsetmeyecektik. Yani, hem ülke şartları açısından bunu söylüyorum hem de yurt dışı açısından söylüyorum. Bunu dikkate almamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Yani, özel sektörün de en az kamu kadar yerli kaynaklara hassasiyet göstereceğinden emin olmak istiyoruz.

Yerli kömürde teşvik getirilebilir mi? Tabii ki imkânlar nispetinde getirilebilir. Çünkü, bildiğiniz gibi, ithal kömürde de 35 dolarlardan şu anda 170 dolarlar, 180 dolarlar civarına çıkmış durumda; aynen doğal gazın 90 dolarlardan 400 dolarlar civarına çıktığı gibi.

Dağıtım özelleşmesiyle alakalı, strateji belgesine göre takvimde bir sarkma var ama ana muhtevasında bir değişiklik yok. Hepinizin de bildiği gibi özellikle Ankara dağıtım şirketinin beklenen bedellerin de üzerinde, 1,2 milyar dolarlar civarında gitmiş olmasının ve Sakarya’nın da 600 milyon dolarlar civarında gitmiş olmasının toplam bedeliyle alakalı bize verdiği bir mesaj var, o mesajı da iyi okumamız lazım. Özellikle enerji sektöründeki dağıtım şirketlerinin özelleşmesinden en az 15-16 milyar dolarlık bir gelirin gelecek olması, bu yol haritasının izlenmesi hâlinde, Türkiye açısından da önemli bir kalemdir diye düşünüyoruz. Tabii ki burada EPDK, Rekabet Kurumu ve özellikle Özelleştirme Yüksek Kurulundaki bir kısım süreçler izlendikten sonra.

Değerli arkadaşlar, biraz önce birincil enerji kaynaklarının ithalatını yapan ülkemizin yeri geldiğinde ülke menfaatleri gerektiriyorsa, ikincil enerji kaynaklarını, hazır elektriği de rahatlıkla alabilmesini teminen bir kısım düzenlemeler yapılacak, bu son derece normal ve doğru bir şey. Eğer siz 3-4 sentler civarında hazır elektrik buluyorsanız ve gerçekten de şartlarımıza uyuyorsa, teknik şartları da uyuyorsa bunu rahatlıkla yapabilmemiz lazım.

Tabii jeopolitik mücadelelerin arttığı bu tür geçiş dönemlerinde değişen koşullara uyum sağlanılarak enerji arz güvenliğinin teminat altına alınması özellikle ülkelerin öncelikleri arasında baş sıralara yerleşmiştir. Dışa bağımlılığın da olağanüstü boyutlara erişmiş olması nedeniyle, coğrafi ve tarihî özelliklere sahip olan ülkemiz de dünya enerji güvenliğine çok önemli katkılarda bulunabilecek sosyoekonomik bir konuma sahiptir. Türkiye’nin de güvenli bir enerji transit yolu oluşturmasının yanı sıra gerçek anlamda bir enerji merkezi olma hedefini her zaman ortaya koyduk ve bununla alakalı da hedeflerimize ulaşmadaki çabalarımız devam etmekte. Yurt dışındaki hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerinin ciddi yatırımlar yaparak yeni ve büyük bir rezerve sahip olmamız, aynen bunların ticaretini yapmamız kadar önemli ve hatta daha da önemli.

Geliştirilecek enerji diplomasisiyle beraber –ki sürekli bu diplomasi atakta- başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya’da bu konuda önemli iş imkânlarının ortaya çıkması kuvvetle muhtemel görünmektedir. Mevcut koşullarda en rasyonel çözüm, stratejik bir kararla kamu ve özel sektörün iştirak edeceği güçlü bir konsorsiyum oluşturularak –ki bu kanun tasarısıyla bunun da yolu zaten açılmış olacak- yurt dışı petrol arama-üretim işine girilmesi olarak da görülmektedir.

Benzer işlemler, küresel gelişmeleri zamanında kavrayabilen bazı ülkelerde de hâlihazırda başlatılmış olup ve özellikle çok hızlı büyüyen ve ekonomisi de, hem nüfus itibarıyla hem de ekonomisi itibarıyla Çin gibi, Hindistan gibi, hatta Güney Kore gibi ülkelerde bu tip uygulamaların rahatlıkla yapılabildiğini görüyoruz.

Aslında, İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan küresel enerji düzeninin günümüzde değişiyor olması da tehlikeye yeni boyutlar ilave etmekte ve ana dinamikleri daha da karmaşık hâle getirerek uyum sağlanmasını daha da güçlendirmektedir. Enerji kaynaklarının yer değiştirilmelerinde etkin olan dinamiklerin her dönemde büyük benzerlik gösterdiği ortadadır. Bilindiği gibi, özellikle, gerek Osmanlı coğrafyasında petrolün olduğu kadar geleceğin yakıtı olan doğal gazın da vatanının özellikle bu çevrede olmuş olması bizler açısından daha da önemlidir. Aynı coğrafya günümüzde petrol yerine geçecek olan enerji kaynağı mücadelesine tanıklık yapmaktadır. En son Fortune Global 500’e göre 2007 yılında dünyadaki en büyük 10 şirketin 6 tanesinin petrol şirketi olduğunu düşünürsek, geriye kalanların 3 tanesinin otomotiv şirketi, 1 tanesinin de süpermarketler zinciri olduğunu biliyoruz. İlk 10 içerisindeki petrol şirketlerinden 3’ü Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1 tanesi İngiltere’de, İngiliz ve Hollanda ortaklığıyla beraber Fransız kökenli firmaları görüyoruz. Bu şirketlerden özellikle Fransızların şirketi 8’inci sırada ve İtalyanların şirketi de 20’nci sırada yer alıyor. Bu şirketler için en önemli konu, biraz önceki söylediğimiz ana mantalitenin yani kendi topraklarında petrolün ve doğal gazın yeterli olmamasına rağmen, özellikle petrol ve doğal gazda şu anda dünya sıralamasında yer almış olmaları.

Bu örneklerin rahatlıkla ülkemizde de gerçekleştirilebileceği malum çünkü, değerli arkadaşlar, hepinizin de bildiği gibi, özellikle ithalatının takribî yüzde 20’sine karşılık gelen enerji miktarı şu anda 40-42 milyar dolarlar civarında bahsedilmekte ve bu miktar, ithalatımız için ve ülkemiz rakamları için de çok önemli bir miktar. Bu miktarı mutlaka aşağı çekmeyle alakalı da çalışmalarımız devam etmek durumunda. Bu da ancak yerli kaynakların ikame edilmesiyle beraber olacaktır.

Ben, bu düşünceler içerisinde, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2008-07-08-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
