# Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2010
- **Gündem:** AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r

> Taner Yıldız (AK Parti), 4 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)); konuşma 1.317 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de heyetinizi saygıyla, hürmetle selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Öncelikle, Nabucco hükûmetler arası anlaşmanın biraz önce isimleri sayılan ülkeler arasındaki anlaşmanın -imzalanan bu güzel anlaşma olarak söyleyeceğim- bunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan onaylanmasıyla alakalı toplanmış bulunuyoruz.

Öncelikle, iktidarıyla, muhalefetiyle, bütün, destek veren ve grubu bulunan partilere teşekkür ediyorum çünkü bu millî bir mesele. Bu millî meselenin üzerinde hep beraber bir kısım detaylarını, olumlu eleştirilerini de aktarmakla beraber bir ortak paydaya koyabileceğimiz bir mesele. Stratejik yönü var, ticari yönü var, ekonomik yönü var ama bir bu kadar daha önemli olan Türk cumhuriyetlerinin -şu ana kadar çok fazla vurgusu yapılmayan, tekrarlardan da kaçarak sözlerime devam etmek istiyorum- daha çok normalleşmesi ve ekonomilerini, idarelerini ve iradelerini güçlendirmekle alakalı önemli bir projedir. Üretim yanında önemli bir paydası var, aynı zamanda tüketim yanında da Avrupa Birliği üyesi ülkelerin gaz güvenliğiyle alakalı arz güvenliğini sağlamak açısından probleminin çözümünün bir parçası olması açısından da bir önemi var. Bir farklı önemi de ülkelerin siyaseten uluslararası ilişkilerden arındırılamayacak kadar büyük bir proje olması açısından da önemi var. Bazı ülkelerin siyaseten sıkıntıya düştüğünü ve çatışmaya doğru gittiğini görüyoruz ama yine ortak paydaya aldıkları enerji konularında iki ülke ilişkilerini güçlendirebilecek, iyileştirebilecek kadar bir yapı da arz ediyor. Birçok açıdan önemli.

Tabii, avantajları var mıdır, dezavantajları var mıdır bunların hepsi tartışılabilir. Stratejik midir, stratejikse ne kadar stratejiktir? Getirileri, götürüleri nelerdir? Nasıl bir dinamik oluşturur bu, bölgemizde? Bu anlaşmanın imzalanmasıyla beraber Sayın Başbakanımızın ev sahipliğinde beş ülkeyle beraber imzalanmasıyla beraber bölgede ne tür dinamikler hareketlendi, bütün bunlara bakmak lazım.

Tabii ki enerji konusu aynı zamanda bir savaş gerekçesi ama bu tür projelerin bir barış gerekçesi olduğunu da görüyoruz. Komşularımız ve bizler bu projeden nasıl etkilendik ve bu projeleri tercih etmenin diğer projelerinden vazgeçmek anlamına mı geldiğini, bütün bunları bence irdelemek lazım. Ülkenin şu anki büyüklüğü aslında bir projeyi tercih etmenin diğer projeden vazgeçmek anlamına gelmediğini ve Türkiye’nin ekonomideki derinliğinin, bütün bunları istiap edebilecek, kucaklayabilecek kadar bir genişliğe ulaştığını görebiliriz. Bize deniyor “Bu projeyi tercih ettiğinizde siz acaba Rusya’yla ne yapıyorsunuz?” Biz, Rusya Federasyonu’yla da yapacağımız anlaşmalar eğer ülke çıkarları doğrultusundaysa onu da yaparız, Amerika Birleşik Devletleri’yle model ortaklık olarak nitelendirilen ilişkilerimizin güçlenmesi için bir başka projede bulunmamız gerekiyorsa onunla beraber bunu gerçekleştiririz. Şu anda sıfır problem olarak hedeflediğimiz komşu ülkelerle olan ilişkilerimizde hangi ülkeyle bu anlaşmaları yapmamız gerekiyorsa onunla da o anlaşmayı yaparız. Bunların hiç biri diğeriyle yaptığımız anlaşmayı aslında kesmez, yeter ki -tek hedefimiz var- ülke çıkarlarımız doğrultusunda olsun.

O açıdan, ben, dediğim gibi, bu büyük resmi kaybetmeksizin bu meseleye bakmak gerektiği kanaatindeyim ve iftiharla da söylüyorum, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bu konsensüsün sağlandığını görüyorum. Yapılan eleştirilerin de mutlaka olumlu yönde, bizim imzalayacağımız ve millî Nabucco şirketiyle alakalı “PSA Anlaşması” dediğimiz proje destekleme anlaşmalarına olumlu bir katkı olarak görüyorum. Bu büyük resmin kaybedilmediğini gördüm. Çünkü hemen doğumuzda Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, İran’da, Katar’da, Irak’ta, Rusya Federasyonu’ndaki potansiyelin çok yüksek olduğunu söylemeliyim. Vatandaşlarımız da izliyorlar. Ne kadar yüksek, ne kadar büyüktür dersek değerli arkadaşlar, Türkiye’nin yaptığı gaz anlaşması 2010 yılı itibarıyla yaklaşık 45 milyar metreküpler civarında. Kullandığımızı da global krizin tesiriyle 33-34 milyar metreküpler civarında olduğunu düşünürsek, yalnızca Türkmenistan’ın tespit edilmiş gaz rezervleri açısından baktığımızda Türkiye’nin sekiz yüz yıllık ihtiyacını karşılıyor. Rusya Federasyonu’nda Sibirya’daki geçen yıl tespit edilen yalnızca bir kuyu Türkiye’nin seksen beş yıllık ihtiyacını karşılıyor. O yüzden, konuştuğumuz büyüklükler, rakamlar bir üretim merkezinin tüketim noktalarıyla buluşturulmasıyla alakalı önemli bir konudur.

Avrupa’da ne oluyor? Yaklaşık 522 milyar metreküp civarındaki cari gaz tüketiminin, yine Uluslararası Enerji Ajansının verileriyle beraber 700 milyar metreküpler civarına çıkması bekleniyor 2030 yılında. O zaman üretim noktalarının tüketim merkezleriyle buluşturulma işi bu. Peki, münhasır ekonomik sahamızın ve -ki, yaklaşık, Karadeniz’de 288 bin kilometrekaredir- bu sahamızdan geçecek Güney Akım Projesi’nin bununla bir rakip, bir rekabet oluşturduğu konusunda zaman zaman tereddütler yaşanıyor. Kısa vadede baktığınızda, evet, bir rakip olabilir ama orta ve uzun vadede baktığınızda birbirini destekleyen projeler, hatta bunun kadar iki proje daha gereklidir Avrupa Birliği üyesi ülkelerin gaz ihtiyacını karşılamak açısından.

Peki, bütün bunları yapabilmek için ne gerekli? Yalnızca teknik gerekçeler, teknik çıkarlar, ülke çıkarları yeterli midir? Hayır. Aynı zamanda ülkede siyasi bir istikrar olması lazım değerli arkadaşlar. Hiçbir sektörün ekonomik büyüklüğü ve iktisadi büyüklüğü o ülkenin siyasi istikrarının büyüklüğünün geçemiyor. Yalnızca siyaset yapmak adına değil, uluslararası bir gerçeği vurgulamak açısından da söylüyorum, AK PARTİ’nin özellikle 2002 yılından sonra bu ülkenin idaresine irade koymasından sonra bütün bu projelerin hareketlendiğini görüyoruz. Bundan önce olmuyor muydu? Bundan önce olan büyük projeler de var. Hakkını teslim etmek lazım. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın bizden önceki hükûmetler zamanında başlayıp hükûmetlerimiz zamanında bunun bitirilmiş olması, aynı zamanda Türkiye’nin gaz arz güvenliğiyle alakalı projelerde Mavi Akım Projesi’nin şu anda ihtiyaçlarımızı karşılaması, bir dizi projeler sayabiliriz. Ancak, en son Katar’a yaptığımız ziyarette, Katar’da...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Bakan, sizin zamanınızda hangi projeyi yaptınız, onu söyler misiniz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) – Bakın, bir şey anlatayım. Siyasi istikrarla alakalı çok önemli bir anekdottur bu değerli arkadaşlar. Bu, iktidar olmayı bekleyen her partinin aslında dikkat etmesi gereken de konudur. Biz bunların hepsini yaşıyoruz; omuzlarımızda bu sorumluluğu hisseden bir grup olarak, bir parti olarak bunu yaşıyoruz.

Sene 1998’ler civarında, 1996’dan başlayan süreçte bu yaşandı. Katar’a gittiğimizde bize bir şey anlattılar. Orada iki tane büyük aile var şu anda, bir tanesi Al Attiyah ailesidir. Abdullah Bin Al Attiyah, şu anda Başbakan Yardımcısıdır ve enerjiden sorumludur, Enerji Bakanıdır aynı zamanda. Bir anısını anlattı.

Katar nasıl bir ülkedir dersek: Katar, değerli arkadaşlar, biraz önce söylediğim gibi, aynen Rusya, İran ve iki ülkeden sonra dünyanın üçüncü büyük gaz rezervidir ve yine Uluslararası Enerji Ajansının verilerine göre harekete geçirilebilir gaz rezervleri ve gaz üretimi açısından dünyanın bütün gaz ihtiyacının beşte 1’ini karşılayacak kapasiteye ulaşmıştır LNG tesisleriyle. Yaklaşık, Türkiye’nin tüketiminin 850 katı kadar tespit edilmiş rezervi var.

Şimdi, böyle bir ülkeye yapılan bir işlemden bahsedeceğim yani siyasi istikrar niçin önemli, niçin gerekli? Hepsinin isimleri filan var, burada zikretmeyeceğim ayrıca. O anki Enerji Bakanımızdan bir randevu talep ediyorlar. 1993 yılında Katar bir açılıma giriyor enerjide, gaz rezervleri var ama üretemiyor. Şu anda 122 milyar dolarlık, Katar’da müstakil kurulan 350 bin nüfuslu bir şehir vardır. Orayı gezip görme fırsatım oldu ve hayran kalınmaması mümkün değil. 18 milyar dolarlık, yalnızca bir şirketin yaptığı yatırım var orada. Uluslararası arenaya açılmış, uluslararası sermayeye açılmış ve uluslararası büyük enerji aktörlerinin rol aldığı bir yer. Buranın yöneticisi, o anki Maliye Bakanı geliyor, Enerji Bakanı da ayrıca geliyor. Bir randevu istiyorlar Enerji Bakanından. Vaktinin müsait olmadığını, ilgili BOTAŞ genel müdürüyle görüşmesini tavsiye ediyorlar büyükelçilik kanalıyla. O da “Tamam, önemli olan iştir, bağlantıdır.” diyor, BOTAŞ genel müdürüyle görüşmek için randevusunu alıyorlar. Uzunca bir müddet özel kalemde bekledikten sonra, ilgili daire başkanıyla görüşmesini tavsiye ediyorlar. İlgili daire başkanıyla görüşmesini tavsiye edince oradan, özel kalemden telefon açıyor Maliye Bakanına, şu anki Başbakan Yardımcısına “Biz gaz anlaşması yapalım… Bakın şu anda LNG’yle alakalı, hem spot hem de uzun dönemli kontratlarla alakalı çok önemli avantajlar çıkacaktır her iki ülke arasında, boru hattı da dâhil olarak…” Gittiğimizde bize bu hikâyeyi anlattılar, dediler ki: “Özel kalemden telefon açtım Maliye Bakanına, “Bu ülkeyle olan ilişkilerimizin hepsini dondurun şu anda…” Bundan sonra, bizim şu anki getirdiğimiz seviye yani iki ülke arasındaki boru hattının tesis edilmesinden tutun ki gazdaki enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye varıncaya kadar; küçümsenmeyecek nokta dediğimiz bu. Bir daire başkanına gönderiyorlar ve…

İşte, bu anlayışla eğer biz, gaz kaynaklarıyla alakalı, enerji kaynaklarıyla alakalı bir ülkeyi hangi önyargılarımızdan dolayı beğenmediğimizi bilmediğimiz bir ortamda ülkeyi bu noktaya getiriyorsak, Türkiye'nin şu anki yaptığı anlaşmaların ne kadar önemli olduğunu daha fazla anlarız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu çok önemli bir şey.

Değerli arkadaşlar, bu millî bir proje. Biz beğenmemişiz, Türk cumhuriyetlerinden de beğenmediklerimiz olmuş; hâlbuki bizim kardeşlerimiz.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Efendim, hangi bakan yapmış biraz önce söylediğiniz şeyi?

ENEJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) –Azerbaycan’la alakalı, Türkmenistan’la alakalı bütün bu emeği geçen arkadaşlarımıza, ben hem BOTAŞ’taki hem de bütün kamu kurum ve kuruluşlarındaki arkadaşlara… Dışişleri Bakanlığımızın da bu konuda önemli katkısı var. Bu büyük resmi elde etmek açısından çok önemlidir.

---

**Kaynak gösterme:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
