# Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2010
- **Gündem:** MİLLETLERARASI PARA FONU İLE MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASINA KATILMAK İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ HK. (S.S.458)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-07-14-milletlerarasi-para-fonu-ile-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasina

> Taner Yıldız (AK Parti), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETLERARASI PARA FONU İLE MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASINA KATILMAK İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ HK. (S.S.458)); konuşma 1.046 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de heyetinizi saygıyla, hürmetle selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Konuşmacı arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, gerçekten son derece önemli ve Türkiye'nin yaklaşık -projeyle beraber, izinleriyle beraber, lisanslarıyla beraber yaklaşık yatırımını beraber hesaplarsak- on yıllık bir dönem, on beş yıllık bir alım garantisi ve arkasından da toplam kırk beş yıllık bir işletme, yani yetmiş yıllık bir süreçten bahsediyoruz.

Konuştuğumuz konu, hepinizin de vurguladığı tarzda son derece önemli.

Bir kere, hemen hemen bütün partilerin -iktidarıyla, muhalefetiyle- nükleer güç santrallerine karşı olmamasını bir kazanç olarak yorumluyorum.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Biz karşıyız Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Tabii ki bunun usulüyle alakalı, bunun yöntemiyle alakalı eleştiriler olacaktır. Bunları da vaktimiz elverdiği kadar da açıklığa kavuşturacağız.

Öncelikle şunu açıklıkla belirtmeliyim ki, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı kanuna -mevcut Genel Kuruldaki sıra sayısını alan ve bir buçuk aydan beri gündemde olan yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi ve çıkartılmasıyla alakalı- en büyük istek Enerji Bakanlığına aittir. Bununla alakalı grupların mutabık olması hâlinde -Danışma Kurulundan lütfen çıkartsınlar- yarın biz yenilenebilir enerji kaynaklarını, hatta bu kanunun hemen arkasından veya fiziken yarın mümkün oluyorsa yarın görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtiyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biz o yetkiyi size verdik, Hükûmet olarak getirin.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) – Tabii, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji politikalarında aynen bahsettiğimiz, belirttiğimiz gibi bizim öncelikle yerli kaynaklarımızdır ve AK PARTİ hükûmetlerinin hepsi de bunun öncelikle devreye alınmasıyla alakalı girişimlerde bulunmuşlardır. Zamanlaması tartışılabilir, bunun süreci tartışılabilir, usulü yine tartışılabilir ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun özellikle 100’üncü yıl dönümü olan 2023 yılına Türkiye’nin fizibıl ve gerçekleştirilebilir su kaynaklarını, rüzgâr kaynaklarını, güneş kaynaklarını, biyokütle kaynaklarını ve her bir yerli kaynağımızı, kömür de dâhil olmak üzere, hem projelendirmiş hem de gerçekleştirmiş olarak inşallah girmemiz gerekiyor. Bunları yalnızca bir yanlış bilgiyi düzeltmek adına söylüyorum.

Türkiye’nin hedeflediği büyüme hızlarına karşılık gelebilecek bütün büyümeleri karşılayabilecek durumda olmayabilir bütün yerli kaynaklar. Tartışmaların hemen hemen başlangıcı bu bilgi yanlışlığından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de yenilenebilir ve yerli kaynakların her birinin devreye alınmasında dahi Türkiye’nin büyüme hızı karşılanmayabilir enerji arzı olarak. Bakın, bir örnek vereyim: Rüzgâr, Türkiye’nin yerli kaynaklarından ve yenilenebilir kaynaklarından bir tanesidir ama rüzgârda 8.640 saatlik toplam bir yıl içerisindeki saat miktarının bölgelerimize göre 1.800 saat, yerine göre 1.200 saat, yerine göre 2.200 saatlik esen yeri vardır. Bu, otomatikman şöyle bir cümleyi gerektiriyor: Bizim 2 bin megavatlık bir nükleer santrali veya bir kömür santralini veya bir gaz santralini -yerli veya ithal- devreye almamız demek rüzgârda 8 bin megavatlık güce karşılık gelmektedir. Her bir enerji kaynağının, birinin diğerine göre avantajları ve dezavantajları vardır; yer açısından vardır, süre açısından vardır, fizibıl olması açısından, yatırım miktarı açısından, finansmanı açısından birbirine göre avantajları ve dezavantajları vardır. O yüzden AK PARTİ hükûmetleri yani Hükûmetimiz enerji politikalarını ortaya koyarken birini tercih etmenin diğerinden vazgeçmek anlamına gelmediğinin altını çizerek bunlara yanaşmıştır. Yani hem su kaynaklarımızın hem rüzgârın hem güneşin hem nükleerin -nükleerden de vazgeçmeyiz- bütün enerji kaynaklarıyla alakalı, başta yerli kömürlerimiz olmak üzere, bunların değerlendirilmesine dayalıdır.

Şu anda doğal gaz ve petrol bizim, dışarıdan yüzde 92’ler civarında, hatta doğal gazda yüzde 96-97’ler civarında ithal ettiğimiz bir primer enerji kaynağıdır ama dediğim gibi, meskenlerde kullanılmasının, temiz hava olmasının, çevre faktörlerinin her birini alt alta sıraladığımızda birbirine göre avantajlarını ve dezavantajlarını rahatlıkla görüyoruz. O yüzden, bizim, YEK Kanunu’yla alakalı, bir an önce çıkarılmasının sektöre fayda getireceğine inanıyoruz.

Yalnız, şunun da altını çizmem lazım ki, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı, Avrupa Birliği ortalamasının şu anda üzerindeyiz. Yüzde 19,5’lar civarında yerli kaynaklarımızla beraber üretiyoruz. Bildiğiniz gibi, bu yüzde 16’lar civarında.

Sorular kısmında şöyle bir şey söyleyeyim: Dışişleri Komisyonunda iktidar ve muhalefetten arkadaşlarımızın yalnızca Komisyonda nükleer güç reaktörleriyle alakalı yirmi beş tane sorusu oldu. Cuma günü saat 10.00’da başlayan toplantının, pazartesi saat 11.00’de Komisyona bu cevapları teslim ettik. Bütün, iktidar ve muhalefetteki, milletvekili arkadaşlarımızın, cevaplarıyla beraber bu kitapçığa sahip olduğunu biliyorum. Bunu şunun için söyledim: 548 tane, şu ana kadar iktidar ve muhalefet milletvekili arkadaşımın sorduğu soru önergeleri de dâhil olmak üzere şu anda cevaplamadığımız hiçbir konu yoktur. Aynen burada süremiz elverdiği kadar da tutanaklara geçen bütün soruları alıp bütün milletvekili arkadaşlarımıza da bu manada cevaplar verilecektir.

Tabii, bir kısım bilgi eksikliklerini ve yanlışlıklarını da burada gidermek zorundayız. Bunun için, uzun bir müzakere süreci içerisinde arkadaşlarımızla beraber çalıştık. Tabii ki, paranın olduğu yerde her zaman çıkar ilişkisinin olacağını kabul etmek, aslında, dürüst çalışanlara da bir haksızlıktır diye düşünüyorum. Nerede bir ihale var, nerede bir para hareketi var, demek ki burada bir şey var mantığının ben biraz iyi niyetlerle bağdaşmadığı kanaatindeyim. Bizler -açıkça buradan beyan ediyorum değerli arkadaşlar- bürokratlarım dâhil bu konuda görev yapan bütün arkadaşlarımıza da ithafen söylüyorum: Herhangi bir yanlış gördüğünüzde lütfen bize bunu söyleyin ama bunu söylemek demek, zanlarda bulunmak demek değil, zanlarda bulunmayacağız. O yüzden, bununla alakalı kimin elinde somut bir gösterge varsa, dürüst, ilkeli ve daima prensipler dâhilinde çalışan bizler için bunların açıklıkla söylenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ülkelerin enerji politikalarıyla alakalı süreçleri farklı farklı zeminlerde gelişmektedir. Kiminin primer enerji kaynaklarıyla alakalı avantajları, kimi ülkelerin teknolojiyle alakalı avantajları vardır. O yüzden, bir ülke için yeknesak bir politikayı söylemek doğru olmayabilir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın nükleer güç santralleriyle alakalı 1998’de yayımladığı kitapçık farklı politikalar içermektedir, 2005 yıllarında, 2006 yıllarında yayımladığı kitapçık farklı politikalar içermektedir. Doğal gazın seyriyle alakalı olarak ve bir kısım sıralamaları değiştirebilecek yapıları dikkate alarak şu anda nükleer güç santralleriyle alakalı ülkeler tekrar enerji politikalarının içerisine almışlardır.

Şimdi, ben, bilgi eksikliklerini ve bir kısım yanlışlıkları gidermek açısından da bazı konulara girmek istiyorum. Şimdi, değerli arkadaşlar, “Yüzde 100’ünü Rusya tarafı yapıyor.” dendi. Evet, Rusya bize dedi ki opsiyonel olarak: “İsterseniz bunun yüzde 100’ünü siz yapabilirsiniz.” Bakın, yüzde 100’ünü, evet, biz de yapabiliriz ancak teknoloji transferini yaptığınız ve komple, bütün sorumluluğunu, bilgisini karşı taraftan beklediğiniz bir konuda… O zaman şöyle bir soru sorarlar: “Yani bütün riski siz nasıl alıyorsunuz bu durumda?” Biz, ileride, şu anda… “Türk tarafından hangi firmalar katılacak?” dendi. Buraya Park Holdingle başlandı ama bununla alakalı bizim bir inisiyatifimiz olmadı. Devam edebilirler, başka firma seçebilirler, bununla alakalı farklı inisiyatifler kullanabilirler. Rusya’nın bize getirdiği teklife bakarız.

Şimdi, değerli arkadaşlar “Rusya bağımlılığı yüzde 80’e çıkacak.” deniyor. Biz, bu santrali tamamladığımızda, projelendirme, lisanslama ve inşaat süresi yedi yıl dâhil olmak üzere ortalama 2020 yıllarında gerçekleştireceğimiz bu süre içerisinde Türkiye'nin kurulu gücü yaklaşık 80 bin megavatlar civarında olacak, 80-85 bin megavatlar civarında olacak. Toplam Rusya’nın o anda 4.800 megavatlık gücü yüzde 5’ler civarındadır.

---

**Kaynak gösterme:** Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-07-14-milletlerarasi-para-fonu-ile-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasina (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
