# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tansel Barış (CHP, Kırklareli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tansel-baris-23-2008-12-26-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Tansel Barış (CHP), 26 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 835 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TANSEL BARIŞ (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 21’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu madde kamuda çalışan personelin aylıklarının kat sayılarını ve harcırahlarını ilgilendiren bir maddedir. Bu maddeye göre, 2009 yılında devlet memurlarına ve kamuda sözleşmeli çalışanların maaşlarına Ocak 2009’da yüzde 4, Temmuz 2009’da ise yüzde 4,5 zam yapılacağı öngörülmektedir. Sözleşmeli personelin ücretlerinde tavan 1 Ocak 2009-30 Haziran 2009 döneminde 2.809 TL, 1 Temmuz 2009-31 Aralık 2009 döneminde ise 2.935 TL öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde her gelen iktidar, kamuda çalışan personelin sayısının çok olduğu, bu hantal yapının, kamu personelinin bu hantal yapısının sayısının daha da azaltılarak daha verimli olması gerektiği üzerinde birtakım sözler söylemektedirler, ancak her gelen iktidar da maalesef, bu kamu alanında kadrolaşmak için yoğun çaba harcamaktadır aynı zamanda. Örnek olarak, son zamanlarda, son günlerde İstanbul Üniversitesinde bir rektörlük seçimi yapılmıştır. 11 sayın üye burada aday olmuş, 2 binin üzerinde öğretim üyesi oy kullanmıştır. Sonuçta 6 profesör arkadaşımız sıralamaya girmiş ve bundan sonra, buraya kadar da her şey gayet güzel gitmiştir ancak bu 6 arkadaşımız YÖK’e ulaştıktan sonra burada, maalesef, YÖK Başkanı devreye girerek sıralamayı değiştirmiştir ve bu değişimle beraber 3 sayın profesörümüz Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir.

AHMET YENİ (Samsun) – Eskiden nasıl oluyordu? İlk defa mı oldu?

RECEP KORAL (İstanbul) – 1 oy alanı gönderiyordunuz be!

TANSEL BARIŞ (Devamla) – Elbette burada YÖK Başkanının görevini kötüye kullanması söz konusudur. Umarım, Sayın Cumhurbaşkanımız bu yanlışı düzeltecektir ve gereği yapılacaktır.

RECEP KORAL (İstanbul) – 1 oy alanı 1’inci yapıp gönderiyordunuz daha önce.

AHMET YENİ (Samsun) – İlk defa mı olmuş bu iş Sayın Vekilim?

TANSEL BARIŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, hantal yapı dediğiniz bu yüksek sayı diğer ülkelerde nasıl bir bakalım, gerçekten hantal bir yapı mı diye: Finlandiya’da nüfusun yüzde 10,4’ü kamu personeli, Kanada’da nüfusun yüzde 8,1’i kamu personeli, Amerika Birleşik Devletleri’nde nüfusun yüzde 7,5’i kamu personeli… Yani sanıldığı gibi hantal bir yapı söz konusu değildir.

Değerli arkadaşlarım, genel, katma ve özel bütçeli kamu kurum ve kuruluşlar ile KİT’lerde yaklaşık 2,5 milyon çalışanın olduğu ülkemizde bu çalışanların yüzde 75’inin maaşı 1.065 YTL’nin altında ve ancak yüzde 2,9’unun maaşı 1.579 YTL’nin üzerindedir.

Türk-İş’in yaptığı araştırmaya bakacak olursak 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 740 YTL, yoksulluk sınırı ise 2.404 YTL. Bu şu demektir: Kamuda çalışan personel çok büyük bir oranda yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır.

Kamu emekçilerinin durumu böyle de özel sektörde çalışanlar nasıl acaba? Orada durum çok daha kötü. Gerçekten özel sektörde çalışanların hâli perişan. Daha dün asgari ücret açıklandı, 503 YTL’den 527 YTL’ye. Değerli arkadaşlarım, bu maaşla nasıl geçinileceğini siz sayın milletvekillerime bırakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye İstatistik Kurumu 2008 yılında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 255 lira olarak açıklamıştır. Bu nasıl bir hesap, nasıl bir kitap? Buradaki ölüm sınırının ne olduğunu TÜİK’in nasıl açıkladığını ve alınan kalori değerinin nasıl hesaplandığını gerçekten merak ediyorum. Ben şöyle küçük bir hesap yaptım: Çay ve simit alarak 4 kişilik bir aile 360 lira harcıyor. Demek ki 255 lirayla da geçinilebilir diyor TÜİK’imiz. Bunu gerçekten burada dile getirmek bile benim için büyük bir utanç vesilesidir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde işsizlik ayrı bir sorun, 9,3’le başladığımız 2002 yılını bugün 10,3’le sonlandırmış bulunuyoruz. Yani “Altı yılda çok iyi ekonomik göstergeler var.” diyen Sayın Bakanımız acaba yüzde 1 olarak artan işsizliği nasıl değerlendirecektir?

Tabii ki ülkemizde 2,5 milyon işsiz söz konusu değildir, umudunu yitiren insanlarımızın yani İşçi Bulma Kurumuna müracaat etmeyenlerin sayısı 1 milyon 720 bin arkadaşlar; bu arada, mevsimlik işçilerin sayısı 797 bin; bu arada kayıt dışıların sayısı 600 bin küsur yani 5 milyonun üzerinde işsiz vatandaşımız söz konusudur.

Bütün bunlar ortadayken ve ekonomik kriz gelmiş dayanmışken gerçekten insanlarımızı nasıl bir gelecek bekliyor merak ediyorum. Hükûmet ekonomik krize çözüm üretmiyor değildir, elbette ki birtakım işler yapıyordur, ama değerli arkadaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya, Japonya mevduata garanti verirken vergi oranlarını düşürürken bankalara destek vererek bu işin altından kalkmaya çalışırken maaşları artırırken bizim ülkemizde Hükûmet ne yapıyor? Bizim Hükûmet de çuvalla para gelmesi için yasa çıkartıyor, “Yastık altı paralarınız nerede?” diye halka soruyor. Ancak bütün bunlar da çare olmayınca Hükûmet çözümü elbette IMF’de buluyor ve IMF’yi çağırıyor.

Sayın Başbakan bugün ekonomideki sorunları psikolojik olarak değerlendiriyor.

Eğer ekonominin bu göstergeleri, yani büyüme hızla sıfıra gidiyorsa, ihracat hızla düşüyorsa, fabrikalar, iş yerleri, şirketler peş peşe kapanıyorsa, aç insanların ve yoksulların sayısı hızla artıyorsa, halkın enflasyonu yüzde 20’lere ulaşmışsa ve arkadaşlar, acı olan, insanlar ekonomik kriz nedeniyle intihar etmeye başlıyorlarsa bu nasıl psikoloji arkadaşlar? Bunun psikoloji neresinde? Eğer Sayın Başbakanımız gerçekten “Bu, psikolojik bir sorun.” ve “Ben bu ülkenin doktoruyum.” diyorsa, o zaman bir an önce hemen bu insanların psikolojisini düzeltmesi lazım. Yoksa arkadaşlar, 2009 yılında bu yaşadıklarımız devede kulak kalacaktır. Ona göre, Sayın Başbakanımızın bir an önce bu işe el atması gerekiyor ve bu ülkedeki yaşanan ekonomik krize çare olması gerekiyor. Ergenekon davasında avukat olan Sayın Başbakanımız, “Ben bu ülkenin doktoruyum.” diyorsa, o zaman buna bir çare bulması gerekiyor. Konuşmakla, laf üretmekle ekonomi düzelmez değerli arkadaşlarım.

Cumhuriyet Halk Partisi bütçeye kırmızı oy verecektir. Ben hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Tansel Barış (CHP, Kırklareli). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tansel-baris-23-2008-12-26-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
