# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tayyar Altıkulaç (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tayyar-altikulac-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya

> Tayyar Altıkulaç (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.834 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 441 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınızdayım; sözlerime başlamadan önce, sizleri, içten saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir tasarıyı konuşuyoruz. Bu tasarıyla ilgili olarak kamuoyunda tartışılan bazı hususlara geçmeden önce ya da tasarının içeriğiyle ilgili bazı düşüncelerimi arz etmeden önce, benden önce konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın açıklamalarındaki takıldığım bazı noktalara değinmek istiyorum.

Sayın Baykal, bu tasarıyla gözönünde bulundurulan tek amacın, sınavla ilgili esasları düzenleme yetkisinin Yükseköğretim Kurulundan alınarak Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesi olduğu şeklinde bir ifade kullandılar ve bunu temellendirmek üzere de, tasarının 5 inci maddesindeki şu cümleyi burada ifade ettiler, tekrarladılar: "Bu sınava temel teşkil etmek üzere, Millî Eğitim Bakanlığı genel ortaöğretim ve meslekî-teknik ortaöğretim kurumlarının program/alan/kol/bölümlerini; sözel, eşit ağırlık ve sayısal olmak üzere üç grupta toplar." Şimdi bu cümle niçin buraya getirilmiştir ve bu işi bugüne kadar yapan kurum kimdir, hangi kurumdur; Yükseköğretim Kurumu mudur yoksa Millî Eğitim Bakanlığı mıdır? Meslekî ve teknikeğitim öğretim kurumları için böyle bir alan, bölüm uygulaması şu anda yok. Bu alan/bölüm uygulaması normal liseler için söz konusu. Liselerde, eşit ağırlıklı, sözel, sayısal, dil gibi alanlar var. Peki, bunları bugüne kadar kim belirlemiş, hangi programı okuyan öğrencinin sözel, hangi programa tabi olan öğrencinin sayısal, hangi programı takip eden öğrencinin eşit ağırlıklı olacağına bugüne kadar kim karar vermiş; Millî Eğitim Bakanlığı karar vermiş, YÖK karar vermemiş. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabiî, burada, meslekî ve teknik liseler için, imam-hatip liseleri de buna dahil olmak üzere, bunlar için bir alandan söz edilmemiş, bunlara da denilmiş ki, siz, bu öğrencilerle yarışın.

Bir de, tabiî, şu noktanın altını bilhassa çizmemiz lazım; Sayın Baykal'ın konuşmalarından şunu anladım: Bu tasarıyla, biz, imam-hatip liselerinin üniversiteye girişte önünü açıyoruz. Böyle bir şey yok. (CHP sıralarından "Aa" sesleri) İmam-hatip lisesi öğrencilerinin ve meslekî ve teknikeğitim kurumlarındaki öğrencilerin önleri zaten açık, kapalı diye bir şey yok. Fark şudur efendim... Fark şudur... (CHP sıralarından gürültüler)

Bakınız, dinlerseniz, bir şeyler öğrenebileceğinizi zannediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Biz size inanıyoruz...

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Biz, meslekî ve teknikeğitim kurumlarında okuyan öğrencilerimize diyoruz ki; şurada liseler var, normal liseler, bunlar eşit ağırlık, sözel, sayısal gibi programları takip ediyorlar ve biz, sınavları onların okuduğu derslerden yapıyoruz. Bu çocuklara, siz de kendinize güveniyorsanız, bu sınavlara girin diyoruz. Önleri kapalı mı; hayır, kapalı değil. Siz "kapalı" diye sesinizi yükseltseniz de değerli Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım, önleri teorik olarak kapalı değil, sınavlara girebiliyorlar. Ancak, o öğrencilere, elektrik bölümünde okuyana, motor bölümünde okuyana, imam-hatip lisesinde okuyana, biz, diyoruz ki; hadi yarış; ama, ayağına 44 kiloluk bir ağırlık bağlayacağız, eşit şartlar altında yarış. Bu doğru mu! Bunu içimize sindirebiliyor muyuz?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve diyoruz ki, sizin ne ders okuduğunuz bizi ilgilendirmez. Kim diyor bunu; Yükseköğretim Kurulu diyor. Siz, hangi dersleri okuyorsunuz bizi ilgilendirmez. Biz normal liselerde takip edilen programlara göre sorular düzenleriz, siz kendinize güveniyorsanız, 44 kiloluk ağırlığı da taşımayı göze alıyorsanız, buyurun yarışın diyoruz. Tabiî, bu öğrencilerin, böyle bir yarışta sınav kazanmaları neredeyse imkânsız gibidir, neredeyse...

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - İlahiyat fakülteleri...

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Tabiî ki, bir imam-hatip lisesi mezunu, ilahiyat fakültesine gitmek istediği takdirde, bu engel yoktur; onu da söyleyelim, onu da gizlemeyelim. Ama, bir öğrenciyi anne ve babası elektrik alanında yetişsin diye getirmişse, bir başka veli çocuğunu imam-hatip olsun diye getirmişse, çocuk da öğrenim süresinin bir safhasında bu öğrenimi içine sindirememişse, benimseyememişse, alanını değiştirmek istiyorsa?.. Bunu, sanki, bütün öğrenciler, gerek imam-hatip lisesinden gerekse diğer meslek liselerinden mezun olan bütün öğrenciler, lisede okuyan öğrencilerin önünü kesecekmiş gibi algılayarak kamuoyuna sunmak ne kadar doğrudur, onu sizin takdirinize bırakıyorum ve bunun liselerde okuyan öğrenciler üzerinde ne kadar olumsuz, tahrik edici bir etki yapacağını da hepinizin takdirine bırakıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Tahrip kalıbını siz koyuyorsunuz.

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Sayın Baykal, yine, bu işin, 65 000 kişi için yapıldığını ifade buyurdular; 65 000 kişi için bu kapının açılmasını kaygı verici buldular.

Değerli arkadaşlarım, bu kapı 1999 yılına kadar hep açıktı. 1973 yılına kadar imam-hatip liselerinden mezun olan gençler, liselerde fark derslerinden sınav vererek, o tarihten önce de, belki yüzlerce, belki binlerce imam-hatip lisesi mezunu, önlerinin bir ölçüde kapalı olduğu dönemde de, fark derslerinden sınav vererek, lise mezunlarıyla birlikte bu sınavlara katılıyorlar, sınavları başaranlar da üniversitelerde okuyorlardı. 1973'te ne oldu; 1973'te Millî Eğitim Temel Yasasında yeni bir düzenleme oldu Sayın Naim Talu'nun Başbakanlığı döneminde. Tasarıyı Meclise sevk eden, rahmetli Ferit Melen; ancak, tasarının görüşüldüğü ve yasalaştığı sırada Başbakan, Sayın Naim Talu.

32 nci madde Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiği zaman, imam-hatip lisesi öğrencilerinin üniversitenin değişik alanlarında okuması öngörülmemişti; hatta, bu maddenin gerekçesinde, kendi alanlarıyla ilgili yükseköğretim kurumlarına devam edebileceklerinden de söz edilmişti; fakat, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Millî Eğitim Komisyonunda bu değiştirildi ve imam hatip liselerinin hem mesleğe hem de yükseköğretime öğrenci hazırlayan programları uygulayacağı hükme bağlandı. Tabiî ki, bu madde, bu tasarı, yalnız Türkiye Büyük Millet Meclisinde değil, o günkü Cumhuriyet Senatosunda da tartışıldı. O tartışmaların tutanakları elimizde. "Efendim, tasarı hükümetten geldiği gibi geçsin. İmam-hatip lisesi mezunları yalnız kendi alanlarında yükseköğrenim görsünler" denildi, bu konuda önergeler de verildi- önerge sahiplerinin isimleri, imzaları, önergeleri, hepsi elimde- ancak, Cumhuriyet Senatosu da bunu tartıştı, bu okulda okuyan öğrencilerin yükseköğrenime devam ederken önlerinin daraltılması yolundaki yaklaşımları kabul etmedi, uygun görmedi ve bu önergeler reddedildi. Bunu doğru buluruz yanlış buluruz, o ayrı bir konu; imam-hatip lisesi mezunlarının üniversitelerin değişik alanlarında öğrenim görmelerini doğru buluruz doğru bulmayabiliriz, bu bir görüştür; doğru bulan görüşe de doğru bulmayan görüşe de saygı duyarız; ama, biz bu işin yasal temelinden söz ediyoruz. Yasal temeli bu.

Değerli arkadaşlar, bu madde 1981 yılına kadar tartışmasız uygulandı; yalnız, 1979'da ve müteakip yıllarda, daha önceki yıllarda münferit bazı takılmalar oldu. Bunlardan bir tanesi elimde. Bir imam-hatip lisesi mezunu, iktisadî ve ticarî ilimler fakültesi ya da akademisi -her neyse- sınavını kazanıyor ve kaydını yaptırmak için başvurduğu zaman, Yükseköğretim Kurumunun yönetimi bunu kabul etmiyor. O günkü yasal prosedür gereği, bu öğrenci Danıştaya başvuruyor. Elimdeki karar, Danıştay kararıdır. Bu öğrencinin kaydını reddeden bu Yükseköğretim Kurumu aleyhine Danıştay 8. Dairesi karar veriyor ve öğrenci, bu öğretim kurumuna kaydını yaptırıyor. Bunlar münferit olaylar, genel değil.

Geliyoruz 1981'e. 1981'de, zamanın Millî Eğitim Bakanı Hasan Sağlam, din eğitimiyle ilgili 113 sayfalık bir rapor hazırlatıyor. Bu raporda çeşitli değerlendirmeler yapılıyor, çeşitli öneriler dile getiriliyor. Bu arada, 32 nci maddeyle ilgili olarak da sınırlama getirilmesi, yani, imam-hatip lisesi mezunlarının, yalnız ilahiyat fakültelerine gidebilmelerini mümkün kılan, diğer üniversitelerde okumalarını önleyen bir öneri getiriyor bu rapor. Bu rapor, o günkü askerî yönetime, Millî Güvenlik Konseyine sunuluyor. Millî Güvenlik Konseyi, bu rapor üzerine dikkatle eğiliyor. 25 kişiden oluşan bir uzmanlar komisyonunda bunu iki gün tartıştırıyor. Tarih, 28 Mayıs 1981. Toplantıya, Osman Feyzoğlu adında bir Sayın General başkanlık ediyor.

Diğer öneriler hakkında ne karar verildiği ne karar verilmediği bugünkü konumuz değil; onun için üzerinde durmuyorum. Ancak, imam-hatip liselilerin üniversite ya da yükseköğrenime girebilmeleri konusunda önlerinin daraltılması ya da genişletilmesiyle ilgili teklifi, daha doğrusu daraltılmasıyla ilgili teklifi komisyon uygun görmüyor ve Millî Güvenlik Konseyi de bu talebi reddediyor; olay bu kadar açık. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlar, bütün konuşmalarda, bütün açıklamalarda, sürekli, AK Partinin bunu bir siyasî amaçla ve 65 000 öğrencinin sorununu çözmek gibi dar bir yaklaşımla ele aldığının ifade edildiğini görüyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Baykal dediler k: "Sayın Başbakan meydanlarda söz vermiş; Meclis olarak, siz, niçin buna alet oluyorsunuz." Yani, isterseniz, demek istediklerini ifade edeyim; Başbakan meydanlarda söz veriyor, siz de, burada, bu sözü yerine getirmeye çalışıyorsunuz.

CANAN ARITMAN (İzmir) - Arka bahçe!

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu sözü, 2000 yılı haziran ayında, bu Parlamentoda millî iradeyi temsil eden 5 siyasî parti ortaklaşa vermiştir; bir kere bunu açıkça ifade edelim. 2000 yılının haziran ayında, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı tartışılırken, Planda olmadığı halde, verilen bir önergeyle, meslekî ve teknik liseler ile normal liseler arasında üniversiteye giriş sınavlarında uygulanan farklılığın, eşitsizliğin giderilmesi amaçlanmış; bu önergede, 5 siyasî partinin 4'ünün grup başkanvekillerinin imzası var...

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Onlar nerede şimdi?!

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Demokratik Sol Parti Grup Başkanvekili Sayın Emrehan Halıcı, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sayın İsmail Köse, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük, Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Sayın Zeki Çakan. Sadece, Refah Partisi Grup Başkanvekilinin imzası yok; ama, bazı milletvekillerinin imzası var. Burada tartışılıyor -buradan açıp uzun uzun okumaya gerek duymuyorum, vaktinizi almak istemiyorum- üniversiteye giriş sınavlarında normal liseler ile meslekî ve teknik liseler arasında uygulanmakta olan farklı değerlendirmeler kaldırılacak deniliyor; bu kadar açık. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, o günkü millî irade, o günkü millî iradenin temsilcileri, bu kararı vermişler.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Nerede onlar şimdi?!

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Onların yerine millî iradeyi temsilen gelenler, onların bu kararını yerine getirmek ve çoğunlukla, bunu yerine getirmek üzere buradalar.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Zaten siz de onların koalisyonusunuz...

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Millî irade burada; millî irade dışarıda değil; millî irade burada!.. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri; AK Parti, bir siyasî parti olarak, tabiî, kendi açısından doğrularını seçim meydanlarında söylemiş, seçim beyannamesine yazmış, parti programına koymuş; Sayın Başbakanın yaptığı çok yeni bir şey değil; yani, Sayın Başbakanın söyledikleri yeni bir şey değil; yerel seçimler öncesinde de, önüne çıkan pankartlar karşısında demiş ki: "Evet, bizim programımızda bu var, seçim beyannamemizde vardı, acil eylem planımızda da var; tamam, sakin olun, biz, bu konuyu çözeceğiz." Yeni bir şey değil ki bu. AK Parti kurulmadan önce programına yazdığı bir şey bu. AK Parti İktidarının söylediği nedir?.. Ben, siyasî üslupla konuşmaktan pek hoşlanmıyorum; ancak, bazı doğruları tespit etmek üzere, herkesin bunu bilmesini istiyorum; Cumhuriyet Halk Partili değerli arkadaşlarımın bilmesi için bunları söylüyorum; bugün yapılan iş nedir; bugün yapılan iş, meydanlarda verilen sözü, parti programında yazılan şeyi, millî iradenin temsilcileri burada dile getiriyorlar; diyorlar ki, bu adaletsizliği gidereceğiz.

CANAN ARITMAN (İzmir) - Diğer sözler ne oldu?!

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Şimdi, ben, soruyorum; 1999 yılında, Yükseköğretim Kurumu, aldığı bir kararla, adaletsiz bir uygulama başlatmıştır. Ben isterdim ki, muhalefet sözcülerimizin, bugüne kadar yaptığı açıklamalarda, Millî Eğitim Temel Kanununun 32 nci maddesi mademki yürürlüktedir, ama, biz buna karşıyız, gelin bu maddeyi değiştirelim; biz, imam hatip lisesi mezunlarının, yani, din eğitimi almış gençlerin üniversitelere girmesine karşıyız- olabilir, bu bir siyasî tercihtir- 32 nci madde yanlıştır, bu yasaya rağmen, hukuk devletinde YÖK'ün yaptığı bu uygulama yanlıştır demelerini beklerdim. Bu uygulama yanlış...

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Niye diyelim ki!

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi bizim yaptığımız iş nedir, şu anda yaptığımız iş nedir; şu anda yaptığımız iş, üniversite sınavlarında gençlerin eşit şartlar altında yarışmaları ve yükseköğretim kurumlarında, diledikleri fakültelerde, başarıyorlarsa, öğrenimlerini sürdürmeleridir. Ben burada bir gerçeği de görmemiz gerektiğini kabul ediyorum. Haklı haksız -bunu özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundaki arkadaşlarıma söylüyorum- nedense, bizim başarısızlığımız sebebiyle, derdimizi, fikirlerimizi, tezlerimizi yeterince belki tartışmadığımız, belki anlatmayı başaramadığımız için, haklı haksız, imam-hatip liseleri üzerinde yoğunlaşan bir tartışma var. Bizim buna bir çözüm üretmemiz gerekiyor arkadaşlar. Nedir bunun çözümü...

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Çok da masum değil bu kadar; lütfen...

TAYYAR ALTIKULAÇ (Devamla) - Tabiî, ben, bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinin değerli yöneticilerine zaman zaman el uzatarak, gelin, oturalım bu konuları konuşalım dedim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tayyar Altıkulaç (AK Parti, İstanbul). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tayyar-altikulac-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
