# İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tekin Bingöl (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 11 Kasım 2020
- **Gündem:** İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92114
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tekin-bingol-27-2020-11-11-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak

> Tekin Bingöl (CHP), 11 Kasım 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 475 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Hepimiz zor koşullarda çalışıyoruz ama pandemiyle mücadele bir savaş. Bu savaşın ön cephesindeki kahramanlar sağlık çalışanları ve şu ana kadar maalesef, 145 sağlık emekçisi hayatını kaybetti. Bunların her birisi şehit ve maalesef, biz bu sağlık çalışanlarına karşı son derece duyarsızız. Bizim süratle yapmamız gereken birkaç şey varsa bunların başında da bu Covid-19 belasını meslek hastalıkları grubuna almamız, yine, sağlık çalışanlarından hayatını kaybedenleri şehit olarak nitelendirmemiz gerekiyor. Bunu yapma iradesi var mı bu Parlamentoda? Maalesef, iktidar mensuplarında yok. Çünkü tek adam yönetimi, şirketleşen bir yönetim anlayışı mutlak itaati gerektirdiği için böyle bir şeyi bağımsız bir şekilde, kendi özgür iradeleriyle bu Parlamentoya getiremezler. Biz dayatacağız, direneceğiz. Sağlık emekçilerinin bu özverili, bu sıkıntılı, bu stresli süreçte yaptıkları çalışmaları hiç kimse ama zerre kadar vicdanı olan hiç kimse göz ardı etmemeli.

Değerli arkadaşlarım, görüşülen madde 38’inci madde. 43 üniversite hastanesinin 2020 yılındaki 12 milyar liralık ödeneğinin 3 milyarının terkinini öngörüyor, böyle bir düzenleme. Gören de zanneder ki hastanelere bir lütuf bahşediliyor. Oysa şu anda üniversite hastaneleri başta olmak üzere bütün hastanelerin içinde bulunduğu koşullar inanılmaz zor ve muhtemeldir ki bir süre sonra bu hastanelerde ameliyatlar dahi yapılamayacak, tetkikler dahi yapılamayacak. Bunu niçin söylüyorum? Bakın, utanç verici bir durum söz konusu. Bir yabancı firma grubu Türkiye’deki hastanelere tıbbi cihaz ve ilaç satıyor. 2,7 milyar dolar alacakları var. Alacaklarını tahsil edemiyorlar. Ne yapıyorlar? Büyükelçilerine Türkiye’yi şikâyet ediyorlar “Bizim alacaklarımızı Türkiye Hükûmeti ödemiyor.” diye. Hiçbirimizin hiçbir yerde karşılaşmadığı, görmediği, sümen altı edilen bu gerçeği büyükelçi ifşa ediyor, kendi yurttaşlarının alacaklarını tahsil adına. Bundan daha büyük bir utanç olabilir mi? Çünkü şirketleşerek devlet yöneten anlayış iflas etmiştir, ekonomisi iflas etmiştir, dış politikası iflas etmiştir, eğitimi iflas etmiştir. Borç bununla sınırlı kalsa amenna; otuz aylık alacağı olan tıbbi cihaz ve ilaç veren firmalar var, otuz ay. Bu firmalara şöyle bir öneri getiriliyor: “Gelin, alacaklarınızın yüzde 25’inden vazgeçin ve uzun vadeli bir plan yapalım, taksitle ödeyelim.” Evet, acaba siz bu öneriyi müşteri garantili yol yapan, köprü yapan yandaşlarınıza yapabilir misiniz? Onlara anında ödemelerini yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sağlık Bakanlığının 2020 bütçesi 58 milyar lira. Bunun yarısı sağlık emekçilerinin maaşına, sigortasına, vergisine gidiyor, 15 milyar lirası işte o bahsettiğim şehir hastanelerine ödeniyor, geri kalan 14 milyar lirayla da gelin, Türkiye’deki bütün hastaneler -üniversite hastaneleri dâhil- ameliyat yapsınlar, tetkik yapsınlar, hasta muayene etsinler; bu bir mucize! Yani iflas eden devlet anlayışı, maalesef, üniversitelere ve devletin bütün kurumlarına yansımış durumda.

Peki, üniversiteler sadece ekonomik olarak mı zor durumda? Üniversiteler bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzaklaştırıldı. Önce FETÖ mensupları üniversitelere rektör ve dekan atandı. Bunlar öyle bir anlayışla yönettiler ki sonra ortaklık bozulunca onlardan vazgeçtiler, yerlerine başka tarikatlara ve cemaatlere mensup şahısları, liyakate bakılmaksızın, bilgi birikimine bakılmaksınız getirip oralara rektör yaptılar, dekan yaptılar. Peki, ne oldu? Bir şartla, daha katı bir anlayışla, mutlak itaat istediler, mutlak itaat istediler, mutlak itaat, her şekilde, her adımınızda saraya danışacaksınız. Tek adam yönetimi böyle bir şey.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Tekin Bingöl (CHP, Ankara). “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 11 Kasım 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tekin-bingol-27-2020-11-11-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92114

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
