# Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Tuğrul Yemişci (AK Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 11 Mart 2010
- **Gündem:** SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/tugrul-yemisci-23-2010-03-11-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471

> Tuğrul Yemişci (AK Parti), 11 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)); konuşma 1.485 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA TUĞRUL YEMİŞCİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 471 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz yaş sebze ve meyve ticaretini düzenleyen yasa tasarısını dünden beri görüşüyoruz. Yalnız burada bir haksızlığı önlemek için sözlerimin başında ona değinmek istiyorum. Alt komisyonda ve Komisyonda yapılan çalışmalarda ben de bulundum. Komisyon üyesi milletvekili değilim. Hele alt komisyonda sabahtan gecenin geç saatlerine kadar 40’ın üzerinde, konuyla ilgili insanların fikirleri alındı ve tasarı hakkında tartışma yapıldı. Bu çalışmalarda muhalefetten ve iktidardan emeği geçen tüm milletvekili arkadaşlarımın burada emeklerine haksızlık yapmayalım diyorum ve hepsine de baştan teşekkür ediyorum.

Kanunun bize göre getirdiği en önemli konu, sebze meyve ticaretini düzenlerken, sebze ve meyvede -bütün konuşmacılar da kısmen değindi- yüzde 25’inin heba olduğu, zayi olduğundan bahsedildi; bunu önleyecek, çeşitli maddelerinde fıkralar var. Bir de “Bu yasa genel olarak üreticiyi korumuyor.” diye tenkitte bulunuldu. Aslında koruduğunu şöyle söyleyeceğim: Üreticinin işi Türkiye’de genelde ürettiği ürünü tarlanın kenarına getirmekle bitiyor. Pazarlamada mümkün olduğu kadar… Kendilerinin hallere kadar gelememesi, büyük çapta -istisnaları tabii ki var- üreticinin işi tarla kenarında bittiği için… Yani buralara, hallere ve pazar yerlerine üreticinin sokulmaması diye bir şey yok ama genelde Türkiye’de uygulamada bu işi yapan, sistemin içinde toptan alım satım yapan tüccarların ve haldeki komisyoncuların olduğunu biliyoruz.

Üreticilerin bu satış yerlerinden, yani hallerden ve pazar yerlerinden istifade etmesi için yasa, yüzde 20 kontenjan koyuyor. Bu, üreticileri ve üretici örgütlerini koruyan bir madde. Hatta bunların herhangi bir şekilde belediyeler tarafından başkalarına tahsis edilmemesi için de onun yeterli tedbiri alınmış durumda.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Neden yüzde 50 değil? Yüzde 50 olsa…

TUĞRUL YEMİŞCİ (Devamla) – Yüzde 20... Çünkü bakın, Türkiye’deki halleri biz kendilerinden dinledik alt komisyonda ve şu şekilde bir muamele yaptık: Gelen o 40 kişinin hepsini bir arada almadık, alt komisyona tek tek girdiler ve bunlar çeşitli kesimleri -üretici dâhil- temsil eden insanlarımızdı. Türkiye’deki mevcut piyasa koşullarında hallerin ve pazar yerlerinin nasıl çalıştığını… Hatta Belediyeler Birliğini temsil eden, üretici örgütlerini temsil eden, komisyoncuları temsil eden, odaları temsil eden -40’a yakın diyorum- çeşitli kimseler katıldı. Biz, tabii, tarafsız olarak bütün bu fikirleri aldık. İktidardaki ve muhalefetteki arkadaşlar hep birlikte tartıştık ve önümüze bu tasarı geldi.

Şimdi, bakın, burada, 2’nci maddede neler var, ben onlardan da bahsedeceğim. Zaten ikinci bölümle birinci bölüm birbirine geçmiş vaziyette bu yasada, yani düzenlemeler var, birinci kısımdaki maddelere de atıfta bulunuyor.

Dolayısıyla, ikinci bölümde neler olduğuna bir bakalım: 11’inci madde haller ve pazar yerlerindeki satış yerlerinin işletmesiyle ilgili. 12’nci madde teminatları getiriyor. 13’üncü madde yasaklar. 14 cezalar. 15 Bakanlığın görev ve yetkilerini düzenliyor. 16’ncı madde malların analizi, kaydı ve izlenmesi. Bu, hallere yeni getirilen bir madde, birazdan açacağım onu. 17’nci madde bütün hatiplerin şikâyet ettiği denetim mekanizmasını getiriyor. 18’inci madde yürürlükten kaldırılan daha önceki hükümleri zikrediyor. 19’uncu madde yürürlük maddesi. Ve bir de süreyi tahdit eden, belirleyen geçici maddemiz var. 20’nci madde de yürütme.

Şimdi, maddelere geçtiğimizde -umumuyla da ilgili- işletmeyle ilgili şunu söyleyebilirim: Hatipler bahsetti ama, hallerdeki mevcut statüko devam edecek, yani halleri çalıştıran, içinde işletmesi olan komisyoncular -on yıl süreyleydi- on iki yıl aynı tahsis sistemiyle hak sahipleri devam edecekler, on iki yıl sonra belediyeler İhale Kanunu’na tabi olarak ihaleyle bu iş yerlerini kiraya verecekler.

Ancak burada bir yenilik, yüzde 50’si bunların satış şeklinde de olabilecek, mülkiyeti satılacak, bu satılan yerler de tapuya şerh konulmak suretiyle satılacak, çünkü -yasaklar ve cezalar maddesinde söyleyeceğim- aykırı hareket ederlerse bu maddelere, o yerleri, iş yerleri satış yapılsa bile geriye alınabilecek. Dolayısıyla, bu bir yenilik.

Ayrıca, başka bir yenilik daha var. Bu gibi işleyen yerlerde mağaza, iş yeri tahsisi alıp, kirasını verip keyfine göre çalıştırmasın diye, on beş gün mazeretsiz olarak dükkânını açmayan, bir yıl içinde de altmış günden fazla dükkânını, iş yerini kapalı tutan insanların elinden bu tahsis edilen haldeki iş yerleri geri alınabilecek.

Pazar yerleri için de her ne kadar belediyeler düzenleme yapıyorsa da tahsis yoluyla pazar yerleri pazarcılara tahsis edilecek, en fazla iki iş yerinden fazla iş yeri olamayacak, orada da üç kez üst üste ve yılda sekiz seferden fazla iş yerini açmayan pazarcıdan bu yerler geri alınacak. Kanunun getirdiği özelliklerden bir tanesi de bu.

Ayrıca, en önemlisi -burada da üreticileri koruyor- hiçbir ücret almadan, hiçbir şarta tabi olmadan, hallerde ve pazar yerlerinde yüzde 20’si üretici veya üretici örgütlerine tahsis edilebilecek. Bu, işletmeyle ilgili.

Teminatla ilgili, bakın, bu yeni geliyor: Bildiğiniz gibi, daha önce milletvekili arkadaşlarım ifade ettiler, birinci kısımdaydı, tüketicinin, üreticinin ve arada ticareti yapanın haklarını düzenleyen yeni bir uygulama olarak hallere hakem heyetleri geliyor. Bu hakem heyetleri… Bir de hal hakem konseyleri geliyor. Konseyler, Ankara’da senede en az bir sefer toplanacak. Diğerleri… Hal hakem heyeti ise, olan ihtilafları çözmek için, asliye ticaret mahkemelerinin yerine ilk mahkeme gibi hakem heyetine gidilecek ihtilafta. Ne yapacak? İşte bu teminat müessesesi onun için geliyor, 50 bin liraya kadar olan ihtilafları bu hakem heyeti çözme yolunda olacak. Peki, bu nedir? “Doğrudan doğruya ürünümü komisyoncuya verdim, parasını geri alamadım...” Haklı nedenleri varsa, bu hakem heyeti parayı derhâl teminattan alıp kendisine verecek. Böyle bir, üreticiyi koruyan mekanizma da var. Yalnız üreticiyi mi? Hayır, bu halden -künye sistemi gelmişti; künye sistemi, yani hijyen şartında, standartta, düzgün mal olacak- bu ürünü alan kişi aldatıldığını kabul ediyorsa hakem heyetine itiraz edip, haklı gerekçeleri varsa, kazanırsa yine tazminatını bu teminattan alabilecek. Hakem heyetlerinin pratikliği burada. Bu yenilik… Teminat da doğrudan doğruya belediye meclislerinin her yıl belirlediği bir rakam olacak ve bunlar nakit gibi, nakdin dışında, devlet tahvili gibi vesair geçerli finans araçları olabilecek.

Ayrıca, yasaklarla ilgili… Bakın, bu da enteresan, kanunun içinde var yasaklar. Yani, haldeki komisyoncunun, üreticinin, oraya ürün getirenin veyahut da oradan ürün alanların ve orada, canlı, yaşayanların uyması gerekli şartlar yasaya konmuş vaziyette. Bunlara uymazlarsa -aynı zamanda pazar yerlerini- çeşitli cezalar getiriyor.

Bir de burada konuşmalarda çok sıkça bahsedilmişti. Neydi o? İşte, anlaşıp da üreticinin malının değerini fazla yaptırmamak, yani manipülasyonla dilediği fiyatla mal alıp satmak, aralarında mal satışı yapmak; bunları yasa tamamen önlüyor, bunların yasak olduğunu belirtiyor ve bunlara para cezaları getiriyor.

Yasaklarla ilgili bir de pazar yerlerinde dahi hem ortaya çıkan döküntülerin, kasaların nereye konulacağı; nara, yüksek sesle alışveriş yapılmaması gibi çeşitli kuralları da koyan ve karşılığında da ceza veren bir yasa, cezaları öngören.

Bakın, bu cezalar da -bahsediyorum- 100 liradan başlayıp, 100 lira, 500 lira, 2 bin lira, 3 bin lira, 5 bin lira, 10 bin liraya kadar giden, kusurlu hareket edenlere ve bu yasaklara uymayanlara verilecek olan cezalar.

Değerli milletvekilleri, pazar yerlerinde ise bu cezaları yine yasa şöyle uygun görüyor: Halde uygulanan cezanın üçte 1’i aynı kusurlar işlenirse pazar yerinde pazar yerinde, uygulanacak.

Şimdi, dolayısıyla bu yasanın yenilikleri, birçok yeniliği var. Ama neden endişe ediliyor ben anlamıyorum. Tabii ki ülkemizde iki tür hal olduğunu da gözden çıkarmamak lazım. Üreticilerin bölgesinde, ürünlerin çıktığı yerde daha çok ağırlıklı olan üretici halleri, bir de büyük kentlerimizde olduğu gibi, daha ziyade orada üretilen ürünler çok çok az yüzde olarak baktığımızda ama diğer kentlerimizden gelen ürünlerin satıldığı, alınıp satıldığı tüketici halleri.

Bir yenilik de -burada daha önce de tartışıldı- Bakanlığın düzenlemesine bağlı ürünlerin, yeni ürünler katılabilecek, derinliği olan ürünlerden bahsediliyordu, onların ismi sıralandı, açıldı.

Bu ürünler neden konulmak isteniyor -bana göre- onu anlatayım: Bu çalışmalar uzun süredir Bakanlıkça devam eden çalışmalar yasa tasarısı hazırlanmadan önce. Heyetteki milletvekilleriyle yurt dışındaki benzer haller de dolaşılmış. Yurt dışına baktığımızda, oradaki hallerde çok modern, her türlü ürünün düzen ve disiplin altında, hijyen kurallarına uygun satıldığını görüyoruz. Ola ki, önümüzdeki süreçte Bakanlığın yeni uygulamasıyla izin verebileceği yerlerde bazı ürün çeşitlerinin artırılması da gündeme gelebilir. Dolayısıyla bunun için yasaya konulduğunu kabul ediyoruz.

Ayrıca, yine yasanın getirdiği en önemli madde, bana göre, ucuzluktan ziyade, ucuzluk o şekilde sağlanacak… “Fiyatta yüzde 8’den yüzde 6’ya inmekle, yüzde 1, yüzde 2 inmekle ucuzluk olur mu?” diye tenkit ediliyordu; ben de katılıyorum, doğrudur, yüzde 1’lerle yüzde 2’lerle ucuzluk olmaz. Ancak, başka şeyle ucuzluk olur. Malın heba edilmesini, yaş sebze ve meyvenin zayi olmasını önlersek o zaman -yüzde 25 rakamından bahsediyoruz; Türkiye için, millî ekonomi için büyük kayıp- bunu sağlayabildiği takdirde -ki bu yasanın maddeleri var- o zaman ucuzluğu sağlayacak.

Bir başka bir şey de… Burada popülizm yapmayalım ama şu gerçeği de görelim: Şimdiye kadar yurt dışına, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya satılan malda ilaç kalıntısıyla ilgili analizler yapılırken bizim hallerimizin kaç tanesinde yapılıyordu? İşte bu yasa modern hallerin belli süre içinde ortaya çıkmasını sağlayacak.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Sekiz senedir niye yapmadınız Sayın Milletvekili; elinizden tutan mı vardı?

TUĞRUL YEMİŞCİ (Devamla) – Ayrıca başka bir şey daha var hakem heyetinin bakacağı: Bir kasa veyahut elli kasa bir ürün aldı. Bu ürünün üstü ile altının değişik çıkmasını önleyecek; ceza var, standart getirecek. Ürün kimliği olacak; ürünün nerede üretildiği, kimin sattığı, hangi tip, hangi kalitede ürün olduğunu burada düzenleyen bir yasa. Bu, nihayetinde tüketiciye dönük önemli bir uygulama ama üretici için de, tabii onun için de gelen maddeler var, biraz evvel söylediğim gibi teminatla ilgili madde...

Ben sözlerime burada son verirken bu yasanın çalışmasında emeği geçen tüm milletvekili arkadaşlarıma, Bakanlıktaki bürokratlara teşekkür ediyorum. Bu yasanın, ülkemize, ilgililerine, ekonomimize hayırlı olmasını temenni ediyorum, yüce heyeti tekrar saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Tuğrul Yemişci (AK Parti, İzmir). “Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tugrul-yemisci-23-2010-03-11-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
