# Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Turgut Dibek (CHP, Kırklareli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2009
- **Gündem:** TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321

> Turgut Dibek (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 866 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dibek.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24’üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Öncelikle saygıyla selamlıyorum tüm Meclisi ve vatandaşlarımızı.

Aslında, Sayın Bal az önce 24’üncü maddeyi açıkladı. Gerçekten, hukukçu olmayan arkadaşlarımız belki bu konuyu yeterince fark edemeyebilirler ama Komisyon sırasında gerek Başkanımız gerek Hocamız ve diğer hukukçu arkadaşlarımız… Ki Sayın Bakan yok, bugün Sağlık Bakanımız burada. O kadar yoğun Türkiye’de gündem varken Sayın Bakanın hukukla ilgili, Borçlar Kanunu’yla ilgili bir kanunda Hükûmeti temsil etmesi de gerçekten takdire şayan bir olay. Yani Hükûmette başka bir bakan, hukukçu bir bakanımız yok muydu orada bulunsun! Onu da takdirlerinize bırakıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Gerçekten, çok uzun bir cümle değerli arkadaşlar, tek cümle, arada hiçbir şey yok. Okuduğunuz zaman, ben de hukukçuyum, değerli grup başkan vekili arkadaşlarımız, AKP’nin Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımız var, kesinlikle bu maddeyi anlamaları çok zor, en az 2-3 kez okumaları gerekiyor. Biz ne yaptık? Yine bu cümlenin hiç içeriğini değiştirmeden, aynı anlamda, aynı mahiyette olmak kaydıyla, kısalttık ve daha anlaşılabilir hâle getirdik. Sayın Komisyon Başkanımızın aslında önergemizi değerlendirmesi gerekeceğini düşünüyorum ama “Katılmıyoruz.” dediler.

Şimdi, değerli arkadaşlar, genel işlem koşullarını değiştirme yasağını içeriyor bu önerge. Ben, Sayın Bal okuduğu için tekrar, mevcut 24’üncü maddeyi okumak istemiyorum ama bizim önergemizde “Düzenleyene; genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü tek yanlı olarak ve karşı yan aleyhine değiştirme ya da yeni düzenleme yapma yetkisi veren kayıtlar geçersizdir.” şeklindeki cümle çok daha anlaşılabilir bir cümle ve bunu da Genel Kurulun takdirine sunuyorum.

Ben, önergemizin en azından -Komisyonda kabul edilmemekle beraber- Genel Kurulda kabul edilebileceğini umuyorum.

Az önce, değerli sözcüler konuşurken, AKP sözcüsü arkadaşlarımız da hak, hukuk, adalet sözcüklerini çok fazla kullandılar ama Türkiye’de neler yaşanıyor, hele hele hukuku uygulamakla birinci derecede sorumlu olan yargıçlar, savcılar göreve başlarken hangi usuller, hangi yöntemler uygulanıyor; bu konuda, Sayın Adalet Bakanımız burada yok -o olsaydı çok daha iyi olacağını düşünüyorum- ama gıyabında bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum, söylenenlerle burada yaşananlar arasındaki çelişkiyi de aktarmak adına: Bir hukuk öğrencisi hâkimlik sınavlarına 3 kez değişik dönemlerde girmiş, yazılı sınavı her üçünde de yüksek puanla kazanmış, mülakata davet etmişler fakat her nedense mülakat sonunda bu aday arkadaşımız bir türlü hâkimlik mesleğine atanmamış, her seferinde olumsuz yanıt verilmiş.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bıyığı badem değil diye.

TURGUT DİBEK (Devamla) – Tabii, o da merak etmiş, demiş ki: “Niye böyle oluyor?” Mülakatta da bir sorun yok, mülakatın da çok başarılı geçtiğini kendisi de görüyor. Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde Bakanlığa yazmış “Niye ben atanmıyorum?” diye. Kendisine yanıt vermiş Bakanlık. Verilen yanıtlar burada, onlardan birkaç kısmını, tabii, birkaç paragrafı da okumak isterim. Hakkında bir güvenlik soruşturması yapılmış, hem güvenlik şube yapmış hem İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış. Verilen yanıtlarda, değerli arkadaşlar, bu adayla ilgili olarak şu söyleniyor, Güvenlik Dairesi Başkanlığı diyor ki: “Bu kişi hakkında arşiv araştırması yapılması talebinde bulunulmuş –işte- kendisinin yapılan arşiv araştırmasında güvenlikle ilgili konularda ilişik kaydına rastlanılmamıştır.” İstihbarat Daire Başkanlığı da şöyle diyor: “Evet, biz de araştırdık, biz de baktık, öğrenciyken bazı toplantılara katıldığına dair duyumlar var ancak bu duyumlar yapılan çalışmalarda teyit edilemediğinden herhangi bir kaydına da rastlanılmamıştır.” Yazılı metni burada, Sayın Bakanımıza, Komisyona da verebilirim bunu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu kişi hakkında güvenlikte de hiçbir şey yok. Kendisine en sonunda şu yazı yazılmış, denmiş ki: “İşte, siz bize soruyorsunuz niçin atanmadığınıza dair. İşte, hakkınızdaki güvenlik evrakları bunlar. Hakkınızda herhangi bir ne arşiv kaydı vardır ne de istihbari olarak herhangi bir kaydınız vardır yani bunlarla alakası yoktur atanmamanızın, normal mülakat çerçevesinde siz atanmadınız.” Mülakat değerlendirmesiyle ilgili de biliyorsunuz, daha evvel yönetmelik hükümleri gereği yapılan o mülakat işlemi daha sonra, geçen dönem, yani geçen yıl buradan çıkan kanunla yasal hâle gelmişti.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu kişi, Tunceli Çemişgezek doğumlu, ismi de Mahir. Şimdi, ben şöyle bir baktım, tabii, kişiye bakıyorsunuz, hiçbir şey yok, çok güzel, yüksek notları var. Ben kendisini tanımıyorum, hiç bilmiyorum, Ankara’da ikamet eden bir vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı. Hani Sayın Başbakan sık sık diyor ya, proje, en sonunda millî birlik… Millî birlik projesine dönüşen birtakım söylemler var: “Türkiye'nin her yeri, Türkiye’deki tüm vatandaşlarımız eşittir bizim için, kutsaldır.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

TURGUT DİBEK (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bu kişiye bakmışlar –ben kendi yorumumu açıklıyorum, hiçbir şey yok çünkü, evrakları da vereceğim- ya demişler, bu Tunceli doğumlu. Kamer Genç de burada yok, burada olsa belki daha anlaşılabilir olurdu. Ya, Tunceli Çemişgezek, ismi de Mahir yani olsa olsa demişler, bunun bize pek faydası olmaz, bundan sorun gelir. Yani, anası babası düşünememiş bu vatandaşımızın, bu öğrenci arkadaşımızın ismini Recep ya da Abdullah koysun, ileride bir sorun çıkmasın diye. Ama böyle bir düzenleme, böyle bir değerlendirme yapıldığı çok net ortada. İleriye dönük olarak bu arkadaşımız bu göreve hâkim olarak atanırsa, az önce tüm sözcülerin belirttiği gibi, hukuka, bağımsızlığa, yargı bağımsızlığına gölge düşürmeden bu görevini yapar, biz de kendisinde yarın öbür gün sıkıntı yaşarız demiş arkadaşlar, mülakat komisyonundaki arkadaşlar. İstihbarattan da demişler ki, ya bir şey yok ama siz almayın bunu, diye oraya bir şey koymuşlar.

Değerli arkadaşlar, gerçekten çok üzüntü verici bir olay. Türkiye’de bunlar da yaşanıyor. Bunları arkadaşlarımız konuşurken lütfen bunları da görsünler diyorum. O millî birlik projesi söylemleriyle bunlar hiç çakışmıyor değerli arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
