# Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Turgut Dibek (CHP, Kırklareli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s-2

> Turgut Dibek (CHP), 9 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 620 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, 14’üncü madde üzerindeki önergemiz hakkında söz aldım.

Tabii, artık, tasarının sonuna geldik. Kanunla ilgili söylenenler söylendi. Ben, bu beş dakikalık süre içerisinde genel olarak aslında ülkenin bugün içinde bulunduğu… Az önce alkışlardan -aslında konuşmamın bir kısmını farklı yapmayı düşünmüştüm ama- alkışları görünce, yani çok bir şeyin de değişmediğini görüyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, Türkiye'nin içine girdiği veya sokulduğu tabloyu aslında şöyle, kısaca bir özetlediğimizde, Sayın Bozdağ’ın söylediği, işte, “Demokrasi, efendim, özgürlükler, her ülkeye örnek olan bir anlayışa büründü Türkiye.” gibi, bunların hiçbirinin geçerliliği yok. Bugün, Türkiye, dibine kadar, bir tek adam yönetiminin içerisine girmiştir. Bakın, bu tasarı kanunlaştıktan sonra bu daha da kuvvetlenecektir.

Şimdi, Anayasa’mızı açın, bakın, orada göreceksiniz. Anayasa’mızda hukuk devletinden bahsediyor. Anayasa’mızda kuvvetler ayrılığı rejiminden bahsediyor. Anayasa’da, işte, bu kuvvetler ayrımının birbirinin denetlemesinden bahsediyor. Bugün içinde bulunduğumuz süreç, yaşadıklarımız, işte, sizlerin “Çok fazla özgürlük getirdik, birçok yasada düzenlemeler yaptık…” Biçimsel anlamda, aslında ülkede, gerçekten, baktığımız zaman maddelere, birtakım iyileştirmelerin yapıldığını, kâğıt üzerinde, görüyoruz. Bunları, çıkıp burada söylüyorsunuz. Mesele o değil. Mesele, yaşamsal açıdan bakıldığında hangi noktadayız?

Şimdi, özgürlüklerden bahsediyorsunuz ama bu ülkede -şeylere hiç girmeyeceğim, bu, efendim, dinlemeler, şunlar, bunlar- vatandaşlarımız, artık seyahat özgürlüğünü kullanamıyorlar, bakın, seyahat özgürlüğünü. İşçiler araçlarla bir yere giderken artık polis tarafından durduruluyor, “gidemezsiniz” deniyor. Öğrenciler, efendim, bir yere gidemiyorlar. Sayın Başbakanın açılış için veya işte gittiği yerlerde insanlar bir gün, iki gün önceden gözaltına alınıyor. Şimdi, bu mantığı, aslında bu anlayışı… Yani kâğıt üzerinde var olduğunu söylediğiniz özgürlüklerin bu ülkede olmadığını hepimiz görüyoruz, sizler de görüyorsunuz.

Bu kanuna belki biraz sonra değerli arkadaşlarımız işte oylarıyla “kabul” oyu vererek bu kanunu yasalaştıracaklar. Birileri ellerini ovuşturacak, “Evet, istediğimiz oluyor.” diyecek. Ben burada iyi niyetle, her şeye rağmen iyi niyetle yine bu kanunun ülke için yararlı olduğunu düşünerek oy verecek olan milletvekilleri olduğunu da düşünüyorum.

Ama değerli arkadaşlar, bakın, Alman Weimar Anayasası var -arkadaşlarımız bilirler- dönemin en demokratik anayasası, o dönemin. Şimdi, o Anayasa’nın içerisinden bir Hitler çıktı, bir diktatör çıktı. Şöyle bir yanılgı içerisindesiniz gibi geliyor bana: “Demokrasi ve çok parti her şeye yeter.” Arkadaşlar, yetmiyor. Geçen gün YSK açıklamış, yirmi dört tane siyasi parti önümüzdeki seçimlerde yelpazede yer alacak yani yirmi dört tane siyasi partiye oy kullanacak vatandaşlarımız. Yani çok parti var diye, bu ülkede, efendim, kâğıt üzerinde temsilî demokrasi var diye eğer sizler “her şey güzel” diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bakın, diktatörlerin bir anlayışı var, tarihten gelen o mantık. Ne diyorlar? Seçimle geldik, halk bizi seçti, biz her şeyi yaparız, bize kimse engel olamaz, muhalefet de engel olamaz, kurumlar da engel olamaz. Bunu yaparken bize kimse müdahale etmeyecek ve bunu yaparken biz bu süreçte -sizin yaptığınız gibi- hukuku da hiçe sayabiliriz, gerekirse zaman zaman –bunu Sayın Başbakan ve diğer sözcüler yapıyorlar- hukuku hedef de gösterebiliriz. Diktatörler bunu zamanında yapmışlar. Şimdi, ben bu mantığı tarihte görüyorum, bakıyorum, bugün de sizin aslında uygulamalarınızda bunu görüyorum değerli arkadaşlar.

Şimdi, bakın, Sayın Başbakan -sürem de bittiği için bunu da okumak istiyorum- aslında kafasında bir, tek adam rejimi var. 2004’te bir televizyon programında, Kanal D’de Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın bir programına katılmış. O programda Başbakan şunu söylemiş, Başkanlık rejiminden bahsetmiş. Bugün yine dikkat ederseniz onu temcit pilavı gibi tekrar ortaya çıkardı, “Vatandaşlarımız bunu tartışsın.” diyor. Şimdi, o programda başkanlık sistemini övüyor Sayın Başbakan ve bunun gerekçesini de şöyle söylüyor: “Bu, bürokrasiyi ortadan kaldırır.” diyor, yani başkanlık sistemi gelirse. Fatih Altaylı da bunun üzerine şöyle bir şey sormuş kendisine: “Sayın Başbakan, bunun uygulanabilmesi için eyalet sisteminin olması gerekmiyor mu?” demiş. Sayın Başbakanın yanıtı değerli arkadaşlar: “Eh, tabii. O zaman ona uygun bir yapılanma da olmalı, altı kaval üstü şişhane olmaz.” Sayın Başbakan 2004’te aslında niyetini açıklamış. Bu gelen yasaların hepsi, değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanın tek adamlığı için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURGUT DİBEK (Devamla) – Hayırlı olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Turgut Dibek (CHP, Kırklareli). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turgut-dibek-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
