# Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin sebeplerinin araştırılmasına ilişkin meclis araşt.önergesi(10/285)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mayıs 2005
- **Gündem:** ÜLKEMİZDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE CİNAYETLERİN SEBEPLERİNİN ARAŞTIRILMASINA İLİŞKİN MECLİS ARAŞT.ÖNERGESİ(10/285)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2005-05-18-ulkemizde-kadina-yonelik-siddet-ve-cinayetlerin-sebeplerinin-arastiril

> Türkan Miçooğulları (CHP), 18 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE CİNAYETLERİN SEBEPLERİNİN ARAŞTIRILMASINA İLİŞKİN MECLİS ARAŞT.ÖNERGESİ(10/285)); konuşma 1.182 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekili Oya Araslı ve 22 arkadaşımız tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan, töre cinayetleri görünümündeki kadına yönelik şiddet hareketlerinin nedenlerini ve engelleyici önlemlerinin belirlenmesini içeren araştırma önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine göre, hukuka ve yazılı belgelere göre, bütün insanlar eşittir. Bu çerçevede, kadını ve erkeğiyle tüm insanlar insan oldukları için eşit haklara sahiptir. Kültür ya da gelenekler, kadının temel insan haklarının ihlali için bir gerekçe olamaz.

Oysa, içerisinde bulunduğumuz 21 inci Yüzyılda, her yıl yarım milyondan fazla kadın gebelik ya da doğum sırasında yaşamını yitiriyor. Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i, eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor. Dünyada her 3 kadından 1'i, hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor. Her 5 kadından 1'i, hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor. Amerika Birleşik Devletlerinde her 90 saniyede 1 kadın tecavüze uğrarken, Irak'ta Nisan 2003'ten bu yana -savaş sırasında ve sonrasında- en az 400 kadının tecavüze uğradığı İnsan Haklarını İzleme Örgütünün raporlarında yer alıyor.

Dünyada, ağırlıklı olarak Afrika Kıtasında, 135 000 000'dan fazla kadın sünnet ediliyor. Dünya genelinde mültecilerin yüzde 80'i kadın. Gelişmekte olan ülkelerde okuryazar olmayan her 3 kişiden 2'si kadın. 280 000 000'luk Arap dünyasında her 2 kadından 1'i okuma yazma bilmiyor. Suudi Arabistan'da kadının oy hakkı yok, araba kullanması yasak. Dünyada 54 ülkede kadınlara yönelik ayırımcı yasalar bulunurken, namus savunması, Peru, Bangladeş, Arjantin, Ekvador, Mısır, Guatemala, İran, İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Venezuela'nın ceza yasalarında yer alıyor.

İran'da, çok istisnaî durumlar haricinde kadının boşanma hakkı yok. Şeriatla idare edilen ülkelerde zina yapan kadının cezası recm; yani, taşlanarak ölüm. Tüm dünyada sağlık çalışanlarının yüzde 75'i kadın. Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı, gelişmiş ülkelerde bile epey düşük. Bu bilgiler, günümüzde kadının durumunu genel hatlarıyla ortaya koymaktadır.

Töre veya namus cinayeti denilen olay, ülkemizde kadınların maruz kaldığı sorunlardan sadece biridir. Esasen, kadınların, modern Batı toplumları da dahil, günümüzde yaşadığı daha pek çok sorun vardır. Bu sorunların arka planında sosyal, kültürel, ekonomik birçok sebep, tarih ve coğrafyadan gelen pek çok unsur bulunmaktadır. Töre cinayetlerinin temelinde ise, büyük ölçüde ataerkil zihniyetin erkek varlığını ve haklarını önceleyen ya da merkeze alan bir anlayışın, kadınlarla ilgili algı ve kabulleri yatmaktadır. Kadını kendi var oluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış, doğumundan itibaren onu erkekten aşağı ve ikinci bir cins olarak algılama ve kodlama anlayışına düşmektedir. Bu bağlamda, toplum yaşamının sınırlarını belirleyen gelenek, görenek, ahlak, töre ve namus gibi değerler önplana çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlar, töre ve namus, çok kullanılan bir kavram. İnsanlar yaşamlarını namus uğruna feda edebilmekten hiç çekinmiyorlar. Şarkılar yazılıyor, insanın değeri namusuyla ölçülüyor. Namuslu-namussuz ayırımını yaparken ise, tek bir başlangıç noktasından yola çıkılmıyor. İnsan yaşamındaki değerler arasında 70'li yıllarda para 8 inci sıradayken, bugün tepeye yerleşmiş durumda. Yükselen değerin para olmasıyla birlikte, namuslu insanı tanımlamak gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu hızlı değişime direnen, direnmesi için özel çaba sarf edilen bir namus kavramı ise, insan yaşamını dörtbir yana savuruyor. Namusu öyle bir yere yerleştiriyor ki, değişmez kurban, her seferinde önce kadın oluyor.

Hep beraber affediyoruz namus belasına işlenen cinayetleri. Cinayeti işleyen, cezaevinin en saygın kişisi oluyor. Cezaevinde ceza indirimleriyle kaldığı kısacık süre içinde el üstünde tutuluyor. Üstelik çoğunlukla bu paye, ailenin 18 yaşını geçmemiş bir üyesine veriliyor. Bir tür, erkekliği kanıtlama aracı bu cinayet. Afrika kabilelerinde erkek olabilmek için öldürülen hayvanların dişlerini takıyorlar ya delikanlılar boyunlarına, bizim delikanlılarımız da, neredeyse, kız kardeşlerinin saçlarıyla namuslarını süslemeye çalışıyorlar. Ceza indirimi alıyor namus cinayeti işleyenler. Elimizde namus cinayetlerinin gerçek sayısı yok; doğru bir istatistiğe ulaşma şansımız da bulunmuyor aslında. Töre cinayeti gibi değişik isimlerle de anılan bu cinayet grubunun kayıtlarda yer alması oldukça zor.

Töre, yaşam içinde toplum tarafından oluşturulan bireylerin toplum içindeki davranışlarını düzenleyen, toplum içindeki alışkanlıklar, gelenekler ve göreneklerdir. Töreler toplumları diğerlerinden ayıran kültürel özelliklerin tümüdür. Her toplumun farklı töreleri vardır.

Töreler pratik yaşamı kolaylaştırıcı, insanlara güven veren, dayanışma sağlayan, hoşgörülü olabileceği gibi, acımasız ve şiddet uygulamaya yönelik de olabilmektedir.

Bazı durumlarda törenin yaptırımı kınama, dışlama ve cinayetle sonuçlanmaktadır. Türk toplumunun kültüründen, özellikle değerler sisteminden kaynaklanan töre ya da diğer bir deyişle namus cinayetleri, daha çok kırsal kesim kültürünü yansıtmaktadır.

Ülkemizde daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde rastlanan bu cinayetler, kentleşmeyle birlikte kentlere de gelerek özellikle alt toplumsal yapıda yaygın olarak görülmektedir.

Kırsal kesim kültürünü yansıtan töre cinayetleri, ekonomisi tarıma dayalı, kapalı toplumlarda görülmektedir. Aile fertlerinin her konuda aile reisinin hâkimiyeti altında olduğu yapıda kazanç müşterek ve kadınlar erkeğe bağlıdır. Bu nedenle de kadınların namus ve şerefi ailenin, özellikle de erkeğin şerefidir. Karar verme yetkisinin aile reisine ait oluşu nedeniyle, diğer bireylerin bağımsız düşünce yetenekleri gelişmemiştir; tek başlarına karar veremez ve özgüvenleri zayıftır. Bağımsız düşünce ve davranış geliştiremedikleri için töreye aykırı yapılan her şey hepsinin adını lekeler ve birisinin gerçekleştirdiği onurlu bir hareket herkese saygınlık ve şeref kazandırır.

Ülkemizde alt sınıfların değer yargıları, kentte dahi kırsal toplumun kültüründen kopamamıştır. Bu cinayetleri işleyenler çoğu kez toplum tarafından birer katil değil, namusunu temizleyen biri olarak değerlendirilmektedir.

Feodal yapının hâkim olduğu yörelerde, seçimlerde, evlilik gibi her türlü karar alma ve etkinlikte aşiret düzeninin geçerli olduğu bilinmektedir. Kırılmalar çok az da olsa yaşanmaktadır.

Doğu illerimizde köylerden şehir merkezlerine doğru yaşanan göçler, aşiret yapısını şehre de yerleştirmiştir. Günümüzde töre baskısı, günlük yaşamın her yerinde belirleyicidir.

Törede kız kaçırma, kumalık, kan davası gibi olaylarda konu adliyeye intikal etmeden aile meclisinin aldığı kararla çözüm üretilmektedir. Feodal yapının aşılamaması ve bu konudaki çözümsüzlükler töre olaylarının kanıksanmasına neden olmaktadır.

Törenin fonksiyonlarından en önemlisi, namus olgusu karşısında edinilen tavırdır. Toplum tarafından kabul görmeyen kadın-erkek ilişkileri konusunda namus kavramı önplana çıkmaktadır. Namusa yüklenen anlam ve atfedilen değer ülkemizin her bölgesinde birbirine benzemektedir. Bu durum birçok ülkede aynı şekilde değerlendirilmektedir.

Namus olgusuna bakış açısı olarak kadınların çoğu kez erkeklere göre daha katı davrandıkları ve erkeği yönlendirdikleri bir gerçektir. Kadınlar, namus eksenli töre cinayetini meşru görmektedirler. Bunun sebepleri arasında kadının eğitimsizliği önplandadır. Ayrıca, psikolojik olarak hemcinsinin namusunu sahiplenmesi de söz konusudur. Yasak ilişkiye giren kadının mutlaka öldürülmesi ve öç alınması gerektiğini savunarak törenin devamlılığına destek olmaktadır. Bu konuda özellikle ailenin hukuku, devletin hukukunun önüne geçmektedir. Kadının eğitim yoluyla dış dünyaya açılması, kadının varlığını devam ettirebilmesi için geleneksele tutunma zorunluluğunu azaltmakta, bağımsız düşünme yeteneğini ve özgüvenini geliştirmektedir. Bu nedenle eğitim önemlidir.

Töre cinayetleri çağdaş kültürde kabul edilemeyecek bir durumdur; temelinde ise ekonomik bozukluk ve eğitimsizlik yatmaktadır. Değişen ahlak ve namus kavramları doğrultusunda töre cinayetleri de çağdaş toplumlarda daha farklı anlamlar taşır hale gelmiştir.

Türkiye'de, gelişmiş bölgelerde, töre cinayetlerine daha sınırlı rastlanması ya da hiç rastlanmaması önemli bir gerçeği işaret etmektedir. Bu açıdan doğu ve güneydoğu bölgesinin içinde bulunduğu kültürel dokunun töre cinayetleri üzerindeki payının büyük olduğu da açıktır. Bu yapıyı değiştirmek ve yerleşik kültürün önüne geçmek ise ancak iyi bir ekonomik yapı ve bölgedeki yaşam standartlarının yükseltilmesiyle mümkündür.

Namus ya da töre cinayetleri kadına karşı yaygın şiddetin en uç noktasıdır. Bu yüzden, artık, şiddet kültürüyle yüzleşmek ve mücadele etmek zorundayız; ancak, bunun çok yönlü ve uzun soluklu bir mücadele olduğunu da bilmeliyiz. Devletin pek çok biriminin ve kadın örgütleri başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle bu sorunun temelleri, boyutları ve çözüm süreciyle ilgili çalışmalar yapılmalı, töre cinayetlerine karşı mücadele bir devlet politikası haline getirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir). “Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin sebeplerinin araştırılmasına ilişkin meclis araşt.önergesi(10/285)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2005-05-18-ulkemizde-kadina-yonelik-siddet-ve-cinayetlerin-sebeplerinin-arastiril (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
