# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2006
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2006-05-04-chp-grup-onerisinde

> Türkan Miçooğulları (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 846 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri "yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü" diyen Yunus Emre'yi saygıyla anıyor, hepinizi Yunus gönlüyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlar, cumhuriyet projesi önemli bir projedir, önemli bir aydınlanma devrimidir. Yok olmaya yüz tutmuş, emperyalist işgali altındaki bir ülkeden Mustafa Kemal'in öncülüğünde bağımsız bir ülke kurmayı başardık ve cumhuriyetin devrimlerle taçlandırılması gerekiyordu, onları yaptık. Bu Meclis hilafeti kaldırdı, bu Meclis saltanatı kaldırdı, bu Meclis Mecelle yerine Medenî Kanunu getirdi, bu Meclis kılık kıyafet devrimini gerçekleştirdi, bu Meclis laikliği kabul etti ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu; yok olmaya yüz tutmuş bir toplumdan, bir ulus yarattı; ama, bütün bu yapılan devrimlerin yaşayabilmesi için devam ettirilebilmesi, sürdürülebilmesi, geliştirilebilmesi için, eğitime ihtiyaç vardı.

İşte, 1935-1946'larda Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Saffet Arıkan, bu eğitim devrimini gerçekleştirdiler ve Anadolu'nun dört bir yanına eğitim götürecek öğretmenleri yetiştirmenin yolunu buldular. Anadolu'nun köyleri, o zamanlar "orada, bir köy var uzakta; gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür" şeklindeydi; ama, o öğretmenler, o köylere gitmeyi, o köylerdeki çocukları ve o köylerdeki yaşayan yetişkinleri, cumhuriyet devrimleri ilkesinde yetiştirmeyi başardılar.

1950'lerden sonra eğitimde bir geri gidiş başladı. Köy enstitülerinin kapatılması da bunun en önemli nedenlerindendi. Bu geri gidişin bu eğitimi geriye götürmeye çalışanlara da bir yararı olmadı, cumhuriyeti savunanlara da bir yararı olmadı ve bugün, içinde bulunduğumuz koşullarda, hangi sorunun temeline girmeye çalışsak, hangi sorunun temelini açsak, altında, eğitim yatıyor, eğitim sorunu yatıyor, eğitimsizlik yatıyor.

Artık, çağımız öyle bir çağ ki, bilgiye ulaşmak mümkün. Düğmeye basıyor evindeki 5 yaşındaki çocuk, karşısında, dünyanın tüm bilgilerine sahip oluyor, istediği bilgiye ulaşıyor; ama, eğitim başka bir şey. Ulusal bütünlüğünü koruyacak şekilde eğitim almak, örgün eğitimden yararlanmak, ulus devlet bilincine sahip öğrenciler yetiştirmek, insanlar yetiştirmek; bu başka bir şey. Onun için, işte, köy enstitülerinin kurulduğu zamandaki felsefeye uygun eğitim sistemlerine ihtiyacımız var. Hiçbirimiz, bu kürsülerden, köy enstitülerini anlatırken, biz geriye gidelim, 1935'lerdeki sistemi olduğu gibi alalım, onları olduğu gibi kullanalım demiyoruz; ama, bir eğitim devrimine ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz, yeni bir eğitim anlayışına ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz.

Küreselleşme, çokuluslu şirketleriyle, toplarıyla tüfekleriyle, akıllarıyla fikirleriyle, her şeyiyle geliyor. Bunun karşısında, bir ulusal bütünlüğe, ulusal bilince ihtiyacımız var. Bunu sağlayacak olan da, ulusal bir eğitim anlayışımızdır. Biz, bu küreselleşen dünyada, okyanusta yüzen bir gemi olmalıyız; ama, o okyanusta kendi bandırasıyla yüzen bir gemi olabilmenin eğitim koşullarını yaratmalıyız. Bunu yapabilmek için de, eğitimin ne denli önemli olduğunu, eğitimin ne kadar gerekli olduğunu toplumumuza anlatmalıyız. Bunu anlatabilmek için, biz, 17 Nisan gününün eğitim bayramı günü ilan edilmesini istiyoruz, eğitim bayramı günü olarak kabul edilmesini istiyoruz. O gün tatil yapılsın demiyoruz. O gün -biraz önce Sayın Gazalcı'nın da söylediği gibi- zaten her yerde yapılmakta olan eğitim şenliklerinin, eğitim tartışmalarının, eğitim konuşmalarının, eğitim sempozyumlarının, devlet tarafından resmen kabul edilmiş olmasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kabulünden sonra, devlet tarafından yapılmasını istiyoruz, önerilmesini istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, 17 Nisan günü, köy enstitülerinin kurulduğu gündür; ama, bir başka özelliği de vardır. Bahar, tüm dünyanın devinimini sağlamaya başladığı, yeşermeye başladığı, yeşillenmeye başladığı, canlanmaya başladığı, kışın biriktirdiği enerjisini, doğaya, dünyaya, ortama saldığı bir gündür. İnsanlar, toprak, su, hava 17 Nisanda, nisanda çok enerjiktir. İşte, insanların tüm bu enerjisini, nisanın enerjisiyle, 17 Nisanın enerjisiyle birleştirerek, 17 Nisan gününü, eğer bir eğitim bayramı ilan edersek, o haftayı eğitim bayramı olarak kutlarsak, biz şuna inanıyoruz ki, ihtiyacımız olan eğitim eksikliğini, o günlerde yapılan tartışmalarla, eğitimde yapılması gereken devrim anlayışını o günlerde tüm toplumumuzla yapılan tartışmalar, sempozyumlar ve şölenlerle bir noktaya getirecek ve eğitimdeki ihtiyacımız olan eksikliği tamamlamaya çalışacağız.

Köy enstitüleri niçin çok önemliydi; çünkü, köy enstitüleri burada oturan birçok kişinin öğretmeniydi; çünkü, köy enstitüleri Türkiye Cumhuriyetinin öğretmeniydi ve köy enstitülerinin anlayışına hâlâ ihtiyaç hissediliyor ki, şimdi onların çocukları, İkinci Kuşak Köy Enstitüleri Derneğini kurdular ve şimdi onların çocukları ve o anlayışı benimseyenler, 17 Nisanlarda köy enstitülerinin felsefesini tartışıyor, köy enstitülerinin felsefesini anlatmaya çalışıyor.

Köy enstitülerinde irfanı hür, vicdanı hür, aklı hür öğrenciler yetiştiriliyordu ve bizim ülkemizin, bugün, yine, vicdanı hür, aklı hür, irfanı hür öğrencilere ihtiyacı var. Tartışan, konuşan, düşündüğünü özgürce söyleyen, inandığı şeyin arkasından giden, ülkesinin bağımsızlığını, ülkesinin özgürlüğünü, ülkesinin birliğini bütünlüğünü kimseye tartıştırmayan öğrencilere ihtiyacımız var. Bunları da, ancak öğretim, eğitim yoluyla sağlayabiliriz. Onun için, 17 Nisanların eğitim bayramı olarak kabul edilmesini istiyoruz ve sizden bu önerimize destek bekliyoruz.

Bakıyorum, hepiniz bu konuşmalarımı boş gözlerle dinliyorsunuz, hatta bazınız dinlemiyorsunuz; ama, biraz sonra bu kürsülere geldiğinizde, bu ülkedeki sorunları konuşmaya başladığınızda, okulların önündeki şiddetten söz etmeye başladığınızda, aile içi şiddetten söz etmeye başladığınızda, kapkaç olaylarından söz etmeye başladığınızda, hepiniz arkasından şunu söyleyeceksiniz: Bütün bunların altında eğitimsizlik yatıyor, bütün bunların altında eğitim sorunu yatıyor. Öyleyse, bir eğitim bayramına karşı çıkmanın veya bir eğitim bayramı ilan edilmesine ilgi göstermemenin mantığını bana izah etmenizi istiyorum bu kürsüye geldiğinizde, eğer bu önerimizi kabul etmezseniz.

Tatil olsun demiyoruz, herhangi başka bir şey yapılsın demiyoruz. 17 Nisanların, sadece, bu Meclisin eğitime verdiği önemi anlatabilmek için bayram ilan edilmesini; o gün, eğitim sorunlarının daha bir başka anlayışla, daha bir inançla, daha bir güvenle konuşulmasını istiyoruz.

Ben, köy enstitülerinde yetişmiş bir babanın çocuğu ve köy enstitülü okullarda yetişmiş öğretmenlerin yetiştirdiği bir öğrenci olarak, aynı zamanda İkinci Kuşak Köy Enstitüleri Derneğinin üyesi olarak, hepinizden 17 Nisanın eğitim bayramı ilan edilmesi için "evet" oylarını vermenizi bekliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2006-05-04-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
