# Türk silahlı kuvvetleri personel kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mayıs 2006
- **Gündem:** TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2006-05-10-turk-silahli-kuvvetleri-personel-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair

> Türkan Miçooğulları (CHP), 10 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN); konuşma 939 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, yani, Grubumun görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, her şey insan içindir. Çalışmak, insan için önemli bir hak ve görevdir. Bir insanın işinin olması, o insana hem ekonomik özgürlük hem mutluluk hem huzur getirir ve aynı zamanda sosyal barışı sağlar. Gelin, görün ki, ülkemizde çalışan kadın sayısı hiç de sosyal barışı sağlayacak, kadınlarımıza mutluluk getirecek, huzur getirecek ve ekonomik özgürlük getirecek oranda değildir.

2000'li yıllarda kadının istihdamdaki yeri yüzde 34'lerdeyken, 2006'da yüzde 24'lere gerilemiştir. Hoş, zaten, işsizlik de yüzde 11'lerde; yani, ülkede erkekler de iş bulamıyor. Kadınların iş bulması, kadınların iş alanında söz sahibi olması, zaten, erkeklerin iş bulamadığı bir ortamda, onların daha çok iş bulması zaten söz konusu değil.

Bunun önemli nedenlerinden bir tanesi ülkenin iyi yönetilememesi. İçinde bulunduğumuz üç yılda, tarımda, tarım alanında olan gerileme, üreticilerin üretimlerinin karşılığını alamamaları, ürettikleri malın değerini bulamaması, tarım alanındaki daralma, özellikle tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadının işsiz kalmasına ve şehirlere göç eden ailelerdeki kadınların evlerde oturmasına neden oldu.

İkinci nedenlerden bir tanesi de, daha çok kadının çalışabildiği alanlardan birisi olan tekstildeki gerileme, tekstildeki işyerlerinin kapatılması. Biliyorsunuz, tekstil, özellikle kadınların çalıştığı, hatta, evlerinde parça başı iş yaparak hem evlerinin işini sahiplendikleri hem de ev ekonomisine katkı yaptıkları bir alandı. Yani, kadın için iş çok önemli olmasına rağmen, ülkemizde çalışan kadın sayısı yeterli değil; kadınlar, iş alanında söz sahibi değil. Kadının iş alanında söz sahibi olabildiği önemli alanlardan bir tanesi, eğitim. Eğitilmiş kadın, özellikle iş bulma imkânına sahip. Örneğin, üniversitelerde çalışan kadın oranı yüzde 35'lerde. Eğitim arttıkça kadının çalışma yaşamındaki yeri artıyor, iş alanına giren kadının sosyal yaşamda söz sahibi olması sağlanıyor; yani, kadın yaşamında eğitim ve iş, ekonomik özgürlük birbirinden ayrılmaz, kadın özgürlüğü açısından vazgeçilmez unsurlar. Biz, bu kanunla, çalışma yaşamındaki kadının, kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetlerine bakıldığında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde 1 218 subay, 101 assubay, 2 uzman çavuş olmak üzere 1 321 kadın personel çalışmakta. Bu kadın personel arasında yapılan bir ankette, kadınların yüzde 60'tan fazlasının anneliği işlerinden daha fazla önemsedikleri görülüyor; çünkü, tarih boyunca, annelik, kadın için çok önemlidir, bir aslî görev haline gelmiştir ve doğanın ona verdiği bir sorumluluktur, bir haktır, bir ödevdir. Anne olmak isteyen kadının haklarını korumak, bizim, yasa yapan Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir. Zaten, bu yasa tasarısı, Plan ve Bütçe Komisyonundan oybirliğiyle çıkmıştır; büyük bir ihtimalle yine buradan da oybirliğiyle çıkacaktır.

Bu gerçekleştirdiğimiz yasayla, hem çalışan hem de anne olmak isteyen kadının, doğumdan önce ve doğumdan sonra, hem kendi sağlığını koruma adına hem de doğan çocuğun sağlığını korumak adına, ona, doğumdan önce 8 doğumdan sonra 8 hafta olarak, 16 hafta ücretli izin ve istediği takdirde 1 yıla kadar ücretsiz izin verme şansı tanıyor; aynı zamanda, süt izinlerini de ayarlayarak, çocuğun ilk yaşlarda sağlıklı beslenmesine yardımcı oluyor. Bu, hem Avrupa standartlarında hem de bizim ülkemizde, çağdaş normlarda bir yaklaşımdır, doğru bir yaklaşımdır. Büyük bir ihtimalle de, biraz sonra, kabul görecektir.

Buraya kadar bir sorun yok; bunlar, zaten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken ödevleridir. Yasal düzenlemeler, kadının çalışma yaşamında var olması için gerekli olan her şeyi sağlamıştır. Yasal düzenlemeler adına herhangi bir eksiklik yoktur. İşte, var olan bazı eksiklikler de, şu anda, giderilmektedir; ama, bu kanunun gerekçesini okurken, benim dikkatimi çeken bir şey oldu. Şimdi, sizlerle, onu paylaşmak istiyorum. Önce, genel gerekçedeki ilk paragrafa bakalım: "Çalışma yaşamında kadını yakından ilgilendiren pek çok sözleşme Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmış olup, müteakiben kadınların her alanda eşit bir şekilde haklarını kullanmaları ve toplumsal kalkınmaya eşit bir şekilde katılmaları için yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir."

Değerli arkadaşlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin orduları, kadınlı erkekli, halkın desteğiyle, Kurtuluş Savaşını kazandıktan sonra, Mustafa Kemal Atatürk ve yine Türkiye Büyük Millet Meclisi önemli devrimler gerçekleştirmiştir; 1926'larda Medenî Kanunu kabul etmiş, laikliği kabul etmiş, harf devrimi yapmış, kılık kıyafet devrimi yapmış, Öğretim Birliği Yasasını çıkarmış ve Avrupa Birliğindeki kadınların düşünemediği, o dönemlerde akıllarına bile gelmeyen seçme-seçilme hakkını Türk kadınına kazandırmıştır.

Oysa, biz şimdi yasaları yaparken, Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlama adına yasa yaptığımızı gerekçelerimize yazıyoruz. Halbuki, Avrupa Birliği bu örnekleri bizden almalıydı. O anlamda, bu gerekçeyi çok haklı bulmuyorum ve bugün bu noktalara gelmiş olmamız için de üzüntü duyuyorum.

Biliyorsunuz, Türk kadını seçme ve seçilme hakkını Avrupa Birliği ülkelerindeki kadınlardan çok önce kazandı; ama, şimdi, Avrupa Birliği parlamentolarında, Avrupa Birliğine üye ülkelerin parlamentolarında yüzde 30'ların üzerinde kadın var, bizim Parlamentomuzda ancak 24 tane, yüzde 4,4 oranında kadın var. Hepsi de sevgili, çalışkan arkadaşlarım.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Sen 10 tanesine bedelsin…

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (Devamla) - Teşekkür ederim Zeynepçiğim, sen de öyle.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, bunun nedenlerine biraz burada değinmek gerekiyor. Sizi biraz tarih öncesine doğru yolculuğa çıkaracağım. Paleolitik çağda, insanlar mağaralarda yaşarken, avcılıkla ve toplamayla beslenirken, geçinirken, kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahipmiş, kadın-erkek ayırımı diye bir şey yokmuş. Hatta, bu mağaralarda elde edilen fildişi heykelciklerde, erkek heykellerine değil, kadın heykellerine rastlanıyormuş. Tarihçiler, elde edilen bulgulardan bunu böyle söylüyorlar. Neolitik çağda, yani toprağa yerleşme başladığında, özellikle toprağa yerleşip tarıma geçildiğinde, erkeklerden önce kadınlar ekip biçmeyi başarmışlar. Kadının topraktan beslenmeyi elde ediyor olması, aynı zamanda da insan neslini devam ettiriyor olması, kadını erkeğin gözünde o noktaya getirmiş ki, tanrıçalar oluşturulmuş. Anadolu'da ilk çağlardan, bulunmuş olan, bugüne kadar taşınan, güzelliği, iyiliği ve bereketi simgeleyen Tanrıça Kibele'yi bilmeyeniniz yoktur.

Kadını tanrıçalaştıran bu doğurgan özelliği, zamanla kadının başına dert olmuş. Üretim araçları ve sermaye erkeğin eline geçip de, erkekler egemen olmanın tadına vardıktan sonra kadınlara demişler ki, sen anasın, sen sevgilisin, sen eşsin, evde otur, çocuklarını büyüt, senin aslî görevin analıktır. Cennet anaların ayaklarının altındadır. Öyleyse, senin bir şey yapmana gerek yok…

---

**Kaynak gösterme:** Türkan Miçooğulları (CHP, İzmir). “Türk silahlı kuvvetleri personel kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turkan-micoogullari-22-2006-05-10-turk-silahli-kuvvetleri-personel-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
