# Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ufuk Özkan (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2003
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128

> Ufuk Özkan (CHP), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)); konuşma 553 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

UFUK ÖZKAN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum.

Maalesef, kadrolaşmadan bahsediyoruz. Burada da, ben, bahsetmeden geçemeyeceğim; konuşmamız millî eğitim üzerine oluyor; ama, konuştuğumuz tasarı, teşkilatın görevleri ve teşkilatlanma hakkında. Bu bile, kadrolaşmanın, nasıl acımasız bir şekilde devam ettiğinin bir göstergesi.

Sevgili arkadaşlar, 1950'li yıllardan bugüne kadar, adının önünde "millî" olmasına rağmen, millilikten her geçen gün uzaklaştığımız, her geçen gün siyasallaşan bir eğitim bakanlığı oluşmuş. Buna, sizlerin de katılacağına inanıyorum.

1950'li yıllardan bugüne kadar üreten, düşünen, konuşan, kendinden yarın için bir şeyler vermeye çalışan eğitmenlerimizi ezmiş, acımasızca, onları yaprak gibi savurmuş, atmış; bugün, millî eğitimin içerisinde bulunduğu durumu hep birlikte yaşıyoruz.

Bugüne kadar yapılan yanlış uygulamalar, bugün, köylerimizde bomboş duran eğitim, irfan yuvalarını da terk edilmiş birer fare yuvası, kuş yuvası yaptık. Her köyde aşağı yukarı birer tane okulumuz var; ama, bugün bomboş.

Taşımalı eğitim, sekiz yıllık temel eğitim mutlaka çok önemli; ama, taşımalı eğitimde, o ufacık bebelerin, o 7-8 yaşındaki ufacık bebelerin, 30-40 kilometre yol gittiğini ve buralarda yaşadıkları sıkıntıları, ıstırapları, kendilerine göre eksikliklerini hissedebiliyor musunuz, çözebiliyor muyuz; bunlarla ilgili üretimimiz, önümüze koyduğumuz bir şey var mı?!..

Sevgili arkadaşlarım, taşımalı eğitim, sadece, o bebelerin oralara gidip gelmesi değil; aynı sınıfın içerisinde, hem ilkokul 1 talebesinin olduğunu hem ilkokul 4 üncü, 5 inci sınıf talebesinin bile olduğunu, aynı öğretmenin, buradaki çocuklarımıza eğitim vermeye çalışırken neler çektiğini düşünebiliyor musunuz?!

Ankara'nın göbeğinde bile, Çankaya'da bile, bir sınıfta 50, 60, 70 tane talebenin, o öğretmenden ne gibi bir eğitim görevi, ne gibi eğitimle ilgili bir bilgi alabileceğini düşünebiliyor musunuz?! O öğretmenin, o talebelere, o hizmeti verirken, çekmiş olduğu sıkıntıları bilebiliyor musunuz?!

Sevgili arkadaşlarım, yine, bir şeye değinmeden geçemeyeceğim. Anadolu liselerimiz var. Anadolu liseleri yabancı dille eğitim veren kurumlarımız. Anadolu liselerinin bile suyunu çıkardık; burada, bırakın, İngilizce eğitim vermeyi, İngilizce'den anlamayan insanlarımızla eğitim vermeye çalışıyoruz. Bu doğrudur, bu bir gerçektir. Bakın, Anadolu liselerindeki müfredata; Anadolu liselerinde yabancı dille eğitim görülmesi gereken derslerde yabancı dili bırakın, Türkçe eğitim verecek hocalarımız maalesef yok.

Sevgili arkadaşlarım, kurumlarda, kuruluşlarda yönetici durumunda bulunan insanlarımızın, öğretmenlerimizin üzerinde kurmuş oldukları baskıyı unutmak mümkün değildir. Yine söylüyorum: Atatürkçü, devrimci, ilerici, laikliği hiçbir zaman kendinden ödün vermeden savunan insanlarımızın bugün Türkiye Cumhuriyetinde eğitim sektöründe çekmiş oldukları acıyı ve sıkıntıyı hepimiz biliyoruz, o insanların nelerle karşılaştıklarını hepimiz biliyoruz.

Millî Eğitim Bakanlığının öncelikli görevi, kamu eğitim kuruluşlarını, kurumlarını fizikî ve malî olarak iyileştirmektir; Millî Eğitim Bakanlığının görevi, nitelikli eğitim için uygun ortamı sağlamaktır, nitelikli öğretim için nitelikli hocalarımızı yetiştirmektir. Düne kadar eğitim politikasındaki yanlışlıklarımızla, bugün öğretmen kadrolarımızda da ciddî sıkıntı ve problemleri yaşadığımızı biliyorum. O öğretmenlerimizin, kendilerinden bir şeyler verebilmek için nelerle mücadele ettiğini de biliyoruz; ama, öğretmenlerimizin de eğitiminde bazı şeyleri gözden geçirmemizde fayda görüyorum.

Köy enstitülerini kapatırsak, onun yerine daha ilerici, daha Atatürkçü bir eğitim sistemini kuramaz isek ve -tekrar söylüyorum- eğitim sektörünü, tamamen, inandığımız siyasî politikanın tavrında ve tarzında hareket ettirmeye çalışacak kadrolarla oluşturursak o eğitim sektörünün millîliğinden bana bahsedebilir misiniz; o eğitim sektörünün Atatürkçülüğünden, ilericiliğinden, devrimciliğinden, aydınlık yarına bakışından bana söz edebilir misiniz?.. Hepimizin temel görevi, çocuklarımızı Atatürkçü, devrimci, laik ve yarına umutla bakan, ümitle bakan gençler olarak yetiştirmek ve o gençleri eğittikten sonra da onların yaşam alanlarını sağlayabilmek ve bir Millî Eğitim Bakanlığının görevi, özel okulların kontenjanlarını doldurmak, kiralamak değil; bir Millî Eğitim Bakanlığının görevi, her ne olursa olsun, eğitimde eşitliği sağlayarak, ülkemize, aydınlık, Atatürkçü gençleri yetiştirmektir.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
