# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ufuk Özkan (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2005
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-02-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Ufuk Özkan (CHP), 9 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.677 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına Yüce Meclisimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, iki aylık bir süre önce konuşmaya başladığımız kanun tasarısını tekrar bugün gündeme aldık, tekrar konuşmaya başlıyoruz. Tasarının 16 ncı maddesi üzerinde konuşma yapacağım; ama, biraz da geçmiş maddeleri ve önümüzdeki maddeleri sizlere hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısının genel gerekçesini okuduğumuzda 13 maddelik amaçlanan bazı bölümler var. Bu 13 maddeyi okuyorum, gerçekten hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden faydalı gerekçeler, faydalı maddeler; ama, bir de inanabilsek.

Bazı maddeleri şöyle hatırlatmak istiyorum size: "Arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşlerinin önlenmesini amaçlayan bir kanun tasarısı." Buna nasıl inanacağız; geçmişteki uygulamalarımıza bakıyoruz, çıkardığımız kanun tasarılarına bakıyoruz, kamunun destekleme alımlarından vazgeçmesine bakıyoruz ve fiyat düşüşlerinin önlenmesi için böyle bir kanun tasarısının faydalı olacağına inanıyoruz.

Yine, finansman sıkıntısı çeken küçük çiftçiler ile ürün sahiplerine, ürün senediyle bankalardan kredi ve finansman desteği sağlanacağı söyleniyor. Ah bir gerçekleşse de bunu görebilsek... Bu ürün senetlerini bankaya götüreceğiz, bankadan finansman desteği alacağız.

Değerli arkadaşlarım, buralardan kredi alacak çiftçimiz neredeyse kalmadı.

Yatırımcılar için ise, bir madde koymuşlar. Yatırımcılar için, döviz artışına, hisse senedine, faize alternatif bir yatırım aracı. Biz, tarım ürünlerini, dövize, hisse senedine, faize alternatif bir yatırım aracı olarak görürsek, o zaman, tarım ürünlerimizi de, spekülatif alımlara maruz bırakırız, burada da ciddî problemleri ve sıkıntıları hep birlikte yaşarız.

Türkiye genelinde kaç tane lisanslı depoya ihtiyacımız var, bu depoların kapasiteleri ne olacak, mevsimine ve ürününe göre nerelerde, ne cins lisanslı depolara ihtiyacımız olacak; bunların araştırmasının yapılarak bu kanun tasarısının gelmesini daha doğru bulur idim; ama, maalesef, böyle bir araştırmamız da yok.

Problemlerde, bakanlık, geçici yönetim kurulu atayacak ya da kayyım ataması için mahkemeye başvuracak.

Değerli arkadaşlarım, çeşitli bakanlıkların ve çeşitli kuruluşların yetki içinde olduğu bir kanunda, bir yasa tasarısında, bu tür problemleri, kimler, nasıl çözecek; inanın, maddeleri okuyorum, çıkamadım işin içinden.

Sisteme olan güvenin zedelenmemesi için, yatırımcıların mutlaka korunması gerekiyor. Bunun için de, 2 trilyon liralık bir fon ayrılıyor. Bu fon, neye yeterli olacak, ne kadar yeterli olacak önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Yine, depo ücret tarifesiyle ilgili, yasa tasarısı içinde, maddelerde çok ciddî bir açılım göremedim. Bu ücret tarifeleri neye göre tespit edilecek? Bölgelerarası farklılıklar olacak mı? İklimden kaynaklanan masraflardan dolayı fiyatlandırmaları depocuların kendisine mi bırakacağız? Bunların hepsi yönetmeliklerle belirlenecek, yönetmeliklerle tespit edilecek maddeler olabilir; ama, yönetmeliklerle, doğacak olan aksaklıkları tez elden tamamlamamız ve bitirmemiz lazım.

Bunlarla ilgili -Amerika Birleşik Devletlerinden örnek alınarak, maddenin gerekçelerinde de var; ama- asıl yapmamız gereken şey, gidip yerinde incelememiz ve izlememiz. Bu konuda canı yanacak insanların ya da bu konuda katkı verecek insanların Polonya'ya, Bulgaristan'a, Romanya'ya gitmesi, buralardaki lisanslı depoculuk sisteminin mutlaka araştırılması, aksayan yönlerinin, biz başlamadan düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

Lisanslı depoculuk sisteminin güven ve istikrar içinde çalışacağı ve bu sektörde yer alanların daha fazla para kazanmasına olanak yaratacağı varsayılarak, böyle bir varsayımla yola çıkılarak, bu konuyla ilgili bazı çalışmaların, bütçemiz kısıtlı olduğu için, ayrılan fondan yapılmasını bize öngörüyor.

Değerli arkadaşlarım, toplam 41 maddelik, 2 tane de geçici maddesi olan bir yasa tasarısını görüşüyoruz. 41 maddenin, 1 inci maddesi kanunun amacı, 2 nci maddesi kanunun kapsamı, 3 üncü maddesi tanımlar, 40 ıncı maddesi yürürlük, 41 inci maddesi de yürütme maddesi. Geriye, 36 maddenin 24 maddesinde, bu yasa tasarısında oluşabilecek olumsuzluklar, aksaklıklar, cezalar, kusurlar, mağduriyetler, zararın tazmini gibi açılımlar var. Düşünün, sanki, bir ceza yasası konuşuyormuş gibiyiz. Birden çok bakanlığın ve kuruluşun yetki alanında olan bu koordinasyon -bir sorun yaşandığını düşünün, gelin, bu problemin, bu sorunun içinden hep birlikte çıkalım- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, çeşitli bakanlıklar ve çeşitli kuruluşların yetki alanında. Bu kanun tasarısıyla, mutlaka yetkinin tek elde toplanmasının ve bu yetkinin Tarım Bakanlığında olmasının doğru olacağını düşünüyorum.

16 ncı maddede "ürün senetlerini imzalamaya yetkili olan" diye bir madde konuşuyoruz biliyorsunuz; bu maddenin son cümlesini okuyorum: "Ürün senedinin mevzuata uygun olarak düzenlenmesinden lisanslı depo işleticisi sorumludur."

Değerli arkadaşlarım, imza yetkisini veriyoruz, imza yetkisini vermiş olduğumuz insanı sorumlu tutmuyoruz; bu maddedeki bir eksiklik olarak ben bunu algılıyorum. Az sonra bir önerge vereceğiz, bunun da düzeltilmesinin sizler tarafından da uygun görüleceğine inanıyorum. Gerçekten, burada, depo işletmecisine kadar sorumluysa, bu ürün senedine imza koyan insanın da aynı sorumluluğun altına girmesi gerektiğine inanıyorum.

"Ürün rayiç bedelinin yüzde 15'inden az olmamak üzere Bakanlıkça belirlenen tutarda depocu teminat vermek zorundadır" diye bir ibare var.

Değerli arkadaşlarım, yüzde 15'lik teminat tutarı yeterli bir teminat tutarı değildir. Yüzde 15 teminat tutarının daha üst seviyelere çekilmesinin ve teminat konusunda gayrimenkul ipoteğinin çeşitli suiistimallere yol açacağına inanıyorum. Ürün borsalarının, tarım satış kooperatifleri, ürün kooperatifleri ve birliklerinin gelişmesi ve sağlıklı yapıya kavuşmasını mutlaka sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu sistemin çalışması için kooperatiflerimizin ve birliklerimizin kuvvetli olması, örgütlü üretici birliklerinin desteklenmesi sistemin çalışmasına kolaylık sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, lisanslı depoları yapacağız, lisanslı depolara ürünlerimizi koyacağız; ama, bir de tarım sektörünün içinde bulunduğu duruma bir bakalım. Tarım sektörü 2003 yılında yüzde 2,5 oranında küçülmüştür, 2004 yılında da yüzde 1,2 oranında küçülme hesaplanmıştır ve sizin yapmış olduğunuz, yani, AKP Hükümetinin yapmış olduğu bütçeye göre yıllık programınızda, 2005 yılında da 1,7 oranında gerileme olacağı tahmin edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şayet bu da gerçekleşir ise, altmış yıldan bu yana tarımda ilk defa üç yıl üst üste küçülmeyi sizin yönetiminiz, sizin hükümetiniz zamanında yaşamış olacağız.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanın bazı ifadeleri var... Tarım Bakanımız, tabiî, burada yok, o bakımdan fazla da renkli geçmiyor Genel Kurulumuz. 2005 yılında yavaş yavaş uygulamaya geçeceğini söylediğiniz tarımsal teşvikleri bir anlatsanız da çiftçimiz, köylümüz ne ekeceğine bir karar verse. Daha, çiftçimiz, köylümüz ne ekeceğinin kararını veremedi, tarlalar boş duruyor. Yılların çiftçileri tarlalarında ne ekeceğinin hesabını kitabını şu anda bilemiyor, yapamıyor.

Değerli arkadaşlarım, sayısal verilerimizi ve planımızı, programımızı yapamaz isek, ihtiyaçlarımızı bilemez isek, pazarın ihtiyaçlarını bilemez isek ve bu konuda bir çalışma yapamaz isek, çiftçilerimizi de doğru yönlendirmemiz, tarım politikalarını da doğru yönlendirmemiz, maalesef, mümkün değil.

Tarıma olan desteğin sürekli kısıtlanmasına da, sürekli küçülmesine de bir anlam vermek mümkün değil. Sanayimize destek veriyoruz, ihracatımıza, turizme destek veriyoruz, çeşitli yatırım kuruluşlarına destek veriyoruz; ama, gelin, görün ki, tarıma desteği her geçen gün küçültüyor ve kısıyoruz. OECD ülkeleri içerisinde, tarıma en az desteği veren ülke, ne yazık ki, ülkemiz. Çiftçilerimiz, köylülerimiz perişan. Geçenlerde, yine, bu kanun tasarısını görüşürken, elektrikle ilgili tenkitlerimiz ve tespitlerimiz vardı. Bunu düzelttiniz. Gerçekten, şu anda, elektrik borcu olan köylülerimiz bundan memnun; ama, bu elektrik borçlarının ödenip ödenemeyeceğini, bunun sonunda göreceğiz.

Bu arada, 18 Ekim 2002 tarihinde, Şanlıurfa'da, kaçak elektrik kullanımıyla mücadele ederken öldürülen TEDAŞ İl Müdür Yardımcımız Hasan Balıkçı'yı anmadan geçemeyeceğim.

Tarım Bağ-Kurlularının yüzde 74'ünün borcu var. Tohumlarını alamamış çiftçilerimiz var. Mazot borcunu ödeyememiş, esnaf borçlarını ödeyememiş, çocuğunu evlendirememiş dünya kadar çiftçimiz var değerli arkadaşlarım. Gittiğimiz bölgelerde bunları görüyoruz. Bakın, Manisa'da, en son ziyaret ettiğimde, çiftçilerimiz, bana, Başbakanlığa gönderilen bir dilekçeyi verdi. Alaşehir Yeşilyurt Kasabasında, çiftçilerimiz, kooperatife olan borçlarını ödeyemiyor; traktörlerini, tarlalarını satmalarına rağmen, borçlarını ödeyemiyor. Bunun bir tek sebebi var; o da, kooperatif borç faizinin yüzde 120 olması.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de faizlerin düştüğü ifade edilirken, yüzde 120 faizli kooperatif borcunun ödenebilme şansının hiç olmadığını biliyoruz. Bu insanlarımız, dürüst insanlar, namuslu insanlar. Köylülerimiz, çiftçilerimiz, borcuna sadık insanlar; ama, bu insanları, borçlarını ödeyemez duruma getirdik.

Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Sami Güçlü, yine, bir konuşmasında, kırsal kesimde, Adalet ve Kalkınma Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinden daha çok oy aldığını ifade etti. Elbette, doğru söylüyor, doğru ifade ediyor; ama, verilen oyların niye verildiğinin, bu oyların neden verildiğinin bir hesabını, kitabını yapması lazım. Önünde, dört yıllık bir iktidar dönemini yaşayacak olan ülkemiz insanları, yerel seçimlerde, mutlaka, iktidar partisinin temsilcilerine oy verecek, iktidardan daha çok faydalansınlar diye; ama, gelin, görün ki, bizim belediye başkanlarımız, muhalefet partisinin belediye başkanları, dünya kadar işleri kendi bütçeleriyle yapmaya çalışırken, sizin seçmiş olduğunuz, göndermiş olduğunuz belediye başkanlarınız, o belediye başkanlarımızdan daha farklı bir şeyi ortaya koyamıyorlar. Oy veren vatandaşlarımız, oylarının hesabını soruyor. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisinin belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine, il genel meclis üyelerine oy verirken, merkezî yönetimden daha çok destek alalım, şehrimize, kasabamıza daha çok yatırım gelsin diye verdik diyorlar. Bunun gereğini, maalesef, yerine getiremiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, 31 Temmuz 2004’de Dünya Ticaret Örgütü tarım çerçeve metnini açıkladı. Yine, 6 Ekim 2004'te Avrupa Komisyonu ilerleme raporunu ifade etti. 17 Aralık 2004 tarihinde de, hepinizin bildiği gibi, Avrupa Birliği Konseyi kararları açıklandı. Buralarda, tarımla ilgili son derece ciddî problemleri yaşadığımızı ve önümüzdeki süreçte de ciddî problemler yaşayacağımızı hepimiz görüyoruz; ama, gelin görün ki, Sayın Bakanımız "ulusal tarım stratejisini hayata geçirdiğini ve ne Dünya Bankasıyla ne de IMF'yle tartışmadığını ve bilgi vermediğini" ifade ediyor. Elbette tartışmadı, elbette bilgi vermedi; onlar ne söylüyorsa, onlar ne istedilerse onu yaptı. O bakımdan, Sayın Bakanın, onlarla tartışmaya ya da bilgi vermeye hiç gereği yok.

Sevgili arkadaşlarım, 2010 yılına kadar programlanmış olan Dünya Ticaret Örgütü kararlarını AKP Hükümeti dikkate alacak mı, almayacak mı? Bu sorunun cevabını net bir şekilde Tarım Bakanlığı yetkilileri ve hükümetimiz vermeli. Tekrar soruyorum: Dünya Ticaret Örgütünün tarımla ilgili kararları dikkate alınacak mı, alınmayacak mı? Yine, hepimizin çok konuştuğu, gübrede yüzde 30-35 civarında zam geldi mi, gelmedi mi? Mazota yüzde 32 civarında zam, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde geldi mi, gelmedi mi?

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Sayın Bakan, size söylüyor; dinleyin de, cevap verirsiniz.

UFUK ÖZKAN (Devamla) - Bunların cevabını hepimiz, son derece açık bir şekilde vermeliyiz.

Sevgili arkadaşlarım, ülkemizde tarımsal destek 2,5 milyar dolar civarındadır; bu, son derece düşüktür. 2005 bütçesine koyduramadığınız 3,5 milyar dolar destek bile düşüktür. Şimdi, bazı yazılı beyanatlarınızda, kendi yayın organlarınızda söylediğiniz gibi, 2006 bütçesinde bunun konulmasının gerektiğini söylüyorsunuz.

Kısaca bir hatırlatma yapmak istiyorum. Sevgili arkadaşlarım, geçen sene mazot desteği olarak 640 trilyon liralık bir destek verdiniz; yani, 2003 yılının mazot desteğini 2004 yılında 640 trilyon olarak dağıttınız. Silindiğini ifade ettiğiniz çiftçilere ait faiz borcu 1 katrilyon lira; 2004 yılında tarımsal desteğe vermiş olduğunuz para 3,26 trilyon lira; kooperatif destekleri 180 trilyon lira; hayvancılığa 2004 yılında vermiş olduğunuz destek 540 trilyon lira; yani, toplam 5,406 trilyon lira; yani, 3,8 milyar dolar.

Sevgili arkadaşlarım, Amerika Birleşik Devletlerinde 70 milyar dolar, Avrupa Birliğinde 45 milyar dolar tarıma destek verilirken, sizin vermiş olduğunuz 3,8 milyar dolar ve allı pullu basınınızda bunları yayınladığınız ve yaydığınız, insanlara anlattığınız 3,8 milyar dolar destek. İnanın, tarımcımız son derece pişman ve mağdur durumda. Tarıma destek vermezseniz bu ülkeyi kalkındırmanız mümkün değildir. Avrupa Birliği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UFUK ÖZKAN (Devamla) - Sayın Başkan tamamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2005-02-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
