# Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Uğur Aksöz (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2004
- **Gündem:** TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK (S.S.430)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ugur-aksoz-22-2004-05-04-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-s-s-430

> Uğur Aksöz (CHP), 4 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK (S.S.430)); konuşma 860 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

UĞUR AKSÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, nedense, yaptığımız her işte, bir yanı eksik bırakıyoruz. Ben, bir hukukçu milletvekili olarak, Yüce Heyetinize, bu Anayasa değişikliği konusunda da yapılan eksiklikleri, şu 10 dakika içerisinde, süremiz yettiğince anlatmaya çalışacağım. İyi bir şey yapıyoruz. Biz, olumlu oy vereceğiz; ama, eksikleri var, onu da söylemek zorundayız. Nedir bu eksikler:

Birincisi; bir kere, bu 9 uncu anayasa paketi; artık, manava döndük; paket paket üstüne; böyle anayasa değişikliği olmamalı. Şu Parlamento yapısında, bence, artık, bir kere, bütün eksikliklerin tamamlandığı yepyeni bir anayasayı elbirliğiyle yapmalıyız. Böyle aklına estikçe paket, dışarıdan dayatıldıkça paket... Bir milletvekili olarak, benim çok hoşuma gitmiyor ve ben Sayın Adalet Bakanımdan -çok iyi bir hukukçudur ve onun da böyle düşündüğünü biliyorum- bundan sonra, buraya, bir kere, Anayasadaki bütün eksiklikleri tamamlayan son bir paketle gelmesini diliyorum.

İkincisi; değerli arkadaşlar, DGM'yi kaldırıyoruz; doğrudur, kalkması lazım; ama, yargı bağımsızlığını tam sağlamadığınız müddetçe, DGM'yi kaldırsanız ne olur kaldırmasanız ne olur; yani, Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulunda Sayın Bakan ve Müsteşarı olduğu müddetçe, yargı bağımsızlığı var diyemeyiz. Yargı bağımsızlığı yok ise, DGM olsa ne olur, olmasa ne olur diye düşünüyorum. O halde, öncelikle, yine, Sayın Bakandan rica ediyorum; madem, DGM'yi kaldırıyoruz, madem insan hakları adına ölüm cezasını kaldırıyoruz "adalet" diyoruz "hukuk" diyoruz; o halde, buraya, Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulundan Bakanı ve Müsteşarını çıkaran, yargıyı gerçekten bağımsız yapan yasa tasarısını getirsinler, birlikte çıkaralım.

Üçüncüsü; dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yargılama sistemi yoktur arkadaşlar; yani, DGM'yi kaldırmakla kurtulamayız. Askerî idare mahkemesi, askerî ceza mahkemesi, vergi mahkemesi, adlî yargı... Sayın sayabildiğiniz kadar, Türkiye'de yüz çeşit yargı var. Peki, şimdi, size soruyorum: Tevhidi Tedrisat Kanununu niye çıkardı Türkiye; eğitimde birlik olsun diye. Peki, niye yargıda birlik yok? Yani, her lise ayrı şeyi okutsa, bunun adı eğitim olur mu?! Bizde de yüz çeşit yargılama var; onun hukuku ayrı, yasası ayrı, usulü ayrı; bu da çok yanlış. Yine, Sayın Adalet Bakanından yargıda birliği sağlayıcı düzenlemeleri getirmelerini istiyorum bu vesileyle. Özellikle, Sayıştay yargı kurumu mudur, denetim kurumu mudur, artık buna bir karar verilmesi lazım. O gün, Anayasa Komisyonunda, Sayıştay Başkanı diyor ki: "Ben yargı kurumuyum." Biz de diyoruz ki, hayır, denetim kurumusunuz. Sayın Bakan, sağ olsun -burada da teşekkür ediyorum- müdahale ettiler de, bir yanlıştan dönüldü. Artık, o konuda da bir açıklık getirilmesi lazım.

Arkadaşlar, kadın ve erkek haklarına gelince; Anayasamızda şu var: "Kadın ve erkek eşittir." Evet, bu, yıllardır var, her anayasada da var. Peki, şimdi size soruyorum: Şuradan, kırsal kesime gidelim, varoşlara gidelim veya Doğuya, Güneydoğu Anadoluya bir gezi yapalım; kadın ve erkek eşittir diyecek kimse var mı içimizde?! Yani, yasada "kadın ve erkek eşittir" yazıyor diye Türkiye'de gerçekten kadın ve erkek eşit mi arkadaşlar?! Bizim bunu sağlamamız için bu anayasa değişikliğini doğru dürüst yapmamız lazım.

İktidar kanadındaki arkadaşlarımız diyorlar ki: "Efendim, kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür; bu yeter." Yetmez beyler! Devlet neye göre yükümlüdür; devlet, Anayasaya göre yükümlüdür; devlet, Anayasanın sınırıyla yükümlüdür; devlet, Anayasayla bağlıdır. 10 uncu madde "hiçbir kişiye, zümreye imtiyaz tanıyamazsın" diyor. Devlet, kadını nasıl koruyacak?! Bir kadın için herhangi bir yasada veya herhangi bir tüzükte bir kota tanıdık diyelim. Birisi Anayasa Mahkemesine gider, der ki: "Efendim, siz kadına böyle bir ayrıcalık tanıdınız; ama, Anayasanın 10 uncu maddesi açık. Anayasa diyor ki: Hiçbir kişiye, zümreye imtiyaz tanıyamazsın." Anayasa Mahkemesi bunu iptal eder. Etmez diyen var mı; hangi hukukçu var?! O bakımdan, burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önergesini çok dikkatle dinlemenizi istiyorum.

Değerli arkadaşlar, orada diyoruz ki: Kadın ve erkek eşittir; ama, kadın lehine yapılacak olumlu ayrıcalıklar eşitliğe aykırı sayılmaz. İşte, bu, Anayasa Mahkemesini bağlar. Aksi halde, siz istediğiniz kadar yasa çıkarın; bu, ihtiyaca kâfi değildir.

Değerli arkadaşlar, bir başka husus da şudur: Uluslararası antlaşmaların yasalardan üstün olması. Bakın, burada çok önemli iki nokta var, buna kimse dikkat etmiyor: Uluslararası antlaşmalar salt çoğunlukla geçiyor, Anayasa değişiklikleri beşte 3 çoğunlukla geçiyor.

Peki, bir uluslararası antlaşmada, Anayasanın herhangi bir maddesine aykırı bir hüküm getirilmişse, gözden kaçmışsa, uygulamaya girmişse, salt çoğunluk, beşte 3'ü yenmiş olmayacak mı ve dolaylı yoldan, Anayasayı o uluslararası antlaşma değiştirmiş olmayacak mı?!

Yine, bir şey söylemek istiyorum: Bizim Anayasamızda değiştirilmesi yasak, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler var; bir uluslararası antlaşma çıktıysa ve buna aykırı bir hüküm konulduysa, ne yapacaksınız o zaman, Türkiye ne yapacak?! Örnek veriyorum; herkesin kendi dilini konuşması insan haklarına uygundur, herkes kendi dilini konuşacak denildi ve bu antlaşma da onaylandı, geçti, gözden kaçtı. Peki, Anayasada devletin resmî dili Türkçedir, şimdi hangisine bakacağız; uluslararası antlaşmaya bakacağız, burada 300 tane dil konuşulacak... Bu noktalara dikkat edelim.

Bu Anayasa değişikliği, paket olarak genelde olumlu görülmektedir ve biz buna olumlu oy vereceğiz; ama, bakın, bu eksiklikleri görmezsek, biz bir şey yapmış olmuyoruz, "gibi" yapmış oluyoruz. Gerçekten, Anayasa değişikliğinden beklenen amaç bu maddelerle elde edilemez.

Bu hatırlatmalardan sonra, yine, son olarak şunu söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, artık, ülkelerin demokratik gelişme kriterindeki ölçü, ülkenin geliri, gideri, uçağı, bilgisayarı değil. Para, Arabistan çöllerinde çuvalla var, bilgisayar Hindistan'ın köylerinde de var. Artık, ülkelerin gelişmişlik düzeyindeki ölçü tektir; o da, Parlamentodaki kadın sayısıdır. Bütün dünya, ülkenin demokratik gelişme düzeyini bu sayıya bakarak söylüyor. Biraz önce, Sayın Anayasa Komisyonu Başkanımın söylediği sözü buradan tekrarlayarak, huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum: Parlamentodaki bayan milletvekili nispeti, Uganda'da yüzde 17, Türkiye'de yüzde 4'müş. Bu ayıp bize yeter diyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Uğur Aksöz (CHP, Adana). “Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-aksoz-22-2004-05-04-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-s-s-430 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
