# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Uğur Aksöz (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ugur-aksoz-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> Uğur Aksöz (CHP), 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.212 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA UĞUR AKSÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 827 sıra sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin geçici 6 ncı maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanunun önümüze geliş sebebi, Anayasa Mahkemesince verilen birkısım iptal kararlarıdır. Keşke, İktidar Partisi, o zamanki bütçe görüşmeleri sırasında Cumhuriyet Halk Partisinin defalarca yaptığı uyarıları dikkate alsaydı, keşke, o bütçe kanununa bütçeyle ilgisi olmayan hükümleri koymakta inat etmeseydi ve bunca zaman kaybına sebep olmasaydı. Oysa, Anayasanın 161 inci maddesinin dördüncü fıkrası çok açıktır "bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz" denilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisinin tüm konuşmacıları, o günkü bütçede, bütçeyle ilgili olmayan pek çok hüküm bulunduğunu, bu durumun Anayasaya aykırı olduğunu söylemişlerdir; ancak, ne hikmetse, İktidar Partisi, bu uyarıları, Anayasanın bu çok açık hükmüne rağmen görmezlikten gelmiş, bütçe bu aykırılıklarla çıkınca, Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine başvurmak zorunda kalmıştı.

22 Ocak 2004 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı, Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusunu haklı bulmuş ve bazı maddeleri iptal etmiştir. İşte, bu iptal gerekçeleri doğrultusunda şu anda görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı hazırlanmıştır. İktidar Partisi, bir daha bütçe hazırlama imkânı bulursa, umuyoruz ki, artık, bu anayasal gereklere dikkat edecektir.

Geçici 6 ncı maddede düzenlenen hükümler geçici 5 inci maddeyle birlikte değerlendirilmelidir. Söz konusu maddelerde düzenlenen hususlar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığında çalışan personelin özlük haklarını düzenlemektedir. Madde gerekçesinde, aynı kurumdaki personel arasındaki statü farklılıkları ve idare mahkemeleri nezdindeki bazı davalar gerekçe gösterilerek bu düzenlemenin yapıldığı belirtilmektedir.

Nitekim, geçici 5 inci maddeyle, 506 sayılı SSK Kanununa tabi olan personelin, üç ay içerisinde yazılı olarak idareye başvurmaları halinde, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunuyla ilişkilendirilirler hükmünün, ilk bakışta, kişi lehine olduğu şeklinde bir kanı uyanmaktadır. Bununla birlikte, ilgili maddelerdeki birkısım hususları uygulamanın da gerek kişi gerekse Emekli Sandığı aleyhine sonuçlar doğurabileceği de düşünülmelidir. Bu hususlar şöyle özetlenebilir:

SSK'dan Emekli Sandığına geçişin üç aylık hak düşürücü süreyle sınırlandırılmasının, kişilerin ilgili kanunu öğrenip karar verebilme süreçlerinin, diğer benzer kanunlarda altı ay olarak belirlenen süre yerine, burada üç ay olarak belirlenmesi neticesinde, hakkın kullanımını engelleyici bir nitelik taşıdığı düşünülebilir. Ayrıca, hak düşürücü süre uygulaması neticesinde, dava açma haklarının ortadan kalkması uygulamasının hukuk devletiyle bağdaşmayacağı da düşünülmelidir.

Geçici 6 ncı maddeyle, SSK'dan Emekli Sandığına aktarımı yapılan personelin hizmet birleştirmesi yapılmıştır. Buna göre, ilgili personel, önceki yıllara ait çalışması sonucunda hak kazanmış olduğu kıdem tazminatını alamayacak; onun yerine, bu süreler emekli ikramiyesi ödenmesinde esas teşkil edecektir. Ancak, kıdem tazminatının emekli ikramiyesine göre daha yüksek tutarlarda olması sebebiyle, bu hüküm bazen personel aleyhine sonuç doğurabilir. Bu durum, aynı zamanda, kazanılmış hakkın ihlal edilmesi sonucunu da doğurabilir. İlgili personelin SSK'dan Emekli Sandığına geçmesi neticesinde, geçmiş yıllardaki hizmetlerin de Emekli Sandığında geçmiş gibi değerlendirilmesi yoluyla sandığın aktuaryel dengeleri bozularak, sosyal güvenlik sisteminde açık artacaktır.

Yukarıda yazılan bu hususlar, hukukî değerlendirmelerdir. Bunun, bir de politik değerlendirmesi vardır.

Tasarı, genel olarak, kamu emeklilik modelini güçsüzleştirip, özel emeklilik sistemini bu yolla desteklemeye yönelik hükümler taşımaktadır. Bunun aracı olarak da, kamu emekliliği sistemini tek bir çatı altında toplama yöntemi benimsenmiştir. Emekli Sandığını, belki de altından kalkamayacağı bir yükün altına sokarak, fiilen sistemin işlemesini sekteye uğratacak bu yolla, emeklileri, âdeta zorunlu olarak başka kanallara, özel emeklilik sistemine yönlendirecek bir yapı kurumsallaştırılmaktadır.

Şu anda, Emekli Sandığından emeklilik, SSK emekliliğine göre daha avantajlı gibi görünebilir. Emekliler için, Emekli Sandığına geçiş, bu nedenle günümüzde tercih edilebilir; ancak, unutulmamalıdır ki, Emekli Sandığının ödediği görece yüksek emekli maaşı, bu şekilde sürmeyecektir. Günümüzde, Emekli Sandığının maaş bağlama oranı yüzde 75 civarındadır. Oysa, Dünya Bankası reorganizasyon çalışmaları bunun yüzde 35'lere çekilmesini hedeflemektedir. Bu, devlet eliyle devlet personelinin düşürülmesi, insanî yaşam koşullarının da elinden alınması sonucunu doğurur.

Madde, bu hedefe ulaşmak için emeklileri tek çatı altında toplamaya yönelik olarak tasarlanmıştır. Bu çerçevede, söz konusu değişiklikler, tüm emeklileri tek çatı altında toplayarak ve emekliliğe ilişkin sosyal haklarda kısıtlamalara giderek, orta ve uzun dönemde özel emeklilik sistemini temel alan bir yapılanmaya geçilmesini hedefleyen, küresel ve çokuluslu şirket güdümlü politikaların aracı niteliğindedir.

Değerli milletvekilleri, salt bu madde çerçevesinde konuşacak olursak, başkaca bir itirazda bulunmaya gerek yoktur; ancak, tasarıda, Anayasa Mahkemesi kararına ve özellikle Plan ve Bütçe Komisyonundaki Cumhuriyet Halk Partili üyelerin itirazlarına rağmen, yine de tespit ettiğimiz pek çok önemli, fahiş hata vardır. Bunları da, eğer düzeltilirse iyi olur umuduyla, düzeltilmezse de tutanaklara geçmiş olur düşüncesiyle sizlere arz etmek istiyorum.

Bir kere, değerli arkadaşlar, her kanunla ve her konuyla ilgili düzenlemeyi ayrı ayrı yapmak, kanun yapmanın esasıdır. Böyle, toptancı bir anlayışla, pek çok yasadaki pek çok maddeyi bir tek yasayla düzenlemek doğru bir yöntem değildir. Adı üstünde, buna "torba yasa" deniyor; ama, maalesef, verilen 65 önergeyle her şey birbirine giriyor ve torba yasa, âdeta, çorba yasa oluyor.

Tasarıya şöyle bir baktığımızda, kamu maliyesinde olması gereken, saydamlık ve hesap verme sorumluluğu gibi ilkelerin de yok edildiği görülmektedir. Tasarıyla, yeşilkart sahiplerinin ve 65 yaşını doldurmuş muhtaç ve kimsesizlerin, ayakta tedavilerinde, yüzde 20 oranında ilaç katılım payı ödemeleri şartının getirilmesi, bu güçsüz ve zayıf insanlara, altından kalkmaları çok zor bir malî yük getirecektir. Takdir edersiniz ki, bu hüküm de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Herhangi bir kamu sosyal güvenlik kurumundan maaş alanların kamuda bir göreve atanmaları halinde önceki maaşlarının kesilmesi ise müktesep hakları yok etmesi açısından, Anayasaya aykırı bulunmaktadır.

Yine, tasarıda, belediye personelinin nakline ilişkin ilkeler konusunda belirsizlik vardır ve bu belirsizlik, sonuç olarak, düzenleme yetkisini yürütmeye bırakmak anlamına gelir; fakat, aslî düzenleme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğundan, bu yetkinin dolaylı yoldan da olsa yürütmeye bırakılıyor olması, yine, Anayasaya aykırıdır.

Hukukun temel ilkelerine göre, bir yasanın yürürlüğe girmesi ya da yürürlükten kalkması tarihi net olarak belirtilmek zorundadır. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Halbuki, bu tasarıda bir hüküm vardır. O hükümde, 7462 sayılı Yasanın, özelleştirmenin tamamlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı yazılıdır. Şimdi, bakınız, bir yasa yürürlükten kalkacak deniliyor, kalkma tarihi yok. Özelleştirme tamamlandığı tarihte bu yasa kalkar demek, ucu açık bir şey söylemektir. Özelleştirme tamamlanmazsa bu yasa hiç kalkmayacak demektir. Ne zaman tamamlanacaktır; bu da, Anayasaya, kanun yapma tekniğine aykırıdır; çünkü, kanunun yürürlüğe girmesi ve kalkması, kesin, açık, belirli ve öngörülebilir olmak zorundadır.

Değerli milletvekilleri, insan nasıl ki çok şey konuşunca ne dediği anlaşılmaz, her şey birbirine karışırsa, bu yasa tasarısı da pek çok yasayı bir tek yasa tasarısıyla değiştirmeye kalkışınca, yasalar, kavramlar, önergeler, hukukun temel kuralları birbirine girmiştir. İktidar Partisi, maalesef, yine Anayasa Mahkemesine gitmeye aday yeni bir yasa yapmaktadır. İktidar Partisi, hukuk devleti kurallarına ve hukukun temel ilkelerine uymama huyundan, maalesef, vazgeçmemektedir. Tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinin tüm uyarılarına ve samimî katkılarına rağmen, inatlaşarak çıkardığı yasalara şöyle bir baktığımız zaman, inatlaşarak çıkan tüm yasaların, belki de tamamına yakınının, ya veto edildiği ya Anayasa Mahkemesinden geri iade edildiği görülmüştür, iptal edildiği görülmüştür. Bu olgulardan ders almak gerekmez mi?! Katkıya hazır olan muhalefet partisiyle bir şeyleri paylaşmak ve onlarla uzlaşarak yasa getirmek daha doğru değil mi?! Şayet, İktidar Partisi, kardeşim, ben çoğunluğum, her istediğimi yaparım, benim bildiğim doğrudur diyorsa; bana bir şey olmaz, siz ne yaparsanız yapın, ne uyarıda bulunursanız bulununuz diyorsa, bizim İktidar Partisine yapacağımız son uyarı bu vesileyle şudur:

Değerli İktidar Partisi, haydi hukuku dinlemiyorsunuz, haydi bizim uyarılarımızı da dinlemiyorsunuz; ama, hiç olmazsa, size, çok önemli bir uyarı olan her salı bir istifa, her perşembe bir istifa uyarısına dikkat edin ve hukuk anlayışınızı, çoğunluk anlayışınızı lütfen bir kere daha gözden geçirin diyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Uğur Aksöz (CHP, Adana). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-aksoz-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
