# Genel Kurul · Açıklamalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Uğur Poyraz (İYİ Parti, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ekim 2026
- **Gündem:** AÇIKLAMALAR
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149194
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ugur-poyraz-2026-10-21-aciklamalar

> Uğur Poyraz (İYİ Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 1.326 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sizi, Genel Kurulu ve ekranları başındaki tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün 21 Ekim; eski Kültür Bakanı, bilim insanı ve cumhuriyet aydını merhum Profesör Doktor Ahmet Taner Kışlalı'nın katledilişinin 27'nci yıl dönümü. Evet, bir faili meçhul daha. Her suçun, her cinayetin faili meçhuldür ancak her suçun ve her cinayetin o failini malum hâle getirmek devletin görevi ve ödevidir. Toplumsal sözleşmemizin zaten temelinde de bu yer almaktadır. Merhum Kaşif Kozinoğlu'yla ilgili de başlatılan bu faili meçhul sürecinde failini malum yapma konusundaki Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'in çabalarını, çabalarını ve hassasiyetini önemli bulduğumuzu ifade ediyorum ama bununla birlikte aslında başka bir skandal karşımıza çıkıyor. Rahmetli Taner Kışlalı, Kaşif Kozinoğlu ve diğer faili meçhullerle ilgili yirmi dört yıllık bir AK PARTİ iktidarı var yani yirmi dört yıllık AK PARTİ iktidarının son Adalet Bakanı, şu andaki Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek bu süreçleri araştırıyor. Bu dönem içerisindeki yani bu yirmi dört yıl içerisindeki Adalet Bakanlarının ve bu yirmi dört yıl içerisindeki İçişleri Bakanlarının böyle bir hassasiyet göstermemiş olmalarının ya da bu konuya eğilmemiş olmalarının ya da bu açık dosyaları kendi akıbetine bırakmış olmalarının ne anlama geldiğini kamuoyunun ve özellikle yargı ve Emniyet bürokrasisinin ve bu faili meçhullerin kurbanlarının ailelerinin vicdanına, soru işaretlerine ve hafızalarına bırakmak istiyorum.

Biraz önce söyledik ya "Faili meçhullerin failini malum hâle getirmek devletin ödevidir." diye, önümüzdeki fon krizinin siyasi ve bürokratik faillerinin de hâlen meçhul olmaları ve bunların malum hâline getirilmesi bugün mevcut iktidarın, haddizatında iktidardan da ziyade içinde bulunduğumuz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sebebiyle Sayın Cumhurbaşkanının yazılı ve yazısız asli vazifesidir.

Sayın Cumhurbaşkanının 16 Eylülden hemen önce bu konuya muttali olduğunu ve buna çok kızgın, çok kırgın olduğunu ve bununla ilgili çok kararlı olduğunu AK PARTİ sözcülerinin ve yetkililerinin ifadelerinden, Cumhurbaşkanlığı sözcülerinin ifadelerinden anlıyoruz; Sayın Cumhurbaşkanı da çıktığı ve yaptığı açıklamalarda bunu tasdik etti. Tamam, Devlet Denetleme Kurulu bu süreci incelemeye başladı ama siz Devlet Denetleme Kurulunun raporunu beklemeden 85 kişiyi, bu sabah da yine 15-20 kişiyi gözaltına aldınız, tutukladınız yani o zaman Devlet Denetleme Kurulunun bir raporu falan beklenmiyor, bir. İki, soruşturma devam ediyor; bir Devlet Denetleme Kurulunun soruşturması, bir de adli soruşturma. Biz de diyoruz ki Parlamento da buraya müdahil olsun, Parlamentoda da bir komisyon kurulsun, o da bu süreci değerlendirsin.

15 Temmuzla ilgili Darbe Komisyonu kurulmuştu, 15 Temmuz Darbe Komisyonunun raporunu içinizde okuyan var mı, bilen var mı? Bu işin siyasi ayağını, bu Parlamentodaki ayağını gören, duyan var mı? 15 Temmuz ya. Ben 49 yaşındayım, bir zombi istilası, bir uzaylı istilası kalmadı; Covid'i gördük, darbeyi gördük, postmodern darbeyi gördük. Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki mermiler Türk milletinin üzerine sıkıldı, bu Parlamentoda bu konuyla ilgili yazılmış rapor hâlâ kadük, hiçbirimizin haberi yok yani bununla ilgili bir sicil problemi var. Dolayısıyla bu, şahsınıza, Grup Başkan Vekillerine ya da Adalet ve Kalkınma Partisinde tanıdığımız insanlara, arkadaşlarımıza ilişkin bir itham değil; burada kurumsal bir sicil bozukluğunuz var. Hafıza probleminiz olmadığı kesin, zekâ geriliğiniz olmadığı da kesin; o zaman bir niyet geriliğiniz, niyet bozukluğu var. Bu konuya ilişkin de sayısız örneğini yaşadık ki 15 Temmuz gibi. 15 Temmuzun üzerinden geçti on yıl; adli olarak, bürokratik olarak istediğiniz muhalifleri, kurunun yanında yaşı da yakmak suretiyle bütün tasfiye süreçlerini yönettiniz. Biz yıllarca FETÖ'nün zulmünden bahsederken FETÖ'yle mücadeleyi bir zulüm hâline getirerek muhalifleri de tasfiye hâline getiren bir stratejik hamle hâline getirdiler.

Şimdi, bu fon krizinde de memleket öyle bir hâlde ki. Biraz önce, sanıyorum, bir Urfa milletvekili bu yasa dışı bahisten dolayı para transferlerinden bahsetti. Ya, memlekete bakar mısınız Sayın Başkan; herkes yasa dışı bahiste, herkes kripto piyasasında, herkes borsaya para yatırmış 3 kuruş, 5 kuruş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Toplum olarak hepimiz ya kumarbaz olmuşuz ya tefeci olmuşuz ya dolandırıcı olmuşuz; elimizdeki bütçe de 3 kuruş. Böyle bir memleket olabilir mi ya, hiçbir şeyin öngörülemediği? Haber yapıyorsun, öngöremiyorsun; konuşma yapıyorsun, öngöremiyorsun; yatırım yapıyorsun, öngöremiyorsun; hiçbir şeyi öngöremiyorsun, vekil oluyorsun, önünü göremiyorsun ya. Bir sene sonra yaptığımla bir şey yapabilir miyim, olur muyum; onu bile bilmiyorsun. Siyasi Partiler Kanunu var, nanay. Seçim Kanunu var, Cumhurbaşkanlığında bir danışman çıkıyor, diyor ki... Bu Parlamentoda Sayın Abdulhamit Gül eski Adalet Bakanı, milletvekili kaç dönemdir, eski parti genel sekreteri. Ya, senin adına Cumhurbaşkanı danışmanı çıkıp da seçim gününü beyan edebilir mi?

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Edemez.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Çıkıp beyan ediyor ya, netleştiriyor "Böyle, böyle olacak." diyor. Biz Sayın Cumhurbaşkanından, Adalet ve Kalkınma Partisinin yetkililerinden, birlikte ittifak yaptığı Milliyetçi Hareket Partisi yetkililerinden ya da Parlamentoda bir çoğunluk oluşturmaya ilişkin CHP'den, Yeni Partiden, DEM PARTİ'den hiç kimseden duymuyoruz. Bizim adımıza, bu Parlamentoda görev yapan milletvekilleri adına, herkesi baypas edip Cumhurbaşkanı danışmanı bir beyefendi çıkıyor, Azerbaycan'a ayar veriyor; biri çıkıyor, seçim tarihi belirliyor, sonra da bunun adına "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" deniliyor. Şimdi, ya Sayın Cumhurbaşkanı bunları birer paratoner olarak kullanıyor yani nefret bunlara oluşsun, daha sonra elimi yıkar çıkarım diye ya da burada bir iletişim problemi var ki ben bu fon krizi sürecinin de ciddi bir iletişim problemi olduğunu söylüyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi açısından da iktidar partisi ve Cumhurbaşkanlığı yetkililerini de buradan ihtar ediyorum: Bu, milletin artık cebine ulaşmış bir hadisedir. Bakın, bu, milletin cebine ulaşmış bir hadisedir. Milletin hanesine ulaşmış bir hadisedir. Yok efendim "1 milyonun altındakini ödeyeceğiz, 1 milyonun üzerindekine bakacağız, 10 milyonun üzerindekine de bilmem ne yapacağız..." Siz, insanların mülkiyet hakkına, elindeki üç kuruş parasını biriktirip koyduğu paraya ilişkin niyet okuyamazsınız ya! Siz koruyamamışsınız, siz yönetememişsiniz. Bürokratik ve siyasi failleri de meçhul bırakıyorsunuz. Sizce malum, bizce meçhul. Ne zaman açıklayacaksınız, kime açıklayacaksınız, hangi keyfiyete göre açıklayacaksınız belli değil. Parlamento baypas edilmiş, ekonomi baypas edilmiş, ticaret baypas edilmiş, yargı baypas edilmiş. Aha, gene, gazeteci Murat Ağırel tutuklanmış, cezaevine konulmuş. Konunun ben sadece kamuya açık kaynaklardan okuyabildiğim kadarını... Ya, ben dört yıl hukuk fakültesi okudum, yirmi beş yıl da avukatlık yaptım. Yirmi beş yıl; dört yıl hukuk fakültesini ekle, yirmi dokuz otuz yıl. Böyle bir şeyden adam alınır mı ya? Böyle bir keyfiyet olabilir mi? Evinde zaten oturan adam, ayağına takmışsınız kelepçeyi. Tutuklama nedir? İstisnai bir müessesedir. Dün de ifade ettim, bu memlekette yolsuzluk istisnai mi? Hayır, tüm kurumlarda almış başını gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Tutuklama istisnai mi? Hayır, "Selamünaleyküm" diyeni paketleyip koyuyorlar. Haber verme özgürlüğü olmayan bir gazetecinin, haber verme özgürlüğünün olmadığı bir memlekette vatandaşın Anayasa'daki haber alma özgürlüğünden bahsedebilir misiniz? Ya, şu an gazetecilerin birçoğu cezaevinde. Fikrine, ideolojisine, dünya görüşüne katılırım katılmam ama bir gazetecinin gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde olması mümkün değil. Böyle bir şeyi dünyanın hiçbir tarafında -kendinize de- izah edemezsiniz; "Onu aldık..."

Şu anki muhalif medyadakilerin tamamı bir girdi çıktı, girmeyenler de "Her an gireriz." korkusuyla meslek icra ediyor. Biz de bu şartlarda siyaset yapıyoruz. Bu şartlarda diyoruz ki: Parlamentoda, yasama organındayız. Ya, ben yasama organının neresindeyim? Sadece bu koltuktayım ya! Neyi yasıyorum ben, hangi yasama faaliyetine katkı sağlamış oluyorum, kimin derdine derman olmuş olabiliyorum? Psikolog gibi bütün gün dert dinliyoruz ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Birisinin derdini dinleyip de çözememenin acziyetini vatandaşa nasıl anlatacağız ya? Baktığınız zaman hiçbirimiz burnumuzdan kıl aldırmıyoruz, milletvekiliyiz ya! Milletin vekiliyiz, dert anlatıyoruz, dinleyen yok; talepte bulunuyoruz, duyan yok. Vatandaş da diyor ki: "Kardeşim, sen beni duymuyor musun, sen beni anlamıyor musun?" Ya, şurada yapıyoruz konuşmayı, sonra koyuyoruz Twitter'a, oraya buraya ve 3-5 tane gazetede yayınlanırsa işte kendi çapımıza göre küçük Robin Hood'cuklar oluyoruz. Ben buraya bunun için seçilmedim Sayın Başkan, ben milletvekili olarak seçildim, benim arkadaşlarım da buradaki, Parlamentodaki bütün milletvekilleri de milletin vekili olmak için seçildik. İktidarın talep ve isteklerine zaman zaman onların belirledikleri limitte muhalefet olmak için seçilmedik. Bu vatandaşın sesini duymadıkları için seslerini duyurmaya seçildik. Eğer sesini duymuş olsalardı o kürsüden de oturdukları yerden de yaptıkları açıklamalarla birlikte burayı bize Pollyanna gibi elinde bakraçla böyle Alplerde, kırlarda koşan Heidi gibi memleketi anlatmazlardı. Bu, hakikaten eşi benzeri tahmin edilebilir bir durum değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Ben söyleyeceklerimin çoğunu söyledim, zaten metne de bağlı kalamadım, böyle bir asabiyet problemim var; herkese tahammülleri için teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Uğur Poyraz (İYİ Parti, Antalya). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-poyraz-2026-10-21-aciklamalar (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149194

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
