# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ülkü Gökalp Güney (Bayburt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2005
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-04-27-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Ülkü Gökalp Güney, 27 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 836 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup önerisi üzerinde, lehinde söz istedim; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Belki lehinde söz istemem, özellikle, bağımsız arkadaşlarımın ve Anamuhalefet Partisindeki arkadaşlarımın garibine gitmiş olabilir. Çünkü, ben, aslında, bu önerinin aleyhinde söz istemiştim; ama, Sayın Anadol'dan da erken elimi kaldırmama rağmen, Anadol, ne de olsa Grup Başkanvekilidir, Değerli Başkanımız onu tercih etti, ben de mecburen lehinde söz istedim. Ama, benim üslubum ve aynı zamanda Parlamentodaki uzun yıllarım, lehte söz alıp aleyhte konuşma gibi bir hakkı suiistimale müsait değildir. Bu bakımdan, asıl orada söyleyeceklerimi diğer arkadaşlarım, aşağı yukarı, ifade ettiler. Ben, olaya başka bir açıdan bakıp, hepinizi, özellikle İktidar Partimizin grup yöneticilerini ve dolayısıyla Anamuhalefet grup yöneticilerini uyarmayı bir vazife addettim.

Olay şudur: Değerli arkadaşlarım, milletvekilliği demek, sadece burada kanun yapma ve Meclisteki çalışmalar değildir. Milletvekilinin çok görevi vardır. Milletvekilinin, dışarıda, seçim bölgesinde her türlü etkinliklere karışma gibi bir görevi vardır, sorumluluğu vardır. Onun içindir ki, Meclisin gündemi, yıllardan beri, muayyen bir süre içerisinde olup, haftada üç gün olup ve saat 15.00'te başlayıp saat 19.00'a kadar süren bir çalışmayla süregelmiştir. Bu, çok önemli zamanlarda, bütçe müzakerelerinde uzamıştır; ama, bunlar, oldukça istisnadır.

Şimdi, cumartesi ve cuma günleri Mecliste çalışma kararı alıyoruz; alalım. Peki, biz de milletvekiliyiz, biz de katkıda bulunmak istiyoruz. Bir zaruretten dolayı alıyorsunuz bunu; önemli bazı kanunlar görüşeceksiniz, bu önümüzdeki 8 kanunun dışında, cumartesi ve cuma günü önemli bazı kanunlar getireceksiniz. Biz de bunları bilsek, biz de bunlara katkıda bulunmak için buraya gelsek, belki size bir yardımımız olur, belki bazı eleştirilerimiz olur; düzeltme yaparız. Bizim bu hakkımızı niçin elimizden alıyorsunuz?.. Şimdi, buradan, size çok açık -şahidim de burada, çok yakın dostum Sayın Kapusuz- söylüyorum, biz de bunları yaptık; ama, bu sıklıkla yapmadık, çok mecbur olmadan, Danışma Kurulu önerisiyle Meclisi bu şekilde çalıştırmadık. Açıkça ifade ediyorum; Sayın Kapusuz'un ve Grubunun en çok itiraz ettiği de buydu. İşte karşımda; yüzüne söylüyorum; en büyük sıkıntıları da buydu. Ben, her zaman da derdim ki, haklısınız, biz bunu yanlış yaptık. Uzun süre grup başkanvekilliği yapmış olan bir arkadaşınızım, on yılın üzerinde; ben, mümkün olduğu kadar, bunu, kısa, yani, çok mecburiyetin dışında getirmemeye gayret ettim ve her zaman da Kapusuz'a hak verdim; ama, arkadaşlar, gün geçmiyor ki, grup kararı, grup önerisi... Artık, ben ulaşamıyorum. Ben, Meclisi oldukça takip eden bir arkadaşınızım. Ben, bu çalışma temposunu takip edemiyorum; çok samimî söylüyorum.

Daha başka bir şey söyleyeyim: Değerli arkadaşlarım, bakın, cuma günü, cumartesi günü çalışacaksınız. Yani, şimdi, bir düşünelim. Biz, normal günlerde karar yetersayısını, hele hele toplantı yetersayısını bulamayan bir düzende çalışıyoruz. İşte, bugün gördük, birlikte yaşadık; iki defa karar yetersayısı bulunmadı. Cuma, cumartesi günü mutlaka çalışalım diye niye zorluyoruz?.. Olabilir; biz onu da yaptık, çok önemli bir kanun olur, öyle bir kanun olur ki, zarureti vardır, günlüdür, mutlaka çıkması lazım; biz gelelim, yardımcı da olalım; ama, canım, bizim önümüzde 8 tane kanun var, bunlar çok önemli... Önemli; bütün kanunlar önemli. Biz bunları temizleyebilmek için bitirebilmek için, ne yapalım; mutlaka, cuma, cumartesi çalışalım... Bence bu yanlıştır. Sizlerden rica ediyorum, grup yöneticilerinden rica ediyorum; mümkün olduğu kadar, grup kararıyla, Meclisin gündemiyle oynamayın. Hakikaten yanlış yapıyoruz, haksızlık yapıyoruz.

Meclisi yöneten arkadaşlarımdan, başkanvekillerinden istirham ediyorum... Değerli arkadaşlarım, belki, aynı hatayı ben de yaptım, yapıyorum; Mecliste, biz, konuşma düzenimizde, konuşma sınırında, artık, gündemdışı 5 dakika... İçtüzük diyor ki, zarurî hallerde gündemdışı 5 dakika konuşabilir, bunun üzerine de 1 dakika ilave edilir. 15 dakika konuşan var, 20 dakika konuşan var; yani, önüne gelen, istediği kadar konuşuyor. Hani, 1 dakikası 10 milyardı, 20 milyardı?! Yani, evvela bizim kendi içimizde de bir tasarruf yapmamız lazım. Biz kendi oturumlarımızda tasarruf yapmayacağız, ondan sonra da, cuma günü de, cumartesi günü de gelin, çalışalım, onu öyle kapatalım... Bu da yanlış.

Bu bakımdan, ben, hiçbir grubu herhangi bir şekilde bir itham altında tutarak değil; ama, deneyimlerime dayanarak bunu istirham ediyorum; bunu yapmayalım. Sayın Meclis başkanvekillerimizden de... Benim sürem bitti... Bittiyse bitti! Yok efendim, ben sonuna kadar önümdeki kâğıdı okuyacağım... Onu da size küçük bir hatıramla anlatayım. Bu nereden oldu biliyor musunuz; Meclise televizyon geldikten sonra oldu. Eskiden, Mecliste, sadece bütçe müzakerelerinde naklen yayın yapılırdı. Sonradan, Meclisteki bütün konuşmaları, bütün oturumları televizyondan yayınlamaya başladık. Buraya çıkan arkadaşlarımız, hele hele yeni gelen arkadaşlarımız, konuşmak için, kendi seçmenlerine -o haklı, hele ona ben bir şey diyemiyorum; ama, sistem böyle, böyle bir sistem getirdik- artık, aklına ne geliyorsa, aklından ne geçiyorsa bunları ifade etmeye çalışıyor; bunun süresinde de müsamahayı görünce hal bu noktaya geliyor.

Arkadaşlar, sizden rica ediyorum... Salih Bey, siz, çok deneyimli bir grup başkanvekilisiniz, sizinle beraber, ben, on yıldan fazla grup başkanvekilliği yaptım; çok iyi günlerimiz geçti, çok sıkıntılı günlerimiz geçti; gelin, bu grup kararlarıyla bu Meclisin gündemini altüst etmeyelim; bizler de katkıda bulunalım, herkes rahat konuşsun.

Hele hele, size, AK Parti Grubuna -beni bağışlayın- yakıştıramadığım bir şey; efendim, bütün maddelerin karşısına, biz şimdiden müracaat edelim, dolduralım; ondan sonra da diğer arkadaşlarımız konuşmasın... Canım, bizim grubumuz yok diye, bizim günahımız ne?.. Gruplar her zaman konuşabiliyor. Biz, kırk yılın başında bir söz isteyeceğiz, onda da gidiyoruz, bakıyoruz, deniliyor ki, doldu. Ne oldu; dolmuş, siz konuşamazsınız... Bunu da dikkatlerinize arz ediyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-04-27-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
