# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümit Özlale (Yeni Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 28 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90925
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/umit-ozlale-2026-10-28-tutanak-metni

> Ümit Özlale (Yeni Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.178 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Meclis Başkanım, değerli bürokratlar; aslında 2 çok değerli kadın bürokratımız olmasa değerli erkek bürokratlar derdim. Sizin kadın erkek eşitliği konusunda ne kadar hassas olduğunuzu biliyorum ama buraya baktığımız zaman, sağ tarafta hazırunu gördüğümüz zaman daha fazla kadın bürokrat görmek istiyoruz, daha fazla kadın siyasetçi görmek istiyoruz.

Ben de diğer arkadaşlarımdan çok farklı şeyler söylemeyeceğim, şimdiden dinlediğiniz için teşekkür ederim, biraz daha belki görselleştirebiliriz. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçesini görüşüyoruz. Bu bütçeyi görüşürken çok kıymetli bir soruya cevap vermek zorundayız, o da şu: Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin kendisine verdiği yetkiyi kullanıyor mu? Bu tabii ki sadece bir bütçe yetkisi değil, millet adına soru sorabiliyor mu, millet adına yürütmeden hesap sorabiliyor mu? Vatandaş sorunlarını gündeme alıp çözüm üretebiliyor mu? Şimdi, bizim muhalefet partisi milletvekillerine -bazen de doğru olabilir- en sık getirilen eleştirilerden bir tanesi "Sizler orada ceylan derisi koltuklarda oturup Meclis lokantasında yemek yiyorsunuz ve milletin sorunlarını tartışmıyorsunuz." Öyle bir şey yok. Yani, şimdi, buraya baktığımız zaman bizler soru önergeleri veriyoruz, araştırma önergeleri her gün veriyoruz, kanun teklifleri veriyoruz ve bunlara cevap alamıyoruz. Buradan ben hem sizlere sesleniyorum hem de bizleri eleştiren ve eleştirdiği için de mutlu olduğumuz seçmen kitlesine de cevap vermek istiyorum. Bizler burada milletimiz adına, bizi buraya getiren milletimiz adına soru sormuyor değiliz. Bakın, burada var, 14.354 tane yazılı soru önergesi vermişiz, 14.354. Benim mesela bununla ilgili kişisel bir hikâyem de var Sayın Başkanım. Bu fon vurgununu bir sene önce burada Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanımıza anlattım. Daha sonra bununla ilgili soru önergesi verdim, araştırma önergesi verdik. Burada piyasada manipülasyon yapılan şirketlerin isimlerini söyledik, bu mekanizmayı anlattık Meclis çatısı altında ve beni seçen halkın buradaki sesi olmaya çalıştım ve bunlar bu Meclis çatısı altında, bu mekanizmada ses bulmadığı için kanun tekliflerimiz, soru önergelerimiz, araştırma önergelerimiz neredeyse bir hiçe sayıldığı için belki bu Meclis çatısı altında önceden tespit ettiğimiz bir fon vurgununu bizler maalesef seyretmek zorunda kaldık. Oysa bakıyorsunuz, işte burada 14.354 tane yazılı soru önergesi var ve bunların sadece yüzde 6'sı zamanında yanıtlanmış. Şu anda cevaplama süresi devam eden ki benim 2 tane daha soru önergem var, soruları dışarıda bıraksak bile bu oran yüzde 7,5. Komisyonlarda bekleyen teklif 3.519. Bununla ilgili de yine kişisel bir hikâye var. Fon vurgunu çıkar çıkmaz biz milletvekili arkadaşlarla bir kanun teklifi hazırladık ve buradaki çok kıymetli grup danışmanlarımızla beraber bu fon vurgunundan sonra bu tashihin nasıl olması gerektiğine dair bir kanun teklifi hazırladık. İnanın gece gündüz çalıştık. Bakın daha hiç kale alınmadı, kale alınmadı. Yani bizler muhalefet partileri olarak diğer siyasi partilerin de bu konudaki hassasiyetini, çalışkanlığını biliyoruz. Türkiye'nin sorunlarını, vatandaşın sokakta bizden dile getirilmesi istediği sorunları size getirmiyor değiliz; Bakanlara soruyoruz, her gün araştırma önergesi verdiğimiz için zaten Meclis Genel Kurulu kanun tekliflerini yedi sekizden sonra çalışmaya başlıyor. Bu araştırma önergelerinin hiçbir tanesi eğer muhalefet partisinde iseniz maalesef kabul edilmiyor.

Şimdi, Sayıştay bulguları konusunda zaten arkadaşlar söyledi, bakın, burada var, 641'den 113'e düşmüş ama burada daha az söylendiğini düşündüğüm bir başka nokta var Sayın Başkanım, o da izleme ve takip cetvelleri. Şimdi bulguların akıbetini gösteriyor. Yani geçmişte kamuya açık raporlarda yer alan bu cetveller sayesinde bizler, milletvekilleri, gazeteciler, araştırmacılar bir kurumda hangi eksikliğin sizin kurumunuz tarafından tespit edildiğini ve o eksikliğin ne zaman giderilip giderilmediğini öğrenebiliyorduk eski takip cetvelinde ama artık yöntem değişti ve biz bu takip bilgilerinin kurum içi izleme süreçlerine taşındığını görüyoruz. Bunun gerçekten açıklanabilir bir sebebi var mı? Yani ben önceki yılın bulgularının ne olduğunu hangi raporlardan görebileceğim artık? Eskiden ne güzel görebiliyordunuz, bu sorun tekrarlanıyor mu, çözüldü mü ne oldu diye Sayıştay raporlarını ama orada yöntemi de değiştirdiğiniz için ben şimdi önceki yıllarda ne olduğunu göremiyorum, ben değil, araştırmacılar ve gazeteciler de göremiyor yani kamuya açık cetvellerin kapsamı değiştirildiyse bunun gerekçesi nedir, Sayın Başkandan bu sorunun cevabını istiyoruz.

Meclis ve kamuoyu Sayıştay tarafından tespit edilen ve devam eden bir sorunu nasıl takip edecek? Bizim ana görevlerimizden bir tanesi bu. Yani bir bulgunun raporlarının artık ortadan kaybolmasıyla beraber o sorun ortadan kalkmıyor ki, belki daha da büyüyor ve daha da büyüdükten sonra bir vurgun olarak karşımıza çıkıyor.

Şimdi, burada bir başka nokta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin personel ödenekleri. Burada bir özet çıkardık Sayın Başkanım, sizler için. Artışlar enflasyonun üstündedir; tabii, ilk önce duymak istediğimiz şeylerden bir tanesi: "Enflasyonun üstünde." Bizler mevcut çalışan sayısıyla gideceksek burada zor şartlar altında çalışan personelimizin enflasyon karşısında daha yüksek maaş almasını isteriz ama burada daha fazla bir personel alımı yapılacak mı? Bu, bizim öğrenmek istediğimiz sorulardan bir tanesi.

Özellikle, burada bir başka, "diğer personel" diye bir -ne derler- satır var. Bu "diğer personel" 2026 yılında 50 milyonmuş, 2027 yılında 87 milyon; dolayısıyla, buradaki değişim yüzde 74; bence açıklanması gereken bir değişim yani bu artışın nedeni hakikaten nedir, bizim burada sormamız gerekiyor. 2026'nın ilk altı ayında bu "diğer personel"deki harcama yaklaşık 2,38 milyon lira gözüküyormuş. Altı aylık harcamayı -yıl sonunu çıkartamayız ama- bu yeni yılda ilk altı ayda 2,38 milyon gözüken harcamayı 50 milyondan 87 milyona çıkartmanın sebebi, gerekçesi nedir? Bunu da, Sayın Başkanım, sizden öğrenmek isteriz.

Bir başka nokta daha var, o da şu: 2011'de kabul edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu'yla Teşkilat yeniden düzenlenmiş ve burada, Meclisteki şube müdürlüğü kadroları ve atamalar hakkında bir açıklığa ihtiyaç var. Şimdi, o dönemdeki geçiş hükümleri "şube müdürü" unvanlı bazı personelin görevlerine ilişkin de düzenlemeleri içeriyor. Bugün hangi hukuki statüyle "şube müdürü" unvanlı personel bulunduğu ve bu kişilerin hangi birimlerde çalıştığı konusunda bizler sizin kamuoyunu açıklığa kavuşturmanızı istiyoruz. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi kadrosunda bugün kaç şube müdürü bulunmaktadır? Bu kişiler hangi tarihte, hangi hukuki dayanakla atanmıştır? Hangi birimlerde hangi görevleri yürütmektedirler? Biz de bu konuda sizden doyurucu bir açıklama bekliyoruz.

Son olarak da tabii ki bu fon vurgunu ve Sayıştayla ilgili şeylerden bahsetmek istiyorum. Sayın Başkanım, 2 tane büyük kriz var fon vurgunundan sonra, bunlardan bir tanesi şirket tahvillerinde. Şirket tahvillerini sıkça... Problemli şirket tahvillerinin alan şirketlerden bir tanesi Varlık Fonuna da ait Türkiye Sigorta AŞ. Eski sistem olsaydı ve Sayıştay bu Türkiye Sigorta AŞ'yi eskisi gibi denetleseydi ve daha sonrasındaki bu bulguları tespit etseydi bu vurgun bu kadar büyük olmadan tespit edilebilirdi. Dolayısıyla, Varlık Fonunun içerisinde -biraz önce çok kıymetli vekillerim de söyledi- sizin tarafınızdan çok daha iyi denetlendiği hâlde bir vurguna sebep olmayacak bulgular tespit edilebilecekken bugün Varlık Fonu tam anlamıyla vurgunun ortasında yer alıyor, Ziraat Bankasından tutun Türkiye Sigorta AŞ'ye kadar.

Şimdi, burada bir soru da sormak istiyorum Sayın Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanına: Burada, kamu idaresiyle ilgili bir şikâyet varsa bir vatandaş gelip bunu sizin Kurumunuza iletiyor ve sizler de ona bir cevap veriyorsunuz anladığım kadarıyla, mekanizmayı en kaba tabiriyle böyle anlatabiliyoruz. Bu süre içerisinde hiçbir vatandaş bu kamu kurumlarında yani bu vurgunun yer aldığı kamu kurumlarında -mesela borsada, Sermaye Piyasası Kurulunda- bu vurgunla ilgili size herhangi bir şikâyette bulunmadı mu? Yani size bir vatandaş, sade bir vatandaş kamu kurumlarının idaresinde bu krizle ilgili herhangi bir şikâyette bulunmadı mı? Çünkü biliyoruz ki bu krizin ortaya çıkmasının en temel sebeplerinden bir tanesi kamu otoritesinin denetimini yapmaması. Çok ciddi bir kamu otoritesi zaafı olduğu için bu vurgun ortaya çıktı. O yüzden de, Sayın Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanım, bu konuda bizi bilgilendirebilirseniz çok seviniriz diyorum, sizi saygılarımla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ümit Özlale (Yeni Parti, İzmir). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/umit-ozlale-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90925

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
