# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümit Özlale (Yeni Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 3 Kasım 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91131
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/umit-ozlale-2026-11-03-tutanak-metni

> Ümit Özlale (Yeni Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.209 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, basın emekçileri, Sayın Bakan, Bakanlığınızın değerli erkek bürokratları diyecektim ama 3 kadın bürokrat var burada; her dönem bunu söylüyoruz gerçekten, umarım önümüzdeki dönemlerde daha fazla kıymetli kadın bürokratla Plan ve Bütçe Komisyonunda sizleri görürüz.

Şimdi, öğle yemeği sonrasındaki sunumlar genelde çok zordur çünkü insanların doğal olarak uykusu gelir. O yüzden, ben hepinizi uyandıracak, irkiltecek 2 tane slaytla başlamak istiyorum. Bunlardan bir tanesi şu: Sayın Bakanım, Afrika'da bir ülke var Estavini diye, eski adı Svaziland. Türkiye'yle Svaziland'ın aynı grupta yer aldığı tek bir tane endeks var, çalışan hakları açısından en kötü 10 ülke arasında. International Trade Union Confederation diye bütün dünyada çalışan haklarının güvenliğini savunan bir federal konfederasyon var, bunlar her sene bunu yayınlıyorlar ve Türkiye maalesef Myanmar'la, Nijerya'yla, Panama'yla, Estavini'yle aynı seviyede. O yüzden burada...

ORHAN YEGİN (Ankara) - İşte, verinin yanlış olduğu oradan belli.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Tamam, siz verinin doğrusunu söylersiniz, bakın, burada kaynak da gösterdim size Orhan Bey. Uluslararası verilere göre çalışan hakları açısından ITUC 2026 Endeksi'ne göre -bütün dünyanın takip ettiği- en kötü 10 ülke arasındayız. Emeklilere bakalım, emeklilerde de 2 tane endeks vardır; bir tanesi Natixis 2026, 2'ncisi de Mercer/Marsh-CFA Endeksi. Burada incelenen 55 ülkenin 53'ünden daha kötüyüz, 54'üncü sıradayız. Bizden daha kötü olan tek bir ülke var, Arjantin. Natixis Endeksi'ne baktığımız zaman da daha iyi olduğumuz 2 tane ülke var, bunlardan bir tanesi Hindistan, öbürü de Kolombiya, emeklilerde de durum bu. Yani sizler, burada, şimdi, bütçe sunumunda söylüyorsunuz "Emeklilerin haklarını iyileştireceğiz, çalışan haklarını, çalışanların güvenliğini sağlayacağız." ama elimizde bütün baktığımız uluslararası veriler, kaynaklar da burada hem emeklilerin hem de çalışanların oldukça kötü şartlarda hayatını devam ettirmek zorunda kaldığını gösteriyor. İşsizliğe bakalım biraz çünkü sosyal güvenlik sistemini biraz da ayakta tutmanın en önemli yolu istihdamı artırmak. İşsizlik düşüyor diye sevinmemek lazım çünkü işsizliğin düşmesinin tek sebebi artık iş bulmaktan ümidini kesmiş olan insanların iş gücü piyasasından çıkması. Sunumunuzda bu yoktu, atıl iş gücünde 7 puanlık bir artış var. İnsanlar iş bulmaktan artık tamamıyla ümidini kestikleri için iş gücü piyasasından çıkıyorlar ve o yüzden de işsizlik düşmeye başlıyor. Bizim dünya ortalamasına ulaşmak için 900 bin erkek ve 4,7 milyon kadına ek iş yaratmamız lazım. Bizim emeklilere daha fazla para vermemiz için, sosyal güvenlik sisteminin bütçe üzerinde daha fazla yük oluşturmaması için yapmamız gereken şey -bu enflasyonla mücadele kadar önemli, fon vurgunuyla mücadele kadar önemli- yeni iş sahaları yaratmak, yeni istihdam yaratmak. Bakın, 900 bin erkek, 4,7 milyon kadına iş yaratırsak ancak dünya ortalamasını yakalıyoruz. Türkiye'nin en büyük orta uzun dönemli yapısal problemidir istihdam sağlayamamak ve bakıyorsunuz, istihdam programı sizin bakanlığınız bütçesinde düşüyor. Şimdi, bir yandan bakıyoruz, bizim sosyal güvenlik sistemini sürdürülebilir hâle getirmemiz için, gençlerimizin daha iyi şartlarda bu ülkede yaşamasını sağlamak için istihdam yaratmamız lazım, bütçeye bakıyorsunuz, istihdamın bütçe payı düşüyor, nasıl olacak bu iş? 2027 hedeflerine bakıyorsunuz, istihdam oranında da, iş gücüne katılım oranında da kadınların iş gücüne katılım oranında da 2027 hedeflerini 2026 hedeflerin altına düşürmüşsünüz. Bizler sizden daha yüksek hedeflere nasıl ulaşacağınızı duymak isterken, baktığımız zaman buradaki verilere hedefler 2026'nın da gerisinde. Devam edelim, sosyal güvenliğin payı dalgalı seyrediyor. Bizim bu dönemde yani insanların yoksullukla mücadele ettikleri, emeklilere maaşlarının yetmediği dönemde sosyal güvenliğe daha fazla para ayırmamız lazım. Orada bir dalgalı seyir var ve başka bir nokta var, 4'üncü sanayi devriminin tam ortasındayız -Sayın Bakan, bu da sizin ilgi duyduğumuz alanlardan bir tanesi- yeni bir rapor yayınlandı PwC tarafından ve diyor ki: "Doğru beceri politikaları izlerseniz eğer bir fırsat eşitliği yaratırsınız. Yapay zekâ gibi -biraz önce Ayyüce Vekilimizin bahsettiği gibi- teknolojilere erişimi sağlarsanız o zaman bir fırsat eşitliği yaratırsınız. Öbür türlü bunlara erişenler ile erişmeyenler arasında çok büyük bir gelir ve servet açığı olur." Rapor kısaca bunu söylüyor, sizlerle bunu paylaşabilirim. O da bize şunu söylüyor: Bizim yaşam boyu öğrenmeye daha fazla önem vermemiz lazım ama bakıyorsunuz hayat boyu öğrenmede 2025 payını bile dönemiyoruz. Yaşam boyu öğrenmeye daha fazla pay vermemiz gerektiğini siz de teyit ediyorsunuz ama bunun bütçede karşılığını biz göremiyoruz. Devam ediyorum, Mesleki Yeterlilik Kurumu, en önemli kurumlardan bir tanesidir, bunu belki daha genişletmemiz lazım. Neden? Bizim hangi mesleklerin hangi becerilere ihtiyacı olduğunu tarifler Mesleki Yeterlilik Kurumu. Bugün biz hangi meslek kolunda hangi becerileri arıyoruz ya da siz MYK'dan birisine bir sertifikasyon verdiğiniz zaman o kişinin o işi bulması kolaylaşmış mı, kolaylaşmamış mı? Hayati bir kurum, bakıyorsunuz, reel anlamda ödeneğini düşürmüşsünüz. Yani bu çağın sizler de bir dönüşüm çağı olduğunun söylüyorsunuz sunumlarınızda ama bütçeden ayrılan ödeneklere baktığımız zaman hayat boyu öğrenmeye de, Mesleki Yeterlilik Kurumunu da daha fazla bütçe ayırmamışsınız, o yüzden de maalesef söyledikleriniz lafta kalıyor. Kadın ve engelli programlarının payı 2023'ün altında. Kadın istihdamını, engelli istihdamını bizim arttırmamız lazım, bütçe bakıyorsunuz, altında. Bir başka nokta daha var, asgari ücretin satın alması, satın alma gücü geriliyor. Şimdi, biz bu vergi harcamalarına baktık Sayın Bakan, vergi harcamalarında "asgari ücret vergi istisnası" diye bir kalem var. Biz oradan genelde ne kadarlık bir artış olduğunu görüyoruz. Bu sene yüzde 33'lük bir artış öngörülmüş vergi harcamaları içerisinde asgari ücret vergi istisnasına. Yüzde 2'si, yüzde 3'ü yeni çalışmaya başlayan asgari ücretliye gitse ben buradan şunu anlıyorum: Asgari ücrete sizin bütçede öngördüğünüz vergi harcamasının üzerindeki kalem yüzde 30, asgari ücret artışı. Bunu yaptığımız zaman 36.500'e geliyor. 36.500 mevcut Ekim 2026'nın açlık sınırının 1.500 lira altında, 38 binin. Yok, hiç yeni çalışan asgari ücretli olmasın derseniz de 37.400'e geliyor. Yani eğer ben geçen sene olduğu gibi vergi harcaması kaleminden asgari ücret vergi istisnasına artışa bakarak asgari ücret hesaplarsam geçen sene böyleydi, o zaman daha biz şimdiden Ekim 2026'daki açlık sınırının altında kalacak olan bir asgari ücreti çalışanlarımızın yaklaşık yüzde 40'ına reva görüyoruz. Problemlerin farkındasınız ama buna bütçede yer ayırmıyorsunuz. Bir başka problem daha var, sadece asgari ücret problemi yoktur Türkiye'nin, bir ücret problemi vardır. Bakın, vasıflı, yüksek vasıflı çalışanlara bakınız, yüksek vasıflı çalışanların 2014'te asgari ücretin 3,20 katı aldığını görüyorsunuz, şimdi bu oran 2,63. Yani sizler asgari ücreti artırmak yerine yüksek vasıflı, üniversite mezunu, yüksek lisans mezunu insanların aldığı maaşı asgari ücret sınırına yaklaştırıyorsunuz yani herkesi vasatlıkta, asgaride eşitleyecek bir ücret politikanız var. O yüzden, Türkiye'nin sorunu asgari ücret sorunu değildir, sadece asgari ücret sorunu değildir, Türkiye'nin çok ciddi bir ücret problemi vardır ve yüksek vasıflı yani eğitimde fırsat eşitliğine inanarak bu ülkenin okullarında okuyup yüksek vasıflı bir meslek sahibi olan bir kişi bile bugün asgari ücrete yakın bir ücret almaya başlıyor. Sizler bu zihniyetle, bu yaklaşımla sosyal güvenlik sistemini ve insanların hakça, adilce yaşamını asla düzeltemezsiniz. İşsizlik Fonu ya sadece yüzde 17,1, yani resmî işsizler arasında işsizlik fonu sadece yüzde 17,1'e ulaşıyor. Bu oranı artırmak için ne yapmayı düşününüz? Milyarlarca lira para var orada, milyarlarca lira ve sadece işsizlerin yüzde 17'si bu İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yararlanıyor. Bunu artırmak için ne yapacağınıza dair ben sunumda hiçbir ibare göremedim.

Bir başka nokta daha var İşsizlik Fonu işlemlerinde, biraz önce değerli vekilim de bahsetti, bu İşsizlik Sigortası Fonu işçinin alın terinden alınan bir fon ve bunu da bildiğimiz kadarıyla İŞKUR değerlendiriyor değil mi İşsizlik Sigortası Fonu'daki parayı. İŞKUR bu fon vurgunda yani 21'inci yüzyılın en büyük fon vurgunda İŞKUR bence kamuoyuna çok ciddi bir açıklama yapmalı "Ben burada herhangi bir şekilde paramı o fon vurgununda adı geçen fonlarda kullandı mı, kullanmadım." diye. Bunu siz kamuoyuyla paylaşmadığınız sürece bu işçinin kendi alın terinden artırdığı para ve İşsizlik Sigortası Fonu'na aktardığı para hakikaten helal olmaz. O bakımdan, biz İŞKUR'dan burada çok detaylı bir açıklama bekliyoruz diyorum, herkesi saygılarımla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ümit Özlale (Yeni Parti, İzmir). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/umit-ozlale-2026-11-03-tutanak-metni (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91131

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
