# 4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2004
- **Gündem:** 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s

> Ümmet Kandoğan, 9 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)); konuşma 1.345 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

1913 yılında yürürlüğe giren ve 1999 yılında da değişiklik yapılan memurların yargılanmasıyla ilgili kanunun, yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar, bazı eksiklikleri, aksaklıkları olduğu kamuoyunda çok tartışıldı. Ben de, bu kanunu uygulayan bir görevden gelen birisi olarak, bu kanunun değiştirilmesi gereken bazı maddelerinin olduğu inancındayım; ancak, Meclisin bu yoğun gündemi içerisinde, alelacele hazırlanarak Meclis gündemine getirilmiştir. Biraz önce de gördüm; sayın grup başkanvekillerinin, bu kanun teklifinin değişikliği için bir hayli fazla önerge hazırladıklarını da maalesef, üzülerek görüyorum ve bu teklifin altında imzası olması gereken değerli milletvekilleri de var aramızda; bir Ziyaeddin Akbulut'u görüyorum, bir Nur Doğan Topaloğlu'nu görüyorum; bunlar, uzun yıllar bu kanunun uygulanmasında bilfiil tatbik makamında bulunan insanlar; ancak, bu kanun teklifinin altında imzası olan değerli arkadaşlarımın, bu kanunun uygulanma noktasında, bizzat bu kanunu uygulayıcı mevkide bulunan insanlar olmadığını da üzülerek görüyorum ve biraz sonra, verilen değişiklik önergeleriyle de göreceksiniz, getirilen bu teklifin, getirilmiş halinden çok daha farklı bir şekilde Meclisin gündeminden kanunlaşarak geçeceğine inanıyorum.

Tabiî, bu kanunda değişmesi gereken yerler var; ancak, ben, inceledim, baktım; bu kanunun değiştirilmesi gereken bir tek maddesi burada gündemde, onun dışında uygulayıcılardan hiçbir şekilde, bu kanunun bu maddelerinin değiştirilmesi gerekir; uygulamada bu maddeler ciddî sıkıntılar yaratıyor, biz bu kanunu uygularken şu şu maddelerden dolayı sıkıntılar yaşıyoruz denilecek herhangi bir maddesinin değişikliği söz konusu değil; tam tersine, aklıselim sahibi herkesin rahatlıkla sahip çıkması gereken maddelerin yanında, hiç gündeme getirilmemesi gereken maddelerin değişiklik teklifi bugün huzurlarımıza getirilmiştir.

Ben, bu kanunun uygulayıcılarından birisi olarak, bu kanunda değişmesi gereken birçok maddeyi şu anda sıralayabilirim. Elimizi kolumuzu bağlayan, bu kanunun uygulanmasında bizim için engel olan bazı maddeler var, ama, onların hiçbiri, bu kanun teklifiyle gündeme getirilmiyor, tam tersine, kamuoyu tarafından da tasvip edilmeyen ve biraz önce CHP'li milletvekilinin de çok ağır ithamlarla gündeme getirdiği, bu kanun teklifinin, bazı belediye başkanlarını Yargıtay 4. Ceza Dairesinde yargılanmaktan kurtarıp il ağır ceza mahkemelerinde yargılanmasının önünü açmak düşüncesiyle ve sadece bu maksatla Meclis gündemine getirildiği iddiası ileri sürüldü. Bu iddia, beş gün önce, ulusal basında da, yine, CHP Grup Başkanvekili tarafından dile getirildi; ancak, beş günden beri, çok ciddî bu ithama karşı, ne ulusal basında ne de Meclisin bu salonunda herhangi bir şey ileri sürüldü.

Benim, kanun teklifini hazırlayan arkadaşımıza "siz mi hazırladınız bunu? Ben, şu şu şu maddelerine karşıyım, yanlış. Uygulamadan gelen birisiyim, bunların bu şekilde ele alınmaması lazım gelir" şeklindeki ifadem karşısında, bunu Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz'un kendisine verdiğini, kendisinin kanun teklifini inceleme ve araştırma fırsatı bile bulamadığını" ifade etti bana. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; Meclisin gündeminde -bu kadar yoğun- görüşülmesi gereken çok acil kanun teklifleri, kanun tasarıları varken, böyle bir kanun teklifinin alelacele hazırlanıp Meclis gündemine getirilmesinin sağlıklı bir açıklamasının mutlaka yapılması lazım.

Ben, biraz önce, AK Parti Grubu adına konuşan ve bu kanun teklifini veren Değerli Milletvekilimizi dinledim, söylediği sadece "memurlar arasında eşitsizlik var, bunu kaldırmak için getiriyoruz" idi.

Eğer, siz, bir diğer memuru, normal bir daire başkanını, genel müdür seviyesindeki kişileri rahat atayabilirken, bir valiyi diğer memurlardan farklı şekilde Bakanlar Kurulu kararıyla atıyorsanız, bunun yargılanmasında da, elbette, farklı bir uygulama olmasından daha tabiî ne olabilir?! Şimdi, siz, Bakanlar Kurulu kararıyla atanmış sayın valiyi, aynı il sınırları içerisinde, bir masa etrafında sabah akşam beraber olan cumhuriyet başsavcısının önüne koyacaksınız, daha sonra, eğer soruşturma izni verilirse, yine, sayın il valisini ağır ceza mahkemesi başkanının önüne koyacaksınız ve onların bunu yargılamasını isteyeceksiniz; böyle bir uygulama olabilir mi?! Elbette, bazı memurların yargılanmasının farklı olması daha tabiîdir. Ancak, bu 4483 sayılı Kanunu kaldırırsınız, bütün memurların yargılanması tek esasa ve usule bağlanır, ondan sonra, biz de, gelir, bunu destekleriz. Bunun kaldırılmasıyla ilgili, Bursa Milletvekili Ertuğurul Yalçınbayır'ın da bir teklifi var; ama, Anayasanın 129 uncu maddesine aykırı. Madem, memurların yargılanmasının önünde eşitsizlikler var, gelin, öncelikle, Anayasanın 129 uncu maddesini hep beraber değiştirelim, Türkiye genelindeki bütün memurlar, adliye önünde, eşit bir şekilde yargılansınlar, hesap versinler. Ancak, atanmalarında farklı usuller olan kamu görevlilerinin yargılanmalarını da aynı esasa ve usule getirirseniz, buna, öncelikle, valilik yapmış Sayın Ziyaeddin Akbulut'un, Sayın Nur Doğan Topaloğlu'nun da karşı çıkacağını ve bu maddeler oylanırken, en azından "hayır" oyu kullanacaklarını huzurlarınızda ifade etmek istiyorum, belirtmek istiyorum.

Bu teklifle ilgili, yurdun dört bir köşesinden meslektaşlarım beni telefonla aradılar. Zaten, mülkî idare sistemi, mülkî idare amirliği her geçen gün erozyona uğruyor, her geçen gün bir şeyler kaybediyorlar; siz, böyle bir kanun teklifini de burada yasalaştırdıktan sonra, mülkî idare amirlerinin de her geçen gün kötüye giden durumlarını bir kez daha kötüleştirmiş olursunuz.

Yine, bu teklifle, belediye başkanlarının, soruşturma izni veren ve soruşturma iznini onaylayan makam olmasını da sağlıyorsunuz.

Ben, şimdi, buradan, sizlere sormak istiyorum; belediye başkanlarına saygımız sonsuz; ancak, belediye başkanı olabilmek için hiçbir şartın, hiçbir kriterin olmadığı bir Türkiye'de, dün bir başka mesleği icra edip, bugün belediye başkanlığı makamına oturduktan sonra, izin mercii olan birisinin kesinlikle hukuk nosyonunun olması gerekirken, böyle bir özelliğe sahip olmayan bir belediye başkanının, önüne gelecek olan bir memurun yargılanmasıyla ilgili karar verme noktasında hangi hukuk bilgisiyle, hangi hukuk nosyonuyla bu kararı vereceğini sizlerin takdirine bırakıyorum.

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş) - Danışmanları var.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Danışmanlar diyor bir sayın milletvekili; ama, hangi belediyenin danışmanları... Siz, sadece İstanbul, Ankara, İzmir Belediyelerini ele almayın; Türkiye'de 3 000 küsur belediye var, 3 000 küsur belediye başkanına da aynı yetkiyi veriyoruz. 2 000 nüfuslu bir belediyeyi, dün akşam, belediye başkanı olmadan önce bir berber, bir kasap, bir manav veya bir başka meslek mensubu olan birisinin, ertesi gün belediye başkanlık makamına oturduğu bir beldeyi düşünmek lazım. O beldede belediye başkanının hangi danışmanı var da... Önüne gelen, hukukla ilgili bir konuda yargıya gidip gitmeme noktasında karar verme durumunda olan bir belediye başkanının, böyle bir kararı, hangi hukuk bilgisiyle, hangi hukuk nosyonuyla vereceğini söyleyebiliriz?! Onun için, teklifin bu maddesinin de, Genel Kurulda görüşülürken, mutlaka, ciddî bir şekilde ele alınması ve bu maddenin de mutlaka gözden geçirilmesi gerektiği inancındayım.

Yine, AK Parti Grubu adına konuşan Sayın Milletvekili, yüksek yargının işlerinin yoğun olduğundan bahsetti. Halbuki, tam tersi, Türkiye'de, iş yoğunluğu fazla olan mahkemeler, yüksek yargı organları değil, illerde, ilçelerde görevli olan savcılıklar ve mahkemelerdir; onlar ağır iş yükü altında ezilmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yargıtay 4. Ceza Dairesinin veya Danıştay 2. Dairesinin asıl uzmanlık alanları bunlar. Danıştay 2. Dairesi, memurların yargılanmalarıyla ilgili uzmanlık bilgi ve becerisine sahip hâkimlerin oluşturduğu bir daire. Yargıtay 4. Ceza Dairesi de, münhasıran böyle davalara bakmakla görevli olan bir daire. Siz, böyle mahkemelerin elindeki dosyaları alacaksınız -teklifin çok üzüntü verici bir yeri de burasıdır- oralardaki mevcut dosyaları da ellerinden alacaksınız, bunu, il ağır ceza mahkemesi başkanlarına devredeceksiniz. Uzmanlık alanına sahip olan mahkemelerden bu dosyaları alıp, bunu, illerde, bu işlere bakmakla yükümlü olmayan mahkemelere devredeceksiniz ve onlardan bu davaların sonuçlandırılmasını isteyeceksiniz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başkanımın engin müsamahasına sığınarak bir iki hususu daha belirtmek istiyorum. Yine, bu getirilen teklifle, artık, şikâyet müessesesinin de önünü kesiyorsunuz. Şimdi, bu kanun teklifiyle, öyle husus getiriyorsunuz ki, artık, memurlarla ilgili bir kişi bir şikâyette bulunacağı zaman, elinde çok ciddî bilgi ve belgeler olacak. Şimdi, elinde çok ciddî bilgi ve belgeler yoksa veya bu ciddî bilgi ve belgeler, gerek hazırlık soruşturması gerekse muhakeme safhasında ortaya çıkacak bilgi ve belgeler de olabilir; ama, siz şikâyetçiye, elinde çok ciddî bilgi ve belgeler varsa, getir kardeşim, biz buna bakarız, ciddî bilgi ve belge yoksa biz buna bakmayız!.. Vatandaş, o ciddî bilgi ve belgeleri nereden bulacak, nereden ele geçirecek? Ben öyle inanıyorum ki, bu bilgi ve belgeler, gerek görevlendirilen soruşturma memuru tarafından veya gerekse yargılama sırasında ortaya çıkacak olan bilgi ve belgeler olabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kandoğan, tamamlayınız.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Toparlıyorum

Siz, bu teklifle, bunun da önüne geçiyorsunuz ve çok yanlış yapıyorsunuz; çünkü, hakikaten, kirlenmenin, yanlışlıkların çok fazla olduğu bir ülkede, şikâyet müessesesinin önünü de bu şekilde kapayacak olursanız, bundan sonra ortaya çıkması gereken birçok hususun, birçok karanlık noktanın ortaya çıkmasının da önüne geçileceği inancındayım. Bu kanun teklifinin alelacele hazırlandığı; CHP'li sözcünün de ifade ettiği gibi -eğer doğruysa- bazı belediye başkanlarını kurtarmak maksadıyla gündeme getirildiği iddiasının da, burada, bu kürsüde, çok ciddî bir şekilde cevaplandırılması gerektiği inancındayım.

Bu duygu ve düşüncelerle, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
