# Milli eğitim bakanlığı ihaleleriyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 1 Aralık 2004
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İHALELERİYLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-12-01-milli-egitim-bakanligi-ihaleleriyle-ilgili

> Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İHALELERİYLE İLGİLİ); konuşma 1.198 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 649 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

1986 yılında 3294 sayılı Kanunla kurulan ve o tarihten bugüne kadar Türkiye'de fakir fukaraya büyük hizmetler sunan ve böyle bir vakfın da onaltı yıl başkanlığını yapan birisi olarak, bu kanun tasarısı üzerindeki düşüncelerimi sizlere aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle, 1986 yılından beri bir fon sekreteryası tarafından yürütülen bu hizmetlerin, artık, bir kanunla, oturmuş bir kadroyla hizmet verecek olması da son derece güzel. Ben, özellikle, bu kanun tasarısının Meclis Genel Kuruluna kadar gelmesinde emeği geçen bütün ilgililere, Sayın Bakana huzurlarınızda teşekkür ediyorum; ancak, bu kanun tasarısının bazı maddeleriyle ilgili eleştirilerimi de saklı tutuyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce konuşan sayın milletvekillerimizi ve Sayın Bakanımızı dikkatli bir şekilde takip ettim. Ben, onaltı yıl bu vakıfların başkanlığını yaptım; ancak, son zamanlarda kamuoyunda yanlış bir imaj var. Biraz önce Sayın Cevdet Erdöl Beyin konuşmasında da aynı şeyi yakaladım. Sayın Erdöl diyor ki: "Bu kanun tasarısıyla yeni komisyonlar, vakıf mütevelli heyeti oluşuyor; artık, bundan sonra eşe, dosta, yakınlara yardım yapılmayacak." Tabiî, bu, 1986 yılında yürürlüğe giren bir kanun ve bunların başkanları da valiler ve kaymakamlar. Belediye başkanları, daire müdürleri ve her vakıfta üç hayırsever bugüne kadar bu vakıflarda görev aldı, belediye başkanları bu vakıflarda çalıştı. Sadece bu kanun tasarısıyla böyle bir mütevelli heyeti oluşuyormuş, ilk defa sivil toplum örgütlerinden kişiler bu vakıflarda, mütevelli heyetlerinde görev yapıyorlarmış, bundan sonra, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra, artık, çok daha güzel hizmetler verilecektir şeklindeki ifadeyi de yanlış buluyorum.

Bakınız, ben, en son görev yaptığım ilçeden bazı bilgiler aldım. Biraz önce Sayın Bakan "kömür konusuna girmiyorum" dedi ya, sanki ilk defa Türkiye'de kömür yardımı yapılıyormuş gibi! Benim kaymakamlık yaptığım dönemde, Ünye İlçesinde 3 500 ton kömür dağıtmışız, 1998-2001 yılları arasında. İlk defa olan bir hadise değil. Bakınız, orada, arıcılık, besicilik, süt inekçiliği, seracılıkla ilgili çalışmalarımız olmuş; bunları hayata geçirmişiz. Sanki ilk defa, böyle projeler yapılıyormuş gibi bir hava verilmesi de yanlış. Yine, Ünye İlçesinde 3 500 öğrenciye her gün iki çeşit sıcak yemek çıkarıldı benim dönemimde ve o dönemde Ünye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı olarak 22 sigortalı işçi çalıştırıyorduk; 22 sigortalı işçi, benim başkanlığını yaptığım vakıf tarafından çalıştırılıyordu. Siirt Valisi olarak görev yapan Atilla Koç'la -şu anda Meclisimizde- beraber çalıştığımız dönemde el ele verdik -ben hem kaymakamlığını yaptım hem vali yardımcılığını- Siirt'in bütün ilçelerinde hâlâ dimdik ayakta olan öğrenci yurtlarını yaptık ve başlarında, bizler, bir işçi gibi çalıştık. Yani, bu vakıflar, sanki, Türkiye'de, ilk defa proje üretiyormuş, ilk defa kömür yardımı yapıyormuş, ilk defa sivil toplum örgütü temsilcileri bu vakıflarda yer alıyormuş gibi hava verilmesi son derece yanlış.

Bakınız, ben size rakamlar vereceğim. 2000 yılında 519 trilyon lira, 2002 yılında 610 trilyon lira, 2003 yılında da 653 trilyon lira bu fondan vatandaşlara yardım yapılmış. 2000 yılında yapılan 519 trilyon liralık yardım, enflasyonu da hesaba katacak olursak, bugünkü rakamlarla tam 1 katrilyon 500 trilyon liraya tekabül ediyor; bakınız, daha bu seneki, 2004 yılındaki rakam, bu rakamın çok uzağında. Geçmiş yıllarda da bu fondan, bu vakıflardan Türkiye'deki fakir fukaraya çok büyük ölçüde yardımlar yapıldığının en güzel örneği bu rakamlardır.

Ben Sayın Başbakana bir soru önergesiyle sordum. Geçenlerde bir açıklama yapıyordu: "Hortumculardan kestik -aynen el de böyleydi, ibare de böyleydi- bu kadar insana kömür yardımında bulunduk." Sordum; geçmiş dönemlerde, bu fon, aynı yardımları yaptığına göre, bu kaynaklar nerelerden bulunuyordu? Bu hortumcular kimlerdir, bir isimlerini verin. Hortumculardan kestiğiniz paralarla kömür yardımı yapıyorsunuz; ama, geçmişte de yapılmış; Ünye örneğini de verdim.

SONER AKSOY (Kütahya) - Yanlış biliyorsunuz; kömür 1 000 000 ton.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, o bakımdan, bazı şeyleri anlatırken konuları çarpıtmamak lazım; geçmişte yapılan hizmetleri inkâr etmemek lazım.

Ben, bu arada, 1986 yılında bu kanunun hayata geçirilmesini sağlayan rahmetli Turgut Özal'ı, o dönemin iktidarını ve o dönemin Meclisini de kutlamak istiyorum. Hakikaten, bunlar, vatandaşların dertlerine derman olan, onların dertlerine çözüm olan son derece önemli kuruluşlardır. Geçmişte, Osmanlı döneminde bu ve benzeri vakıflar bu konuda çok büyük hizmetler yapmışlardır; 1986 yılından beri de bu vakıflar aynı hizmetleri yapmaktadırlar ve bundan sonra da, inşallah, bu kanun tasarısı yürürlüğe girdikten sonra, daha ciddî, artık, kadrosu olan, kanunu olan bir fon tarafından bunun yönetilmesi son derece faydalıdır.

Bugüne kadar Fon sekreteryasında görev yapanları da ben kutlamak istiyorum. Şu anda Fon Sekreteri olarak görev yapan, bir meslektaşımız olan ve geldiği günden beri de bu Fonda büyük hizmetler yapan Mevlüt Bilici'ye de huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Bu kanun tasarısının bazı sakıncalarını da ifade etmek istiyorum. Özellikle, vakıf mütevelli heyetine seçilecek olan kişilerin seçimleri; daha önce, kaymakamlar, ilçede -üç kişi hayırsever vatandaşlar arasından seçiliyordu- altı isim belirliyor, bunu il valisine gönderip, il valisi bu altı isimden üçünü seçiyordu ve o hayırsever vatandaşlarımız bu vakıf mütevelli heyetlerinde çalışıyorlardı; gerekirse, ihtiyaç duyulursa her yıl bunlar yenileniyordu. Şimdi, kendi aralarından seçecekleri iki muhtarın bu vakıfta görev almasını son derece olumlu görüyorum. Muhtarlar, fakir fukarayı en iyi bilen insanlardır; böyle bir mütevelli heyetin içerisinde olmaları faydalıdır. Sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin olması da takdir edilecek bir husustur; ancak, sivil toplum örgütü temsilcileri ile hayırsever vatandaşların il genel meclisleri tarafından seçilecek olmasına karşıyım. Niye karşıyım; görünüşte son derece demokratik gibi görünüyor. Halkın seçtikleri il genel meclisi üyelerinin böyle bir seçim yapması, demokratik olarak yorumlanabilir; ancak, il genel meclisi üyeliğine seçilenler, bir siyasî parti temsilcisi olarak seçime girmekteler ve o partinin listesi içerisinden seçilmektedir.

Şimdi, ben, onaltı yıl bu vakıf mütevelli heyetinde başkan olarak görev yaparken, bu sivil hayırsever vatandaşların seçilmesi noktasında, siyasîlerden üzerimize çok büyük baskılar gelirdi. Ben, bunları yaşadım. Bu hayırsever vatandaşlara "şunu seçin kaymakam bey, bunu seçin; bu, bizim siyasî düşüncemize, anlayışımıza yakın isimdir" diye çok büyük talepler gelirdi; şimdi de öyle olacak.

İl genel meclisleri tamamen siyasî parti temsilcilerinden oluşuyor. Böyle bir organın, hayırsever vatandaşlar içerisinden seçim yaparken ister istemez bir siyasî endişe, bir siyasî düşünce içerisine girerek, öyle hareket ederek yapacağı seçimlerin çok sağlıklı olamayabileceği endişesi bende mevcut. Onun için, ben, bu kanun tasarısının bu maddesinin, tekrar, yeniden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - DYP'li meclis üyeleri de var.

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Burdur Milletvekilimize söylemek istiyorum; ben, genel olarak şunu söyledim: Onaltı yıldan beri bu vakıflarda başkanlık yapan birisi olarak... Geçmişte AK Parti yoktu. Benim başkanlık yaptığım dönemlerde, Doğru Yol Partisi vardı, ANAP vardı, Refah Partisi vardı; ben, genel olarak söyledim. AK Parti daha yeni kurulmuş bir parti. O dönemlerde de bunlar oluyordu. Ben, bir siyasî parti ismi vermedim ve bunlar tekrar olacaktır, bunlar kaçınılmaz şeylerdir.

Bakınız, çok canlı bir örnek vermek istiyorum. Kocaeli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü -işte Sayın Bakanımız da burada- siyasî baskılarla, pırıl pırıl, tertemiz bir vakıf müdürü olmasına rağmen görevden el çektirilmek durumunda kaldı. Çok canlı bir örnek. İşte, Kocaeli milletvekillerim burada. Çok kötü durumda görev teslim alan bir müdür, bugünkü vakfı çok iyi hale getiren bir müdür, pırıl pırıl, tertemiz bir müdür, bugün, görevinden alındı.

Onun için, bunlar, siyasî baskılara çok müsait olan yerler. O bakımdan, bunları siyasetten uzak tutmamız lazım, bunların siyasî baskılardan uzak tutulması lazım. Bugün AK Parti iktidardadır, yarın bir başka parti iktidarda olur; ben genel olarak söylüyorum, bunların yanlışlığını ifade etmek istiyorum.

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Sizin yorumunuz.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Maddenin gerekçesine de baktım, hiçbir gerekçe yok bu seçilirken; okuyorum: "...7 nci maddesinde değişiklik yapılarak vakıfların mütevelli heyetlerinin oluşumu yeniden düzenlenmektedir." Hangi gerekçeyle?!

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli). “Milli eğitim bakanlığı ihaleleriyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-12-01-milli-egitim-bakanligi-ihaleleriyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
