# 657 sayılı devlet memurları kanununa bir ek geçici madde eklenmesine dair kan.tekl.(ss:736)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2005
- **Gündem:** 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA BİR EK GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN.TEKL.(SS:736)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-02-02-657-sayili-devlet-memurlari-kanununa-bir-ek-gecici-madde-eklenmesine-d

> Ümmet Kandoğan, 2 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA BİR EK GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN.TEKL.(SS:736)); konuşma 1.158 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Devlet memurlarına 1 derece verilmesiyle ilgili olarak verilmiş olan kanun tekliflerinin birleştirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesinden büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ancak, sözlerimin başında, Samsun Milletvekili Sayın Mustafa Çakır ve Şanlıurfa Milletvekili Sayın Yahya Akman'a da teşekkür etmek istiyorum; bu kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesinde kendilerinin büyük katkıları bulunmuştur. Biz de, Doğru Yol Partisi olarak, Iğdır Milletvekilimiz Sayın Dursun Akdemir'le beraber, aynı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Bugün görüşülmekte olan bu kanun teklifleri, birleştirilerek, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilerek Meclis gündemine getirilen bir kanun teklifidir. Her ne kadar, Sayın Mustafa Çakır, bu kanun teklifinin altında bizim de imzalarımızın olduğunu burada söylemedi, bir hükümet tasarrufu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olduğunu ifade etti; ama, Doğru Yol Partisi Iğdır Milletvekili ve Denizli Milletvekili olarak, bu kanun teklifinin altında bizim de imzamız var. Ben, Mustafa Çakır'a, bize bu konuda bir teşekkürü olmamasına rağmen, kendilerine de teşekkür etmek istiyorum.

Ancak, Sayın Mustafa Çakır'ın vermiş olduğu bu kanun teklifinin gerekçesine de bir göz atmak istiyorum. Sayın Mustafa Çakır, 13.2.2004 tarihinde, bu kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuş ve gerekçesinde, 59 uncu cumhuriyet hükümetinin kamu reformu çalışmasını hızlı bir şekilde yürütmesinin ücret dahil, her alanda yeni bir düzenleme getireceğinin aşikâr olduğunu, hemen uygulanması zaman alacağından, bu süre zarfında memurların daha fazla mağdur edilmemesi için bu kanun teklifini verdiğini ifade ediyor. Bu teklifin üzerinden bir yıl geçmiştir; 59 uncu hükümetin hızlı bir şekilde kamu reformu üzerinde ve ücretler üzerinde çalıştığını ifade ettiği bu gerekçesinin üzerinden tam bir yıl geçmiştir. Bir yıl sonra, maalesef, henüz Meclis gündemine bu konuyla ilgili herhangi bir kanun teklifi veya kanun tasarısı getirilememiştir ve yine Mustafa Çakır, gerekçesinde şu ifadeleri kullanıyor: "Çaresizlik içerisinde bulunan devlet memurları..." Bunu muhalefet olarak biz kullandığımızda, İktidar Partisi milletvekilleri bize şiddetle itirazda bulunuyorlar; ancak, bir İktidar Partisi milletvekili aynen şu cümleyi kullanıyor: "Bu adaletsizliğin giderilmesi..." Memurlar arasında, ücretliler arasında adaletsizlik var diyor ve "ücret dengesizliği nedeniyle çaresizlik içerisinde bulunan memurlarımıza bir nebze olsun faydalı olmak için..." Demek ki, İktidar Partisi milletvekilimiz de, Türkiye'de 2 000 000'un üzerinde bulunan memurlarımızın büyük bir çaresizlik içerisinde olduklarını ifade ediyor.

Ben de, yirmiüç yıl süreyle, devlet memurluğu görevinde bulundum; devlet memurlarının nasıl maddî sıkıntılar içerisinde olduklarını, nasıl zor şartlar altında görevlerini yerine getirdiklerini çok yakından bilen ve tanıyan birisiyim.

Bakınız, 1994 yılında -diğer yılları da baz alarak bu örnekleri geliştirebiliriz- gıda ve kiraya ödenen para, tutar, memur maaşlarının yüzde 72'si. Memur, 1994 yılında, aldığı maaşın yüzde 72,6'sını gıda ve kira harcamaları olarak ödüyor, harcıyor, geriye kalan yüzde 28'iyle de eğitim, sağlık, ulaştırma gibi diğer zarurî ihtiyaçlarına harcamada bulunuyor.

Ancak, 2004 yılındaki rakama bakacak olursak, tüyler ürpertecek derecede bir rakam karşımıza çıkıyor. Memurun gıda ve kira harcamaları, aldığı maaşın yüzde 95,72'si değerli milletvekilleri. Memurlar, aldıkları maaşın yüzde 95,72'sini gıda ve kira harcamaları için ayırıyorlar, geriye kalan yüzde 4'le de ulaşım, sağlık, eğitim gibi, eğer harcayabiliyorlarsa, bu tür harcamalara, o ayırdıkları cüzi miktarı sarf ediyorlar.

Şimdi elimizi vicdanımıza koymanın zamanıdır. Eğer, 2004 yılı sonunda, bir memur, almış olduğu maaşın -eğer kirada oturuyorsa- yüzde 95,72'sini gıda ve kira masrafı olarak harcıyorsa, bu, memurun, Türkiye'de, ne kadar büyük zorluklar ve sıkıntılar içerisinde yaşadığının açık bir ifadesidir. Hele, Devlet İstatistik Enstitüsünün sunmuş olduğu rakamlara göz atacak olursak, Türkiye'deki yoksulluk sınırının 1 800 000 000 lira, açlık sınırının da 840 000 000 lira olduğunu gözönüne alacak olursak, memurların yüzde 94'ünün yoksulluk sınırının altında maaş aldıklarını ve yine, yüzde 37'sinin de -bunun altını çizmek istiyorum- açlık sınırının altında maaş aldıklarını görüyoruz.

Rakamlar, gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor ve bunun karşısında da, bizler, bugün, sadece, memura 1 derece verebilmenin gayreti ve çalışması içerisindeyiz. Ancak, bu 1 derecelik iyileştirme, 1991 yılından sonra memuriyete başlayanlar için geçerli. Bunun da getirisi, 20 ile 25 YTL arasında; yapacağı katkı ancak bu kadar.

Hemen şunu ifade etmek istiyorum: Ankara'da dolmuş ücretlerine yılbaşından itibaren yapılan zam yüzde 33'tür. Eğer, bir memurun ailesinden iki kişi dolmuşla işe gidip geliyorsa, bu memurun bütçesinden çıkan para, her ay, 25 000 000 liradır. Biz, hükümet olarak, bu memura vermiş olduğumuz katkı da, ancak, yılbaşından itibaren ortalama 20 000 000 lira, 25 000 000 lira civarında. Verilen zammın, sadece Ankara'da dolmuş ücretlerine yapılan zammın memur bütçesine yapacağı masrafı bile karşılamaktan uzak olduğunu ifade etmek istiyorum; ancak, buraya gelip, Türkiye'deki memurların ne kadar iyi şartlar içerisinde yaşadıkları, çiftçinin, köylünün, esnafın, dulun, yetimin, emeklinin ne kadar iyi şartlar içerisinde yaşadıklarını söylemenin hiçbir anlamı ve önemi yok.

Türkiye'de, 2004 yılında, dolaylı vergilerin vergi gelirleri içerisindeki payı yüzde 72'ye ulaşmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde, bu rakam, tam tersinedir. Sayın Maliye Bakanı, bir konuşmasında, eğer bu oran yüzde 70'in üzerinde olursa, o ülkede vergi adaletinden bahsetmenin mümkün olamayacağını ifade etmiştir. Bu dolaylı vergiler kimin sırtından çıkıyor, kimin sırtından bu vergiler elde ediliyor; işte, bugün 1 derece vermek için uğraştığımız memurun sırtından bu dolaylı vergiler elde ediliyor.

Bakınız, yeni vergi indirimi diye, çok büyük gürültülerle, çok büyük propagandalarla Türkiye'nin gündemine getirilen, ancak, alt, orta ve düşük gelirli memurları hiç ilgilendirmeyen, tam tersine, yıllık geliri 155 milyar lira civarında olan memurlar için, kamu görevlileri için yüzde 45 olan vergi oranı yüzde 40'a indirilmiştir. Yapılan indirim, sadece budur. Türkiye'de ayda 12 milyar lira maaş alan kaç kişi vardır? Niçin sadece onların vergilerinden yüzde 5 indirim yapılırken, ortalama 600 000 000 lira civarında maaş alan devlet memurlarının vergilerinden indirim yapılmamaktadır?

Bakınız, elimde bir bordro var. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde çalışan ve 4 üncü derecenin 1 inci kademesinden maaş alan bir devlet memurunun bugün 608 000 000 lira maaş eline geçmektedir. Bu maaşla Ankara'da nasıl yaşanacağını, nasıl geçinileceğini sizlerin takdirine bırakıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun, konuşmanızı tamamlayın.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)- Değerli milletvekilleri, bundan çok kısa bir süre önce, Genelkurmay Başkanlığımızdan üst düzeyde bir komutanımız, alt gelir grubunda bulunan subayların kredi kartlarını ödeyemez duruma geldiklerini ifade etti; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay olarak görev yapan, ancak, aldıkları maaş karşılığında kredi kartları borcunu bile ödeyemeyen binlerce subayın olduğunu ifade etti. Yine, Türk Polis Teşkilatında çalışan, yılda 1 500 saat fazla mesai yapan, çok zor şartlarda çalışan ve bazı günler 16-18 saat görev yapan polislerimizin maaşlarıyla ilgili konuyu ben bütçe görüşmelerinde dile getirdiğimde, Sayın İçişleri Bakanı, Sayın Maliye Bakanımızla görüşmelerin devam ettiğini ifade ettiler. Ben buradan Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Polislerin maaşlarının iyileştirilmesiyle ilgili olarak İçişleri Bakanlığımızla görüşmeleriniz devam ediyor mu, hangi safhadadır?

Yine, öğretmenlerimiz, sağlık çalışanlarımız ve yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan kamu görevlilerimiz; bunların hepsi çok zor şartlar altında görev yapmaktadırlar.

Ve alt gelir grubuyla üst gelir grubu arasında uçurum her geçen gün artmaktadır. Bakınız, bu rakamları sizlere vermek istiyorum: Finlandiya'da en alt maaşla en üst maaş arasında 2 kat, Fransa'da 2,38; Hollanda'da 2,52; Türkiye'de 6,5 kat fark var arkadaşlar.

Eködemeler ve tazminatları da içerisine dahil edecek olursak, zaman zaman, 10 kata, 15 kata, 20 kata kadar ulaşan bir ücret dengesizliği söz konusudur.

Eğer bu ücret dengesizliğini gideremezsek, memurlar arasındaki "eşit işe eşit ücret" kuralını getiremezsek, önümüzdeki günlerde, aylarda, sıkıntıda olan memurların bundan sonra çok daha büyük sıkıntılar içerisinde olacağı çok açıktır.

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “657 sayılı devlet memurları kanununa bir ek geçici madde eklenmesine dair kan.tekl.(ss:736)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-02-02-657-sayili-devlet-memurlari-kanununa-bir-ek-gecici-madde-eklenmesine-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
