# 24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2005
- **Gündem:** 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl

> Ümmet Kandoğan, 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)); konuşma 922 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilen Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun üzerinde düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Öncelikle, bu Kanun, mart ayı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmiş ve burada kanunlaşarak Sayın Cumhurbaşkanına gönderilmişti. Geçen ayki toplantı tutanaklarını inceledim; hem benim hem de muhalefet partisi milletvekillerinin bu konuyla ilgili olarak, bu Kanunun Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilebileceğini, birçok eksikliklerin, yanlışlıkların bulunduğuyla ilgili ifadelerin ne kadar doğru ve gerçek olduğu, yaklaşık birbuçuk ay sonra, bir kez daha, gözler önüne gelmiştir.

Bu kanunla ilgili olarak, gerekçede, Türkiye'de nüfus başına düşen polis sayısının az olduğu, toplumdaki suç niteliklerinin değiştiği ve bu nedenle, bunlarla ilgili etkili tedbirlerin alınabilmesi için böyle bir kanun hazırlandığı ifade edilmişti; ancak, hem benim hem diğer milletvekillerinin yapmış olduğu konuşmalarda, bunun, çok alelacele hazırlandığı, hatta, İçişleri Komisyonunda mutlaka görüşülmesi gerekirken, o komisyona sevk edildiği halde, o komisyonda görüşülmeden, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildiği, tarafımdan ifade edilmişti. Şimdi, geriye dönüp baktığımızda, bu iddialarımızın ne kadar doğru olduğu, bizlerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. İşte, birbuçuk ay sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeniden, aynı kanunu tekrar görüşüyor, tekrar tartışıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi için hayatî önemi haiz olan zaman, burada, lüzumsuz bir şekilde harcanmaya devam ediliyor.

Değerli milletvekilleri, bu kanunla, 2005 yılı içerisinde, sadece 2 000 polis memuru aday olarak alınacak. Gerekçede çok söylendiği gibi, 2005 yılı içerisinde 10 000 polis memurunun alınması ve böylelikle, Türkiye'deki asayişin, gasbın, kapkaçın, hırsızlığın önüne geçilecekmiş gibi verilen intibaın da doğru olmadığı, kanunun tümü çok ciddî ve titiz bir şekilde incelenilirse, yine, ortaya çıkacaktır. Ben, geçen sefer de söylemiştim; şimdi, 2005 yılında, eğer bu kanun burada kanunlaşıp Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanır ve yürürlüğe girerse -birsürü de ön prosedür lazım- sadece 2 000 kişi alınabilecek. 2 000 kişinin 81 ile bölümü, 24 polis memurudur. Şimdi, siz, çok iddialı bir şekilde getirdiğiniz bir kanunla, illere, sadece 24 polis artırımı sağlayabilecekseniz, bununla, Türkiye'de son dönemlerde ortaya çıkan gasbın, kapkaçın, hırsızlığın ve asayişi bozucu hareketlerin önüne geçeceğiz şeklinde bir iddiayla yola çıkmanızın yanlışlığı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Altı ay içerisinde, polislik gibi son derece önemli bir meslek için yetersiz bir sürede eğiteceğiniz polislerin beline silah koyarak, asayişi önleme görevini onlara vererek, çok önemli bir görevle onları görevlendirirseniz... Bu altı aylık sürenin son derece yetersiz olduğunu bütün uzmanlar, bütün bilim adamları ve tarafsız olan her kişi rahatlıkla ifade etmektedir. Siz, vereceğiniz hangi eğitimle -altı aylık eğitimle- suç şekillerinin günümüzde çok değiştiği, çok şekillendiği ve uluslararası boyutlara ulaşan suç şebekelerinin ortaya çıktığı bir dönemde, altı ay içerisinde bunları polis memuru yaparak, bunlarla asayişin temini noktasında büyük başarılara imza atacağınızı nasıl söyleyebilirsiniz?! Bu altı aylık süre, cumartesi-pazar günlerini çıkaracak olursanız, sadece 120 güne tekabül etmektedir. Geçmişte, değişik meslek gruplarının bu kadar kısa süreli eğitimlerle mesleğe alınmasının, ülkemize ne kadar büyük zararlar verdiğinin gözden uzak tutulmamasının altını çizmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyadaki bütün gelişmiş ülkelerde, polislik mesleğine alınanların yetiştirilme süreleri ortalama iki yıl civarındadır. Zaten, geçen sefer Emniyet Teşkilatı Kanununda yapılan, polislerin dokuz aylık olan eğitimlerini -yetersiz olması nedeniyle- iki yıla çıkaran bir değişiklik şu anda yürürlüktedir. Geçmişte, kısa bir süre önce dokuz aylık eğitimi yetersiz görüp iki yıllık eğitime geçilen bir ülkede, bugün ne oldu ki, altı ay içerisinde, siz, aldığınız insanları eğiterek polislik mesleğine intisap etmelerini sağlayacaksınız.

Değerli milletvekilleri, polislerimiz çok zor şartlar altında görev yapan ve hayatlarını bu ülke için feda etmekten çekinmeyen ve yine dünya üzerindeki bütün ülkelerdeki polis teşkilatları incelendiğinde, bizim inançlarımıza göre, memleketi ve milleti için hayatını feda eden, şehit olan başka hiçbir ülkenin polis teşkilatı yoktur. Bu, sadece Türkiye'deki polislere has olan bir özelliktir. Şöyle, otuz kırk yıllık geçmiş dönemleri bir gözönüne alacak olursak, polislerimizin, Türkiye'nin birlik ve beraberliği için, bölünmez bütünlüğü için, cumhuriyetimiz için, vatanımız için, bayrağımız için hangi tür fedakârlıkları yaptıklarına hepimiz çok canlı olarak şahit olduk ve bunun karşılığında da canlarını ve mallarını, her şeylerini memleket için feda eden polis kardeşlerimizi gördük. Ben, mesleğimden dolayı, şehit olan polis mensuplarımızı, maalesef, büyük bir üzüntüyle, gözyaşları içerisinde gören bir milletvekiliyim. İşte, bu kadar önemli olan bir mesleğin mensuplarının, siz, sosyal ve özlük haklarını iyileştirmeden, onların morallerini yükseltmeden, onların çalışma şartlarını iyileştirmeden, maaşlarını günümüz şartlarına uydurmadan, 2 000 polis değil, 4 000 polis de almaya çalışsanız, maalesef, alacağınız netice çok sağlıklı olmayacaktır.

Bakınız, polislerimiz yılda 1 700 saat fazla mesai yapmaktadırlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir yılda bu kadar çok fazla mesai yapan ikinci bir teşkilat yoktur ve bu kadar fazla mesai yapan polislerimiz, emekli olduklarında, komik denilecek olan ücretlerle hayatlarını devam ettirmenin gayreti ve fedakârlığı içerisindedirler. İşte, otuz yıllık bir başkomiser, eğer bugün emekli olacak olursa, emekli aylığı 550 000 000 liradır. 550 000 000 lirayla, otuz yıl memlekete hizmet etmiş olan bir polis memurumuzun, bir başkomiserin, çoluk çocuğuyla zor şartlar içerisinde hayatının devamını sağlamasının mümkün olup olmadığının takdirlerini sizlere bırakıyorum. İşte, öncelikle yapılması gereken budur; polislerimizin sosyal ve özlük haklarının düzeltilmesidir, imkânlarının artırılmasıdır.

Hep örnek veriyoruz, Avrupa Birliğiyle ilgili olarak, rakamları alıyoruz, onları Türkiye'ye uyarlamaya çalışıyoruz. İşte, bakın, Avrupa Birliği ülkelerindeki polisin çalışma saati, sosyal ve özlük hakları, maaşları ile Türkiye'dekini kıyaslamanın imkânı yok.

Bu kadar zor şartlar içerisinde çalışan polislerimizin üzerinde bir kamuoyu baskısı oluşturarak, en küçük bir olayda dahi polislerin görevden uzaklaştırıldığı, açığa alındıkları bir ortamda, hele hele yeni Ceza Kanununun polislerle ilgili sıkıntı uygulamalarından sonra, bu meslek mensuplarının, meslekteki çalışmalarının, gayretlerinin, şevklerinin hangi noktalara doğru indiğinin takdirlerini de sizlere bırakmak istiyorum.

Polislerimizin askerlik meselesi var. Geliniz, bunları yaparken, böyle kanunları getirirken, polislerimizin askerlik meselesini de bu kanunun içerisinde çözmenin yolunu bulalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
