# (8/23) esas numaralı genel görüşme üzerindeki konuşma süreleri ve çalışma saatının uzatılması hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim
- **Tarih:** 19 Eylül 2005
- **Gündem:** (8/23) ESAS NUMARALI GENEL GÖRÜŞME ÜZERİNDEKİ KONUŞMA SÜRELERİ VE ÇALIŞMA SAATININ UZATILMASI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-09-19-8-23-esas-numarali-genel-gorusme-uzerindeki-konusma-sureleri-ve-cali

> Ümmet Kandoğan, 19 Eylül 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (8/23) ESAS NUMARALI GENEL GÖRÜŞME ÜZERİNDEKİ KONUŞMA SÜRELERİ VE ÇALIŞMA SAATININ UZATILMASI HK.); konuşma 871 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugün, tarihî günlerinden birini yaşıyor. Yetmiş milyon vatandaşımız, bugün, bir kâbus gibi ülkenin üzerine çöken terörle ilgili, Türkiye'nin en önemli meselesinin bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüp görüşülmeyeceğini, Meclisin açılıp açılmayacağını büyük bir merakla izliyor; ancak, ne hazindir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihine hiç de tasvip edilmeyecek bir şekilde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun kendi sıralarını boş bırakarak teröre karşı nasıl bir bakış açısı içerisinde olduğunu, yetmiş milyon vatandaşımız, bugün büyük bir ibretle izlemektedir (DYP, CHP ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar) ve bugün, Meclisin açıldığı bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanının, Türkiye'nin bir ilinde bir il valisinin veya kaymakamının yapabileceği bir açılış vesilesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunmamasının da takdirini Yüce Milletimize bırakmak istiyorum. Bugün burada görüşülecek olan terör konusu, o ildeki açılıştan daha mı az önemliydi?!

Bakınız, daha günkü gazetelerde hepimizin vicdanını sızlatan, gözyaşlarını akıtan bir ibret verici manzara var. İşte burada bir polis memurumuz, üçüz yavrusunu sırtına almış, onlarla bir fotoğraf karesinde beraber ve artık bu polis memurumuz, bu üçüz yavrusunun sıcacık nefesini bundan sonra hissedemeyecek, onlarla bir daha kucaklaşamayacak. Bu manzara, bugün, milletimizin gözyaşlarının bir pınar halinde akmasına sebebiyet vermiştir. Ama, bu sıralar yoklamadan önce boş bırakılarak, en azından bu ibret verici manzaranın lanetlenmesi noktasında İktidar Partisinin muhalefetle birlikte hareket etmemesini de yine milletimizin takdirine bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, son bir yılda Türkiye'de 200'ü aşkın güvenlik görevlimiz şehit olmuştur. Eğer, siz, bu rakamı hafife alıyorsanız, 200 şehit önemli değildir diyorsanız, bu salonu şimdi de terk edin, bu sıraları şimdi de boşaltın. Amerika Birleşik Devletleri Bağdat'a girinceye kadar 69 kayıp verdi; ama, biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak teröre bir yıldan beri 200 şehit verdik ve yıllardan beri terörden çok çekmiş bir ülke olarak biz istiyoruz ki, artık bu mesele Türkiye Büyük Millet Meclisinde en ciddî bir şekilde ele alınsın, bu mesele burada tartışılsın, bu mesele burada görüşülsün ve artık bundan sonra yeni kanlar akmasın. Bizim istediğimiz, arzu ettiğimiz budur.

Meclisin açılmasına onbir gün kalmış. Eğer siz onbir günü terör için çok az bir gün olarak kabul ediyorsanız, bundan sonra Meclisin açılmasına kadar akacak olan kanların da hep beraber hesabını vermek durumundasınız. Eğer bu meseleyle ilgili söyleyecek bir şeyleriniz varsa, alacağınız tedbirler nelerdir onları anlatmak istiyorsanız, bunları kamuoyu önünde açık bir şekilde tartışmayalım, devletin gizli bilgi ve belgelerini bir kapalı oturumda isteyelim, görüşelim diyorsanız, biz ona da varız. Önemli olan, bu meselenin halledilmesidir. Önemli olan, akan kanın durdurulmasıdır.

Değerli milletvekilleri, geçmişte de terör hadiseleri çok olmuştur. İşte 30 000 kişi terör hadiselerinden dolayı hayatını kaybetmiştir; ama, bugün çok tehlikeli bir noktaya gidiyor olaylar. Geçmişte vatandaşlarımızın, bu meselenin devletin meşru güvenlik güçlerince halledileceği yolunda ciddî inancı ve itimadı vardı. Bu olaylar olurken geçmişte, Türkiye'nin hiçbir yerinde hiçbir olay cereyan etmiyordu, vatandaşlar bizzat bu olayların içerisinde yer almıyordu. Ancak, günümüzde artık, vatandaşın bu hükümetin terörü önleyebileceğine olan inancını kaybetmiş olmasından dolayı, Bozüyük'te, Seferihisar'da, Maçka'da ve en son da Saruhanlı'da bizzat vatandaş olayların içerisine girmeye başlamıştır. İşte, bizim endişe ettiğimiz nokta da burasıdır. Biz, bundan endişe ediyoruz. Vatandaşın, devlete olan inancını, hükümete olan inancını kaybetmiş olmasının endişesi içerisinde bu olayların boyutunun büyümesinden korkumuz var.

İşte, bugünkü toplantı, en azından yetmiş milyon vatandaşımıza karşı Türkiye Büyük Millet Meclisinin olaya el koyduğunu, bu meselenin önlenmesi ve bu meselenin çözülmesi noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisinin olaya hâkim olduğu inancının yetmiş milyon vatandaşa verilmesi gerekiyordu; ancak, bu tarihî fırsatı Adalet ve Kalkınma Partisi olarak sizler maalesef kaçırdınız. Yetmiş milyon vatandaş, bugün bu sıraları boş olarak gördükten sonra ve Sayın Başbakanın Türkiye'nin güzide bir ilinde olduğunu öğrendikten sonra, eminim ki, hükümetin terörü önleme noktasındaki zayıf durumunun bundan sonra da artarak devam edeceği inancı vatandaşlarda bir kez daha yer etmiştir.

Eğer bu mesele, Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşulmayacaksa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeyecekse, bu mesele nerede görüşülecek; nerede tartışılacak?! Bu mesele, kapalı kapılar ardında "aydın" diye ifade edilen 13 kişiyle mi tartışılacak; çözüm yolu onlardan mı beklenecek; yoksa, yetmiş milyon insanın helal oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine gelen milletvekilleri tarafından mı çözümlenecek?

Değerli milletvekilleri, 3 Ekimden önce Meclis toplanırsa Avrupa Birliğinin Türkiye'ye olan güveni sarsılırmış, Avrupa Birliğiyle ilgili olarak oradan çıkan sonuç Türkiye'nin aleyhine olurmuş...

Değerli milletvekilleri, eğer, Türkiye'de her gün kan akmaya devam ediyorsa, her gün şehit vermeye devam ediliyorsa -elbette, Avrupa Birliğine, biz de gönülden istiyoruz, katılmayı arzu ediyoruz; ancak, ben, böyle bir Avrupa Birliğine girilmesi taraftarı değilim- önce bu mesele, önce bu mesele Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde yer almalıdır, burada tartışılmalıdır, burada görüşülmelidir.

Siz, terörle ilgili meselenin, bir devlet başkanının bir başka devlet başkanına ricasıyla çözüleceğine inanıyorsanız, bu sevdadan vazgeçin, hükümet olmaktan vazgeçin. Eğer, o devlet başkanının bizi rahatsız eden teröristlerle uğraşacak gücü olsa, her gün Irak'ta yüzlerce insan hayatını kaybetmez. Yetmiş milyonluk bir ülkenin Başbakanının, bir başka devlet başkanından, bir başka devlet başkanına "terörü önleyin, aman, bu teröristleri bırakmayın" şeklindeki bir rica, geçmişten günümüze her zaman büyük devlet olmasıyla övündüğümüz Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve onun Başbakanına yakışmıyor değerli milletvekilleri.

Değerli milletvekilleri, bu meselenin vakit kaybedilmeden ve bu konuyla ilgili kim ne biliyorsa Meclisin gündemine getirilip tartışılması lazım. Hükümet yetkilileri diyor ki: "Efendim, muhalefet öneri getirsin." Tamam, muhalefet öneri getirir; ama, önce biz sizi görelim. Bu konuyla ilgili tespitlerinizi görelim. Bu olayların sebepleriyle ilgili düşüncelerinizi ortaya koyun. Bununla ilgili hangi tedbirleri alıyorsunuz, bunları ortaya koyun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “(8/23) esas numaralı genel görüşme üzerindeki konuşma süreleri ve çalışma saatının uzatılması hk”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 19 Eylül 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-09-19-8-23-esas-numarali-genel-gorusme-uzerindeki-konusma-sureleri-ve-cali (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
